• BIST 83.217
  • Altın 147,255
  • Dolar 3,7734
  • Euro 4,0515
  • İstanbul 4 °C
  • Ankara -3 °C

Kılıçdaroğlu grup toplantısında kayıtları dinletti!

Kılıçdaroğlu grup toplantısında kayıtları dinletti!
CHP'nin grup toplantısı olay ve tartışmalar ile başladı. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, kendisini protesto eden partiliyi kovdu. Kılıçdaroğlu ses kayıtları dinleterek yolsuzluk üzerinden hükümete yüklendi.

Kemal Kılıçdaroğlu'nun ses kayıtlarını dinleteceği grup toplantısı partililer arasındaki tartışmalar ve kavgalarla başladı... Daha sonra ses kayıtlarını dinleten Kılıçdaroğlu, yolsuzluk ve rüşvet iddiaları üzerinden hükümete yüklendi.

İşte Kılıçdaroğlu'nun konuşmasından satırbaşları

Parti kültürünü benimsemeyen, genel başkanın sözünü kesen derhal burayı terketsin. Dışarı çıkın. Kim ne derse desin bu partide gençlere ve kadınlarayer açacağız daha fazala kadın genç siyasete katılacak. Ben olmazsam CHP olmaz siyasetini ortadan kaldıracağız.

İşte Kılıçdaroğlu'nun Grup Toplantısında dinlettiği o ses kaydı:

 


Bunlar tümüyle yasal dinlemeler, Urladaki villaların nasıl yapıldığı, Sit alanına yapılan kaçak yapıların yıkılması için valinin yasal görevini yaparken nasıl sürgün edildiğini artık hepimiz biliyoruz. Orada başka işler de var ama vakti öldürmemek için girmedik. Havuz işini gördünüz burada. Bir medya kuruluşunu başka bir holdinge devretmek için Binali Yıldırım'ın örgütlediği havuz işini: Ziraat Bankası'ndan para için nasıl kredi açıldığını... Bütün bunların hepsi burada var. İhalelerin nasıl verildiğini artık hepimiz biliyoruz. Türkiye'de ihale kanunu var. Bir Recep Tayyip Erdoğan var bir Milyon Ali var... İhaleleri bunlar dağıtıyor. İhaleyi dağıttıktan sonra salma salıyorlar. Şu kadar parayı bize vereceksiniz diyorlar. Onlar da elleri mahkum şikayet etmelerine rağmen veriyorlar parayı. Bu ihalelerin tutarı 87 milyar 832 milyon lira, eski parayla 87 katrilyon... Bu kadar parayı aldığına göre parayı versin. 

Bu ülkede tüyü bitmemiş yetimin hakkı yenmiş. Biri diyor ki parayı verdik  ama o kadar da keriz değiliz. Bir vereceğiz beş alacağız diyor. Böyle bir Türkiye'de yaşıyoruz. 

Ayakkabı kutusu dedik tık yok... Çikolata kutusu içinde ellişer bin dolar gidiyor dedik tık yok... Söylediği ne? Paralel devlet dedi... Darbe yaptı... (Bir partili "hırsız var" diye bağırınca) Hırsız var diye bağırırsanız karşı taraftan biri koşarak gelebilir... 

 

Oğlu Başbakan'ın aracında geziyor. Ben burada olduğum sürece benim oğluma kimse dokunamaz diyor bu fotoğraf. Sizin mahkeme dediğiniz normal yurttaş içindir benim için değil. Buna kimse dokunamaz. Ben devletim diyor... Esas sen paralel devletsin. Vatandaşa ayrı sana ayrı hukuk uygulanıyor... Sana hiçbir mahkeme dokunamıyor. Dönüyoruz öbür tarafa bir baba ve sırtında 1,5 yaşındaki çocuğunun cesedi var... Hüzün içinde götürüyor... Şimdi ben buradan AKP'ye oy veren iyi niyetli yurttaşlarıma sesleniyourm. Bu fotoğrafı içinize sindiriyorsanız yapılanlar doğru diyorsanız gidin oy verin. Ama bu ülkenin temiz siyasete ihtiyacı var... Hiçbir baba çocuğunun cenazesini sırtında taşımasın diyorsanız artık bu iktidardan bıktık diyin, yeter diyin. Yeni bir siyasete ihtiyaç var diyin. Adresi biliyorsunuz. Kul hakkı yemeyen CHP'ye gelin. 

