• BIST 104.001
  • Altın 145,669
  • Dolar 3,5083
  • Euro 4,1894
  • İstanbul 23 °C
  • Ankara 30 °C

Kılıçdaroğlu: Haramilerden bu ülkeyi kurtaracağız

Kılıçdaroğlu: Haramilerden bu ülkeyi kurtaracağız
Kemal Kılıçdaroğlu grup toplantısında konuştu.

Kılıçdaroğlu'nun konuşmasından satırbaşları:

Siz hiç Recep Tayyip Erdoğan'ın ayakkabı kutusundaki dört buçuk milyon dolardan bahsettiğini duydunuz mu? Niye konuşmuyor? Her konuda ağzını açıyor.. Neden bu konuda konuşmuyor. Tüyü bitmemiş yetimin hakkın yiyenler bu konuda konuşamazlar. Olayı kapatacak, olayı örtecek. Başka olayları gündeme getiriyor. Acaba olayı nasıl kapatabiliriz diye. Devlet hayatımda böyle yolsuzluk görmedim. Zengin bir kütüphanem var. Yolsulzuk olaylarında ne kadar duyarlı olduğumu biliyorsunuz. Böyle bir yolsuzluk olayı görmedim. Nicelik olarak çok büyük. Daha bunun filmi yapılmadı, romanı yazılmadı. Emin olun önümüzdeki yıllarda göreceksiniz yolsuzluğun filmi de yapılacak romanı da yazılacak. Çünkü dünyada böyle bir yolsuzluk hiç olmadı. 

Yoksulluk, yolsuzluk ve yasaklarla mücadele edeceğiz dediler. Hep beraber şapkamızı önümüze koyacağız. AKP'ye oy veren değerli yurttaşlarıma sesleniyorum, Türkiye'yi kirden beraber arındıracağız. Temiz Türkiye'yi beraber kuracağız. Herkesin mutlu yaşadığı bir Türkiye'yi beraber inşa edeceğiz. Yolu demokrasilerde sandıktan geçiyor. 30 Mart'ta sandıktan gideceğiz. Haramilerden bu ülkeyi kurtaracağız. Bizim güzel bir masalımız var. Ali Baba ve Kırk Haramiler diye. Recep bey ve binlerce haramisi var. 40 tane olsa neyse... Rütbeleri de büyük bunların. Haramilerden bu ülkeyi temizlemek yurttaşların temel görevidir. 

Hükümet soyuyor devlet tepki gösteriyor. Savcı, polis, vali müdahale ediyor. Bir yolsuzluk var ve ortaya çıkması gerekiyor. Ama hükümet büyük bir baskı uyguladı. Tarihin en büyük yolsuzluk ve rüşvet olayı var, Başbakan'ın ilk yaptığı iş kendi özel uçağıyla bir valiyi İstanbul'a emniyet müdürü olarak getirdi. Yıldırım hızıyla... Olayı açığa kavuşturmak için değil, olayı kapatmak için getirdi. O valiye soruyorum, hırsızlık yapanların arkasında duran kimse ve sen onların başındaysan, sen de o hırsızların başkanısın. O emniyet müdürü olan valiye söylüyorum, yolsuzluk olayını kapatma konusunda, rüşveti kapatma konusunda Erdoğan'dan aldığın talimatları yerine getiriyorsan sen de o çetenin bir üyesisin. Vali devletin valisi olacak. Emniyet müdürü de devletin emniyet müdürü olacak. İktidarın valisi emniyet müdürü olmaz. Senin maaşını iktidar değil, tüyü bitmemiş yetim ödüyor. Sen onun hakkını koruyacaksın, hırsızların değil. 

Hırsız var dedi bir arkadaşımız. Biz öyle deyince Recep Bey kendine bakmıyor. Etrafına bakıyor. AKP'li vekiller dava açacağız diyorlar. Keşke dava açsalar. Hırsızın kimliğini tescil ettiririz hiç değilse... Ahlak açısından da önemli bir yolsuzluk bu. Nitelik, nicelik ve ahlak olarak da önemli bir yolsuzluk. Deniz Feneri'ni hatırlarsınız. Alman yargın, yüzyılın soygunu diyordu. Asıl failler Türkiye'de diyordu. Asıl failler yargılandı mı? Savcı harekete geçti, iki savcı daha verdiler yanına. Tam olay aydınlığa kavuşacak, üç savcıyı birden görevden aldılar. Hırsızlar hakimin önüne çıkmadı, savcılar hakimin önüne çıktı. Almanya ile bizim farkımızı görün. Ben şahsen Merkel'in yerinde olsaydım bugün Erdoğan'a sorardım. Asıl failler Türkiye'deydi, siz failleri bıraktınız, savcıların peşine düştünüz, bunun gerekçesi nedir? Bunu sormasını isterim. Hırsızlığı soruşturan savcıların soruşturulduğu bir düzene Harami düzeni denir, demokrasi denmez. 

