• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • İstanbul 22 °C
  • Ankara 14 °C

GYV Başkanı'ndan flaş açıklamalar

GYV Başkanı'ndan flaş açıklamalar
Fethullah Gülen'in onursal Başkanı olduğu Türkiye Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı Başkanı Mustafa Yeşil açıklama yaptı. Yeşil, Gülen'in iade edilmesiyle ilgili tartışmaların hükümet tarafından algı oluşturmak maksadıyla çıkarıldığını söyledi.

Fethullah Gülen'in onursal Başkanı olduğu Türkiye Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı Başkanı Mustafa Yeşil açıklama yaptı. Yeşil, Gülen'in iade edilmesiyle ilgili tartışmaların hükümet tarafından algı oluşturmak maksadıyla çıkarıldığını söyledi.

Yeşil, "Sayın Başbakan Amerikan PBS’e yaptığı açıklama ardından çok değişik yorumlar yapıldı. Gülen’in talebi hakkında bir dava soruşturma olmadığı halde bu talebin tamamen bir algı oluşturmaya dönük yapıldığı düşüncesindeyiz. Kaldı ki, sayın Gülen’in iadesi meselesi sadece iç hukukla alakalı değil özellikle ABD hukukuna göre de sizin iddia ettiğiniz meselelerin suç olarak kabul edilmesi ve Dışişleri Bakanı’nın bu hususta onayı gerekir. Bu konuda başlamış bir şey yok. Genel intibaya baktığınız zaman ABD’nin hukuk dışı uygulamalara taraf olmadığını hepimiz biliyoruz. Böyle bir iadenin müracaat edenlerce de mümkün olmadığı biliniyor ama “biz istedik vermediler, ABD’liler bunları koruyor sahip çıkıyor” algısını oturtmak gibi bir maksat var diye düşünüyorum." dedi. 

İşte Türkiye Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı Başkanı Mustafa Yeşil'in açıklamalarından satırbaşları:

Dinlemeleri ortaya çıkarmak ve cezalandırmak hükümetin namus borcudur.

Yolsuzluk ve Rüşvet Operasyonu hukuk içi yapılan bir operasyondur. Bunu bir darbe girişimi olarak aktarmak çok yanlıştır. 

DİNLEME İDDİALARI TASFİYE ARACI OLARAK KULLANILIYOR

Hizmet camiası topyekün suçlu ilan edilip mağdur hale getiriliyor. Yürütme organı hukuk sürecini sürüncemede bırakarak dinleme iddialarını yıpratma tasfiye ve baskı aracı olarak kullanmaktadır.

ERDOĞAN DELİLLERİ YARGI İLE PAYLAŞMAYARAK ŞANTAJ ALGISI OLUŞTURUYOR

Bir çok insanın dinlendiği veya kasetinin bulunduğu Başbakan tarafından iddia edilmektedir. Erdoğan’ın delilleri yargıyla paylaşmaması başka türlü bir şantaj algısı oluşturmaktadır. Baykal ve MHP kasetlerinin bir türlü aydınlatılmaması bu konudaki kaygıları güçlendiriyor.

Dışişleri bakanlığının dinlenmesi ile ilgili hiçbir delil ortaya konulmadı. Hükümet meydanı kimi zaman havada uçan böceklere, kimi zaman çaycılara bu olayı yıkmakta ama hukuki bir adım atılmamaktadır.

 

AKIL ÖLÇÜLERİ İLE BAĞDAŞMAZ

Bunlara rağmen hizmet camiası uzun süredir bu çirkin iddialarla suçlanmaktadır. Bu tür mekanlar ancak yüksek teknolojilerle dinlenebilir. “Kanaat oluştu” türünden ifadelerle sivil bir hareketi yıpratmak akıl ölçüleriyle bağdaşmaz.

Devletin en mahrem görüşmelerini dinleyen ve bu zaafa sebep olanlardan da hesap sorulması bu hükümetin namus borcudur.

