• BIST 91.630
  • Altın 189,716
  • Dolar 4,7897
  • Euro 5,5819
  • İstanbul 28 °C
  • Ankara 25 °C

Merkezi Yönetim Bütçe Takip Raporu açıklandı

Merkezi Yönetim Bütçe Takip Raporu açıklandı
TÜSİAD ve Koç Üniversitesi Ekonomik Araştırma Forumu ortaklığıyla hazırlanan ve 2012-2017 yılları arasında Merkezi Yönetim Bütçesi'nde gözlemlenen...

TÜSİAD ve Koç Üniversitesi Ekonomik Araştırma Forumu ortaklığıyla hazırlanan ve 2012-2017 yılları arasında Merkezi Yönetim Bütçesi'nde gözlemlenen eğilimler ile 2018 yılı bütçesine ilişkin analizlerin sunulduğu "Merkezi Yönetim Bütçe Takip Raporu" tanıtım toplantısı düzenlendi. Raporda; kalıcı ve eşitlikçi bir vergi reformuna ihtiyaç olduğuna dikkat çekilirken, bütçe harcamalarındaki mali katılığın kırılması gerektiği vurgulandı.

TÜSİAD ve Koç Üniversitesi Ekonomik Araştırma Forumu (EAF) ortaklığı ile düzenlenen, vatandaşlardan toplanan vergilerle yapılan kamu harcamalarının sadece parlamento tarafından değil vatandaşlar ve Sivil Toplum Örgütleri tarafından da izlenmesini ve denetlenmesini sağlamak ve bu konularda farkındalık oluşturmak amacı ile hazırlanan "Merkezi Yönetim Bütçe Takip Raporu'nun tanıtım toplantısı İstanbul Beyoğlu'nda bulunan TÜSİAD Genel Merkezi'nde gerçekleştirildi.

Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren TÜSİAD Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Sekreteri Bahadır Kaleağası, mali politikayı yakından ve adım adım izliyor olmalarının en önemli nedenlerinden bir tanesinin yüksek seviyelere ulaşan enflasyon rakamları olduğunu belirterek, şu ifadeleri kullandı:

"TÜSİAD uzun zamandır finansal istikrara dikkat çekmeye çalışıyor ve enflasyonun en kısa zamanda yüzde 5 olan hedefe yakınlaştırılması yönünde gerekli önlemlerin alınması gerektiğini vurguluyor. Maalesef geldiğimiz noktada enflasyon oranı makul seviyeleri aştı. Aynı anda yükselen cari açık ve ekonomimiz için tehdit haline gelen kur riski, ekonomik politikalarımızın yeniden gözden geçirilmesini zorunlu kılmaktadır. 2001 krizi sonrasında yapısal reformlar ile kırılganlığımızı azaltmış, borçluluk oranımızı düşürebilmiştik. Kriz döneminde yüzde 70'lere varan merkezi yönetim borcumuz yüzde 28 oranına indirmeyi, yüzde 16'lara çıkan bütçe açığını Avrupa Birliğinin Maastricht kriterlerine uygun olarak yüzde 3'ün altına indirmeyi başarmıştık. Yine bu dönemde yapılan reformlar sayesinde enflasyonu hızla tek haneye düşürmüş, dış borcumuzu yüzde 35 seviyelerine kadar indirmiştik. Şimdi ekonomiden ciddi bir durgunluğa yol açmadan yumuşak bir inişi başarabilmemiz için yeniden reform gündemine dönmeye, bunun yanında mali ve para politikalarımızın uyumlu çalıştığı bir ekonomik programa gereksinim var".

Açılış konuşmasının ardından söz alan Bilkent ve Ankara Üniversitesi Öğretim Görevlisi Ferhat Emil, "Merkezi Yönetim Bütçe Takip Raporu'nun sunumunu yaptı. Emil, sunumda 2012-2017 yılları arasında Merkezi Yönetim Bütçesi'nde gözlemlenen eğilimlerden bahsederken, 2018 yılı bütçesine ilişkin analizleri de kamuoyu ile paylaştı. Açıklanan raporun yanı sıra seçim sonrası dönemde izlenmesi gereken maliye politikaları da tartışıldı.

Ferhat Emil tarafından hazırlanan "Merkezi Yönetim Bütçe Takip Raporu'nun birinci bölümünde, rapor boyunca kullanılacak bütçe terimlerinin açıklamaları yer alırken; ikinci bölümde 2012-2017 yılları arasında Merkezi Yönetim Bütçesi'nde gözlemlenen eğilimler ve maliye politikalarına ayrıldı. Üçüncü bölümde ise 2018 Mali Yılı Bütçesi ile ilgili değerlendirmeler paylaşıldı.

