• BIST 82.779
  • Altın 146,779
  • Dolar 3,7701
  • Euro 4,0274
  • İstanbul 7 °C
  • Ankara -1 °C

Kurtulmuş'tan HDP'li eski bakanlara tepki

Kurtulmuş'tan HDP'li eski bakanlara tepki
Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, istifa eden HDP'li bakanların yaptığı açıklamaları şiddetle kınadığını belirterek, "Bu sözlerin tamamını yakışıksız buluyor ve şiddetle reddediyoruz" dedi.

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş, "Öyle görünüyor ki o basın açıklamasında ortaya konulan fikirlerin hiçbiri içeride konuşulmamıştır. Anlaşılıyor ki bu arkadaşlarımız bu basın açıklamasını bir yerlerden gelen talimatlarla yaptılar. Dolayısıyla bu basın açıklamasında ortaya konulan fikirleri hiçbir şekilde içeride yansıttıkları fikirlerle bir ilgisi olmadığını da ifade etmek isterim. Bu basın açıklamasını da hükümetimiz, Sayın Cumhurbaşkanımız ve Sayın Başbakanımız hakkında ortaya koymuş olduğu fikirlerin hiçbirisini kabul etmek mümkün değildir, bu sözlerin tamamını yakışıksız, tamamını eleştiri dozunun üstünde bulduğumuzu, yersiz bulduğumuzu ifade ediyoruz, şiddetle kınıyoruz, şiddetle reddediyoruz" dedi. 

Kurtulmuş, Çankaya Köşkünde Başbakan Ahmet Davutoğlu başkanlığında yaklaşık 4 saat süren Bakanlar Kurulu toplantısının ardından gazetecilere açıklamalarda bulundu. 

Bakanlar Kurulu'nda İstanbul TEM otoyolu ve Edirne'deki Suriyeli sığınmacıların durumu, bu sığınmacıların Türkiye'ye değil, Avrupa ve Avrupa Birliği ülkelerine etkilerini ve dünyadaki göçmen politikaları konularının ele alındığını belirten Kurtulmuş, bu konularda kendisinin ve Dışişleri Bakanı Feridun Sinirlioğlu'nun da göçmen politikalarıyla ilgili Türkiye'nin dünya kamuoyundaki algısına yönelik Kurul üyelerine bilgilendirme yaptığını söyledi.

Numan Kurtulmuş, Türkiye'nin Nisan 2011'den bu yana Suriyeli sığınmacılar konusuna "insani diplomasi" çerçevesinde yaklaştığını ifade ederek, "Bu çerçevede Türkiye'nin 7,6 milyar dolarlık faturayla karşı karşıya kaldığını biliyoruz. Bunun sadece 418 milyon dolarlık kısmı uluslararası camiadan, uluslararası yardım kuruluşlarından, gelişmiş ve zengin ülkelerden gelmiştir. Türkiye, karşı karşıya kalmış olduğu bu ağır yükün faturasını ödemek, bu ağır yükün payını hafifletmek bakımından bütün ülkeleri, dost ve kardeş ülkeleri, bu konuya duyarlı ülkeleri de Türkiye'ye yardım etmeye, bu insani sorunun ortaya çıkarmış olduğu büyük manzarayı paylaşmaya davet etmektedir" ifadelerini kullandı.

Bakanlar Kurulunda İçişleri Bakanı Selami Altınok'un da seçim güvenliği konusunda detaylı bir sunum yaptığını belirten Kurtulmuş, "Ümit ediyoruz ki bu Bakanlar Kurulunda görüşülen tedbirler çerçevesinde Türkiye, sorunsuz bir seçimi 1 Kasım'da geride bırakacak ve inşallah Türkiye demokrasiyi barış içerisinde, bayram havası içerisinde, huzur içerisinde bir seçimi geride bırakarak demokratik bakımdan önemli bir mesafeyi de aşmış olacaktır" değerlendirmesinde bulundu.

HDP'li bakanların istifası

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Kurtulmuş, Bakanlar Kurulu'nun hemen başında Türkiye kamuoyuna mal olmuş bir gelişmeyi yaşadıklarını belirterek, anayasal bir zorunluluk ve sorumluluk gereği kurulmuş seçim hükümetinde HDP kontenjanından Avrupa Birliği Bakanı olarak görev yapan Ali Haydar Konca ve Kalkınma Bakanı olarak görev yapan Müslüm Doğan'ın Bakanlar Kurulu üyeliklerinden istifa ettiklerini söyledi. 

