• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • İstanbul 20 °C
  • Ankara 12 °C

Suriye'de savaş suçu belgeleri

Suriyede savaş suçu belgeleri
Suriye ordusunda 13 yıl askeri polis olarak görev yapan bir kişi ("Caesar" kod adlı) çalışma arkadaşlarıyla iki yıl boyunca Esad rejimi tarafından gözaltında sistematik işkenceyle öldürüldüğü iddia edilen 11 bin kişinin 55 bin kare fotoğrafını çekti.

Fotoğraflar, İngiltere'de kurulan ve uzmanlardan oluşan bir komisyonda incelendi, rapor hazırlandı.
 
Görüntüler ve rapor TRT, AA, CNN ve Guardian tarafından dünyaya duyuruldu.

İşte gündeme bomba gibi düşen görüntüler ve rapor:
 
Suriye ordusunda 13 yıl askeri polis olarak görev yapan bir kişi,  ülkede yaşanan iç savaş boyunca, rejime bağlı askeri hastanelere ölü olarak  getirilen kişilerin fotoğraflarını çekmekle görevlendirildi.
 
55 BİN FOTOĞRAF ÇEKTİ
 
İddiaya göre hastaneye getirilen kişilerin tamamı gözaltındayken işkence, elle  boğma ve aç bırakılarak öldürülen Suriyeli muhaliflerden oluşuyordu. Askeri polis  her gün, ölü olarak getirilen bu kişilerin yüz ve beden fotoğraflarını çekerek,  numaralandırıp üstlerine teslim etti.
 Cesetlerin yüz ve bedenleri üzerine elle yazılan şifreli notlarla  beraber çekilen bu fotoğraflar, Suriye ordusu içinde sistematik olarak verilen  öldürme emirlerinin yerine getirildiğine dair belge olarak kabul gördü.
 Çalışma arkadaşlarıyla iki yılda 55 bin kare fotoğraf çeken askeri  polis, sistematik işkenceyle öldürme politikasına dayanamayarak Suriyeli  muhaliflerle gizlice irtibat kurdu. Askeri polis, iki yıl boyunca çekilen  fotoğrafları düzenli olarak bir flaş belleğe kaydetti ve gizlice muhaliflere  verdi.
 
FOTOĞRAFLAR İÇİN KOMİSYON KURULDU
 
Muhaliflerin girişimleri sonucunda, İngiltere'de savaş suçu ve  insanlığa karşı işlenen suçlar konusunda söz sahibi uluslararası hukukçular ile  adli tıp ve adli fotoğraflar konusunda uzman kişilerden oluşan özel bir komisyon  kuruldu. Komisyonda, Birleşmiş Milletler tarafından daha önce savaş suçu işlemiş  eski Yugoslavya Devlet Başkanı Slobodan Miloseviç ve Sierra Leona için kurulan  özel mahkemelerde görevlendirilmiş savcı ve avukatlar da yer aldı.
 
LABORATUVARLARDA İNCELENDİ
 
Fotoğrafların ve diğer görüntülerin gerçek olup olmadığı ve  üzerlerinde oynama yapılıp yapılmadığı konuları İngiltere'de bir laboratuvarda  incelendi. İncelenen  materyallerin  tümünün müdahale edilmeyen gerçek  fotoğraflar olduğu tespit edildi.
 Komisyon 55 bin fotoğraftan 26 binini inceledi. Fotoğraftaki  kişilerin, sistematik işkenceye tabi tutulduğu, kurbanlara elleri ve ayakları  bağlıyken işkence yapıldığı, tel, ip ve hatta araçlardaki "triger kayışı"na  benzer cisimlerle boğulduğu inceleme sonunda tespit edildi. Dikkat çeken bir  diğer önemli tespit de açlığın bir işkence yöntemi olarak kullanılması oldu.  Komisyon, bu yöntemlerle öldürülen ve 55 bin kare fotoğrafı çekilen kişi  sayısının yaklaşık 11 bin olduğu tahmininde bulundu.
 Fotoğrafları çeken kişiyi,  Suriye dışına kaçmasının ardından görgü  tanığı olarak da dinleyen Komisyon üyeleri, konuyla ilgili diğer şahitlerin  ifadelerine başvurdu. Komisyon, tüm bulguların, savaş suçu için kurulacak hukuk  mahkemesince kabul edilebilir "açık deliller" olduğuna karar verdi.
 