Utanma duygusunun kavramını iman oluşturur. Bunu kaybedene ar damarı çatlamış denir. Size şimdi Hz. Muhammed'in bir hadisini okuyacağım. Diyor ki peygamberimiz: "Utanmadıktan sonra istediğini yap, çünkü en büyük kayıp utanma duygusunun kaybıdır. Onu kaybettikten sonra geriye koruyabileceğin bir değerin kalmamış demektir. Artık ne istersen rahatça yapabilirsin."

Şunun için söylüyorum, iki bakan birden bire piyasaya çıktılar. Yurt gezilerine çıktılar. Birisi gitmiş Mardine, diyor ki verilmeyecek hesabım yok. Bunu diyeceğine fezlekeyi gönder, ben yüce divana gitmek istiyorum de. Bir grup vatandaş da dik dur eğilme Mardin seninle. Mardinlileri tenzih ediyorum. 1976'dan beri Mardin'i bilirim. İlk çimento fabrikası yapıldığında ben oradaydım. Ne kadar değerli olduğunu bilirim. Bütün inançların barış içinde yaşadığı bir kenttir. Mardin Ahlaksızlığa prim vermez. Senin önünde diklenen adam haraminin önünde başçalanın önünde iki büklüm oluyor. Sana dikleniyor yurttaşım, Mardinli kardeşim, başçalanın önünde iki büklüm oluyor. 
Geçenlerde örnek verdim. Suat Hayri Ürgüplü... Eski Kayseri Miletvekili. Adı yolsuzluğa bulaştı derhal istifa etti ve yüce divana gönderin dedi. Gitti ve beraat etti. Sen ise fezlekeyi engelliyorsun. Çıkmışsın millete hava atıyorsun.

En son anketler yayınlandı. Yurttaşların büyük kesimi yolsuzluk olduğuna inanıyor. 45 milyon insan bu kanaatte. Sen sokakta normal bir yurttaşın yürüdüğü gibi alnı açık yürüyemezsin. Sen alnı açık yürüyemezsin. Etrafındaki şakşakçılar seni aldatmasın. Artık hırsız var dendiğinde göreceksin bütün gözler senin üzerine dönecek. 

Bunlardan biri de Trakya birliğin genel kuruluna katılıyor. Diyorki bunun bir belgesi var mı? Yürekli bir kadın çıktı dedi ki, "kutu kutu" daha ne belgesi istiyorsun sen be!

Bir bakan var. Eski bakan... Önüne istifa dilekçesi konduğunda, Erdoğan Bayraktar dedi ki ben niye istifa edeyim bütün talimatı başçalan verdi, ben de altına bastım imzayı, istifa edecekse o istifa etsin. Bir de önüme metin koymuşlar, Erdoğan'ı koruyan bir deklarasyona imza atacakmışım. Niye atayım dedi. Şimdi ciddi bir U dönüşü. Heralde belinde bir hasar olmamıştır. Bana sordular, karadenizlilier yiğit adamdır bir şey dedi mi arkasında durur. Bu ise karadenizin yüz karasıdır. Karadenizlileri tenzih ediyorum. Düşünebiliyor musunuz, çark etmiş şimdi. Benim en büyük efendim Recep Tayyip Erdoğan'dır diyor. Neden? Kesin Başçalan çağırmıştır, daha düne kadar malı beraber götürüyorduk. Niye itiraz ediyorsun. Bak savcıyı, hakimi görevden aldım. Özel emniyet müdürü getirdim. Bak kafamı kızdırma, seni hapse de attırabilirim, beraat de ettirebilirim. Ne yapmam lazım? U Dönüşü yapmam lazım. Belimde hafif bir ağrı var..Seni doktora gönderirim hiç merak etme.

