• BIST 98.314
  • Altın 144,066
  • Dolar 3,5732
  • Euro 3,9941
  • İstanbul 15 °C
  • Ankara 7 °C

'Hükümet derin devleti canlandırdı'

'Hükümet derin devleti canlandırdı'
CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, derin devletin hiçbir zaman bitmediğini belirterek derin devleti şimdi bu hükümetin yeniden ortaya çıkardığını söyledi.

Bölgedeki cinayetleri hatırlatan ve Türkiye'nin yeniden başka bir çatışmanın ortasına getirildiğini ifade eden Tanrıkulu, "Türkiye'de güvenlikle ilgili, istihbaratla ilgili hiçbir birim kalmadı. Tek bir istihbartları var, muhalefet ne yapıyor. Onun dışında güvenlikle ilgili, ölümle ilgili hiçbir istihbarat kalmadı. Bütün istihbaratı kendi geleceklerine bağladılar. Aman aman rüşvet, yolsuzluk, rant, sahtekarlık soruşturulmasın; bütün bunlara yoğunlaştılar." dedi.

Cihan TV Network'te yayınlanan Anadolu'da Sabah programında Başkent Konuğu olan CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, gündeme ilişkin dikkat çekici açıklamalarda bulundu. Türkiye'nin Kobani için açtığı koridora yönelik bir soruya Tanrıkulu, oradakilerin kardeşlerimiz olduğunu belirterek Suruç ile Kobani'yi birbirinden ayırmanın mümkün olmadığını ifade etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, "Kobani ile bizim ne alakamız" açıklamasının ardından Kürtlerin vicdanında mahkum olduğunu dile getiren Tanrıkulu, iktidarın 'orayı bizden bir parça' olarak görmedikleri için bir politika geliştiremediklerine dikkat çekti.

CHP'nin "Bizi ilgilendirmez" demediğini belirten Tanrıkulu, Başbakan ve Cumhurbaşkanı'nın kendilerini sınırladığını, IŞİD'e gösterdikleri hoşgörü sebebiyle yok saydıklarını kaydetti. Tanrıkulu, şöyle devam etti:

"Obama telefonu açtı, Başbakan önünü ilikledi, bugüne kadar dediklerini unuttu, Yalçın Akdoğan, Davutoğlu dediklerini unuttu. Hepsi hazır ola geçmiş gibi bizim dediğimiz noktaya geldiler. Biz görmezden gelmeyin dedik. Konusu IŞİD, Suriye'de barışın sağlanması olan herşeye biz evet deriz, koalisyon güçleriyle beraber. Şimdi bizim dediğimiz noktaya geldiler. Oradaki insanlara, katliam olmaması için, buraya sığınan 170-190 bin insanın tekrar kendi yerlerine dönmesi için gerekli her türlü yardımın yapılmasından yanayız. İnsani ve diğer yardımların yapılmasından yanayız ve buna karşı çıkmadık."

"SURİYE MESELESİNE DAHİL OLMAMIZ, TÜRKİYE'NİN 30 YILDA KORUDUĞU İÇ BARIŞINI BİLE SIKINTIYA SOKTU"

1955 tarihli soykırımı önleme sözleşmesini hatırlatan Tanrıkulu, yanıbaşımızda olan bütün bu eylemlere sessiz kalınamayacağını, çünkü bunun soykırımı engellememe suçuna gireceğini söyledi. Afganistan'dan gelirken Cumhurbaşkanının Obama telefon açtığında ayakta önünü iliklediğini savunan Tanrıkulu, ondan sonra politikanın yüzde 100 değiştiğinin altını çizdi.

"35-40 gün önce niye bunu yapmadınız? Niye bu kadar çok Türkiye'nin itibarını, dış politikasını ayaklar altına aldırdınız; bu kadar çok zik zak çizdiniz?" diye soran Tanrıkulu, hükümetin her bakımdan ülkeyi yönetemediğini, öngörüsünü yitirdiğini ifade etti. "Gözlerini yolsuzluk, rüşvet; kendi ikballeri herşeyin önüne geçmiş." diyen Tanrıkulu, "Bizim Suriye meselesine dahil olmamız, 30 yılda Türkiye'nin koruduğu iç barışını bile sıkıntıya soktu. 30 yıl bir silahlı çatışma vardı, PKK şiddet-terör uyguluyordu ama askerle hiçbir zaman halklar da karşı karşıya gelmemişti. Sokak çatışması olmamıştı, inanç grupları arasında bir çatışma olmamıştı, farklı görüşler arasında sokakta bir çatışma olmamıştı. Ama bu Suriye meselesi o çatışmayı da kendi içimize taşıdı. Bunu öngöremediler." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "Kobani düştü düşecek" sözünün bardağı taşıran son damla olduğunu ve sokakların bu hale geldiğini belirten Tanrıkulu, hiçbir zaman şiddeti meşru görmediklerini vurguladı. "Şimdi de meşru görmedim, 1990'lı yıllarda en kötü olan dönemde bile, ensemizin arkasında silah olduğu zaman da görmedik. Şiddete, teröre her koşulda karşı çıktık." diyen Tanrıkulu, bu şiddetin şimdi de meşru olmadığını ifade etti. Bunu yönetemeyen bir hükümet olduğunu kaydetti.

