• BIST 89.385
  • Altın 145,846
  • Dolar 3,6324
  • Euro 3,8967
  • İstanbul 21 °C
  • Ankara 18 °C

Paulo Coelho : "Amacım zinayı yargılamak değil!"

Paulo Coelho : "Amacım zinayı yargılamak değil!"
Edebiyat dünyasına kazandırdığı ruhlara dokunan eserleriyle, dünyanın en tanınan yazarlarından biri olan Paulo Coelho’nun, son romanı Adultery/ Zina raflardaki yerini aldı.

Edebiyat dünyasına kazandırdığı ruhlara dokunan eserleriyle, dünyanın en tanınan yazarlarından biri olan Paulo Coelho’nun, son romanı Adultery/ Zina raflardaki yerini aldı. İki yılda bir roman kaleme alan Coelho, Zina adlı eserinde okuyucuyu; İsviçreli bir kadın gazetecinin, söyleyişi gerçekleştirdiği yazarın, yaşama dair sözlerinden çok etkilenmesini ve bundan sonra kendi hayatı içinde çıktığı içsel bir yolculuğa tanıklık etmeye davet ediyor.

MUTLULUK CAN SIKAR

Romanınızın baş kahramanı olan gazeteci kadın, röportaj yaptığı yazarın sarf ettiği sözler arasında kullanıdığı “Tutkuyu mutluluğa tercih ederim” cümlesine adeta takılı kalıyor ve bunu yaşamına uyguluyor. Siz de, Tutkuyu mutluluğa tercih edenlerden misiniz?
 Kesinlikle öyleyim. Mutluluk bir süre sonra can sıkar. Sürekli mutluluk hâli bireyleri yaşamda dinamik tutamaz. Oysa tutku, inişli ve çıkışlı bir ruh hâlinde olmaktır. Bir tür lunapark gibi.

Bilmiyorum, tutku bana daha eğlenceli ve tatmin edici geliyor.

Siz daha önce de bir kadın kahramanın ağzından romanlar kaleme aldınız. Bir erkek olarak kadın bakış açısı sizi zorladı mı?
Her zaman yaratıcılığın kadına özgü bir özellik olduğuna inandım. Her insanın içinde biraz maskülen biraz da feminen bir taraf var. Ve günün sonunda, yazarken ya da üretmeye dair herhangi bir şey yaptığınızda, içinizdeki bu feminen tarafı kullanıyorsunuz. Dolayısıyla, bu bahsettiğim kadınsı yönüm, erkek bir karakteri anlatırken de ortaya çıkıyor.

“Zina”da baş kahramanınızın herkesin imreneceği bir yaşam tarzı var ama yine de onun için bu yeterli değil. Sizce, insanlar huzurlu ve refahlı olmakla uzun vadede başa çıkamıyor olabilirler mi?
 Bu, ruhunuzun derinliğiyle ilgili bir şey. İnsan, huzur ve refahlıkla başa çıkabilen bir valık. Tek problem, uzun vadede kendilerini güvensiz hissetmeleri. Yani, sorun başa çıkamamalarında değil, bu güvenli ruh halini uzun süre nasıl devam ettirebileceklerini bilememelerinden kaynaklanıyor. Ve tabii, insan anların tadını çıkarmakta çok beceriksiz ve mutlulukları da bir çırpıda yok edebilme yetisine sahip tek varlık.

AMACIM ZİNAYI YARGILAMAK DEĞİL

Kahramanınız, evli fakat tutku kavramının yaşamına girmesiyle birlikte, eski sevgilisiyle gizli bir aşk yaşamaya başlıyor. Bu yasak aşk, sanki kadının hayatının tamamen değiştirmesine neden oluyor.

Sadece üç şey bir insanı değiştirebilir. Aşk, aşk acısı ve aşk’ın verdiği mutluluk.

Peki ya sizin zina hakkındaki düşünceleriniz neler?
 Birçok evli insanın tek gecelik ilişkiler için evliliklerini yıktıklarını gözlemliyorum. Bilmiyorum, Fransız meşhur bir söz vardır; “C’est ne pas grave.” Yani, bu sindirilebilmesi kolay bir durum değil ama aynı zamanda da, kökünü salmış uzun süreli evlilikleri, yaşanan bir gecelik ilişki yüzünden bitirmek ne kadar doğru bilemiyorum açıkçası. Fakat her halikârda, romanı yazarken niyetim asla zinayı yargılamak ve yermek değildi. İnsanların zinayı nasıl gördüklerini anlatmaya çabaladım. Ve genel olarak aslında kitap, yaşantımızda karşılaştığımız tüm zorluklarla sonunda nasıl başa çıkabildiğimizi anlatıyor diyebilirim.

Romanlarınızı kaleme alırken, yazdıklarınızla okuyucuların memnun olması çalışmak için efor sarf ediyor musunuz ve bu sizde bir baskı yaratıyor mu?
 Eğer insanları memnun etmeye çabalayan bir yazar olsaydım asla, Zina adında bir kitap yazamazdım. Tabii ki, önceki kitaplarımla kıyaslandığında, Zina hepsinden keskin bir farkla ayrılıyor e bu birçok okuyucumu da oldukça şaşırttı. Yani cevabım, hayır. Diğer türlü herkesin aşina olduğu sıradan konuları kaleme alırdım ve bundan hiç keyif alamayan bir yazar olacağım için, kariyerimin bitmesi anlamına gelirdi.

SADECE İKİ YILDA BİR YAZARIM

Şu an yeni bir roman üzerinde çalışıyor musunuz?
 Hayır. Ben, iki yılda bir roman yazabilen bir yazarım. Düzenli olarak yazdığım söylenemez ama bir başladım mı çok hızlı yazarım. Zaten, bir bilgisayar ekranın önünde mütemadiyen oturup yazmak kadar korkunç bir şey olamaz.

Bu yüzden hareket halinde olmalıyım, doğayla bütünleşmeli, kısa kısa yürüyüşler yapmalı ve zihnimi arındırmalıyım. 

Bu haber toplam 219 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Aksiyon Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 02122937548 | Haber Yazılımı: CM Bilişim