MİT TIRLARI İDDİASINA YALANLAMA

MİT Tırlarının durdurulmasının hizmetle ilişkilendirilmesi gerçekle telif edilemez. Devlet birimleri arasındaki koordinasyonsuzluğun neticesi olan bu olayı hizmete operasyonun gerekçesi yapmak kabul edilemez.

17 ARALIK HİZMETE MAL EDİLMEK İSTENDİ

17 Aralık gelişmeleri de hizmete mal edilmek istendi. Yabancı sermayenin kaçacağı ekonominin zarar göreceği yönündeki endişeler ekonomik çevrelerce de beyan edildi. Hizmet müsbet hareket prensibinden asla taviz vermeyerek birlikte yaşama kültürüne barış uzlaşı eğitim ve diyalog faaliyetlerine devam edecektir.

Nefret söylemleri şeytanlaştırma girişimlerine takılmayarak geleneklerinde var olan kin gütmeme prensibiyle onurlu duruşunu sürdürecektir.

HİZMET HAREKETİ SAĞDUYULU YAKLAŞIMA DEVAM EDECEKTİR

İktidarın dar kesimine ait bu kutuplaştırıcı dilin parti tabanının çoğunluğunda kabullenilmediğini görüyoruz. Birlikte yaşamanın güzel örneklerini veren toplumun bu huzursuzluğun üstesinden geleceğine inanıyoruz. Hizmet hareketi yeniden toplumsal huzur ve uzlaşı için üzerine düşen sağduyulu yaklaşıma devam edecektir.

Demokrasiyi ve hukukun üstünlüğünü önceleyen bir anlayışla kamuoyuna arzederiz.

BİR CEMAAT HEYETİNİN GÜLEN’DEN UZLAŞI İÇİN GÖRÜŞME TALEP ETMESİ

Öncelikle böyle bir cemaatlerden heyetin Hocaefendiye gittiğiyle alakalı bir bilgi ve görüşmenin olduğunu zannetmiyorum. Sayın Fehmi Koru ile beraber Alaattin Kaya’nın ziyarete gittiği ve o gidişinde Cumhurbaşkanı ve Başbakan’ın bilgisi olduğunu ve o görüşmeden sonra bir mektubun getirildiğini ve içeriğinde gerçekten “ülkemizin huzuru, ihtilafların çözümü noktasında” eğer hükümet ve iktidar bir adım atarsa biz on adım atmaya razıyız, fedakarlığa hazırız cümlelerini hatırlarsınız. Fakat Sayın başbakan medya mensuplarıyla yaptığı toplantıda o mektup bir pazarlık unsuru gibi anlaşıldı ve algılandı, sayın Başbakan artık süreç bitti böyle bir pazarlık anlayışımız yoktur gibi bir yaklaşımı oldu. Hocaefendi, “Ameliyat başladı ilaçla tedavi olmaz” sözü gibi bir şey söylemedi. O ifade Başbakan’a aittir. Ama gazeteciler kaynakları tetkik etmeden gerçeğe uygun olmayan bu ifadeyi kullanmışlar. Süreçle ilgili bir mektubun geldiğini sürecin makulleşmesi adına katkıda bulunacak bir mektup olduğunun altını çizmekte fayda var.