Başbakan Davutoğlu'nun, Konca ve Doğan'ın istifalarını kabul ettiğini belirten Kurtulmuş, şöyle devam etti:

"İki değerli bakan arkadaşımız Müslüm Doğan ve Ali Haydar Konca istifa etmişlerdir. İstifa kararlarını toplantının başında Sayın Başbakanımıza ifade etmişlerdir. Son derece medeni şekilde hiçbir tartışmaya mahal bırakmaksızın, istifalarını çok kısa bir şekilde gerekçelendirerek ifade ettiler. Sayın Başbakanımız, kendileriyle ilgili olarak söyledikleri konularda aynı görüşte olmadığını ifade eden, kendi görüşünü, hükümetimizin görüşünü ifade eden bir açıklamayla bu görüşlere katılmadığını yine son derece medeni, açık ve açık yüreklilikle ifade ederek, kendilerine teşekkür ettiler. Sayın Müsteşarımız (Kemal) Madenoğlu tarafından her iki bakan kapıya kadar uğurlandılar.

Bugün Türkiye'de bir koalisyon hükümeti bozulmuş değildir. AK Parti ve HDP bir koalisyon hükümeti kurmuş değillerdir. Anayasal zorunluluk olarak ve anayasal sorumluluklarını kuşanmış olarak Türkiye Cumhuriyetinin 63. Hükümeti, Sayın Cumhurbaşkanımızın görevlendirmesiyle Sayın Başbakanımızın başbakanlığında kurulmuştur. Seçim hükümetinde yer almayı kabul eden bu iki değerli eski bakan kendi iradeleriyle burada yer almayı kabul ettiler, bugün de kendi iradeleriyle hükümetten ayrılma fikrini ortaya koydular ve hükümetten ayrıldılar. Ben bu kararlarının kendileri için hayırlı uğurlu olmasını, aldıkları kararların kendilerine iyi sonuçlar vermesini temenni ederim."

"İki yeni bakan arkadaşımız görevlerine başlayacaktır"

Numan Kurtulmuş, "sanki bir hükümet bozulmuş, bir hükümet dağılmış gibi" bir algı oluşturulmaması gerektiğine işaret ederek, "Hükümette HDP kontenjanından yer alan iki bakan arkadaşımız istifa ettiğinde yine anayasal çerçevede neyin nasıl yapılacağı son derece açık ve bellidir. Sayın Başbakanımız en kısa sürede iki bağımsız bakanı bu arkadaşlarımızın yerine atayacak. Şu anda Sayın Cumhurbaşkanımıza bu görevlendirmelerle ilgili teklifini sunacak ve arkasından da Cumhurbaşkanımız tarafından görevlendirme onaylanarak, iki yeni bakan arkadaşımız görevlerine başlayacaktır" diye konuştu.

Anayasal zorunlulukla kurulan 63. Hükümetin amaçlarından birinin, "kamu düzenini korumak ve Türkiye'de yönetim boşluğu oluşturmadan 1 Kasım'a kadar gitmek", ikincisinin de "Türkiye'yi suhuletle, sükunetle ve barış içerisinde seçime götürmek" olduğunu belirten Kurtulmuş, HDP'li bakanların bireysel tercihleriyle hükümette yer aldıklarını, yine bireysel tercihleriyle hükümetten ayrıldıklarını söyledi.

Kurtulmuş, HDP'li bakanların istifalarının ardından "siyasal dozu son derece yüksek" basın açıklaması yaptıklarını vurgulayarak, şöyle konuştu:

"Öyle görünüyor ki o basın açıklamasında ortaya konulan fikirlerin hiçbiri içeride konuşulmamıştır. Anlaşılıyor ki bu arkadaşlarımız bu basın açıklamasını bir yerlerden gelen talimatlarla yaptılar. Dolayısıyla bu basın açıklamasında ortaya konulan fikirleri hiçbir şekilde içeride yansıttıkları fikirlerle bir ilgisi olmadığını da ifade etmek isterim. Bu basın açıklamasını da hükümetimiz, Sayın Cumhurbaşkanımız ve Sayın Başbakanımız hakkında ortaya koymuş olduğu fikirlerin hiçbirisini kabul etmek mümkün değildir, bu sözlerin tamamını yakışıksız, tamamını eleştiri dozunun üstünde bulduğumuzu, yersiz bulduğumuzu ifade ediyoruz, şiddetle kınıyoruz, şiddetle reddediyoruz. 