Biri diyor zaten... Millet duysa yer yerinden oynar diyor. Bunların acaba hangilerini televizyonlar yayınladı merak ediyorum. 13 yaşında Muharrem'in ablası... Ölen Muharrem'in ablası...

Diyor ki devlet zorluklar için vardır. Biz aradık kimse ilgilenmedi bizimle. Senin çocukların senin yandaşların mütahitlerin malı götürürken tüyü bitmemiş yetimin hakkını yerken, senin vicdanın sızlamıyor mu? Nasıl bir vicdanın var senin? Burada yine sordum, oğluna bir vakıf kurdurmuş. Adı Türgev... Havuza verilen paraların dışında, ihale alanların rüşveti ödedikleri bir başka yer daha var. Adı Türgev... Bir rakam verdim, banka adı verdim, paranın yattığı hesap numarasını verdim, rakamı kuruşu kuruşuna verdim. 99 milyon dolar... 10 Dolar eksik 100 milyon dolardan. (Haram olsun diye bağırılınca) Zaten helal olmaz. Türk parasıyla 221 trilyon lira... Bu para geliyor onun vakıf hesabına yatıyor. Defalarca sordum ya arkadaş bu neyin parasıdır. Kim gönderdi? Tık yok! Hep söylediği paralel devlet. Bu parayı senin oğlunun hesabına paralel devlet mi yatırdı. Yatırdıysa götür ÇYDD'ye ver onlar da fakir öğrencilere burs versinler... Rüşvet ve yolsuzluktan yedi yüz binliralık saatten bahsediyoruz sesi çıkmıyor... Her bakana kaç lira rüşvet verildiğinin belgesini koyuyoruz sesi çıkmıyor. Paralel devlet bize darbe yapıyor diyor. AKP'ye oy verenler elinizi vicdanınıza koyun. Hiçbir şey düşünmüyorsanız, hadi bu konuşmaları da bir kenara koyduk, Allah aşkına ayakkabı kutusunu bir düşünün... 4,5 milyon dolar neden orada yer alıyor? 

İspanya'dan bir haber geldi. İspanya'da bir ilk. Hanedandan kral ailesinden birisi mahkeme kararıyla ifade için davet ediliyor. Derhal ifadesini veriyor ve uygar bir yurttaş gibi çekip gidiyor. Peki biz? Mahkemeye saygımız yok, yargı yıpranmış durumda. 

İstanbul'a tanesi 1 milyon 200 bin avroya otobüs alındı. Nereden alındı? Hollanda'dan alındı. 2009 yılında alındı. Adrese teslim ihale yaptılar. O otobüsleri dünyada sadece bir firma üretiyordu. Hollanda dağı olmayan ender ülkelerden biridir. Dümdüz bir ülke. Otobüsü de ona göre yapmış. Türkiye en büyük otobüs üretim merkezidir. 42 ülkeye otobüs ihraç ediyor. Biz ta gidip Hollanda'dan tanesine 1 milyon 200 bin avro ödeyerek aldık. İstanbul 7 tepeli... Bu otobüsler yokuş çıkmıyor. Baktılar çıkmıyor. Dünyanın en pahalı hurdası şu anda istanbul'da... Dava açıldı suç duyurusu yapıldı, raporlar yazıldı, Kadir Topbaş'a çağrı yapıldı gel ifade ver diye. 2009-20014 beş yıldır mahkemeye gidip ifade vermiyor. Başbakan böyle yaparsa o da öyle yapar tabii. Düne kadar ben İstanbullulara hizmet ediyorum diyordun, önce yasalara saygılı ol, adam gibi git mahkemede ifadeni ver.. 

