• BIST 90.182
  • Altın 147,110
  • Dolar 3,6478
  • Euro 3,9515
  • İstanbul 11 °C
  • Ankara 7 °C

Nihat Hatipoğlu'ndan otel iddialarına cevap

Nihat Hatipoğlu'ndan otel iddialarına cevap
Prof. Dr. Nihat Hatipoğlu, hakkında çıkan İstanbul Sultanahmet'te sahibi olduğu otelin kaçak olduğu yönündeki haberleri yalanladı. Hatipoğlu köşe yazısında 10 yılın muhasebesini yaptı.

Prof. Dr. Nihat Hatipoğlu hakkında İstanbul Sultanahmet’te sahibi olduğu otelin kaçak olduğu yönündeki haberleri yalanladı.  
 
Nihat Hatipoğlu’nun bugünkü köşe yazısında yayınlanan açıklaması şöyle: Şu otelde kaçak bir kat var, gibi yalan, dolan ve iftira dolu haberlerle bütün bu hizmetleri akamete uğratmaya çabalayanlar var. 35 odalı bir butik otelimiz var. Arkadaşlarla,borçlanarak, kendi alınterimizle kurduğumuz bir mekân. Hem misafirimizi ağırlıyor hem giderini karşılayacak bir ağırlama yapıyor. Bu mekânı devleştirdiler. Manşet yapacak kadar kendilerini kaybettiler iftira attılar. Bu mekân alındığında 4 katlı, bugün 4 katlıdır. İşte belgesi. "İftiranızı geri çekin" desek de duymazdan geldiler. Yalan söylediler. Tekzip ediyoruz. Yayınlamıyor. Vicdanınız yok mu, bu iftiralardan ne beklersiniz diyoruz utanmadan sırıtıyorlar. Çünkü kendi iradeleriyle değil, talimatla saldırıyor ve çamur atıyorlar. Biz hepsinin farkındayız. Emir verenleri de... Derdimiz dünyalık olsaydı; gökdelenler diker, siz de ancak gölgesinden geçerdiniz. Önümüze konulan siyasi veya farklı imkânlara balıklama atlardık. Elbette biz yazıyoruz, melekler de yazıyor. Allah da en yüce ve şaşmaz hakem olacaktır. Mahkeme-i Kübra'da bu iftiracıların imanına talip olacağım. Bu yalan ve iftira haberlerini yapan, yayan, vesile olan kim varsa, asla hakkımı helal etmeyeceğim. Çünkü onların derdi, benim anlattıklarım. Gücünüz bizi susturmaya yetmeyecek." 
 
Tartışmalı isim Prof. Dr. Nihat Hatipoğlu Sabah'ta yayınlanan köşe yazısında hakkındaki iddiaları yalanladı. Yazısında 10 yılın muhasebesini yaptığını söyleyen Hatipoğlu 10 yılda yaptıklarını şöyle sıraladı: 
 
"Dine soğuk olanı kazandık 
 
İnsanımızın ciddi bir kısmı dine mesafeliydi. Dinden ürküyorlardı. Çünkü TRT 1'deki resmi dini bilgilendirme dışında dişe dokunur bir din programı yoktu.
Televizyonlarda din adına kavgalar, mülahazalar, çamur atma gayretleri diz boyuydu. Seyirciye parmak sallayarak din anlatan arkadaşlarımız hayli revaçtaydı.
Dinden korkmuş ve hatta uzaklaşmış milyonlar vardı. Her türlü bid'at, hurafe, tahrifat, tahribat, önü açık şekildeydi. Belli odaklarca dini kitaplar sipariş ediliyor ve resmi bir din dizayn ediliyordu.
 
Yeni bir metot geliştirdik 
 
Hafif bir fon eşliğinde, içten gelen duygusallıkla Hz. Peygamber (s.a.v.) ve sahabe hayatı ile milyonları dinle yeniden harmanladık. Milyonlarca insan birçok sahabiyi yeni duydu. Bu ilgi ve beraberinde anlatılan konulara ustaca yerleştirilmiş bilgi ile milyonlar "ne oluyor" demeye başladılar. Programlarımız evden eve, daireden daireye, parktan parka konuşulur oldu. Kitleler, zaten dini seven insanımız Hz. Peygamber'i (s.a.v.) daha da sevdi. Sahabeyi öğrendi. Dinin korkulacak bir şey olmadığını gördü. Evlerde İslam konuşulur oldu. 
 
***
 
Bize rastlayıp da din konusunda korkumuzu yenmemizi sağladınız diyen, namaza başlayan, içkiyi bırakan, özgüveni artan, vicdanı harekete geçen yüzbinlerce izleyicim var. Konferans salonlarında eğer 15-20 bin insan toplanıyorsa bunun elbette bir sebebi var.
Dini programlar izlenme potasına girdi: TV'ler ilk kez 'dinden reyting' gördüler. İtibarsızlaştırılmış dini programlar, itibar görmeye başladı. Kavga için TV'lere çağırılan hocalar dini anlatmak için çağırılır oldular. Böylece kapılar din programlarına açılır oldu. Sahur ve iftar programlarında patlama yaşandı. Rekabetler bile yaşanır oldu. Hayatında dine dair bir endişesi olmayan birçok kanal sahibi din programı yapar oldu.
 