Kişiliği olmayan insanların böyle bir yapıları vardır. Verdikleri sözün arkasında durmazlar. 10 dakikada bir görüş değiştirirler. Bununki 10 dakikadan uzun sürdü ama çok üzüldüm. Düne kadar böyle demiyordun, ne değişti? Neler vaat edildi sana? Üstelik Başçalan kendi milletvekillerini "tuzluk" diye tanımlıyor. içimizde bazı tuzluklar var diyor. Onlar istifa ettiler. İstifa edenlere partiye ihanet ettiniz diyor. İyi de, diğer partilerden aldığın vekiller için hiç sesin çıkmıyordu. AKP vekillerini bu başbakan tuzluk diye tanımlıyor. Bir yürekli adam heralde dedim çıkar, sayın başbakan sen listeye yazdın geldin ama biz tuzluk değiliz hakaret etme demesini bekledim. İstifa edenlerden biri eline aldı tuzluğu gereken eleştiriyi yaptı, onu yürekten kutluyorum. AKP saflarında olan tuzluk olarak tanımlanan arkadaşlarıma sesleniyorum. İtiraz etmezseniz artık sizin adınız vatandaşın gözünde, milletvekili geldi demeyecekler, AKP'den bir tuzluk geldi diyecekler. Bunu unutmayın çünkü itiraz etmiyorsunuz. Haram ortağı bunlar. Harama ortaklar. 

Fezlekeler geldi. Bir türlü meclise gelmedi. Ama takipçisi olacağız. İzmir'den fezleke geldi. Adalet bakanlığına geldi. Kendisiyle ilgili. Bize gelmesin doğrudan meclise gönderin diyor. Savcı da meclise gönderiyor. Meclis de bize gelmesin Adalet Bakanlığı'na gidecek diyor. Kime gidecek bu fezlekeler? Adalet Bakanlığı'nda bekleyen fezlekelerin, üzerinde çalışıldığını, bazı bölümlerinin bürokrasiye dağıtıldığını, ek savunmaların alındığını biliyoruz. Takipçisi olacağız. O fezlekelerin içinde ne var, her bir satırını biliyoruz. Oynarsanız, ne olacağını göreceksiniz!

İstiyor ki AKP bu fezlekeleri çöpe atalım. Biz o fezlekeler artık milletin vicdanındadır diyoruz. Millet hırsızlığı affetmez. Her şeyi affeder ama kul hakkı yiyeni affetmez. Erdoğan'a elli kez söyledim. Çık şu televizyonlara ben kul hakkı yemedim de. Diyemez. Yırtık ayakkabı ile girdi. Servete bakın. 1 villa 3 villa 10 villa. Ne yapcaksın bütün bunları. Çocuk sayısı belli. Millet başını sokacak yer bulamıyor beyefendi villa villa deyip gidiyor. 

Bir de milli irade hırsızlığından söz ediyorlar. Geçen söyledim, Kenan Evren'in çıkardığı siyasi partiler yasası var. Değişmesini istiyoruz. CHP istiyor. Darbe yasalarıyla bu ülke yönetilmesin istiyor. Demokrasi bu ülkeye gelsin istiyor: Siyasi parti liderleri vekil listesi koymasın itiyor. Milletin kendisi vekilini seçsin istiyor. Biz bunu istiyoruz. Vatandaş gidiyor A partisine oy veriyor. Bir bakıyor vekili B partisi çıkarmış. Bu irade hırsızlığı değil mi? A Partisine oy verdim ama vekil çıkaramadı. Niye baraj var... Benim oyumu çalıyor diğer parti. Bizim çıkarmamız gereken 33 vekil baraj nedeniyle AKP saflarında çıktı. Sen irade hırsızlığından söz ediyorsan asıl hırsızlık budur. 
 

Yargı Türk milleti adına karar verir. Sen yargıya müdahale ediyor musun? Demek ki milli irade hırsızlığını orada yapıyorsun. 

Şu dünyada büyük yolsuzluklar mutlaka olmuştur. Dünyadaki yolsuzlukların tablosunu çıkaralım dedik. Kimin hırsızı birinci görelim dedim. 2003'te Saddam merkez bankasından 1 milyar dolar götürmüş. 650 milyon doları sarayında bulunmuş. Boston Müzesi soyulmuş 1990'da, değeri 300 milyon dolar. Bizimkinin çok altında. Kabakçekirdeği gelir. İngiltere'de güvenlik kasasını soymuşlar 111 milyon dolar. 2006 İngiltere'de kent kasaları çalınmış. 92 milyar dolar. Brezilya'da merkez bankasından tünel kazarak 69 milyon dolar çalmışlar. Halbuki iktidar olup devleti soysalar daha kolay olurdu. İrlanda'da banka soygunu, 50 milyon dolar. İngiltere'de havaalanı deposundan 45 milyon dolar çalınıyor. 1997 Amerika'da 18 milyon dolar para çalınmış. Kennedy Havaaalanından 5 milyon dolar çalınıyor.