RAPOR HAZIRLANDI

 Bu delillerin Esed rejimine karşı, "insanlığa karşı suç" ve "savaş  suçları" için açılacak davalarda "güçlü deliller" olduğuna karar veren Komisyon,  çalışmalarını bir rapor haline getirdi. Rapor tüm Komisyon üyeleri tarafından  imzalandı.

Dünyanın en önemli savaş suçu  hukukçuları ve adli tıp uzmanları, tarihin en şaşırtıcı işlerinden birini yapan  Suriyeli askeri polisi dinlerken, can güvenliği nedeniyle ona "Caesar"  kod  adının verilmesine karar verdi.
 "Caesar" çalışma arkadaşlarıyla, ülkesinde yaşanan iç savaşta, rejim  tarafından insanlığa karşı işlenen suçları 55 bin kare fotoğrafla belgeledi.  Gelecekte adından çok söz edilecek bir şahit olarak, Özel Soruşturma Komisyonu'na  tanık olduğu tüm detayları anlattı. Komisyon raporunda, askeri polisin takma  adından ve mesleğinden başka hiçbir bilgiye verilmedi.
 "Caesar" 13 yıl boyunca Suriye ordusunda askeri polis olarak çalıştı.  Görevi adi suç vakaları ve kazalarla ilgili fotoğraf çekmek ve bunları "yargıya"  yollamaktı. Olay yeri inceleme ekibinin bir üyesiydi. "Caesar" Komisyon'a,  "İç savaşın çıkmasından sonra görevim olay yeri ve kaza fotoğrafı çekmekten,  öldürülen tutukluların resmini çekmeye dönüştü" dedi. "Caesar" ve çalışma  arkadaşları 2 yıl boyunca öldürülen tutukluların cesetlerinin fotoğrafını çekip  belgeledi ve üstlerine gönderdi.

Sistematik öldürme nasıl yapılıyor?
 Rapora göre, gözaltında tutulan muhalifler, bulundukları istihbarat  üssü ya da askeri binalarda çeşitli işkence yöntemleriyle öldürülüyor, sonra da  bir askeri hastaneye gönderiliyor. "Caesar" yanında bir doktor ve yargı  temsilcisiyle hastaneye getirilen cesetlerin dört ya da beş kare fotoğrafını  çekiyor.
 Gözaltında öldürülen her kişiye iki numara veriliyordu. İlk numara,  öldürülecek kişinin gözaltında alınmasından öldürülmesine kadarki kısımdan  sorumlu olan birimin referans numarasıydı. Bu numarayı ve dolayısıyla kişinin  kimliğini sadece istihbarat birimi biliyordu. Numaraların, bazen elle kişinin  bedenine ya da alnına yazıldığı da oluyordu.
 Ceset bir askeri hastaneye ulaştığı zaman ölümün hastanede vuku  bulduğuna dair sahte belge düzenlemek için ikinci bir numara daha düzenleniyordu.  Sahte belgede, kişinin "kalp krizi" ya da "solum yetmezliği" nedeniyle öldüğü  belirtiliyordu. Öldürülen kişilerin aileleri sorduğunda bu sahte belge  veriliyordu. (Cesetlere verilen numaralar Özel Soruşturma Komisyonu tarafından  çok önemli delil görüldüğünden, karartılmaması için üzerleri siyah bantla  kapatılarak ajansımıza verilmiştir.)
 "Caesar" ve çalışma arkadaşları tarafından fotoğrafları çekilen ve  gerekli sahte belgeler düzenlendikten sonra cesetler, bilinmeyen bir kırsal alana  gömülmeye götürülüyordu.

Caesar: "Ortam mezbahaya döndü"
 Bulunduğu ortamın "mezbahaya" benzemeye başladığını söyleyen Caesar,  bunu ispatlamak için cesetlerin toplu halde fotoğraflarını bile çekti. Daha fazla  dayanamadı... Olup bitenlerden duyduğu derin endişe nedeniyle çektiği  fotoğrafların bir kopyasını güvendiği bir kişiye vermeye başladı.
 "Caesar", bu fotoğrafları daha sonra uluslararası  insan hakları  örgütleriyle ilişkili muhalif saflarındaki bir akrabası aracılığıyla Suriye  dışına çıkardı. Eylül 2011 tarihinden itibaren fotoğraflar düzenli olarak yurt  dışına çıkartıldı.

Çok önemli Soruşturma Komisyonu
 Suriyeli muhalif insan hakları savunucularının girişimleri sonucu,  Londra'da "Carter-Ruck and Co." adlı bir hukuk bürosu aracılığı ile özel bir  soruşturma komisyonu oluşturuldu.