"BÜTÜN İSTİHBARATI KENDİ GELECEKLERİNE BAĞLADILAR"

Bölgede son zamanlarda işlenen cinayetler ile faili meçhul cinayetler ve derin devletin hatırlatılması üzerine ise Tanrıkulu, "Derin devlet tabiki hiçbir zaman bitmedi ki. Derin devleti şimdi bu hükümet yeniden ortaya çıkardı açık söyleyeyim. Adana'da gazete dağıtıcısı öldü, Suruç'ta bir gazeteci karanlık bir şekilde trafik kazasında öldü, bizim eski belediye başkanımız ve oğlu öldürüldü, Kızıltepe'de bir araç içinde yakılmış başka bir insanın cesedi bulundu, Diyarbakır'da insanlar linç edildi, öldürüldü, Karlıova'da Hüda-Par üyesi bir insan ensesine kurşun sıkılarak öldürüldü. Bir ilin emniyet müdürüne, Milli İstihbarat Teşkilatı veya kendi teşkilatı istihbarat vermez mi? Bütün ilin emniyetinden sorumlu insanlar. Dolayısıyla böyle Türkiye yeniden başka bir çatışmanın ortasına getirildi ve bu hükümet nedeniyle getirildi. Bu hükümette istikrar yok. Güvenlikle ilgili hiçbir birim kalmadı Türkiye'de, istihbaratla ilgili hiçbir birim kalmadı. Tek bir istihbartları var, muhalefet ne yapıyor. Onun dışında güvenlikle ilgili, ölümle ilgili hiçbir istihbarat kalmadı. Bütün istihbaratı kendi geleceklerine bağladılar. Aman aman rüşvet, yolsuzluk, rant, sahtekarlık soruşturulmasın; bütün bunlara yoğunlaştılar." karşılığını verdi.

"DEVLETİN İSTİHBARATI AKP'NİN, CUMHURBAŞKANININ, BAŞBAKANIN GELECEĞİNE ODAKLANMIŞ"

17 Aralık sonrası Emniyet Teşkilatında yapılan kıyımın hatırlatılması üzerine de Tanrıkulu, Emniyet Teşkilatında bir bütün olarak geçmişten bugüne kadar hukuk içinde kalması gerektiğine dikkat çekti. Bütün işlemlerin hukuk devleti ilkelerine göre olması gerektiğini vurgulayan Tanrıkulu, "Ama bütün istihbaratı, bütün güvenliği, kendi geleceğinize bağlarsanız, diğer tehdit unsurlarını bir tarafa iterseniz geleceğiniz nokta budur. Devletin istihbaratı şuanda Adalet ve Kalkınma Partisi'nin, Cumhurbaşkanının, Başbakanın geleceğine odaklanmış. Aman aman onlara birşey olmasın. Aman aman onların geçmişte ve bugün halen yapmaya devam ettikleri rant girişimleri, diğer girişimleri ortaya çıkmasın; buna odaklanmışlar. Başka bir istihbarat alanıyla ilgili çalışmaları yok. Yoksa Türkiye'de birgünde 40 kişinin öldüğü, böyle faili meçhul cinayetlerin olduğu, 1990'lı yılların hatırlatıldığı, bir ilin emniyet müdürüne suikast hazırlığı gibi bir hazırlığın olduğu şeyde nasıl Milli İstihbarat Teşkilatı'nın veya Emniyetin kendi istihbaratının bir bilgisi olmaz. Emniyet Müdürlüklerinde istihbarat kalmadı." şeklinde konuştu. 

Bu haber toplam 173 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Aksiyon Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 02122937548 | Haber Yazılımı: CM Bilişim