Bizde sadece birinci operasyonda tartışılan rakam 85 milyar euro... Guinness rekorlar kitabına girecek bir soygun. Onun için dünya tarihinde böylesi görülmedi diyorum. Türk lirasına çevirdik 247 milyar lira, eski parayla 247 katrilyon lira. Onların sözcüsü dedi ki, bu rakam doğru değildedi. Ben de dedim ki, doğru olmayabilir. E çalan sizsiniz rakamı açıklayın da hep beraber öğrenelim. Açıkladılar mı? Hayır. Ağızlarına fermuar çektiler. Siz bu parayı beraber götürdünüz. Ne diyorlardı? Büyük düşünün. Yani büyük götürün. Milyar dolarlar olacak beyefendiler tatmin olsun diye. Yedi göbek geleceklerini güvence altına alacaklar. Tütün üreticisi varsın hakkını alamasın. ben köşeyi dönüyorum aslolan budur diyor. 

Sadece bu olsa, deriz ki tamam. Başka bir şey daha var. Film yapılması gereken bir şey. 21 Temmuz 2013 Erdoğan mütaahiti arıyor. Büyük iş vermiş. Diyor ki ondan sonra bizim evde bir görüşelim. Sen faruka da söyle o da gelsin. Cemal Kalyoncu... Taman Faruku alır gelirim diyor. Gidiyorlar. Görüşmenin konusunu öğreniyorlar. Sabah-ATV işini halledecekler. Sahibi kim? Çalık. Ama Çalık yok ortada. Kağıt üstünde Çalık. Olayı yönlendiren kim? Recep Tayyip Erdoğan. Gazetelerin patronu o. Çağırıyor bunları, Çalık zor durumda bişey yapalım diyor. Oturuyorlar, nasıl bu işi çözeriz diyorlar. Karar veriliyor. Bir grup müteaahhitten para alacağız. Yeni bir şirket kurup o şirketin içine gazeteyi tv'yi koyacağız böylece bu iş çözülecek. Bu para havuzunu kim idare edecek? Binali Yıldırım... Rakamlar büyük Binali dersek yanlış olur, Milyon Ali dememiz lazım.... Milyon Ali devreye giriyor. Herkeseten on bin yirmi bin değil milyonlar istiyor. Bakın, fezleke bu... 

Bazı müteaahhitlerin ismini vereceğim. Mehmet Cengiz 100 milyon dolar veririm diyor. Celal Koloğlu 100 milyon dolar. Nihat Özdemir 100 milyon dolar. İbrahim Çeçen 100 milyon dolar. Ama 3. havaalanına dahil olursam 150 milyon dolar veririm diyor. Sekiz iş adamından 630 milyon dolar toplanıyor. Niye milyon alı diyoruz anlayın. Kimin talimatıyla toplanıyor, beyefendinin talimatıyla. Kod adı orada Başçalan değil, Beyefendi olarak geçiyor. Savcı Başçalan yazamamış tabi, yazsa daha güzel olacak. 
Diyor ki beyefendi ile görüşecek diyor, milyon ali için, nasıl bir plan yapılacaksa bana söyleyecek diyor. Kim Celal Koloğlu, İntes'in yönetim kurulu başkanı. Düzgün çalışan bütün müteahhit kardeşlerime sesleniyorum. Celal Koloğlu, İntes'te yönetim kurulu başkanlığı yapamaz. Sizi satamaz. İhale pazarlayamaz. Her şey ortada gün gibi. O görevden ayrılması lazım. Bakanlar gibi yapmasın. Ben müteahhitlerin ne kadar zor koşullarla çalıştıklarını biliyorum. Ama Başbakan ve Binali'nin korumalığında ve onun sözcülüğünü yapan birisi İntes'in başında olamaz. Binali tabi topluyor bunları. Nerede ? Ahlatlıbel'de, PTT'nin sosyal tesislerinde. Salmayı yapıyor. Herkes bunu ödeyecek diyor. 8 iş adamından 2 ay içinde 630 milyon dolar toplanacak diyor. Birisi 30 milyon dolar ödüyor. Öbürü telefonda konuşurken söylüyor. Adnan'ı görmedin mi akşam simsiyah oldu diyor. 

