• BIST 89.282
  • Altın 145,910
  • Dolar 3,6363
  • Euro 3,8917
  • İstanbul 12 °C
  • Ankara 13 °C

Havuz medyasında derin dalgalanma

Havuz medyasında derin dalgalanma
Cumhuriyet gazetesinde Mustafa Halif mahlasıyla kaleme alınan bir yazıda, "hükümete yakın gazetecilerin yazdıkları yazı ve haberlere Cumhurbaşkanlığı Sarayı'ndan müdahale edildiği" öne sürüldü.

Yazıda, bu duruma örnek olarak "Macaristan dönüşü gazetecilere konuşan Davutoğlu'nun açıklamalarının; Star, Akşam ve Sabah gazetelerinde birinci sayfadan küçük görülmesi" gösterildi.

Cumhuriyet gazetesinin bugünkü (28 Şubat 2015) nüshasında yayımlanan, “Havuz medyasında derin dalgalanma” başlıklı yazı şöyle:

Havuz medyasında derin dalgalanma

Yıllardır aynı. Sabahın hayli erken saatinde günlük gazete tomarı ile masaya yayılırım... Obsesifim biraz... Gazeteleri kendime göre bir sıraya koyarım. Hep aynı sırayla bakarım. 20 gazeteyi haberinden köşe yazısına taramak saatlerimi alır. İşte bu “zorlu maratonda” kendime küçük hoşluklar yaparım. Daha eğlenceli olduğunu düşündüğüm kimi gazete ve yazarları sona saklarım. Dikkat ettim, bir süredir Sancak Grubu gazetelerini ve yazarlarını sona saklıyorum. Hizmet ettikleri partinin bile dikkatini çekmeyi başaramadıkları “Sümeyye Erdoğan’a suikast haberlerinindirekt mesajdan kararlaştırılması” bombası nirvanaydı tabii. Her gün bakalım bugün“hangi tatlı sürpriz” bekliyor beni diye dalıyorum sayfalara. Dün aradığım “kan”ı Star’da Ahmet Taşgetiren’de buldum. Erdoğan’ın faizleri istediği ölçüde indirmediği için “darbecilikten vatan hainliğine” değişen cümleler ile eleştirdiğiBaşçı’ya ilginç üslupla “aferin” diyordu:

Erdem Başçı büyüğe el kaldırmama edebine uyarak Cumhurbaşkanı’na cevap vermiyor. İyi de ediyor. Ancak ben bu durumlarda “içe atma” gibi bir telafi mekanizması işler, o da zamanla patlar ve sıkıntıya yol açar diye düşünüyorum. 
Başçı bu aferini alıyor ama “farklı düşündüğü için klasik kalıba da” sokuluveriyor: 
Cumhurbaşkanı faiz konusunu değerlendirdiği bir konuşmada, “bir yerlerinnüfuzu”ndan söz ettiğinde akla “faiz lobisi”nin geldiğini herkes kolaylıkla düşünebilir. Oradan da uluslararası sermaye boyutuna gidilebilir. Türkiye’nin siyasi günceli dikkate alındığında ise Cumhurbaşkanı ile farklılaşma, akla “paralel yapı” ile alakayı getirebilir.

Bu yazıyı alıntıladım, çünkü iktidara yakın medya ve havuz medyasının işi zor. Bir gün evvel yere göğe koyamadıkları isimleri bir gün sonra “en güzel Erdoğan söyler ne söylerse doğru söyler” mantığıyla anında silebiliyor. Hatta Erdoğan’ın birine bin katarak itibarsızlaştırmaya da çalışıyor. 
İktidara yakın gazeteciler şu aralar yeni bir sıkıntı yaşıyor. Eskiden işleri kolaydı. Hepsi Erdoğan ne diyorsa onu yazıyordu. Şimdi Erdoğan’ın yanında Davutoğlu da konuşuyor ve onun haberini nasıl değerlendirdikleri “Saray”dan kontrol ediliyor. Yakın geçmişten bir örnek. Davutoğlu Macaristan dönüşü gazetecilere konuştu; Star, Akşam, Sabah bu haberi birinci sayfadan küçük gördü. Bu cenahtan haberi tek büyük gören Yeni Şafak’tı. Davutoğlu’nun eski köşe yazarları olması ile açıklanabilecek bir durum mu? Aldığım bilgilere göre “hayır”. Kaynaklarımdan biri durumu şöyle anlatıyor:

Önce Yeni Şafak için havuz tanımı yapman yanlış. Sabah için evet. Malum işadamları direktifle burayı aldı. Star, Akşam da “BMC’nin yanına katılarak” Sancak’ın desteğinden emin olunarak verildi. Yeni Şafak da tabii ki iktidardan yana ama“havuz” değil. Evet biraz daha farklı duruyor. Kavgaya katılmak istemiyor. 
Kaynağımın kavga dediği, Erdoğan’ın Davutoğlu ve Gül ile arasının her geçen gün açılması. Yeni Şafak’tan iki isim, Hilal Kaplan ve Cem Küçük Sabah Grubu’na gitti. Bu iki ismin Erdoğan’a tam destek olan yazıları ve televizyon programları nedeniyle havuza geçirildikleri anlatılıyor.

Başka bir kaynağım, “Star’dan yollanan Mustafa Karaalioğlu gazete çıkarmak için çalışıyordu, şimdi bu çalışma seçime yetişsin diye internet sitesi hazırlığına dönüştü”kulisini de verdi.

Milletvekili olmak için adaylık yarışına girenler (Yeni Şafak’ta yazan Markar Esayan, eski Anadolu Ajansı Genel Müdürü Kemal Öztürk, Sabah yazarı Mahmut Övür), Erdoğan ile Davutoğlu arasında denge kurmaya çalışanlar, Erdoğan’ı tam destekleyen gazeteye transfer edilenler, Nihal Bengisu Karaca gibi vekillik için teklif almayıp sinirden yanlış tweet atıp üzüntülerini bildirenler... Havuzda ciddi dalga var. 

Bu arada medyadan bahsedip Hürriyet’i es geçmek olmaz. İzzet Çapa ki bir süredir iyi söyleşilerini okuyorduk, gazeteden ayrılıvermiş. Bu ayrılık “İç Güvenlik Yasası geçerse donumuza kadar arayacaklar” haberinden sonra gelince herkeste bir soru işareti oldu. Çapa renkli bir adamdır. Öyle bir mesajla ayrılmış ki gazeteden. “Ali Cengiz oyunlarından, akl-ı Selim’i olmayanlardan” bahsediyor. Tabii akla Cengiz Semercioğlu ile Selim Akçin geliyor. Özellikle Cengiz’in kalemi sivridir, cevap verir. Olmazsa da nasıl olsa Medyatava’dan okuruz. Sahi bu arada Ömür Gedik de çıkarılmış gazeteden. Bakalım “boşluğu” dolacak mı?

Bu haber toplam 413 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Aksiyon Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 02122937548 | Haber Yazılımı: CM Bilişim