• BIST 106.843
  • Altın 142,309
  • Dolar 3,5332
  • Euro 4,1140
  • İstanbul 26 °C
  • Ankara 22 °C

THY'den takdire şayan bir kitap!

THY'den takdire şayan bir kitap!
THY, dünyaya nam salan Türk güreşçilerini ve güreşin pek bilinmeyen tarihini tek bir kitapta topladı.


Türk Havayolları bir çok geleneğin yok olmaya yüz tuttuğu günümüzde çok güzel ve bir o kadar da anlamlı takdire şayan bir çalışmaya imza attı.

Atalardan yadigar kalan güreş geleneğinin tarihini ve anlamını tek bir kitapda toplayanTHY, hazırladığı bu kitap ile gelecek nesillere de mükemmel bir miras bırakmış oldu.

Türk Hava Yolları sponsorluğunu üstlendiği "Er Meydanı" adlı kitabın tanıtımını yaptı.

Güreş kültürünü sadece bedeni yönüyle değil, içinde barındırdığı maddi ve manevi unsurlarla birlikte tüm dünyaya ve özellikle de genç nesillere tanıtmak için hazırlanan '''Er Meydanı'' ile yüzlerce yıllık güreş geleneği tüm detaylarıyla birlikte orijinal resim, fotoğraf ve belgelerle desteklenen şık bir tasarımla, görsel bir şölen eşliğinde okuyucularının beğenisine sunuluyor.

Osmanlı arşivleri başta olmak üzere değişik kaynaklardan araştırılarak titizlikle hazırlanan kitap bugüne kadar Kırkpınar güreşleriyle ile ilgili yazılan birçok kitapdan farklı olmasının yanı sıra en kapsamlısı olarak da ifade ediliyor.

Yüzlerce yıllık güreş geleneğine olan borcun ödemesi olarak adlandırılan kitapda, güreşin tarihine ışık tutulurken, zamanında güreşlerde dahi nasıl savaşlara hazırlık yapıldığını ve güreşin efsane isimlerinin ilginç hikayelerini okuyunca herşeyin iki kişinin karşılıklı güç gösterisinde bulunmasından ibaret olmadığını çok daha iyi anlayacaksınız.

Kitapta en dikkat çeken hikayelerden biri de Efsanevi Türk güreşçi Koca Yusuf'a ait...

1800'lerde Avrupa ve Amerika’da dünyaya nam salan pehlivanlarımızın en meşhuru olan efsane pehlivan Koca Yusuf çıktığı tüm müsabakaların biri hariç hepsinde ne kadar meşhur güreşçi varsa sırtlarını yere vurarak kısa zamanda cihan pehlivanı unvanını almış.

Organizatörlerin mayo ile güreşmesi teklifini reddeden Koca Yusuf, Avrupa minderlerinde kendi geliştirdiği kispet benzeri bir uzun şortla güreş tutmuş.

Fransa’da atasözü haline gelen “bir Türk gibi kuvvetli” sözüne bütün Batı ülkelerinde yeniden revaç veren ilk güreşçimiz de Büyük Yusuf oldu…

Kitapta Fransız koyun tüccarı Doublier'in Koca Yusuf ile tanışması ve sonrasında yaşadıklarıyla ilgili bölüme kulak kabartmamız efsanevi güreşçiyi çok daha yakından tanımamıza imkan sağlayacak...

''Doublier, Türk güreşçi Nurullah’tan kendisinden daha yaman ve korkunç birisinin bulunduğunu hayretler içinde öğrendi. Bu yaman ve korkunç pehlivan yakın bir köyde oturan Yusuf idi. Fevkalade gösterişli olan Yusuf, Nurullah’tan boyca kısaydı ama akla hayale gelmez bir kuvveti vardı. Ondan korkulmasının nedeni de çok gaddar ve acımasız olmasıydı.

