• BIST 89.764
  • Altın 145,514
  • Dolar 3,6255
  • Euro 3,9111
  • İstanbul 8 °C
  • Ankara 3 °C

Hüseyin Özdilek'ten sanayileşme isyanı

Hüseyin Özdilek'ten sanayileşme isyanı
Sanayici ve işadamı Hüseyin Özdilek, Türkiye'nin sanayileşmede istenilen düzeyden çok uzakta olduğunu belirterek, "İlerlemiş ülkelerde sanayide çalışanların payı yüzde 40’tır, bizde ise yüzde 25’lerde" dedi.

Firmasını dünyanın en büyük 10 havlu üreticisinden birisi haline getiren sanayici ve işadamı Hüseyin Özdilek, Türkiye'nin sanayilememesinden dertli. Özdilek, "İlerlemiş ülkelerde sanayide çalışanların payı yüzde 40’tır, bizde ise yüzde 25’lerde" dedi. Türkiye’nin havlu üretiminde yıllık 60 bin tonla çok iyi konuma geldiğini belirten Özdilek, II. Elizabeth başta olmak üzere ünlülere nasıl havlu sattıklarını anlattı.

Havlu ve bornoz üretimi, ülke olarak öne çıktığımız alanlardan birisi. Hem sağlık hem hijyen açısından her insanın hayatında bu eşyaların çok önemli yeri var. Çok sayıda firma bu alanda dünyaya meydan okuyor.
 
Mesela, Hüseyin Özdilek’in kurucusu olduğu Özdilek markalı havlu ve bornozlar, yerli ve yabancı çok sayıda ünlünün banyosuna konuk oluyor. Kraliyet ailelerinin en çok sevip kullandığı eşyalar arasındaki yerini alıyor. Bugün gazetesi yazarı Perihan Çakıroğlu, Özdilek’le hem bu sektörde neler olduğunu konuştu hem iş hikayesinin sırlarını ele aldı. İşte o röportaj:
 
Hüseyin Bey, siz “havlu kralı” olarak anılıyorsunuz. Nereden nereye geldiniz?

NORMAL FİYATLA SATMAM

lk.jpg

Biz işe perakendeyle başladık. 1967'de Bursa’da ilk dükkanımızı açtık. O yıllarda yazın çok turist gelirdi Bursa’ya kaplıca şehri olduğu için. Nüfusu 80-90 bin arasındaydı. İpek de vardı o zaman. 1971’e kadar havlu mağazasını çalıştırdık. O zamandan bu yana daima müşteriyi dikkatle gözlemlerim. Giyimime çok dikkat ederdim. İyi bir kıyafet iyi bir tavsiye mektubu gibidir. “Müşteri daima haklıdır” prensibiyle hareket ederim. En uygun fiyata malı satıp müşteri tutmaya çalışırım.

Mal satarken, kalite ve fiyat dengesi de çok önemli değil mi?
 
Evet, 1967’den beri buna çok dikkat ederim. Özürlü ve ayıplı malı, asla normal fiyatla satışa sunmam. 'Ayıbı var, bunun fiyatı da budur' derim, müşteri isterse alır, istemezse almaz.
 
Dükkanınız kaç metrekareydi ve havluları nereden alırdınız?
 

İlk dükkanımız 40 metrekare kadardı. Havluları o zamanki üreticilerden alır satardım. Bizim farkımız müşterinin ne istediğini daha o yıllarda tespit etmiş olmamızdı. Müşteri, güler yüz ister, dürüstlük ister.  Ve itimat etmek ister. 

40 METREKARE DÜKKAN
 
40 metrekarelik bir dükkândan bugün kaç mağazaya ve kaç AVM’ye ulaştınız?
 
Çok büyüdük. 15 AVM’nin 6’sı hipermarkettir. İçinde tekstilden yemek içmeye kadar her şey var. Büyük alışveriş merkezi olarak Bursa’da, Antalya’da varız. AVM’lerin en büyüğü Antalya’daydı, şimdi İstanbul Levent’teki en büyük oldu. Çeşitli AVM’lerde departman storelarımız var. 
 
OPTİMAL SEVİYE ÖNEMLİ
 
Size havlu üretimi yetmedi mi, neden başka alanlara giriyorsunuz?
 
Her işin optimal bir noktası var. Örneğin Özdilek, dünyanın en büyük 10 havlu fabrikası içindedir. Bu kapasiteye ulaştıktan sonra daha fazla büyümek optimal çizgiyi aşıyor.  Artan maliyeti de müşteri ödemez. Optimal noktayı aşınca da yeni sanayi alanlarına girmek mümkün tabii ki. 
 
Sanayide alınacak çok yol yok mu?
 
Çalışan nüfusun ancak yüzde 25’i sanayide çalışıyor.  Halbuki gelişmiş ülkelerde bu oran yüzde 40’ı buluyor. Daha 15 puanlık bir gelişme lazım, bunu kabul ediyorum. Sanayileşememiş ülkelerin gelişmesinden söz edilemez. Önce sanayileşme sonra da gelişme gelir. 

ET İTHALATINI ÖNELEMEK İÇİN ORGANİZE ÇİFTLİK GEREKİYOR

Yeni projelerde neler var?

AVM yapımı yanında İnegöl Yenişehir’de 4 bin baş hayvan yetiştiriyoruz. Arpasını, mısırını biz veriyoruz. Hazır yem kullanmıyoruz.

Hayvancılığa neden girdiniz?