30 milyon kolay değil. Bu insanlara da üzülüyor insan. Hükümet istiyor. Birisi atlatmış ama çarşambaya veririm cumaya veririm diyerek işi atlatmış. 20 milyon dolar veren de, ya 20 milyon dolar çok para nasıl verecem diyor. Dün gece uyuyamadım 2 hap aldım diyor. Ama işi toparlıyorlar, Mehmet Cengiz diyor ki, hakkaten iyi bir şey oldu, Binali kalırsa yaşadık diyor. Çünkü ihaleleri alacaklar. Sen neymişsin be Milyonali, haberimiz yokmuş. Şimdi kalkmış bu İzmir Büyükşehir adayı olmuş. Milyonali sen İzmir'in sokaklarından hangi yüzle gezeceksin, çık bana söyle hadi!

Milyonali kalacak, Başçalan talimat verecek ihaleler dağıtılacak. Düzene bak. Önümüzdeki grup toplantısında bu konuşmaların ses kayıtlarını size dinleteceğim. Bu sefer yetiştiremedik. Haftaya dinleteceğiz. Bazılarının canı sıkılıyor, bu kadar para verdik ama birşey alamadık. Sen ihale aldın en azından. Bir hafta sonra gayet normal karşılarsın, biz alıştık diyor. Birisi de şunu söylüyor. Biz de o kadar keriz değiliz, verilmesi gerekiyor ki veriyoruz. O parayı da yolda bulmadık ya diyor nasıl olsa çıkaracağız bir yerden diyor. Bunlardan birisi de, gene inşaat firmasının sahibi. Ben eve geldim var ya, hanımın kimsenin yüzüne bakamadım diyor. Doğru soyundum yatağa girdim. Sabah uyandım, ya bak benim burama geldi ya, dün bana işkenceydi diyor. Bunlar ne yapıyorlar diyor, Türkiye duyarsa yer yerinden oynar diyor. Türkiye duydu. Sadece Türkiye mi dünya duydu. Başçalan ne diyor. Bize komplo kuruldu diyor. 

Ben mağdurum diyor. Ne mağduru kardeşim. 630 milyon dolar. Senin başkanlığında, Binali Yıldırım'ın koordinatörlüğünde para toplanıyor. Bu gazeteler niye komplo iddialarını yayınlıyor. Bunlar gazete mi? Sabah eski Sabah mı, Atv eski Atv mi, Takvim eski Takvim mi? Başçalan'ın hizmetindeler. Sabah akşam CHP'ye küfrediyorlar. Ar damarınız çatlamadıyla gazeteleri kapatın. Artık sizin maskeniz düştü. 

Şunu da çıkardık, bunlar 630 milyon verdiler. Bunlara devlet ne kadar ihale verdi acaba? Kimse cebinden götürüp al 100 milyon dolar demez. Onu da çıkardık. Bu firmalara 87 milyar 832 milyon liralık ihale verilmiş. 87 katrilyonluk ihale verilmiş. 100 milyon dolar ne olacak. Birisi o kadar nakdim yok diyorlar. Meraklanma Ziraat Bankası'ndan ayarlarız diyorlar. Ziraat'ten hemen kredi ayarlanıyor. Birisi ben muhasebeden nasıl göstereceğim diyor. Biri ben açıktan veriyorum diyor. Parayı vermek için kar dağıtımı yaptım devlete bir de vergi verdim diyor. Türkiye'nin nasıl soyulduğunu herkes görsün. Bu milletin bunu öğrenmesi lazım. Hırsızın kimliğini bu milletin öğrenmesi lazım. Başbakanlık koltuğunda oturan kişinin ihale dağıtan biri olduğunu bu milletin öğrenmesi lazım. 

