• BIST 82.300
  • Altın 147,981
  • Dolar 3,8287
  • Euro 4,0719
  • İstanbul 7 °C
  • Ankara 1 °C

Fethullah Gülen Hocaefendi yeni sohbetinde önemli mesajlar verdi

Fethullah Gülen Hocaefendi yeni sohbetinde önemli mesajlar verdi
Fethullah Gülen Hocaefendi'nin "446. Nağme: Adanmış Ruhlar Tehditlere Teslim Olmamalı!.." başlıklı yeni sohbeti herkul.org.'da yayınlandı.

Bir Villaya Safınıza Geçenler, İki Villayı Görünce Size de Yüz Çevirirler!..

Söz düşünce şu suali tevcih ettik:

“Hazreti Üstad’a ‘Benim bazı dostlarım, ehl-i dünya bana şüpheli baktıkları için, ehl-i dünyaya hoş görünmek için, benden zahiren teberrî ediyorlar, belki tenkit ediyorlar. Halbuki, kurnaz ehl-i dünya, bunların teberrîsini ve bana karşı içtinablarını, o ehl-i dünyaya sadakate değil, belki bir nevî riyaya, vicdansızlığa hamledip, o dostlarıma karşı fena nazarla bakıyorlar.’ dedirten hadiseler nelerdir? Bu hal günümüzde de söz konusu mudur?”

Yalancıya “Kezzab” Deyip Şehadete Yürüdü!..

Daha sonra aziz Hocamıza günümüzde bazı kimselerin yalan ve iftiralara ortak olmaya zorlandıklarını ve paralel paranoyası zımnında değişik tehditler altında kaldıklarını hatırlatarak “ikrah” ile ilgili bir soru sorduk. Malumunuz olduğu üzere, “ikrah” bir kimseyi istemediği bir sözü söylemeye veya bir işi yapmaya zorlamaktır. Istılahta ise; “ikrah” bir kimseyi korkutmak veya tehdit etmek suretiyle rızası olmaksızın bir sözü söylemeye veya bir işi yapmaya haksız yere zorlamaktır.

Hocaefendi, Asr-ı Saadetten bir misal vererek adanmış ruhların “ruhsat”larla değil “azîmet”lerle amel etmesi gerektiğini vurguladı.

Peygamberlik iddia eden yalancı Müseylime, iki sahabeyi yakalamıştı. Onlardan birincisine, “Muhammed hakkında ne dersin?” diye sormuş; o da “O, Allah’ın Peygamberidir” cevabını vermişti. Müseylime, “Benim hakkımda ne dersin?” diye sorunca o da ölüm korkusuyla “Sen de!..” demişti. Bunun üzerine Müseylime onu serbest bırakmıştı. Akabinde ikinci sahabeyi getirtip ona da “Muhammed hakkında ne dersin?” diye sormuş; yiğit insan “O, Allah’ın Peygamberidir” cevabını vermişti. “Benim hakkımda ne dersin?” diye sorunca sahabi önce “Ben sağırım!..” demiş; Müseylime sorusunu üç kere tekrar etmiş, o her defasında aynı cevabı vermişti. Ondan istediği cevabı bir türlü alamayan ve sonunda “Sen kezzabsın!” itabını duyan Müseylime, yüce sahabiyi şehit etmişti. Bu haber kendisine ulaşınca, Rasûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) efendimiz şöyle buyurmuştu: “Birinci sahabi, Allah’ın kendisine verdiği ruhsatı tercih etti; onda beis yok. İkincisi ise hakkı açıkça haykırıp onun uğrunda kendisini feda etti. İşte ona mübarek olsun, ne mutlu ona!..”

Bu hadiseyi hatırlatan Hocaefendi, şunları söyledi:

“Adanmış ruhlar ruhsatları kullanmamalı, zalimden özür dilememeli. Özür şöyle dilenir: Deyip ettikleri yalanları, iftiraları, intikam duygularını, hırsızlıklarını, haramîliklerinı itiraf ederek ‘Biz milletten özür diliyoruz!’ derlerse şayet, bu bir yönüyle günah işlemiş bir insanın tevbe etmesi gibidir, Allah onu kabul eder, biz de kabul ederiz. Yoksa onlardan özür dilemek, onlar gibi olmak demektir. Öyle olmaktansa ölmek daha iyidir. Çünkü ölüm hakiki mü’min için şeb-i arûstur.”

Bu haber toplam 138 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Aksiyon Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 02122937548 | Haber Yazılımı: CM Bilişim