• BIST 106.843
  • Altın 142,689
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • İstanbul 26 °C
  • Ankara 21 °C

'TCDD yolsuzluğunu Erdoğan da biliyor!'

'TCDD yolsuzluğunu Erdoğan da biliyor!'
Bir yolsuzluk dosyası daha takipsizlik kararı verilerek üstü kapatıldı ancak soruşturmanın başlamasına neden olan ihbar mektubunda neler yazdığı ortaya çıktı. Peki söz konusu neden Erdoğan'a ve dönemin ilgili Bakanı Binali Yıldırım'a gönderilmedi.

TCDD yolsuzluğuya ilgili verdiği takipsizlik kararında, soruşturmanın başlamasına neden olan ihbar mektubunun ayrıntıları da yer aldı.

Dönemin Ankara Emniyet Müdürü Zeki Çatalkaya’ya “TCDD çalışanı bir yönetici” imzasıyla gönderdiği mektubunda ihbarcı, “Düzenlenen ihalelerde yolsuzluklar yapıldığını, tüyü bitmemiş yetimlerin hakkının ona buna peşkeş çekilmesine müsaade edilmemesi gerektiğini, ihbar mektubunu aynı zamanda Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, MİT ve Ankara Başsavcılığı’na gönderdiğini ancak dönemin Başbakan’ı Erdoğan ve Ulaştırma Bakanı Yıldırım’a göndermediğini çünkü bu ilişkilerden bu kişilerin de haberdar olduğunu ve halen herhangi bir işlem başlatılmadığını” anlattı. Savcılık ise, ihbar mektubuyla ilgili olarak, “Suç ihbarlarının isimsiz ve imzasız mektuplarla yapıldığı, dilekçe gönderenin kimliğini gizlediği, iddiaların soyut ve genel nitelikte olduğu, ciddi bulgu ve belgelere de dayanmadığı görülmüştür. Aslında isimsiz ve imzasız ihbarların işleme konulmaması gerekir” diyerek iddiaları adeta geçiştirdi.

Kurum pislik içinde boğuluyor

TCDD Genel Müdürlüğü ihalelerine fesat karıştırıldığı ve rüşvet iddialarına ilişkin milyonlarca liralık yolsuzluk dosyasında verilen takipsizlik kararının ayrıntılarında, soruşturmayı başlatan ihbar mektubu da yer aldı. Dönemin Ankara Emniyet Müdürü Zeki Çatalkaya’ya “TCDD çalışanı bir yönetici” imzasıyla gönderdiği mektubunda ihbarcı, TCDD Genel Müdürlüğündeki kirli işlerden dönemin Başbakanı ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve Erdoğan’ın özel danışmanı Binali Yıldırım’ın da haberdar olduğunu öne sürdü. Bir çok ihalede, komisyon üyesi olarak görev yaptığını belirten ihbarcı, “kurumun pislik içinde boğulduğunu, kirli ilişkilerin aydınlatılması için bu ihbarı yaptığını” anlattı.

Babalarının çiftliğine çevirdiler

Takipsizlik kararında, ihbarcının mektubunda özetle şu ifadelerin yer aldığı belirtildi:

“Devlet Demir Yollarının (DDY) bu günün Türkiye’sinde en çok yatırımın yapıldığı dolayısıyla binlerce mal alımı, yapım işlerinin, ihalesinin yapıldığını (peşkeş çekildiği, kirli ilişkilerin kurulduğu) bir kurum olduğunu, idareci bir memur olarak DDY’de olan bitenin farkına vardığını ve bir çözüme kavuşturulmasını talep ettiğini, şu ana kadar DDY tarafından düzenlenen binlerce ihale komisyonunda komisyon üyesi olarak bulunduğunu, bu ihalelerde öyle uygulamalar öyle haksızlıklar yapıldığını, Devlet Demir Yolları Genel Müdürlüğünün müteahhitlere para kasaları işleri verdiklerini, bu firmaların Devlet Demiryollarını babalarının çiftliği haline getirdiklerini,

“Bize kimse dokunamaz” dediler haklı çıktılar

“İsimlerini verdiği firmalar araştırıldığı zaman, bu firmaların iş yaptıkları idarenin sadece Devlet Demir Yolları olduğunun anlaşılacağını, bu firmaların idareye hakim oldukları ve bu sayede tüm bilgi ve dokümanların idare tarafından bu şirketlere para karşılığında verildiğini, firmaların yaklaşık maliyetleri istedikleri gibi hazırlattıklarını, şartnamelerin bu şirketlere göre hazırlandığını ve işleri sadece bu firmaların aldıklarını, bu işleri açık ve aleni yaptıkları şahısların ‘Bize kimse dokunamaz’ dediklerini,