Raporda, 2016-2017 yılları arası belirgin bir mali gevşemenin başladığı dönemler olarak nitelendirilirken, temel olarak şu tespitler yer aldı:

"2012-2017 yılları arasında mali disiplin açısından iki dönemi ayırt etmek gerekmektedir. Birinci dönem 2012-2015 döneminde bütçede mali disiplinin tesis edildiği bir ancak 2016-2017 yıllarında ise belirgin bir mali gevşemenin başladığı dönemlerdir. Genişlemeci politikaların bütçe açıklarından çok nakit yönetim aracı olması gereken nakit dengesi üzerinden gerçekleştirilmeye başladığı dikkati çekmektedir. Son iki yılda harcamalardaki ortalama artış gelirlerdeki ortalama artışın biraz daha üzerindedir. Bütçe gelirlerinde son iki yılda harcama oranı yüzde 16 artarak gelirlerdeki ortalama artış oranının (yüzde 14) 2 puan üzerinde kalmış bunun sonucu olarak bütçe açığı yüzde 1,5 olarak gerçekleşerek 2012'deki seviyesine ulaşmıştır".

"Kalıcı ve eşitlikçi bir vergi reformuna ihtiyaç var"

Gelir Politikalarında ise KDV indirimleri ve yeniden yapılandırma kolaylıkları gibi uygulamaların ekonomik büyümede sağlıklı ve üretken bir vergi tahsilatına imkan vermediğine vurgu yapıldı. Vergi tahakkuk ve tahsilatları arasındaki farkların son beş yılda artmaya başlarken, bunun özellikle yurtiçi KDV tahsilatında kendisini gösterdiği ifade edildi. Raporun gelir politikaları ile ilgili bölümünde yer alan diğer tespitler ise şu şekilde oluştu:

"Yurtdışı muamelelerden alınan vergiler vergi sisteminin en istikrarlı vergisi olma özelliğini göstermekte ve ironik olarak kendisi bir risk unsuru olan dış açık arttıkça vergi tahsilatı da artmaktadır. Toplanan vergi gelirlerinin ortalama yüzde 67'si dolaylı vergiler olup bu oran vergi adaleti açısından olumsuz bir duruma işaret etmektedir. Gelişmiş ülkelerde bu durumun tersi söz konusudur. Dolaysız vergi tahsilatında da yükün çok büyük bölümü ücretlilerin üzerinde kalmaktadır. Bu nedenle kalıcı ve eşitlikçi bir vergi reformuna ihtiyaç vardır".

"Bütçe harcamalarında mali katılık söz konusu"

Raporda ayrıca, bütçe harcamalarında mali bir katılık söz konusu olduğuna dikkat çekildi. Katılığın kırılmadıkça ve bunu finanse edecek herhangi bir vergi reformu yapılmadığı sürece kamudaki yatırım, istihdam ve teknolojik gelişmeyi teşvik edici yeni politikaların uygulanmasına imkan verecek esnekliğin kalmayacağı kaydedildi. Harcama politikalarındaki diğer eğilimlerde ise şu ifadelere yer verildi:

"Kamunun yatırım stoku 2017 yılı itibariyle 3 bin 240 adet projeden oluşmaktadır. Bunların ortalama tamamlama süresi 4,4 yıldır. Bu projelerin güncellenmiş fiyatlarla değeri 208 milyar dolar olup, 2018 yılında kamu sektörü toplam olarak 23 milyar dolar civarında yatırım harcaması yapacaktır. Yatırımların ağırlığı Ulaştırma sektöründe olup Eğitim sektörü ikinci sırada gelmektedir.

Bu yıl Kamu Özel İşbirliği (KÖİ) projeleri kapsamında doğan yükümlülükleri ödemek üzere; şehir hastaneleri için iki kalemde toplam 2,6 milyar TL, Karayolları Köprü Geçiş ücretleri için 3,5 milyar TL ve Kredi Garanti Fonu ödemeleri için de 3 milyar TL olmak üzere yaklaşık 9 milyar TL ödenek ayrılmıştır".

Rapor tanıtımının ardından "Yeni Hükümet Döneminde Nasıl Bir Bütçe?" konulu bir panel düzenlendi. TÜSİAD Başekonomisti Dr. Zümrüt İmamoğlu moderatörlüğünde gerçekleşen panelde Kadir Has Üniversitesi Öğretim Görevlisi Dr. Mahfi Eğilmez, Ankara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hakkı Hakan Yılmaz, Ankara Üniversitesi ile Bilkent ve Ankara Üniversitesi Öğretim Görevlisi Ferhat Emil konuyla ilgili görüşlerini paylaştı.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Aksiyon Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 02122937548 | Haber Yazılımı: CM Bilişim