Kamu ihale kurumu var değil mi? Hepsi hikaye. İhaleleri dağıtan Başbakan. Bugün Sözcü'nün manşetinde var. İhale için yüzde 10 verdim diyor. Hangi kriterlere göre ihale dağıtılyıor bu ülkede. İhale mevzuatını tam 146 kez değiştirdiler. Yandaşlara ihale vermek için. O kadar ileri gitmişler ki, genel yayın yönetmeni açıyor telefonu Halkbank genel müdürüne. Süleyman maaş ödeyeceğim bana 2 milyon gönder diyor. Süleyman senin babanın oğlu mu Halkban senin babanın çiftliği mi... İş bu noktaya gelmiş. Bir çete tarafından yönetilen bir Türkiye cumhuriyeti var. 

Tapelerde göreceksiniz, millete açıkça küfrediliyor. Milletin bilmem neyini ne yapacağız diyorlar. O kadar eminler ki kendinden. Yürütme organının başı bizimle. Nasıl yürüttüğünü biliyoruz. Ben Başbakan'a soru sordum. Oğlu bir vakıf kurmuş. Adı Türgev. Rüşvetin merkezi. İhale veriyorsun rüşveti Türgev'e yatır diyorsun. Vakıflar Bankasına yatan 99 milyon doları sordum. Hesap numarasını da verdim. Tık yok. Bir şey söylesek yıldırım hızıyla cevap verir. Tık yok. Neden konuşmuyorsun? Dışardan gelen bu para rüşvet mi bağış mı? Bu paranın derhal Vakıflar Bankası tarafından MASAK'a bildirilmesi gerekiyordu. Bildirilmemiş bildiğim kadarıyla. Neden? Sen buna bakanlar kurulunca vergi muafiyeti verdin. Ne yaptı da bu vakıf muafiyet verdin. Rüşvet toplayan bir vakfın vergi muafiyeti olmaz. Senin çocuğunun vakfı diye mi verdin? Bütün bu sabah atv olaylarının içinde Bilal Erdoğan'ın da özel bir rolü ve görüşmesi var. Onları da size dinleteceğim. Hırsızı bilmeniz görmeniz için... Madem ki Türgev kamu yararına çalışan bir vakıf. Neden bilançosunu açıklamıyorsunuz? 99 milyon dolar paranın tamamının 200 milyon lira olduğu söyleniyor. Hangi kurumlar, Türgev'e ne kadar bağış yaptılar. Bir açıklasınlar. Konuşmuyorlar. Sözcüleri de konuşmuyor. Grupbaşkanvekillerinden istirham ediyorum. Bu soruların tamamını meclis kürsüsünden dile getireceksiniz. 

Şu fezlekeleri de dağıtacağız. Buradaki tapelerin tamamını ister sesli ister doğrudan okuyarak vekillere aktaracaksınız. Vicdanları sızlıyor mu sızlamyıor mu bakalım. Kendilerin tuzluk diyen bir adamın arkasından gidecekler mi gitmeyecekler mi? Devleti soyan bir adamın arkasından hala gidecekler mi gitmeyecekler mi?

Öyle bir şey olduğu zaman hata yapan birisinin yanlış yapan birisinin hata yaptığı zaman, itiraf yaptığı zaman, hep beraber deriz Allah büyüktür. TOKİ'nin bir broşürü var. Umudun ve güvenin adı diyor TOKİ. Erdoğan önsözü yazmış. Önsözde diyor ki, "Sonuna kadar son nefesimizie kadar sorumluluk bilinciyle çalıyoruz."

Gerçekten çalıyoruz demiş. Bundan güzel itiraf olur mu? TOKİ'nin yayını bu. Daha TOKİ dosyası çıkmadı. Bekliyoruz. Ortada ciddi bir yolsuzluk var. Kadınlar burada. Tütün üreticileri burada. Hep baraber bütün köylerde mahalllelerde illerde bu yolsuzluğu anlatacağız. Devlet soyuluyor. Sizin cebinizde Erdoğan'ın eli var. Başçalan haberiniz olmadan götürüyor. Temel'e sormuşlar arka cebinden para çalınmış farketmedin mi o eli? O da demiş ki farkettim de el benim mi başkasının mı farkedemedim diyor. 

