• BIST 108.434
  • Altın 151,200
  • Dolar 3,6612
  • Euro 4,3260
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 4 °C

'Rejim ilgimiz yok diyemedi'

Rejim ilgimiz yok diyemedi
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Suriye'deki işkence fotoğrafları ile ilgili olarak, ''Rejim o fotoğraflarla ilgimiz yok diyemedi'' değerlendirmesinde bulundu.

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, İsviçre'nin Davos kasabasında CNBC-e Genel Yayın Yönetmeni Servet Yıldırım'ın sorularını yanıtladı.

Dün İsviçre'nin Montrö kentindeki Suriye Barış Konferansı'ndan başlayalım. İlk günkü açıklamalar çok umut vermedi. Nasıl bir başlangıç oldu? Uzlaşabilmeleri mümkün mü sizin beklentiniz nedir?

''Açıkçası bizim için çok sürpriz olmadı. Ancak olumlu tarafından bakıldığında üç önemli olumlu yönü var. Birincisi Cenevre 2 efsane haline dönüşmüştü yapıldı ve önemliydi. İkincisi ilk defa taraflar belli oldu karşılıklı oturdular, konuştular. Rejim belli ama karşı tarafın muhatabı kim sorusunu hep sordular rejim yanlıları. Karşılıklı iki tarafın oluşması çözüm için ana şartlardan birini gerçekleştiriyor. Üçüncüsü görünüşte olumsuz ama sürece olumlu katkı yapacak şeylerden biri Suriye rejimi adına Suriye Dışişleri Bakanı Velid Muallim'in yaptığı konuşma bir çok maskenin düşmesine yol açtı.

Dikkat edin hep rejim her şeyi görüşmeye hazır barışçıl bir yaklaşımı var deniyordu. Ama dün iki konuşmayı yan yana koyduğunuz Muallim bütün konuşmasında olumlu kavram kelime kullanmadı geçiş süreci demedi, halkın iradesi demedi. Sadece ve sadece o salonda bulunan bütün ülkelere Rusya dışında muhalefete de suçlamalarda bulundu bize de. Bu da hala rejimle ilgili umut besleyenler açısından çok açık bir tablo ortaya koydu. Onu destekleyen ülkelerin dahi bir hayal kırıklığı vardı böyle konuşacaksan niye buraya geldin gibi. Bu tablonun ortaya çıkması da bir kazanımdır.

Yarın tekrar başlayacaklar iki taraf dolaylı görüşmelerle. Dün ben muhalefetle gece uzun bir görüşme yaptım. Onların dünkü konuşması gayet vizyonerdi şimdi de bu tutumlarını sürdürmeleri ve Suriye'nin geleceğinde üstlenecekleri rol konusunda uluslararası toplumun daha da ikna olması açısından pozitif bir dil kullanmaları yönünde tavsiyelerde bulunduk.

Siyasi çözüm olmasa bile insani yardım konusunda uzlaşmaya varmaları mümkün mü?

İnsani yardımları müzakere etmeye bile gerek yok BM'nin sorumluluğundadır. Şu anda orada aç bırakarak öldürme taktiği uyguluyor rejim. Bunun müzakere konusu dahi yapılmaması lazım. Bizim teklifimiz eğer insani konulara sadece yoğunlaşılırsa geçiş hükümeti kurulması ertelenir ve rejimin istediği zaman kazanma taktiğine boyun eğilmiş olunur. Hükümetin kurulması taktiğine yoğunlaşılırsa insani yardımlar gecikir. Bizim teklifimiz ayaklı bir müzakere yürütülsün. Bunu hem sabah BM Genel Sekreteri Ban Ki moon'a söyledim hem de ABD Dışişleri Bakanı sayın Kerry'e hem de bütün ülkelere söyledim. Bazı konular var ki herhangi bir aktörün muhalefet etmesine gerek olmaması lazım. Resimleri gördünüz insanlar nasıl sistematik bir işkenceye maruz kalmışlar.

