• BIST 89.764
  • Altın 145,514
  • Dolar 3,6255
  • Euro 3,9111
  • İstanbul 6 °C
  • Ankara 0 °C

Nazlı Ilıcak: Efkan Ala… Kem küm…

Nazlı Ilıcak: Efkan Ala… Kem küm…
Bugün yazarı Nazlı Ilıcak, bir TV programında "paralel polisler" sorusuna cevap vermekte zorlanan İçişleri Bakanı Efkan Ala'yı o görüntüler üzerinden çok fena vurdu.

Bugün Gazetesi yazarı Nazlı Ilıcak, Efkan Ala'ya sorulan usulsüz dinleme iddialarını ve Ala'nın buna verdiği cevabı köşesine taşıdı.
 
Ilıcak, "Türkiye’de bazı yasa dışı usulsüz dinlemelerin olduğunu hepimiz kabul ediyoruz. Buraya kadar tamam da… Ne malûm, bu işin organize bir şekilde yapıldığı, her bir polisin diğeriyle örgüt ilişkisi içinde olduğu, hiyerarşik bir yapı içinde talimat alarak dinlenmemesi gereken kişileri dinlediği?.. Hepsini de hükümet atamış. Bu durumda, bir Cemaat yapılanmasını nasıl somut delillere dayandıracaksınız?" dedi.


İşte Bugün yazarı Nazlı Ilıcak'ın o yazısı:
 
Türkiye’de bazı yasa dışı usulsüz dinlemelerin olduğunu hepimiz kabul ediyoruz. Buraya kadar tamam da… Ne malûm, bu işin organize bir şekilde yapıldığı, her bir polisin diğeriyle örgüt ilişkisi içinde olduğu, hiyerarşik bir yapı içinde talimat alarak dinlenmemesi gereken kişileri dinlediği?..
 
En çok usulsüzlük iddiası istihbari dinlemelerle ilgili. Ama bu fiiller, bir ya da birkaç vilayetle sınırlı değil. Türkiye’nin hemen her ilinde görev yapan polisler suçlanıyor. Üstelik incelenen 2008-2013 döneminde, İstihbarat Şube Müdürleri’nin biri gitmiş, biri gelmiş, İstihbarat Daire Başkanları değişmiş… Hepsini de hükümet atamış. Bu durumda, bir Cemaat yapılanmasını nasıl somut delillere dayandıracaksınız? Bu soru sadece benim zihnimi kurcalamıyor. Efkan Ala’ya da sormuşlar.
 
Cevabı, lâtifeli bir video görüntüsü içinde Twitter’da dolaşıyor.
 
Soru: Polislerin paralel yapı mensubu olduğunu nasıl tespit ediyorsunuz?
 
Efkan Ala cevap veriyor: “Şimdi bakın kendi öncüllerinizi ortaya koyduğunuz işin içinden, yani bu soru şimdi paralel yapı olduğunu nasıl anlıyorsunuz. Suçu, organize bir suç işlenmiş mi? Bir dinlenmemesi gerek bir yer dinlenmiş mi? Dinlenmiş yasal olmayan bir şekilde. O kişiyi kaç kişi dinlemiş onu? Kaç kişi dinlemiş. Onların hepsi tespit ediliyor. Tespit edildiği zaman biraz önce söylediğim araçları kim almış. Bunlar tespit edildiğinde kim almışsa yasal olarak kim o meselenin içerisindeyse, altına imza atmışsa onlar gönderiliyor. Bir de hani şey vardır, memleket kimin ne olduğunu biliyor. Bir suç işlenmiş, devlet, bu suçu işleyenlerin üzerinden bir soruşturma yürütüyor. Yoksa suç işlememiş olanlara yönelik tabanda, efendim, işte insanlara bir zamanlar bir şeyin içerisinde olmuşlar, onlara yönelik bir şey yok. Bir çaba, bir soruşturma yok.”