Başçalan'ın bir özelliği var. Yalan konusunda kimse eline su dökemez. Yalancıdan başbakan olmaz. Biz içerde alıştık buna. Ama bir ülkenin başbakanını yabancı bir ülkenin büyükelçisi yalanlarsa orada dur deriz. Başbakanı başka bir büyükelçi yalanlamamalı. İki örnek var. 7 Haziran 2013, Gezi eylemleri var. Yurttaşlarımız ölmüş. Bu arada Ali İsmail Korkmaz'ın davasını yakından izliyoruz. Bütün anne ve babalara sesleniyorum. Çocuğunuzu sopalarla dövülüp öldürülmesini istemiyorsanız bu davayı unutmayın. Yoksul bir ailenin çocuğu. Üniversitede okuyor. Her gencin yaptığı gibi eylemlere katılmış. Sokak ortasında sopalarla tekmelerle siz bu çocuğu katlediyorsunuz. Vicdan yok mu sizde ya? Gazeteciler başçalana soruyor. Diyorlar ki, ALİ İsmail Korkmaz davasında ne söyleyeceksiniz. Yargıya intikal etti birşey diyemem diyor. Senin yolsuzluk dosyalarında yargıda ama savcıyı aldın emniyet müdünü aldın, senin müsteşarın telefon etti, hemen git savcıyı görevden al, dosyayı kapat dedi. Ona ses çıkarmıyor ama. Bunları yapıyor. Çifte standardı görün: Hiç kimsenin çocuğu sopalarla cadde ortasında öldürülmesin. Erdoğan diyor ki,sadece bizim ülkemizde değil ki Wall Street'te de 17 kişi öldü diyor. Tak, ABD büyükelçisii Wall Street'te eylem oldu ama kimse ölmedi dedi. Yahu sen Başbakansın bir sürü danışmanın var, seni nasıl kalkar da bir başka ülkenin büyükelçisi yalanlar. 

Geçen salı günü grupta konuşuyor. Biri birşey deyince, İngiltere'de Cameron gazeteleri kapattı diyor. İngiltere büyükelçiliği açıklama yaptı. Cameron döneminde hiçbir gazete kapatılmamıştır dedi. Sen Türkiye Cumhuriyeti'nin başbakanısın ağzından çıkanları bil. Hadi Türkiye'de alıştık, bari başka ülkelerle ilgili yalan söyleme. 

Asla karamsar olmayacağız. Bu arada Başçalan'ın zaman zaman fırçaladığı bir bakan var. Biz şu kadar milyon çalışana şu kadar maaş veriyoruz. AK Parti giderse gelecek hiçbir hükümet maaş ödeyemez diyor. Yani biz gidersek devleti tümüyle soyup gideceğiz gelenlere bir şey kalmayacak diyor. Ne yaparsan yap bu ülke zengindir. Herkese maaşı verilir. Sen milleti tehdit mi ediyorsun. Maaş ödenecek senin ödediğinden de fazla ödenecek. Neden fazla ödenecek? Çünkü biz kul hakkı yemeyiz. 

Not geldi Yolsuzluklara değinince TRT yayını kesmiş. O da Erdoğan'ın bir başka yayın kuruluşu. Milletin parasıyla yayın yapıyor. Orada da hortum mekanizması var. Ama onların ki küçük. Burada 85 milyar varken oradaki bir kaç milyonla uğraşmıyoruz. 

Bir başçalan önce patronlar yaratıyor. Onlara sonra para ödeyeceksiniz diyor. Bir AKP vekili de "Allahın bütün vasıflarını üzerinde toplamış" diyor. İnsaf ya. Eğer sen Başçalan'ın kimin vasıflarını üzerinde topladığını öğrenmek istiyorsan, Şeytan'a bakacaksın. Çünkü önce patron yaratıp sonra salma salmak ancak şeytanın aklına gelir. Başka kimin aklına gelecek. 

Küçük bir haber ama yürek burkan bir haber. Ocak ayında, K.Maraş'ta küçük bir çocuğumuz. 16 yaşında bakkaldan 27 lira çalıyor. Hapse atılacak. 27 ay hapis ceasıyla. Ben merak ediyorum. Bütün vatandaşlara sesleniyorum. 27 lira aldı diye 27 ay hapis cezası veriyorsunuz. 247 milyar lirayı götüren niye böyle duruyor ortada duruyor. Hepimiz düşüneceğiz. Bu millet bunları unutmayacak. Güzel Türkiye'yi kuracağız. Asla karamsar olmayacağız. 

Erdoğan istediği kadar gezsin. Artık cilalaları dökülüyor. Gittiği yerde fırça yiyor. Binlerce korumayla gezebilir. Artık bu millet ne olduğunu biliyor. 

www.aksiyonhaber.com

Bu haber toplam 308 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Aksiyon Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 02122937548 | Haber Yazılımı: CM Bilişim