Benim müvekkilimin işleri çok o yüzden gelemiyor diyor. Bir de twit atmış falan yerde oyun oynuyor horon tepiyor. Yoğunluğundan biri bu heralde. Horon tepenlerin başı dik olur, yere bakmazlar. Değerli arkadaşlarım, 65 milyon avro ödendi o otobüslere, tanesi 1 milyon 200 bin avro... Bir bilim adamı da rapor veriyor, bunlar Türkiye şartlarına uygun değil diyor. Haluk Gerçek o profesörün adı. Ona rağmen gittiler aldılar. Yokuş çıkmayan otobüsler garajlarda bekliyor. 

Bu konuşmalarda İntes yönetim kurulu başkanı var. Başbakan telefonda konuşuyor... Pek çok talimat veriyor. Bu kişiyi de savunuyor. O seçimle geldi diyor. Oysa o seçimle gelmedi. Yönetim kurulu onu oraya getirdi. İntes gibi Türkiye'nin gözbebeği bir kuruluşun başındaki kişinin temiz olması lazım. Biz bütün müteahhitlerimize güveniriz. Güzel işler yaptılar. Dünyada önemli projelere imza attılar. İntes'in benim başımın üstünde yeri var. Ama onun yönetim kurulu başkanı gizli pazarlıklar yapıyorsa oradan ayrılmak zorundadır. Orada illaki sen kalacaksın diyen Erdoğan ve Binali Yıldırım'dır. Oraya getiren de Binali Yıldırım'dır. Sen oradan ayrıl... Ayrılmadığın sürece bu ülke müteahhitlere kötü gözle bakacağız. Bu milletin anasını belleyeceğiz diyor.. Sen böyle dediğin sürece İntes'in başında nasıl kalacaksın. 

28 Ocak 2009, Milyon Ali, Bakan, mecliste bir konuşma yapıyor. Telefon konuşmaları dinleniyor, şikayet ediyor CHP grubu... Yasadışı bu dinlemeler diye. O da çıkıp CHP'li vekillerin itirazına cevap veriyor. Yasal olmayan işiniz yoksa dinlenmekten korkmayın istediğiniz kadar konuşun teknolojinin önüne geçme imkanınız yoktur. Korkmayın diyor. Bu tapeler yanlış işi olanların tapeleridir. Mahkeme kararıyla alınmıştır. Yasal tapelerdir, yasadışı değildir. 

Erdoğan İstanbul'da konuşuyor. 17 Aralık sürecinde kimlerin kimlerle iş tuttuğuna dikkatinizi çekeceğim diyor... Kim kimlerle iş tutmuş az önce tapelerden öğrendik... Madem iş tutmaktan bahsediyor. Önemli bir konuşmayı daha bilginize sunmak isterim. 17 Aralık 2013... Sabah 7.39... Polisler gitmişler Muammer Güler'in oğlu Barış Güler'in evinde arama yapıyor. Barış babasıyla konuşuyor. 6 buçukta Celal Kara diye bir savcı arama kararı çıkarmış. Örgüt işte... 
Muammer Güler: Ne var evinde? 
Barış: Hiçbir şey yok diyor. 
Muammer: Para ne var?
Barış: Kendi param üç beş kuruş kalan param. 
Muammer: Kaç para kaç para?
Barış: Sen biliyorsun. 
Muammer: Kaç lira oğlum kaç lira?
Barış: Bir trilyon civarı param var işte o kadar...
Muammer: Evet evet tamam el koydular mı?
Barış: Yok daha arama yapıyorlar. 
Muammer: Tamam senin şimdi anladığım kadarıyla Rıza Zarrabla rüşvet ilişkisinden bahsdeiyorlar. Şunu söyleyeceksin. Benim danışmanlık ilişkim var. Gayri resmi danışmanlık yapıyorum. Ben babamın şeyi olmasın diye gayri resmi yapıyorum. Benim para alışverişim bu. Benim alacaklı olduğum dayımın oğlu şey akrabam bunların yanında çalışıyor. Onun bana borcu var, senetlerim var, onun şeyini yapıyorum. Rüçhan yanında çalışıyor, bunun yanında çalıştığı için rica ettik. "
 