Komisyon üyeleri:
 * Sir Desmond de Silva, İngiltere Kraliçesi'nin Danışmanı (Başkan).  Sierra Leone için kurulan Özel Mahkeme'nin eski Başsavcısı. Birleşmiş Milletler  Genel Sekreteri tarafından bizzat atandığı davada bu yetkisine dayanarak Liberya  Devlet Başkanı Charles Taylor'ın tutuklanmasını sağladı.
 * Profesör Sir Geoffrey Nice, İngiltere Kraliçesi'nin Danışmanı. Eski  Yugoslavya'da işlenen suçlar için kurulan Uluslararası Ceza Mahkemesi'nde  yargılanan eski Yugoslavya Devlet Başkanı Slobodan Milosevic'in duruşmasındaki  başsavcı. Profesör David M. Crane, Sierra Leone için kurulan Özel Mahkeme'nin  ilk başsavcısı. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri tarafından bizzat atandı. Bu  yetkisine dayanarak Liberya Devlet Başkanı Charles Taylor davasının iddianamesini  hazırladı.
 * Dr. Stuart J. Hamilton, Birleşik Krallık İçişleri Bakanlığına bağlı  adli patalog.
 * Profesör Susan Black, anatomi ve adli antropoloji profesörü.  Sertifikalı adli antropolog.
 * Stephen Cole. Adli Tıp Teknik Müdürü ve adli görüntüleme uzmanı.
Özel Soruşturma Komisyonu, çalışmalarını yapmak üzere Ortadoğu'da bir  ülkeye gelerek fotoğrafları incelemeye başladı. Fotoğraflardan seçilen örnekler  İngiltere'de Acume Forensics (Adli Görüntüleme) merkezinde test edildi. Merkez  tarafından fotoğraflara herhangi bir müdahale yapılmadığı ve gerçek olduğu  garantisi verildi.
 Bir süre sonra can güvenliği kalmayan "Caesar" ve ailesi gizli  yollardan Suriye'den çıkartıldı. "Caesar" 12, 13 ve 18 Ocak 2014 tarihlerinde  Komisyona ifade verdi ve her türlü soruyu yanıtladı. Komisyon "Caesar'ın",  "sansasyonel olma" görüntüsü çizmeyen, partizan da görünmeyen, doğru ve güvenilir  bir tanık olduğunu rapora not etti.
 "Caesar'ın" hiçbir infaza ve işkenceye tanık olmadığını, sadece  öldürülmüş kişilerin fotoğrafını çektiğini dürüstçe ve abartmadan ifade etmesi  ayrıca dikkati çekti.

Sistematik öldürme şekilleri
 Özel Soruşturma Komisyonu kendisine ulaştırılan fotoğrafları  dikkatlice inceledi ve öldürme yöntemlerini tespit etti. 55 bin fotoğraf  yaklaşık olarak 11 bin kişiye aitti. Öldürülenlerin çoğunun 20 ile 40 yaş arası  erkekler olduğu görüldü. Hepsinin gözaltındayken öldürüldüğü tespit edildi.
 Birçoğu ip, tel ve bazıları araçlarda kullanılan "triger kayışı"na  benzer cisimlerle boğularak öldürüldü. Bu cisimler cesetlerin boynundayken  fotoğraflar çekildi. İdam etme yerine elle boğma yöntemleri kullanıldı.
Cesetlerin birçoğunda demir çubuklara benzer cisimlerle vurularak  yapılabilecek işkence izlerine rastlandı. Bunların tümünün ellerinin bağlı olduğu  anlaşıldı.
Cesetlerde açlık ve işkenceden dolayı renk değişimi, çürüme, doku  bozuklukları görüldü. Cesetlerin yarıdan fazlasının aşırı derecede zayıf olduğu  görüldü. Bu durum, açlığın bir işkence aracı olarak kullanıldığının delili olarak  rapora kaydedildi. Açlıktan iskelet haline gelmiş cesetlerde ayrıca işkence  izleri tespit edildi. Bazı cesetlerde elektrik verilmesinin ardından oluşan  yaralar görüldü. Cesetlerin çoğu çıplak ya da asgari düzeyde giysili  halde  yerdeyken fotoğrafı çekildi.