Bu süre içerisinde Sayın Bakan arkadaşlarımızın şahıslarının tespit ve teşhis ettiklerini söyledikleri hiçbir konu ne bu Bakanlar Kurulunda ne de önceki Bakanlar Kurulunda gündeme gelmemiştir. O arkadaşlarımızın hiçbirisinin görev yapmasına engel olunmamıştır. Cizre ile ilgili süreçte ortaya koymuş oldukları mesele de şudur; bu bakan arkadaşlarımız diğer bütün bakan arkadaşları gibi aynı hak ve yetkiye ama aynı zamanda aynı sorumluluklara sahip olan insanlardır. Benim bakan olarak bir hakkım ve sorumluluğum neyse Sayın Ali Haydar Bey'in de Müslüm Bey'in de yetki ve sorumlulukları aynıydı. Herhangi bir yerde sivillerin girmesiyle ilgili yasak kararı varsa, bu karara nasıl ben uymak zorundaysam, diğer bakan arkadaşlarımız uymak zorundaysa bu bakan arkadaşlarımız da uymak zorundaydı. Dolayısıyla görev yapmalarına mani olunduğu, engel olunduğu şeklindeki eleştirilerin de doğru olmadığını ifade etmek durumundayım."

Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, 63. Hükümetin üzerine düşen bütün sorumlulukların bilincinde Türkiye'yi suhuletle ve sakin bir şekilde seçime götüreceğine vurgulayarak, "Hiçbir alanda, hiçbir bakanlıkla ilgili konunun kapsamında en ufak bir yönetim boşluğu olmayacaktır. Bu çerçevede zannediyorum önümüzdeki saatlerde bu iki bakan arkadaşımızın yerine de iki yeni bakan atanarak, Türkiye Cumhuriyetinin hükümeti yoluna devam edecektir" ifadesini kullandı. 

1 Kasım genel seçimleri

Kurtulmuş, bu kapsamda 1 Kasım seçimlerinin önemli bir dönüm noktası olduğunun altını çizerek, konuşmasına şöyle devam etti:

"Nasıl biz demokrasinin yerleşmesi, demokrasi çıtasının yükselmesi için önemli bir dönüm noktası olarak görüyorsak, terör örgütü de 1 Kasım seçimlerini Türkiye'nin karıştırılması için önemli bir dönüm noktası olarak görüyor. Terör örgütüne yardım eden birtakım çevrelerin de aynı şekilde baktıklarını biliyoruz. Hükümetin öncelikli vazifelerinden birisi her türlü tedbiri alarak, kampanya süresinde, seçim gününde ve sonrasında sayım sürecinde demokrasiyi hiçbir şekilde gölgelemeyecek şekilde seçim güvenliğini, kampanyanın güvenliğini ve seçim günü güvenliğini sağlamaktır. Seçim sonuçlarının yeri geldiği zaman sandıkların helikopterle dahi taşınması gibi her türlü faaliyet alınacaktır."

Yaz saati uygulamasına ilişkin bir soruya da Kurtulmuş, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının bu konuya ilişkin çalışma yaptığını bildirdi. Kurtulmuş, "Büyük ihtimalle normal vaktinden 15 gün tehir edilecektir. Bu da seçim tedbirlerinden biri olarak düşünülüyor. 8 ya da 9 Kasım tarihi, muhtemelen bu tarihlerden birinde yaz saati uygulamasından vazgeçilip, normal saate geçilecektir" dedi.

Türkiye dostu Suriyeliler

Suriyeli mülteciler meselesinin önce geçici olarak telakki edildiğini dile getiren Kurtulmuş, şunları kaydetti:

 "Yani gelecekler, Suriye'de durum iyileşecek ve tekrar geri dönecekler' ama maalesef Suriye'deki bu istikrarsızlık ortamının uzun bir süre devam ettiğini görüyoruz. Artık öyle görünüyor ki buraya gelmiş olan 2 milyon 200 bine yakın Suriyeli komşumuz, sığınmacı belki uzun yıllar Türkiye'de kalıcı. Dolayısıyla şunun üzerinde odaklanıyoruz. Mesela, Suriyelilerin çocuklarının kaybedilmemesi. Şu anda 550 bine yakın okul çağında çocuk var. Bu çocukların bir kısmına Milli Eğitim Bakanlığının okullarından imkan sağlanıyor, bir kısmı Suriyeli öğretmenler özel STK'ların destekleriyle eğitim veriyorlar 110 bin kişiye kadar. Maalesef yaklaşık 400 bine yakın Suriyeli çocuk da bir türlü eğitim alamıyor. 