Kaliteli et üretmek için tabii ki. Üçüncü yılımız bu yıl ve et satışlarımız yüzde 20 arttı. 15 noktada varız. Antalya’da, İzmir’de de satıyoruz, her yere gidiyoruz. İhtiyaçlar arttıkça da büyüyeceğiz.

İthal eti nasıl önleyebiliriz?

Et ithalatını önlemek için organize olmuş çiftlikler lazım. Onların sayısının da artması lazım.  

500 MİLYON DOLAR İHRACAT

Havlu ihracatınızın boyutu nedir?

Havluda ihracatımız yılda 35-40 milyon dolara ulaşıyor. ABD ve Avrupa’ya olmak üzere çok sayıda ülkeye satıyoruz. 1978 -1980’den bu yana biz ihracatçıyız. İlk ihracatımızı da Libya’ya yapmıştık. Aynı zamanda Rusya’ya da sattık.

Türkiye’de havlu standardını bile oluşturmak önemli bir süreç aldı. Otellerin bu standardı oluşturması kolay olmadı değil mi?

Evet, aynen öyleydi. Üstelik havlu üretimi de çok düşüktü. Toplam üretim, 1970’lerde sadece 3 bin tondu. Şimdi sadece biz 10 bin tonluk havlu üretiyoruz. Türkiye’nin toplam üretimi ise 60 bin tonlarda seyrediyor. Bugün Türkiye iyi bir havlu ihracatçısı konumuna geldi. 500 milyon dolarlık havludan girdisi var.

ALİ BABACAN BİZİM ANKARA'DAKİ TEMSİLCİMİZDİ
 

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, neden AVM yapanlara ve inşaatçılara kızıyor? 
 
Babacan, sanayinin çok daha gelişmesi gerektiğini söylüyor sadece. Ayrıca yakın dostumdur. Onun çocukluğunu bilirim. Kendisi, Özdilek’in Ankara temsilcisiydi. Babası Hilmi Babacan’la birlikte çalışıyorduk. Biz havlu veriyorduk, onlar da satıyordu.
 
Birlikte iyi para kazandınız öyleyse?
 
“Kazan-kazan” olmazsa kimse kazanamaz. Hatta evlilikte bile böyledir. Eşler, karşılıklı birbirine denk olmazsa evlilik de yürümez. 

16 YAŞINDA VERGİ MÜKELLEFİ OLDUM

Özdilek bu yıl kaç yaşına girdi?
 

Özdilek 48’inci yaşını doldurdu. Bugün 64 yaşındayım. 16,5 yaşında bile ben vergi mükellefiydim.
 
Çoğu iş insanı, babadan devir alır işini. Size ticaret babadan kalmadı mı?
 
Babam yoktu. Ölmüştü. Bana babamdan kalan annemin üstüne aldığı evdi. Onunla başladık her şeye. 18 bin liraya evi satıp sermaye yaptık. İyi ki annem ve kardeşlerim bana güvendiler ve önümü kesmediler.

6 BİN 500 KİŞİYE İŞ VERİYOR

Bütün işyerlerinizde toplam kaç kişiye iş veriyorsunuz?
 
6 bin 500 kişiye. 81 ilde varız. 18 bayimizle, kornerlarda, franchais verdiğimiz yerlerde 38 ev tekstili mağazası açtık Türkiye’de. Orta Asya Cumhuriyetleri’nde mesela Kazakistan’da, Azerbaycan’da varız. Yine İran, Arnavutluk, Rusya ve Kosova’da bulunuyoruz. 
 
BOYNER VE VAKKO İÇİN ÜRETİM YAPTIK

Kimlere havlu ve banyo takımı hazırladınız?

 Mesela, Cem Boyner’in Beymen’de sattığı ilk plaj havlusunu biz yaptık. Boyner, askerden yeni gelmişti, tasarımını verdi, ona yaptık, kendi markasıyla sattı. Ondan başka Vakko’ya yaptık. Marks&Spencer’e çok özel havlular ürettik. Dünyanın her tarafına yapıp sattık.

ÜNLÜLERİN HAVLUCUSU

Kraliyet ailelerine de havlu ve bornoz satıyorsunuz değil mi?
 
Tabii ki. Mesela, Kraliçe II. Elizabeth, Bursa’ya geldiğinde ona da havlu ve bornoz gönderdik. Alman Cumhurbaşkanına gönderdik, bize teşekkür mektubu yazdı. Ve Cumhurbaşkanımız Tayyip Erdoğan da, havlularımızı kullandığını söylemişti. Eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül de kullanıyordu. Halen yüzde 25 pazar payına sahibiz.    

TÜRKİYE'DE ÜRETİLEN PAMUK ARTIK YETMİYOR

Ürünlerinizde kaliteyi  nasıl tutturuyorsunuz?
 
İşin sırrı entegre tesislerimizin olmasıdır. Pamuk girer, havlu ve bornoz olarak çıkar. Nasıl ki elmanın en iyisini seçersiniz, biz de en iyi pamuğun hangi tarladan çıkacağını biliriz. Hangi evsafta olacak, nasıl kullanacağız, bunu çok iyi biliriz. 
 
Pamuğu nerelerden alıyorsunuz?
 
Türki- ye’den aldığımız gibi dünyadan da alıyoruz. Çünkü Türkiye’de üretilen pamuk yetmiyor. Eskiden yetiyordu ama artık bu olmuyor. 

Bu haber toplam 341 defa okunmuştur
Etiketler: , , ,
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Aksiyon Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 02122937548 | Haber Yazılımı: CM Bilişim