SURİYE'DE İŞKENCE FOTOĞRAFLARI
Rejim dün 'bu resimler bana ait değil' diyemedi. Bunu çeken kişi uluslararası hukukçular önünde ifade verdi. Rejim bir şey yaptığında ve bu ortaya konduğunda nedense bazıları rejimi nasıl kurtaracağım Türkiye'yi nasıl zora sokacağım bunu içeride de söyleyenler için söylüyorum.

55 bin resmin üretilmesi için ortada bir vaka olmadan nasıl üretilir. Bu resim orada değil şurada çekildi desin ama ispat etsinler. Bu komite dünyanın en saygın komitesi. Katar'ın sadece uluslararası hukuk firması ile ilgili bir sponsorluktur. Bu heyeti dünyada herkes tanıyor bunları maddi bir şeyle ikna etmek mümkün mü?

Dolayısıyla hala bu resimlerden infial duymayıp bunun arkasında ne var diye sorgulayanlara ben hayret ediyorum. Bu resimler Pazartesi akşam yayınlandı kamuoyunda bir infial var ama muhalefet partilerimizde bir ses bir yakarış yok.

Onların bütün derdi Türk hükümeti sayın başbakanımız bizler zor durumda olalım. Bu resimler gündemdeyken onlar TIR'larla ilgili iddiaları gündemde tutmaya çalıştılar. Başbakanımız Zürih'teyken dünya kamuoyuna kendi hükümetini böylesine zalim bir rejimi meşru kılacak şekilde kendi hükümetini ihbar etmek muhbirlik yapmak yakışır mı?

Bu resimler beklenen etkiyi yarat mı yoksa dünya hala sessiz mi?

Srebrenitsa ilk olduğunda da böyle şüpheli yaklaşanlar oldu. O olaylardan kısa bir süre önce Türkiye'den girip Miloseviç'le röportaj yapan gazeteciler çıktı. Aliya İzzetbegoviç'i terörist gibi gösteren gazeteciler çıktı bu memlekette. Benzer zihniyetin bu resimler karşısında sessiz kalması beklenebilir ama uluslararası toplumun bunu örtmesi mümkün değil.

Cenevre'de bu gündeme geldi yoğun gündeme gelmemesinin sebebi yeni müzakere masasını etkilememek amacıyla. Ama bu BM'de de incelemeler sürecek bu dosya burada kapanmayacak. Mutlaka bunu yapanlar adalet önünde hesap verecekler. Rejimin önünde artık iki yol var. Ya ciddi şekilde müzakereye gelecek ve geçiş hükümeti üzerinde bir siyasi sonuca gidecek ya da bütün bu rejim mensupları Lahey'de ve uluslararası ceza mahkemelerinde yargılanacaklar.

Adana'da durdurulan TIR'lar çok tartışıldı. 7 tane denildi üçü arandı denildi. Bunlara ilişkin bilgiler nedir? Aynı zamanda 200 milyon dolarlık silah yardımı konusu var bunlara ilişkin ne söylersiniz?

Bu TIR'larla ilgili kampanya yapanlar Velid Muallim'in ağzını kullanıyorlar. Uluslararası toplum adına Ban Ki moon bütün o heyetin huzurunda ve dünyanın huzurunda Türkiye'ye gösterdiği liderlik ve gösterdiği olağanüstü cömertlik insani yardım dolayısıyla teşekkür etti. Türkiye'de de sığ akıllı ve maalesef kendi ülkesini zor duruma düşürme konusunda bile hassasiyet taşımayan bazı çevreler her gün bir olay yaratarak Türkiye'yi neredeyse teröre destek veren bir ülke konumunda dışarı yansıtmak istiyorlar.