Bunlar tamamen telaş sonucu söylenen laflar... Arama yapılıyor, babasını arıyor. Babası hepsini biliyor. Kaç lira para var oğlum ondan bahset diyor. Oğlum kaç lira diyor? Bir trilyon diyor, o kadar kaldı diyor. Para sayma makineleri boşuna değil. Kasalar boşuna değil. Şimdi buradan yine AKP'ye oy veren vatandaşlara sesleniyorum, bu tapeler, mahkeme kararıyla alınan tapelerdir. Mahkeme kararıyla dinlenmişler. Yasadışı değil bunlar. Kimsenin kimseye darbe yaptığı yok. Darbe sözkonusuysa senin cebine bir darbe yapıldı sevgili vatandaşım senin cebine darbe yapıldı. Kalkıp milleti soyacaksın, sonra istifa edeceksin, sonra milletin yüzüne bakacaksın. Yahu arkadaşlar merak ediyorum bunların yüzündeki deri nedir acaba? Kalpleri nedir bunların acaba? Herşey ortada... Herşey... İğneden ipliğe ortada. Konuşmalarla ortada, belgelerle kasalarla ortada... Sanki hiçbir şey yokmuş gibi çıkıyor bize darbe yapıldı diyor. 
 
Türkiye'nin yeni bir ünlüsü var Alo Fatih... Alo Fatih'e Yalçın Akdoğan tarafından telefon açılıyor. "Bu kadın CHP'liler ana avrat küfrediyor" diyor. Yalan söylüyor... Ya şimdi çıktık ya diyor. TV'de görüntüler, TBMM'den canlı veriliyor. Bu telefon ediyor, kadın vekiller küfretti niye canlı veriyorsunuz diye. Oysa öyle birşey yok. Yalçın AKdoğan diyor ki, "Biz Meclis TV'yi kapattırdık kimse görmesin diye siz canlı Meclis'i veriyorsunuz, böyle şey olur mu diyor...
Hani yasaklarla mücadele ediyordunuz. TBMM'de CHP'li vekillerin konuşmalarını kimse duymasın diye yasak getirdiler. 
TBMM'deki görüşmeler neden yasaklanıyor? Hani milli iradeye saygı vardı. Milli iradenin temsilcileri bırakın konuşsun. Vatandaş ister dinler ister dinlemez. Alo Fatih bununla bitmiyor. Fas'ta Erdoğan... Fas'tan Habertürkü izliyor. Alo Fatih diyor. Nedir o konuşmalar, alt yazılar geçiyor diyor. Daha konuşma bitmeden "Emredersiniz" diyor. Bekle bari adam konuşmasını bitirsin. Kanaldaki çalışanlar da diyor ki TRT ne kadar verdiyse biz de o kadar verdik. 
Bu tablo yasakçı bir Türkiye'yi öngören bir tablodur. Aşama aşama Türkiye'yi bu hale getirdiler. O kadar ki sizin boynunuzdaki tasmaları ben çıkardım diyor gazetecilere. Hangi ülkenin başbakanı gazetecilere bunu söyler. Aslında sizin boynunuza tasmaları ben taktım diyor... Sonra ne oldu? Yola gelmeyenlere ağır para cezaları verildi. Sonra ne oldu? Beğenmediği gazetecileri işten attırdılar. Patronun vicdanı el vermediyse sen köşe yazma ben sana maaş vereceğim dediler. Gazete patronlarını değiştirdiler. Git şu gazeteyi al dediler. TMSF'yi devreye koydular. Devletin parasıyla hükümetin yandaşı gazete çıkardılar. Akşam ve Güneş bunlardan ikisidir. İkisi de zarar ediyor devlet para akıtıyor. Neden satmadınız. Talimatla yazar istihdam ettirdiler. Şunu alacaksın, şu senin gazetende yazacak dediler... Sonra eğer patron yola geldiyse ona ihale verdiler. Çok iyi yapıyorsun zararını kapatırız dediler. Öyle bir noktaya geldiki yandaş gazetenin yayın yönetmeni Halk Bankası'nı arayarak Süleyman 2 milyon gönder maaş ödeyeceğim noktasına geldi. En son burada izledik bu milletin anasını belleyeceğiz dediler...
 