Anlayan Arap olsun… Tevekkeli değil, Cemaatçi polislerin darbe yaptığına dair iddianame 7 aydır hazırlanamıyor!!!
 
Eski düşman dost oldu
 
Son gelişmeler en çok Doğu Perinçek’i sevindiriyor. HSYK seçimlerinden sonra, “Yargıda cumhuriyet çağı”nın başladığını Aydınlık Gazetesi ilân etti. Celâl Kara, Muammer Akkaş, Zekeriya Öz, Mehmet Yüzgeç gibi savcıların görevden alınması karşısında, bir zil takıp oynamadıkları kaldı. HSYK 2. Daire Başkanı Mehmet Yılmaz’ı yere göğe sığdıramıyorlar. Ergenekon hâkimleri soruşturuluyor; savcılar açığa alınıyor; Ergenekon ve Balyoz sanıkları ise toptan serbest…
 
Hükümet ile Doğu Perinçek arasındaki gönül bağı, Fethullah Gülen’e husumetten doğuyor. Havuz medyasından Star ile Aydınlık Gazetesi’nin manşeti birbirine benziyor. Aydınlık “1 numaraya yakalama emri” yazarken, Star, “1 numaraya kırmızı bülten” manşetini atmış.
 
Bir gün utanacaklar
 
28 Şubat süreci kapanınca, birçok gazete, eskiden attığı manşetlerden dolayı utandı; binbir mazeret üretmeye çalıştı. Gün gelecek, havuz medyası da günah çıkarak. Zaman Gazetesi Genel Yayın Müdürü Ekrem Dumanlı gözaltına alınınca Star, Sabah, Akşam ve Yeni Şafak operasyonu var gücüyle destekledi. En çarpıcı başlık Star’dan geldi: “İnlerine girildi.” Yeni Şafak “Hesap zamanı” diye yazıyordu. Sabah ve Akşam, Hidayet Karaca ile Ekrem Dumanlı’ya yönelik operasyonun Gülen’e uzanacağı sevincini “Listenin başı Gülen” ya da “1 numaralı şüpheli Gülen” başlıklarıyla yaşadılar.
 
Türk okulları
 
Tayyip Erdoğan, Afrika’ya gitti; Türk okullarının kapatılmasını istedi. Tabii herkes, vaziyetin farkında. Nitekim, Nijerya’dan Vincent Kanayo isimli gazeteciden ses geldi. Yazısının başlığı, “Erdoğan’ın Afrika’da eğitimle savaşı” idi. Şöyle bir soru sordu: “Türk Cumhurbaşkanı niçin ABD, İngiltere ya da diğer Batı ülkelerinden bu okulların kapatılmasını istemiyor? Dobra dobra söylemek gerekirse, Batı bu zırvayı yutmuyor. Erdoğan, kendi dar zihninde, az gelişmiş oldukları için Afrikalılar’ı aptal sanıyor.”
 
Bir de “O okullar kapansın, yerine biz Milli Eğitim olarak daha iyilerini açarız” demez mi? Bu defa ses, Türkiye’deki eğitim mağdurlarından geldi: “Afrika’ya giderken, yolda Türkiye’ye uğra. Şu bizdeki okulları önce düzeltiver.”
 
Yurtdışındaki Türk okulları, yüksek standartta eğitim verdiği için oranın gözbebeği durumundalar; bu yüzden bir ağırlıkları var. Böyle bir başarı, karın tokluğuna çalışan fedakâr öğretmenler ve yöneticiler sayesinde ancak elde edilebildi.
 
Bir Türk Cumhurbaşkanı’nın, elinde hiçbir somut veri yokken, okulları, “casusluk yuvası” diye suçlaması, kötülemesi, kapatılmalarını istemesi ne acı!"

Bu haber toplam 558 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Aksiyon Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 02122937548 | Haber Yazılımı: CM Bilişim