BORSA İSTANBUL’DA İSTİFALAR

Ben şuna dikkat çekmek isterim, Türkiye’de geçmiş dönemlerde, demokratik hakların ciddiye alınmadığı dönemlerde, üretilen bir kavram etrafında çok insan mahkum edildi. İrtica kavramı altında nice insan bulunduğu yerden alınmış tasfiye edilmiştir. Bu son dönem, 17 Aralık’tan sonra irticanın yerini adeta paralel yapı aldı. Bugün belli bir iktidar medyasının ağırlıklı kesiminde yapılan her türlü işlem paralel yapı ilintisi içinde sunulmaktadır. Gözden kaçan bir nokta var. Paralel yapı iddialarıyla aslında yeni bir devlet dizayn ediliyor. Bunu sıklıkla seslendirenler var. Bugün yaşanan olayın ne olduğunu mahiyetinin ne olduğunu o kişiler kendileri mi ayrıldı görevden mi alındı bilmiyorum. Paralel yapı adı altında ciddi tasfiyeler olduğunu biliyoruz. Hiçbir yargı kararı veya suçlama yok, “paralel yapı dinlemiş ama faillerini bulamadık” yani “her şeyi yapıyor ama faili yok” mantığıyla, tenakuz ifade eden kavramlar altında her şeyin yapıldığı bir süreç yaşıyoruz.

AYASOFYA’NIN İBADETE AÇILMASI

Sosyal medyada özellikle Ayasofya camiinin açılmasıyla ilgili hareketlenme benim de dikkatimi çekti. Genel manada herkesin kendi şahsına özel bir düşüncesi olabilir. Muhafazakar tabanın Ayasofya Camii ile alakalı bir özlemi var. Hizmetin bu manada Ayasofya’nın açılmasıyla alakalı külli manada bir kampanya yaptığı sözkonusu değildir. Bazı gazeteler sosyal medyadaki hareketliliği hizmete mal etmeye çalışıyor. Ayasofya’nın açılması tamamen devlet ve iktidarla alakalı bir meseledir. Uluslar arası hassasiyete sahip bir meseledir. 

Ayasofya iç siyasi tartışmalara alet edilecek bir mesele değildir. Ben iktidarın Ayasofya meselesini harici hassasiyetleri nazara almadan sadece dahili siyaset esasıyla da gündeme getireceği ihtimalini uzak görüyorum.

GÜLEN’İN İADESİ VE CEMAATE OPERASYON

Sayın Başbakan’ın hukuk içinde kalarak elbette devlet içinde paralel yapı varsa onunla elbette yargı meşgul olacak ve suçluları bulacaktır. Bu kavram esas alınacaksa bugün anayasa çerçevesinde suç işlemiş kişilerin tespiti kadar tabii bir mesele olamaz. Paralel yapı diye iddia edilen kanun dışı hareket eden bağımsız hedefler üzerine çalışan bir yapı varsa bu yapının üzerine gidilmesi tespiti ve yapının yargılanması gerekir demiştik. Fakat yargının en ufacık bununla alakalı attığı adım ve tespit olmadan camiayla direk bu yapının ilişkilenmesi ve suç atfedilmesi hukuki değildir. Hukuk çerçevesinde kalınacaksa suçluların bulunmasını isteriz. Ancak yargının hukukun çerçevesi değil de McCarthy dönemi gibi avcılık anlayışıyla hareket edilecekse bu sivil olan herkesi veya bu ülkeye yerleşmiş dışarıdan gelen herkesi endişelendirecek bir durumdur. Ben ülkemizin o noktaya düşmeyeceği inancını ifade etmek isterim.

BAŞBAKAN ABD'LİLER CEMAAT'E SAHİP ÇIKIYOR ALGISI OLUŞTURMAK İSTİYOR

Sayın Başbakan Amerikan PBS’e yaptığı açıklama ardından çok değişik yorumlar yapıldı. Gülen’in talebi hakkında bir dava soruşturma olmadığı halde bu talebin tamamen bir algı oluşturmaya dönük yapıldığı düşüncesindeyiz. Kaldı ki, sayın Gülen’in iadesi meselesi sadece iç hukukla alakalı değil özellikle ABD hukukuna göre de sizin iddia ettiğiniz meselelerin suç olarak kabul edilmesi ve Dışişleri Bakanı’nın bu hususta onayı gerekir. Bu konuda başlamış bir şey yok. Genel intibaya baktığınız zaman ABD’nin hukuk dışı uygulamalara taraf olmadığını hepimiz biliyoruz. Böyle bir iadenin müracaat edenlerce de mümkün olmadığı biliniyor ama “biz istedik vermediler, ABD’liler bunları koruyor sahip çıkıyor” algısını oturtmak gibi bir maksat var diye düşünüyorum.