Açıkça size hakaret var, sövgü var... İktidarın desteklediği sövgü var. Bunu içinize sindiriyorsanız 30 Mart'ta gidin oyunuzu verin. Benim annem çok değerlidir kimse anneme laf edemez diyorsanız.... O zaman yeriniz belli. Ders vereceksiniz. Sizin ananıza küfredene ders vereceksiniz. Vali kalkıp vatandaşa hakaret ediyor. Adana'da... Valiye kimse bir şey yapmıyor hakarete uğrayan vatandaşa dava açılıyor. Adanalılara sesleniyorum... Size birisi burada söylemekten utandığım ağır bir hakaret yaptı. Onu hak etmediğinizi 30 Mart'ta anlatmanız lazım. 
 
Eğilim yoklaması yaptık. Ön eleme yaptık. Aday sayısı fazlaydı. Anketler yaptık. Ön elemeye de 99 bin üyemiz katıldı. Ön eleme ve eğilim sonucu oy kullanan üye sayımız 207 bin. Hiçbir partide bu yok. Belediye ve il genel meclisleriyle ilgili eğilim yoklaması yaptık. Bazıları devam ediyor. 290 bin üyemiz oy kullandı. Şunu söyledim, parti tüzüğümüzü değiştirdik. Yüzde 33 cinsiyet kotası getirdik. Kadınlar siyasete daha uygun koşullarda girsinler diye. Yüzde 10 gençlik kotası getirdik. Şu anda 46 belediye Başkanımız var kadın... İlk kez parti tarihimizde 46 kadın belediye başkanı oldu. İkincisi, erkekler kusura bakmasın, siyasette kadınlar daha cesur... Neden söylüyorum bunu? Yüzde yüz seçim garantisi olan yerlerde erkekler birbirini yiyor, ama kadınlar gidiyor seçilmesi en zor yerde ben adayım diyor. 
O niye oluyor ben niye olmuyorum. Ben olmazsam burayı kimse kazanamaz mantığı hiç doğru değli. O zaman git bağımsız aday ol. Bakalım kazanacak mısın? Veya ben istifa edeceğim başka partiye gideceğim. Kusura bakma sen o zaman CHP'li değilsinki... Belediye başkanı kimliği ile CHP saflarında vatandaşa hizmet eden bütün başkanları kucaklıyorum. Onların bir kısmı son parti meclisi kararlarında aday gösterilmediler. Ama onlara şükran borçluyuz. Her zaman saygımız olacak. Ama biraz da partide değişim ve yenilik lazım. Bir değişimi yakalamak zorundayız. Hem değişim diyoruz hem illa ben olacağım diyoruz. Hiçbir makam kişiler için kalıcı değildir. Biz hepimiz hizmet aracıyız. Hizmet ederiz vaktimiz dolar ayrılır gideriz. Başka bir arkadaşımız gelir. En çok kavga nereden çıkıyor? Ankara Pursaklardan mı? Diyarbakırdan mı, Sivastan mı? Hayır... Nereden çıkıyor. CHP oylarının yüksek olduğu yerlerde çıkıyor. Niye kavga çıkıyor... Ben olacağım o olmasın kavgası... Şunu söylüyorum... Eski hastalıklardan bu parti kurtulacak arkadaşlar... 
 