Siyasi muhalifimiz olabilirsiniz, bizim görüşlerimizi beğenmeyebilirsiniz bunların hepsine saygı duyarız ama bütün dünya sizi takdir ederken bir gün önce BM mülteciler yüksek komiseri 5 ülke temsilcisi ile birlikte Şanlıurfa'da toplantı yapmışken ve bütün dünya bunu gösterirken bu TIR'la ilgili operasyonu gündeme getirmenin akıl alır ne tarafı var? Bizim sınırımızın hemen ötesinde bir savaş yürüyor.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti de bununla ilgili kendi önlemlerini alacak, mülteci akınını durduracak, Suriye içindeki kanın akmasını durduracak her türlü tedbiri alır bunun için izin almak zorunluluğu yoktur. Birkaç aydır rakam 200 bin civarında durdu bu rakam nasıl durdu? O TIR'larla insani yardımları Suriye içine ilettikçe biz mülteci akımı kesiliyor. 200 milyonluk yardım onunla ilgilidir. Sınır ötesinde bunu durdurmak bizim için hayati bir mesele. Bunun planlanması bugün yapılmadı. 2011'de mülteciler gelmeye başlayınca bir ihtimal planlamaları yapıldı. Bu yardımlar iki senedir gidiyor niye şimdi?

Bu konuda bir şey yapmayı düşünüyor musunuz bu eleştiriler karşısında farklı bir yönteme girebilir mi hükümet?

Cenevre 2 önemliydi inşallah akan kanı durdururuz. Ama olmazsa bile dün tablo çok netleşti. Birkaç ülke hariç Esad ve rejimi iş başından gitmemeli diyen ülke yok bir kere. Esad'ı destekleyen ülkeler dahi kalmalı gibi bir ifade kullanmadılar. Şimdi Türkiye'nin yalnızlaştığını söyleyenler ne diyecekler. Böyle bir rejimin Türkiye'yi suçlamasını kim ciddiye alır?

Türkiye'ye gibi teröre karşı en kararlı politikaları takip etmiş, kendisi terörden mağdur olmuş, terörle mücadele küresel forumunun eş başkanı olan bir ülke çamur at izi kalsın şeklinde o çamurun izi kalmaz. Türkiye'de bazı ham hayaller seçimlere giderken hükümetimizi yıpratabilmek için uluslar arası itibarını zedelemek için bu tür girişimlerde bulunacaklar ama hiçbir zaman gerekli tedbirleri almamız konusunda bizi tereddüde düşürmez.

Suriye'nin kuzeyinde Kürtlerin özerklik ilan ettikleri belirtildi. Bu karar süreci nasıl etkiler?

Bu hiç etkilemez. Cenevre'de Kürtler dışlanmadı. Suriye-Kürt Ulusal Konseyi Cenevre'de. Kürtlerin dışlanması söz konusu değil buna biz izin vermeyiz. PYD'nin rejimle yaptığı işbirliğini biliyoruz. Muhalefet içinde olan Kürtler dün masada oturuyorlardı bizimle. PYD masada yok ama niye yok kendilerine sormaları lazım.

BAĞDAT'LA PETROL GERGİNLİĞİ
Bölgemizde en büyük potansiyeli barındıran ülke Irak'tır. Bu potansiyelden komşu olup da uzak kalmamız mümkün değil. Irak'taki kutuplaşmaların son bulmasından yanayız.

-Başbakan ile birlikte Brüksel'deydiniz. Başbakan'ın 5 yıl aradan sonra gerçekleştirdiği ziyareti nasıl değerlendiriyorsunuz?  AB yetkilileri Türkiye'deki gelişmeleri nasıl izliyor? Değerlendirmeleri ne yönde?

Sadece 17 Aralık'a indirgemek doğru değil. 17 Aralık 2004 Türkiye'nin müzakerelere alınma tarihi bizim için budur. Yargı tartışmaları ele alınan konulardan biriydi.''

www.aksiyonhaber.com

Bu haber toplam 264 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Aksiyon Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 02122937548 | Haber Yazılımı: CM Bilişim