İŞADAMLARINA SOMUT BİR BASKI VAR MI?

Tabii üzülerek söyleyelim işadamlarında bir kaygı endişe var. Özellikle hizmete sempati duyan insanların yapa geldiği işlerde belli sıkıntı ve tazyiklere maruz kaldığını söylemek mümkün. Birkaç yerde otelde rezervasyonlarımız programlarımız vardı. O insanlar aranarak zinhar bu insanlara yer tashih etmenizi uygun görmüyoruz ve destek vermeyin gibi ifadelerle arandıklarını biliyoruz. Bunlar hoş ve doğru şeyler değil.  Kurumlara denetlemeler takipler, yoğun müfettiş baskıları olan bir dönem yaşandı. Şu anda aynı yoğunluk yok. Genelde bu tip olağanüstü dönemlerde devletin tazyik organları tarafından hizmet kurumları maruz kalmıştır. Hukuk çerçevesinde yapıldığı sürece ben en ufak bir endişe duymadığımızı söyleyebilirim. Bu kurumların her biri hem yasal olarak hem de finansal yapılar itibariyle denetime açıktır. Bir kere daha denetlenir, denetlenir, bir kere daha denetlenir… Bu kurumun daha güçlü hale gelmesine sebep olur.

YÜZDE YÜZ SİYASET PROGRAMINDAKİ YALANLAR

Zannediyorum bir tv kanalında sunulan Hocaefendiye ait olduğu ifade edilen kasetler çok yeni tuhaf ve garip içeriğe sahip değil. Dinledik gördük. Fakat orada veriş üslubu ve tarzı hatta ima edilen ve yüklenmeye çalışılan manalar itibariyle hükümet medyasında bile yadırgandığına şahit oldum. Bu kadar basit pes, bayağı yorumlarla gazetecilik bu kadar ayağa düşürülmemeli diye. Saçmalığın ve zırvanın tevili olmaz malum. Ona bir izah yok.

Tabi bu meseleler camiaya operasyon için malzeme üretme, altyapı hazırlamaya dönük bir gayret olarak algılanabilir mi? İşin doğrusu suç işlenmişse suçlu da delil de vardır. Ama suçlamak istiyorsanız eğer delil oluşturmak zorundasınız. Bugün yapmaya çalışılan bu minval üzerine yürümektedir. Bunun yargı içinde neticeye gitmesinin mümkün olmadığını düşünüyoruz. Yargı eksiğine aksağına rağmen, topaldır ama kör değildir, ağır işler ama suçluyla suçsuzu ayırt edecek vicdani duruşu sergiler. Birileri bazı şeyler organize etmek isteyebilir. Ama unutmamak lazım yanlış hesap Bağdat’tan da döner yargıdan da yargıtaydan da döner.

GÜLEN’İN SOHBET KASETLERİ YASAKLANACAK MI?

Kasetlerin yasaklanması meselesinde, Gülen’in yasaklanması demek konuşanın konuşmaması durumunu getirir. Hocaefendi kadar gönüllere hitap eden sevgiden şefkatten bahseden Allaha kulluk şuurunu dile getiren ihtilafın sulh yoluyla çözülmesi üzerinde duran, diyaloğu hoşgörüyü sık gündeme getiren bir insanın kasetleri yasak olacaksa, ben şu soruyu sorarım, bu ülkede kim hangi kelimelerle nasıl konuşacak? Nasıl hangi cümlelerle nasıl anlatacak. Bu herkesin dilsiz olması anlamına gelir. Bu kadar akıldan uzak bir şeyin kabul edilebileceğini düşünmek istemiyorum. 

Kaynak: Haber Kaynağı
Bu haber toplam 310 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Aksiyon Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 02122937548 | Haber Yazılımı: CM Bilişim