Biz istiyoruz ki gücümüzü birleştirelim. Ayrışıyoruz kavga ediyoruz... Neden kavga ediyoruz? Sayın Murat Karayalçın, SHP'nin genel başkanlığını yaptı. Şimdi parti meclisi üyemiz. Partiye hizmet için yer çok. İlla ki şunu olacağım diye bir hırsı yok. Kişisel hırslara endekslenen bir siyaset olmaz. Türkiye'nin ağır koşulları var. Ağır koşulları kendi iç kavgamızla görmezden gelmeyeceğiz. Bizim verdiğimiz her karar doğrudur diyemem. Her karar uygarca tartışılabilir. Hiç itiraz etmem. Artısı eksisi görülebilir. Ama değerli arkadaşlar sonuçta bir karar vereceğiz. Parti meclisine götürüyoruz. Değişiyor kararlar. Anketler yapıyoruz. Sonuçta geldiğimiz nokta şu... Görev yapıp parti meclisi kararıyla başka arkadaşların göreve geldiği belediye başkanlarımızı seviyoruz. Oylarımızı arttırdılar. Uzun yıllar hizmet ettiler. CHP bayrağını dalgalandırdılar. Herkese eşit davrandılar. AKP'li belediyelerin yapmadığı çok şeyi bizim belediyelerimiz yaptılar. Ama biraz yeni yüzlere ihtiyaç var. Taze kana ihtiyaç var. Bunu yapacağız.... 
 
Türkiye zor koşullar yaşıyor. Yolsuzluğun bu kadar ayyuka çıktığı başka bir ülke yoktur. Zarraf denen bir kişi var. Hapiste... 4 bakanı ele geçiren kişi. Devletin sırlarına vakıf olan bir kişi. Beni dinliyorlar mı diye bakanları devreye koyan kişi. Olayı soruşturan  emniyet müdürüne burada ağzımıza alamayacağımız küfürleri eden bir bakan var. Onu bana bırakın diyor. Söyleyen içişleri bakanı... Hepimizin bir görevi var, bu yolsuzlukları anlatacağız. Medya üzerinde çok büyük bir baskı var. Yandaş medya yaratıldı... Türkiye'nin itibarı maalesef yerlerde. Hapisteki gazeteci sayımız 100'ü aşmıştı. Şimdi kara para süreci içinde Türkiye sorgulanıyor. Bütün komşularımızla sorunlu haldeyiz. Diyelim ki Almanya'dayız... Merkel alıyor telefonu, bir televizyona telefon ediyor, diyor ki, muhalefet partisinden şunun bir cümlesi akıyor ekranlarda, onu kaldırın kardeşim, o Merkel koltuğunda oturabilir miydi? Asla... Bütün medya ortak mücadele ederdi. 
Alalım Obama'yı o da açtı bir telefon. Kardeşim biz senatodaki görüşmeleri yasakladık sen canlı veriyorsun dese, Obama görevde kalabilir mi? Bir gün bile kalamaz. Peki bu reziller nasıl kalabiliyor böyle? Kıyaslama imkanı verdi. O ülkelerle bizim... Üstelik biz Müslüman bir ülkeyiz. Üstelik biz Müslüman bir ülkeyiz. Üstelik biz kul hakkı yemenin çok ağır bir suç olduğunu günah olduğunu biliyoruz. Üstelik biz ahlakı yüceltiyoruz. Dinimiz yüceltiyor. Nasıl oluyor da bu tablo ve başbakan hala koltuğunda oturuyor... 
 
Sadece millet bıktık artık desin, bıktık diyin. Yeni bir yüz, vatandaşa hizmet, her kuruşun hesabını vatandaşa vermeyi onurlu görev kabul eden bir siyaset anlayışı... 

www.aksiyonhaber.com

Kaynak: Haber Kaynağı
Bu haber toplam 795 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Aksiyon Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 02122937548 | Haber Yazılımı: CM Bilişim