Mesela, bunların eğitimlerini almaları, böylece burada yaşayan çocukların yeni kurulacak Suriye'de Türkiye dostu unsurlar olarak yeni Suriye'nin geleceğinde söz sahibi olmaları için çalışmalar yapıyoruz. İyi eğitim almış, buradaki eğitimden faydalanan ve Türkiye dostu olan, bu toprakları seven, bu toprakların insanların seven insanlar olarak yetişmesine gayret etmeye çalışıyoruz."

Kurtulmuş, yoğun olarak Suriyeli sığınmacıların bulunduğu Kilis, Gaziantep ve Şanlıurfa gibi kentlerin özellikle belediye hizmetlerinde karşılaştıkları yüklerin hafifletilmesi için gerekli tedbirleri alacaklarını belirterek, "Gerçekten 300 bin, 250 bin, 150 bini çok yüksek oranda sığınmacıların bulunduğu şehirlerimiz var. Bu şehirlerimizin yerel yönetimlerinin bu yükün altında kalmaması, burada yaşayan insanlara verdikleri hizmetlerin aksamaması için hükümet olarak ilave destekler sunacağız" diye konuştu.

Suriyeli sığınmacıların iş yapma imkanları ve iş yapma kapasitesi olanların topluma kazandırılması için çalışmalar yaptıklarını söyleyen Kurtulmuş, "Şimdiye kadar 'geldiler ve giderler' diye düşünülen  2 milyon 200 bin kişilik bir kitlenin önemli bir kısmının burada kalması artık mukadder görülüyor. Dolayısıyla bunların hem kendilerine faydalı hem Türkiye'ye faydalı hem de Türkiye toplumuyla entegre olmuş bir vaziyette nasıl üretken ve verimli ve kendi geleceklerine kurabilecek hale gelecekleri konusunda her türlü tedbiri almaya devam ediyoruz" ifadelerini kullandı.

Yeni bir göçmen politikası

Akdeniz'deki görüntüler ortaya çıkana kadar ya da Suriyeliler, Türkiye üzerinden Avrupa'nın kapılarını zorlayana kadar, diğer ülkelerin göçmen sorunu konusunda adım atmadığını ifade eden Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:

Bu konunun Türkiye'nin tek başına yapabileceği bir şey olmadığına dikkati çeken Kurtulmuş, herkesin hassas olması gerektiğini, bunun nihayetinde bir sonuç olduğunu söyledi.

Kurtulmuş, göçü ortaya çıkaran sebepleri ortadan kaldırmak için dünyanın çalışması gerektiğine işaret ederek, "Diktatörler iş başında durduğu sürece, işgaller, savaşlar devam ettiği sürece, dünyadaki bu gelir dağılımı adaletsizliği haksız bir şekilde devam ettiği sürece önümüzdeki on yıllarda dünyada yeni göçmen dalgalarının olması kaçınılmazdır. Türkiye olarak bunu da dünya diplomasisinin önemli gündem maddelerinden biri yapmaya kararlıyız. Sayın Başbakanımız BM Genel Kurulunda bu konuyu gündeme getirecek. Ayrıca ekim ayında Türkiye'de yapılacak Göç Konferansı'nda bu konuyu gündeme getireceğiz. Zaten rutin olarak da bütün uluslararası platformlarda bu konuyu gündeme getiriyoruz. Mesele sadece Suriyeliler meselesi değil, mesele sadece Türkiye'nin karşılaşmış olduğu göçmen sorunu değil, mesele bütün dünyanın, göçmen politikası iflas etmiş olan bütün dünyanın, hele güçlü ülkelerin yeni bir göçmen politikasıyla bu konuyu çözmeye niyet etmeleridir. Bunu inşallah her platformda dünya kamuoyuna taşımaya devam edeceğiz" değerlendirmesinde bulundu.

Liderlere gönderilecek mektupla ilgili soru üzerine Kurtulmuş, mektubun tamamlandığını ve tüm dünya liderlerine gönderileceğini, Türkiye'nin hassasiyetlerini liderlerin dikkatine sunulacağını belirtti.

Bu haber toplam 761 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Aksiyon Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 02122937548 | Haber Yazılımı: CM Bilişim