Din üzerinden kavgayı bitirdik 
 
İşin çarpıcı tarafı da; biz bu hamleyi dine mesafeli TV'lerde başardık. Bu nedenle de 'dini medya' bizim bu gayretlerimizi hiç yazmadı. Hiç anlatmadı. Görmezden geldi. Yok saymaya çabaladı. Üvey evlat muamelesi yaptı. Ama biz hiç aldırmadan yürüdük.Çünkü doğru isen, yol arkadaşların melekler olur.
Artık ekranda kavga bitti. Tavukhorozdan kurban olur mu tartışmaları bitti. Din üzerinden İslam'ı ve dindarı hırpalamak dönemi kapandı. 
 
***
Biz ne yaptık? 
 
Biz şu 10 yılda bununla yetinmedik. Ama her yaptığımızı da şova çevirip anlatmadık. Sakladık. Gizledik. Hiçbir yardımımızı ilan etmedik. Fakat en azından, artık lazım olan kadarını söyleyeyim: 
Ankara Gölbaşı'nda 5 katlı bina yaptık, 200 öğrenciyi alim yapmak için ücretsiz orada okutacağız. Tamamen aile olarak bunu inşa ettik ne yardım istedik, ne yardım diledik. Ne de bağış aldık. 
Bağlum ilçesinde yine kızlara yönelik bir bina yapmak için faaliyete başladık. Burada da 200 kız öğrenciyi din konusunda alime yapacağız. Burayı da kendi ailevi imkânlarımızla başaracağız. 
Sayısı 100'e ulaşan öğrenciye burs veriyoruz. 
Bugüne kadar 'Günlük Dualar' kitabımdan 500 bine yakın eseri seyirciye ücretsiz ulaştırdık, gönderdik. Göndermeye devam ediyoruz. 
50'ye yakın kitap; 200'e yakın kaset, cd ve dvd çıkardım. Bunların gelirlerinden yığınla hayırlı iş yaptık. 
Bugüne kadar (14 sene boyunca, öncesi hariç) 4 bin konferans verdim. Her konferansıma 5 bin kişi gelmişse 20 milyon insanla kucaklaştım. 
2000'e yakın (Dosta Doğru, İftar, Sahur, Soru-Cevap, Kuran Sünnet ve Kandiller) TV programı yaptım. 
6000 saat yayın yaptım. 
 
Buz dağları eridi 
 
Ülkenin dine bakış kimyasını, Rabbin lütfuyla değiştirdik. Genleriyle oynadık. Kapıyı açtık. Yolu açtık. "Yürüyün burada" dedik. Cemaat kurmaya çabalamadık. Arkamıza kitleleri toplamadık. Bu büyük teveccühü şahsi ikbal veya menfaat için hiç kullanmadık. Hiç kimseyle maddi hiçbir işimiz olmadı. Ne bir ihalede, ne bir iş takibinde, ne bir arazide, ne şunda, ne bunda işimiz olmadı. Alınterimizi helal dairesinde değerlendirmeye çabaladık. Etrafımızı hep kolladık. "

Hatipoğlu yazısında daha sonra otel tartışmalarını "çamur at izi kalsın olarak" niteleyerek bu iddalara şöyle cevap verdi:
 
"Çamur at izi kalır 
 
Şimdi bu hizmetin tümünü etkisiz hale getirmek, tümünü lekelemek, etkisizleştirmek, İslam'a ve Hz. Peygamber'e olan bu yönelişi engelleyecek maddesel bir algı oluşturmak için çamur atan yalancı ve iftiracılarla karşılaşıyoruz.
 
Şu otelde kaçak bir kat var, gibi yalan, dolan ve iftira dolu haberlerle bütün bu hizmetleri akamete uğratmaya çabalayanlar var. 35 odalı bir butik otelimiz var. Arkadaşlarla,borçlanarak, kendi alınterimizle kurduğumuz bir mekân. Hem misafirimizi ağırlıyor hem giderini karşılayacak bir ağırlama yapıyor. Bu mekânı devleştirdiler. Manşet yapacak kadar kendilerini kaybettiler iftira attılar. Bu mekân alındığında 4 katlı, bugün 4 katlıdır. İşte belgesi. "İftiranızı geri çekin" desek de duymazdan geldiler. Yalan söylediler. Tekzip ediyoruz. Yayınlamıyor. Vicdanınız yok mu, bu iftiralardan ne beklersiniz diyoruz utanmadan sırıtıyorlar. Çünkü kendi iradeleriyle değil, talimatla saldırıyor ve çamur atıyorlar. Biz hepsinin farkındayız. Emir verenleri de... Derdimiz dünyalık olsaydı; gökdelenler diker, siz de ancak gölgesinden geçerdiniz. Önümüze konulan siyasi veya farklı imkânlara balıklama atlardık. Elbette biz yazıyoruz, melekler de yazıyor. Allah da en yüce ve şaşmaz hakem olacaktır. Mahkeme-i Kübra'da bu iftiracıların imanına talip olacağım. Bu yalan ve iftira haberlerini yapan, yayan, vesile olan kim varsa, asla hakkımı helal etmeyeceğim.Çünkü onların derdi, benim anlattıklarım.Gücünüz bizi susturmaya yetmeyecek."
 
KAYNAK: ROTAHABER

 

Bu haber toplam 352 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Aksiyon Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 02122937548 | Haber Yazılımı: CM Bilişim