• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • İstanbul 19 °C
  • Ankara 13 °C

'Proje hayata geçirilseydi depremi önceden tahmin edebilirdik'

'Proje hayata geçirilseydi depremi önceden tahmin edebilirdik'
“2011’de MARDEP projesini hazırlayarak DPT’ye sunduk. 15 milyon euro bütçe ile üç yılda tamamlanabilecek hayati önemdeki bu proje önerimiz DPT tarafından kabul edilmedi."

İstanbul Teknik Üniversitesi’nin(İTÜ) Marmara Denizi tabanından örnekler alarak gerçekleştirdiği son araştırma, en büyük riskin kilitlenme yaşandığı tahmin edilen Bakırköy - Silivri arasındaki fay hattında olduğunu ortaya koydu. Uzmanlar 7’den büyük bir deprem bekliyor.

İTÜ Jeoloji Bölümü Öğretim Üyesi, EMCOL Araştırma Merkezi Koordinatörü Prof. Dr Namık Çağatay’ın öncülüğünde hazırlanan “Marmara Denizi Çökel Karotlarında Eski Deprem Kayıtlarının Analizi ve Yaşlandırılması” adlı çalışmayla, Marmara Denizi’nin 5 bin yıllık deprem tarihçesi ile tarihi depremlerin oluşum yerleri ortaya çıkarıldı.

Deniz tabanı ve altından alınan çamur tabakalar laboratuvar ortamında analiz edilirken, projenin ardından en riskli fay bölümlerinin Tuzla-Bakırköy (Adalar fayı) ve Çekmece-Silivri (Orta Sırtı) fayları olduğu belirlendi.

Prof. Dr. Çağatay, Adaların güneyinden batıya uzanan 45 kilometrelik fayın son olarak 1894 yılında kırıldığını, yeni bir kırılma anında 7.2 büyüklüğünde deprem üreteceğini söyledi. Yapılan çalışma ile 1999 depreminden sonra Karamürsel açıkları, İzmit Körfezi ve Çınarcık çukurunun deniz tabanında deprem ve tsunamiye bağlı olarak 30 santimetre kalınlığında ince kum, çamur ve bitki çökellerinin oluşturduğu bir katman tespit edildi.

1250 metre derinden

Deniz tabanından ‘karot’ adı verilen örnekler alarak, laboratuvarda sedimentolojik, kimyasal ve fiziksel analizler yaptıklarını anlatan Prof.Dr. Çağatay, “Risk teşkil eden en önemli fay Tuzla önünden Bakırköy açıklarına uzanan fay hattı ile ‘Orta Sırt’ adını verdiğimiz Bakırköy’den Silivri’ye uzanan hat oluşturuyor. Kırılmanın tek parça değil, belli zaman aralıklarıyla, kısımlar halinde olmasını tahmin ediyoruz. Ancak her biri 50-70 kilometre olan fay hatları kısımlar halinde bile kırılsa 7’den büyük depremler olacak” dedi.

Tuzla fayından batıya

Çağatay, elde edilen verileri şöyle anlattı:

“1999 depreminde oluşan kırığın Gölcük’ten Tuzla açıklarına kadar ulaştığını tespit ettik. Marmara Denizi’nin Tuzla ile Tekirdağ çukuru arasındaki bölümünde sismik boşluk var. Bu boşluklar bize yakın bir zamanda büyük bir deprem olmadığını söylüyor. Sismik boşlukların depremlerle doldurulması gerekiyor. Adalar Fayı, 1894’de, Tekirdağ-Saroz arasındaki segment ise 1912’de kırıldı. Bakırköy-Silivri fay hattının eldeki verilere göre kilitlenmiş durumda olduğu tahmin ediliyor. Olası büyük deprem ya Tuzla fayından batıya doğru, ya da kilitlenmiş olduğunu tahmin ettiğimiz Orta Sırt yani Çekmece-Silivri hattında olacak. Marmara Denizi tabanında faylar boyunca gaz ve su çıkışları söz konusu. Özellikle Marmara Adası kuzeyinde, orta sırt üzerinde gaz ve petrol sızıntısı var.”

Kabul edilse depremi bilecektik

Prof. Dr. Çağatay depremi önceden tahmin etme imkânı vereceğini savunduğu MARDEP projesinin hayata geçmediğini de belirterek buna ilişkin şunları söyledi: 

“2011’de MARDEP projesini hazırlayarak DPT’ye sunduk. 15 milyon euro bütçe ile üç yılda tamamlanabilecek hayati önemdeki bu proje önerimiz DPT tarafından kabul edilmedi. Şayet proje hayata geçseydi Marmara Denizi tabanındaki 3 bölgede gaz, sıvı çıkışları ve sismik etkinlik gerçek zamanlı olarak çok uzun süre izlenmiş olacaktı. Depremi önceden tahmin etmede büyük katkıları olacak proje maalesef hayata geçirilemedi.”

Bu haber toplam 246 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Aksiyon Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 02122937548 | Haber Yazılımı: CM Bilişim