Önlem alınmazsa 3-5 çapulcu zenginleşmeye devam edecek

“Yapılan işlerin tamamında yapılan işlerle alınan paralar arasında ciddi farklar olduğunu, firmaların bazı işleri yapılmış gibi gösterip parasını aldıklarını, bazı işlerin metrajlarını yüksek çıkararak fazla para aldıklarını, alınan fazla paralara da ortak olduklarını, eğer önlem alınmaz da bu şekilde devam ederse, bu memlekette milletten alınan vergilerin karşılığında 3-5 çapulcuyu zenginleştirmeye devam edileceğini, firmalarla ilişkisi olan yetkililerin isimlerini bildirdiğini, bu isimlerin her birinin ayrı ayrı en az 50 Milyon TL paralarının olduğunu ve bu paralardan müteahhitlere faizle para veren dahi olduğunu, YHT Bölge Müdürü Tuna Aşkın’ın bu firmalardan biriyle ortak olduğunu, Ferhat Demirtaş’ın, Eskişehir-Ankara hızlı tren yapımında rüşvet aldığını, kime dokunulduğuna bakılmaksızın işlem başlatılması gerektiğini, tüyü bitmemiş yetimin hakkı olan ülkenin geleceğini tayin edecek miktardaki paraların haksızlıklar içerisinde ona buna peşkeş çekilmesine müsaade edilmemesi gerektiğini, kendisiyle, ailesiyle uğraşılmasından, zarar verilmesinden ve memuriyetiyle oynayacaklarından bu ihbar mektubunu kendi adıyla gönderemeyeceğini”

Erdoğan ve Yıldırım da biliyor

“Bu mektubu Sayın Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül’e, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına, Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığına gönderdiğini, ancak Sayın Başbakana ve Ulaştırma Bakanı Sayın Binali Yıldırım’a göndermediğini çünkü bu ilişkilerden haberdar olduğunu ve halen herhangi bir işlem başlatılmadığını gördüğünü, Türk Adaletine ve Cumhurbaşkanına güveninin boş çıkmayacağını umduğunu”

Savcı “soyut” buldu

İsimsiz ihbar mektuplarıyla açılan onlarca soruşturma ve dava olmasına karşın savcılık ise, ihbarcının mektubunu, şu ifadelerle adeta geçiştirdi:

“Suç ihbarlarının isimsiz ve imzasız mektuplarla yapıldığı, dilekçe gönderenin kimliğini gizlediği, iddiaların soyut ve genel nitelikte olduğu, ciddi bulgu ve belgelere de dayanmadığı görülmüştür. (…) İlgili kanuna göre, yapılan ihbar ve şikayetlerin soyut ve genel nitelikte olmaması, ihbar veya şikayetlerde kişi veya olay belirtilmesi, iddiaların ciddi bulgu ve belgelere dayanması, ihbar veya şikayet dilekçesinde dilekçe sahibinin doğru ad, soyad ve imzası ile iş veya ikametgah adresinin bulunması zorunludur. Bu şartları taşımayan ihbar ve şikayetler Cumhuriyet Başsavcıları ve izin vermeye yetkili merciler tarafından işleme konulmaz ve durum ihbar veya şikayette bulunana bildirilir……. şeklindeki madde metnine göre genel ve soyut nitelikteki ve kimlik açıklanmadan yapılan bu ihbarların aslında işleme konulmaması gerektiğini kanun koyucu açık bir dille ifade etmiştir”

KUTU/Kolin İnşaat’ı da ihbar etti

İhbarcı’nın, mektubunda TCDD yetkilileriyle kirli ilişkiler içerisinde olduğunu iddia ettiği firmalar arasında, İstanbul’daki 3. Havalimanı ihalesini alan ve 25 Aralık yolsuzluk dosyasında da sıkça söz edilen Kolin İnşaat da yer aldı. AKP ile birlikte hızlı bir yükselişe geçen Kolin İnşaat, “milletin A…’sına küfreden” Mehmet Cengiz’in şirketi Cengiz İnşaat, Nihat Özdemir’in şirketi Limak Holding ve Celal Kalyoncu’nun Şirketi Kalyon inşaat ile bir konsorsiyum oluşturarak, 3. Havalimanı ihalesini 22.1 Milyar dolara almıştı. Söz konusu şirketlerin tamamı, 25 Aralık fezlekesinde, “Binali Yıldırım’ın Erdoğan’dan talimat aldığı, daha sonra kamu ihaleleri karşılığında ATV-Sabah (Turkuaz Medya) grubunun finanasmanı için oluşturulan “havuza” milyonlarca dolarlık para aktardıkları” iddialarıyla yer almıştı. Fezlekede, Yıldırım’ın, TCDD Genel Müdürü Süleyman Karaman ile görüşerek, Demiryollarındaki bazı ihalelerin bu isimlere verilmesini sağladığı da öne sürülmüştü. İhbar mektubunun aynı zamanda 25 Aralık fezlekesini de doğrular nitelikte olması bu nedenle dikkat çekiyor.

Kaynak: Asuman ARANCA / Sözcü

Bu haber toplam 628 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Aksiyon Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 02122937548 | Haber Yazılımı: CM Bilişim