Hiç vakit geçirmeden bu yaman Yusuf’u aramaya koyuldular. Fakat onu bulmak da kolay olmadı. Çünkü Yusuf gezici idi. Bugün burada yarın başka yerde oluyordu…

Kendisine karşı konulmasına asla göz yummazdı. Cebi para dolu Doublier, bir yerden öbür yere bilgi ala ala koşmuş ve nihayet Yusuf’u büyük bir sefalet içinde İstanbul’da bulmuştu.

Doublier, öğrencisi olacak Yusuf’a işi anlattı.

Yusuf yalnız kazanacağı parayı düşünüyordu. Türkiye’de güreş yaparak çok az kazanıyordu, ama Doublier’in yaptığı Fransa’ya gitme teklifini kabul ederse erişeceği refah ve kazanacağı para o kadar iştah açıcı idi ki teklifi hemen kabul etti. Yakın dostu Nurullah’ı da bulacağı için her şey yolunda demek idi.

Doublier, Yusuf’u Şumnu’ya getirdi. Doublier, Türkçeyi iyi konuşamıyordu.

Gülmeyen yüzü, sert bakışları ve sevimsiz konuşmalarıyla Yusuf tıpkı bir zalime benziyordu.  O ne fazla hassasiyet ne de fazla doğruluk altında eziliyor gibiydi. Fakat korkunç bir kuvvetinin olduğu belli oluyordu, İstanbul’da yükleme ve boşaltma işleriyle uğraşan hamalların dedikleri de Nurullah’ın dediklerini doğruluyordu…

İlk derste Nurullah ve Petrof da bulunuyordu.  Doublier, gösteriye Yusuf’tan başlamak istedi. Koyun tüccarı da unutulamayacak bu deneme dersine hazırdı.

Ders her zaman görülen basit bir ders değildi. Türklere ilk öğretilecek şey Fransa’da yapılacak güreşte ayaklardan tutmak ve ayakla yapılacak oyunların yasak olduğunu anlatmak idi. Buna Türkler hayret ettiler ve hayretlerini saklayamadılar.

Fransız güreşinde bir insanın nasıl yenik sayılacağı onlara anlatılınca, yine şaşırdılar ve Fransız güreşinin tuhaf kuralları olduğunu söylediler.

Doublier öğrencilerinin antrenörü olarak teoriden çıktı ve uygulamaya geçti. Yusuf’a savunma durumu aldırdıktan sonra, kol kapma oyununu gösterdi ve işte böyle yapılır dedi. Fakat Yusuf hiç zorluk çekmeden tutulan kolunu kurtardıktan sonra ve Doublier’i yakaladı ve;

‘işte öyle değil böyle kapılır…’ diyerek Doublier’in kolunu o kadar sıkı tuttu ki Fransız kolunun kırıldığını zannetti. İşaret ederek kolunu bırakmasını anlattı.

Hakikaten çok acı çekiyordu. Yusuf’a yaptıklarının bir oyun öğretmek olduğunu ve o kadar kuvvetli tutmamasını söyledi. Yusuf:

‘Bizde böyle yalancılıktan tutma yoktur. Ya tutulur ya hiç tutulmaz’ dedi ve tekrar Doublier’in elini tutup çekerek bir kolu ile de belinden yakalayarak çok sert bir şekilde yere attı. Fransız, acısından bağırmak zorunda kaldı sonra Doublier olduğu yerde yığılıp kaldı. Yusuf onun yerden kalkmasına gülerek yardım ederken: ‘Yusuf işte böyle güreşir’ dedi.''

Paris’in ünlü gösteri merkezi Folies Bergere’de kendisine on dakika dayanabilecek güreşçiye büyük paralar vadedilen “Müthiş Türk” Koca Yusuf, Fransızların Yunan asıllı şampiyon güreşçisi Pierre’yi mengene gibi kollarında çaresiz bırakmış.     

Kaynak: Haber7

Bu haber toplam 235 defa okunmuştur
Etiketler: , , , ,
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Aksiyon Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 02122937548 | Haber Yazılımı: CM Bilişim