• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • İstanbul 9 °C
  • Ankara 17 °C

Kurtulmuş'tan Başkanlık Sistemi açıklaması

Kurtulmuş'tan Başkanlık Sistemi açıklaması
Mevcut sistemde cumhurbaşkanının sahip olduğu yetkilerin seçilmiş devlet başkanından daha fazla olduğunu ileri süren Kurtulmuş, “Millete rağmen bir sistem değişikliği yapılamaz”diye konuştu...

Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş’la sıcak gündem maddesi başkanlık sistemi ile çözüm süreci, HDP’nin geleceği ve Bank Asya operasyonunu da içeren konularda sohbet olanağı bulduk. 

Başkanlık tartışmasını, geniş planda anayasal reformu zorunlu kılan bir sistem dönüşümü içinde konumlandıran Kurtulmuş’un açıklamaları söyle:

ŞAHIS DEĞİL SİSTEM MESELESİ:

Milliyetten Serpil Çevikcan'ın derlediği habere göre Başkanlık meselesini şahıslar üzerinden değil, sistem değişimine ilişkin anayasal bir reformun parçası olarak ele almak daha doğru. Türkiye’de, ‘millet-devlet uyuşmazlığı’ dediğimiz devletin başka telden, milletin başka telden çaldığı bir yapılanma var. Siyasal gruplar için devlet, ‘ele geçirilmesi gereken bir mekanizma’ haline dönüşüyor. Başkanlık sistemi ve diğer sistem değişikliği tartışmalarını yaparken bence merkeze bunu koymak lazım. Devletin milletin emrine verilmesi, milletin bütünüyle hakim olduğu bir mekanizma haline getirilmesi gerekiyor. Bunun için siyasal sistemde dört alan güçlendirilmeli. Parlamento, milletvekilleri, yürütme, idari mekanizma ve toplum güçlendirilmeli. Yürütme güçlendirilirken güçlü, hızlı karar alabilen ve bunları uygulayan bir başkanlık mekanizmasına dönmek zorundayız. Türkiye, buraya doğru yol alıyor. Maalesef başkanlık, sanki Tayyip Bey’in ya da Ak Parti’nin kurumsal isteği veya Tayyip Bey’in kişisel isteği gibi anlaşılıyor ki fevkalade yanlıştır bu yaklaşım.

CUMHURBAŞKANI BAŞKANDAN DAHA GÜÇLÜ:

Maalesef Türkiye’deki mevcut Anayasa, güçler ayrılığı üzerinden değil, güçler parçalanması üzerine oturmuş. Öyle güçlü bir cumhurbaşkanı ortaya koymuş ki bu, cumhurbaşkanı halkın oyuyla seçilecek bir devlet başkanında var olacak olan yetkilerden çok daha fazlasına sahip. Orduyu tek başına dışarıya gönderebiliyor, parlamentoyu isterse feshedebiliyor, bakanları atıyor, Bakanlar Kurulu’na başkanlık yapabiliyor. Herhangi bir yasayı Anayasa Mahkemesi’ne gönderebiliyor. Bunların üzerine ve milleti devlet adına kontrol eden bir cumhurbaşkanlığı makamı. Bu sistem, bütünüyle değişmediği sürece Türkiye’de ideal anlamda bir demokrasinin varlığından bahsedilemez. Cumhurbaşkanımızın ilave bir gücü olmayacak, var olan yetkilerinde azalma olacak. Tabii ki parlamento olacak, bunun yanında denetim fonksiyonuyla ilgili yeni bir düzenleme düşünülebilir.

YÖNETİM?İÇİN ANAHTAR METAFORU:

Ben şu metaforu kullanıyorum; egemenlerin elinden milleti yönetme anahtarı alındı ama biz bunu bütünüyle millete devretme durumundayız. Bu anahtar henüz elimizde duruyor. 2015 seçimlerinden sonra millete devretmemiz lazım. Bu anlamda da kenarda da eski vesayetçiler bekliyorlar, ‘aman fırsat bize düşse’ diye tam anahtarı devrederken tekrar kapma niyetindeler. Bunu şahıslardan uzak düşünmek lazım. Bugün Ak Parti iktidarda, Erdoğan Cumhurbaşkanı. Türkiye daha iyi idare edilebilir hale gelmeli. Aksi halde devleti ele geçirme mücadelesi hiç bitmez. Bugün bir paralel olur, yarın başka bir paralel olur.

ERDOĞAN SÖYLEDİ?DİYE OLUMSUZ BAKILIYOR:

Hep şablon üzerinden, Amerikan modeli mi, Fransız modeli mi diye tartışıldı. Niye biz Türkiye modeli üzerinden, kendi ihtiyaçlarımız üzerinden bir şey tartışmıyoruz? Bu şahısların hepsi geçici. Bir güç temerküzü istemiş olsa Erdoğan bunu bilecek kadar da siyaset tecrübesi ve zekâsına sahip. Mevcut sistem, daha güçlü bir cumhurbaşkanlığı modeli. Sistem, bütün herkesi cumhurbaşkanının kontrol etmesi üzerine kurulmuş. Tayyip Erdoğan’ın da itiraz ettiği nokta bu. Kategorik olarak Erdoğan dile getirse bu yanlıştır, kötüdür, şu dile getirdiyse iyidir şeklinde bir yaklaşımın doğru olmadığını söylemek lazım. Erdoğan, Türkiye’de sosyolojik anlamda çevreden değil, merkezinden gelen bir adam olsaydı ve bugün başkanlık sistemini dile getiriyor olsaydı, başkanlık sistemi etrafında yapılan eleştirilerin önemli bir kısmı yapılmayacaktı belki de. Çevreden gelen birisi merkezi otoritenin en üst makamını ele geçirmiş, oraya millet tarafından seçilmiş olmasına rağmen burada yeni bir şeye ihtiyaç var diyor. Sistem olarak hepimiz de yaşadık. Allah korusun, 1970’lere geri döneriz. Hâlâ sistemin fay hatları mevcut.

SİYASİ İKBALİ OLARAK GÖRMÜYOR:

Bir kere bu, Cumhurbaşkanı’nın bir talebi değil, Türk siyasetinde var olan bir taleptir. Yapılabiliyorsa zaten oluşacak parlamentodaki partilerin bir kısmının ittifakıyla çıkabilir. 330’da kalacaksa halka sunulacaktır. Diğer konuların hepsiyle birlikte anayasal vatandaşlık meselesi gibi temel sorunlarımızı çözecek bir anayasa paketi gibi bir konu gündeme gelebilir. Cumhurbaşkanımızdan dinlemiş biri olarak, şundan emin olarak konuşuyorum: Cumhurbaşkanı bunu Erdoğan’ın siyasi ikbaliyle ilgili bir konu olarak asla görmüyor. Tam tersine, defaatle attan düşmüş birisi olarak, siyasal sistemimizin gadrine uğramış, egemen güçler tarafından partisi kapatılmaya çalışılmış, siyasi yasaklarla boğuşmuş birisi olarak bunu bir sistem meselesi ve Türkiye’nin daha iyi yönetilmesi meselesi olarak görüyor. Kendi şahsıyla ilgili bir mesele olarak görmüyor. Millet bunu istemiyoruz diyorsa yapılamayacak tabii. Millete rağmen bir sistem değişikliği yapılamaz.

Bu haber toplam 361 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Aksiyon Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 02122937548 | Haber Yazılımı: CM Bilişim