Özel Soruşturma Komisyonu sonuç kararı
Özel Soruşturma Komisyonu'nun detaylı raporunun sonuç bölümünde şunlar  kaydedildi:
 "Soruşturma ekibi, incelemiş olduğu materyaller ışığında Suriye  hükümeti istihbarat elemanları tarafından gözaltındakilere sistematik bir  işkencede bulunulduğu ve bu insanları öldürdüğüne dair bir hukuk mahkemesince  kabul edilebilme niteliği bulunan açık deliller bulunduğu kanaatine varmıştır.
 Bu deliller, halihazırdaki Suriye rejimine karşı insanlığa karşı suç  bulgularını destekleyecektir.
 Bu deliller, aynı zamanda halihazırdaki Suriye rejimine karşı savaş  suçları bulgularını destekleyecektir."
 Suriye ordusu tarafından  gerçekleştirilen infazların "sistematik biçimde" yapıldığını kanıtlayan Özel  Soruşturma Komisyonu'nda, Birleşmiş Milletler'in geçmişte bazı davalarda görev  verdiği uluslararası hukukçular yer aldı.
İç savaşın başlamasının ardından gözaltı merkezlerinde işkenceyle  öldürülen yaklaşık 11 bin kişinin cesetlerinin 55 bin kare fotoğrafını çeken  askeri polis ile Suriye dışına kaçtıktan sonra görüşme yapan Komisyon'un başında  İngiltere Kraliçesi II. Elizabeth'in danışmanlarından Sir Desmond de Silva  bulunuyor.
 Kökenleri Sri Lanka'ya dayanan ünlü avukat, 2002'de dönemin Birleşmiş  Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan tarafından Sierra Leone'de işlenen savaş  suçlarının soruşturulması için kurulan Özel Mahkeme'nin başsavcısı olarak  atanmıştı.
De Silva, 2011 yılında Lahey'de savaş suçları işlemekten suçlu bulunan  eski Liberya Devlet Başkanı Charles Taylor'ın tutuklanmasını da sağlamıştı.
Kraliçe II. Elizabeth'in danışmanlarından Prof. Sir Geoffrey Nice de  Soruşturma Komisyonu'nda yer alan bir diğer isim. Eski Yugoslavya'da işlenen  suçlar için kurulan Uluslararası Ceza Mahkemesi'nde çalışan Nice, Yugoslavya  Devlet Başkanı Slobodan Miloseviç'in yargılandığı davada savcı yardımcısı olarak  görev yapmıştı. Nice, Bosnalı Hırvat siyasetçi ve Hırvat Savunma Konseyi'nin  komutanlarından Dario Kordiç ile "Sırp Adolf" adıyla tanınan Bosnalı Sırp Goran  Jelisiç'in yargılanmasına da savcı olarak  katılmıştı.
Özel Soruşturma Komisyonu'nun bir diğer üyesi ise Sierra Leone için  kurulan Özel Mahkeme'nin ilk başsavcısı Prof. David M. Crane. BM Genel Sekreteri  Annan tarafından Crane, Özel Mahkeme'nin başsavcısı olarak görevlendirilmişti.  Daha sonra görevini De Silva'ya devreden Crane, eski Liberya Devlet Başkanı  Taylor hakkındaki iddianameyi hazırlamıştı.
İnsan hakları ihlallerinin tüm dünyaya duyurulması için Impunity  Watch'ı kuran Crane, 2013'te ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi'ne  olası bir Suriye Savaş Suçları Mahkemesi'nin kurulması ile ilgili bilgi vermişti.

Adli Tıp Uzmanları
Suriye'deki gözaltı merkezlerindeki işkence ve infazların  fotoğraflarını inceleyen adli tıp uzmanları arasında ise İngiltere İçişleri  Bakanlığı adli pataloglarından Dr. Stuart J. Hamilton ile Dundee Üniversitesi  Anatomi ve Adli Antropoloji profesörü Susan Black yer alıyor.
İngiltere hükümetine bağlı CPS (Crown Prosecution Service) Çerçeve  Anlaşması'na taraf olmak için gerekli kriterleri sağlayabilen birkaç  şirketten  biri olan Acume Forensics'ten adli görüntüleme uzmanı Stephen Cole da bu ekipte  bulunuyor.

suriye-de-savas-sucu-belgeleri-3982496.jpg

suriye-de-savas-sucu-belgeleri-3982498.jpg

suriye-de-savas-sucu-belgeleri-3982500.jpg

suriye-de-savas-sucu-belgeleri-3982504.jpg

suriye-de-savas-sucu-belgeleri-3982506.jpg

suriye-de-savas-sucu-belgeleri-3982508.jpg

suriye-de-savas-sucu-belgeleri-3982512.jpg

suriye-de-savas-sucu-belgeleri-3982514.jpg

www.aksiyonhaber.com

Bu haber toplam 444 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Aksiyon Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 02122937548 | Haber Yazılımı: CM Bilişim