• BIST 97.726
  • Altın 145,622
  • Dolar 3,5781
  • Euro 4,0001
  • İstanbul 20 °C
  • Ankara 19 °C

Fethullah Gülen Hocaefendi o olayı duyduğunda kürsüde bayıldı

Fethullah Gülen Hocaefendi o olayı duyduğunda kürsüde bayıldı
Fethullah Gülen Hocaefendi’nin Azerbaycan’dan yaşanan katliamı duyduğunda kürsüde bayıldığını ve daha sonrasında yaşananları anlattı.

Zaman gazetesinin daha önceki Azerbaycan temsilcisi şimdiki Avustralya temsilcisi olan yazarı Enes Cansever Azerbaycan’da yaşanan 20 Ocak Yanvar Faciası ile ilgili pek fazla bilinmeyen bir ayrıntıyı ortaya çıkardı.

Cansever’in aktardığına göre Fethullah Gülen bu olayı duyduğunda kürsüde bayıldı. Kendine geldiğinde de ise ağzından şu sözler duyuldu:

"Yardıma koşun.  İşçimiz gitsin, çiftçimiz gitsin, esnaf gitsin, arabası olan arabasıyla, olmayan ayaklarıyla gitsin. Kuyuya düşen Yusuf misali, Yakup gibi oraya yetişmeliyiz"

Gülen’in bu tavsiyesi üzerine de Cemaat’in Azerbaycan’da 1992’de açılan Nahçıvan Türk Lisesi, hareketin Türkiye dışında açtığı ilk öğrenim kurumu oldu.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Cemaati kastederek “Paralel yapı Ermeni (2015 olayları) meselesinde bile Türkiye’nin aleyhine çalışıyor. Ülkenin aleyhine ne kadar unsur varsa onlarla işbirliğine giriyorlar.” demesi üzerine Zaman’ın Avustralya temsilcisi olan yazarı Enes Cansever köşesinde şu bilgileri paylaştı:

HOCAEFENDİ’Yİ BAYILTAN 20 YANVAR FACİASI

Ama geçmiş ve yakın tarih, Çavuşoğlu-gillerin bu iftirasını her yerde yalanlıyor. Azerbaycan’dan, Avustralya’ya, en yakın mesafeden en uzak noktaya kadar…Hocaefendi, Azeriler için gözyaşını dökerken, günümüzde ahlakta dibe-vuran yeni yetmelerin ayağında don yoktu. Yalan, iftira, kin ve nefrette sınır tanımayanlar o dönemde, ‘Odlar Yurdu’nun yolunu bile  bilmezlerdi.

Kaderin cilvesine bakın ki, bugün Hizmet Hareketi’ne karşı yürütülen kirli algı kampanyalarını, Fethullah Gülen Hocaefendi’nin üzüntüden bayılmasının arasından tam 25 yıl önce, bugün olmuştu. İzmir Hisar Camii’nde verilen vaazdaki gözyaşı, bu kara propagandaya şamar gibi iniyor.

Gözyaşı akıtarak, bayılmasına neden olan Sovyetlerin en trajik hadisesi olan 20 Yanvar’ın (Ocak 1990)  yaşadığı günün içindeyiz. Bakü ve takvimler, Ocak ayının 19’unu, 20’sine bağlayan gecede o faciayı karşılamıştı. Azerbaycan’ı işgal eden Kızılordu birlikleri, halka ateş açmış, 131 sivili katletmiş, 700’den fazla insanı ise yaralamıştı. Azerilerin tarihine ‘Kara Ocak’ olarak geçen ve ismini bu acı günden alan 20 Yanvar Meydanı, o gün âdeta kan gölüne dönüşmüştü.

O gün tabutların sırtlandığı güzergâhta, adeta karanfillerden dağlar  oluşmuştu. Sevinç ve mutlu günleri sembolize eden karanfil, bu faciayla birlikte hüznün ve dramın sembolü oluvermişti. 20 Ocak, şairlerin şiirlerle karalar bağladığı gün. O gün, İzmir’de bir caminin kuytuluğunda, yürekler adeta köz gibi yanmıştı.

Sadece acıyı değil, yalnızlığı da yudumlayan Azerilerin imdadına İzmir’den kopan çığlık yetişmişti. Anadolu insanının dikkati bu haykırış sayesinde, Hazar’ın kıyısına ulaşabilmişti. Camii Kürsüsünde bayılan Hocaefendi, ayıldığında ‘yardıma koşun’ diye feryat etmişti.

İsterseniz, tarihin kaydettiği, insanlığın harekete geçirildiği o çığlığı, Hisar Camii’nden yankılanan Hocaefendi'nin sesinden dinleyelim: Hazar’ın kıyısında kardeşlerimiz Kızılordu’nun tank paletleri altında çiğnendi. Orada kardeşlerimizin kanı akıyorken, bizim burada yediğimiz ekmek, boğazımızdan geçen lokmalar, haramdır. Oradan bize çağrı var. Onların yardımına koşmalıyız. Parçalanan gönüller, dağlanan ciğerler, maddi ve manevi desteğinizi bekliyor. İşçimiz gitsin, çiftçimiz gitsin, esnaf gitsin, arabası olan arabasıyla, olmayan ayaklarıyla gitsin. Kuyuya düşen Yusuf misali, Yakup gibi oraya yetişmeliyiz” diyordu. Zira, acıyla kuşanmak için mesafelerin hiç önemi yoktu. İzmir’de bir camiye sığınmış, kardeşleri için gözyaşı döken insanları sizler  anıyamamışsınız!. Çünkü tüm kutsalları, kirli emelleriniz için çarçur ettiniz. Ama türlü türlü paralel iftiralarınız, günahlarınızı örtmeye asla yetmeyecektir.

Ocak katliamını, Azeri halkının sembol şairi Mehmet Aslan, ‘Ağla Karanfil Ağla’ şiiriyle anlattı daha sonra. Yaşanan ve yaşanacak tüm zalimlikleri resmeden şiirin bir bölümü şöyle:Karanfil şehit kanı /Ağla karanfil ağla /Cavanlara kıydılar /Tanklar altına koydular /Kanın içip doydular / Ağla karanfil ağla /Uzak menzil acı yol / Yoldu yol, ilacı yol /Şehitlere bacı ol/Ağala karanfil ağla.

İşte ey iftiracı muktedirler!

25 yıl önce Azerilere gözyaşı döken ‘gönül ve gönüllüler’ bugün onların aleyhinde nasıl olur da lobi yapar? Hiç mi sizde iman ve insaf yok. Vicdanınız nerede, insanlığı unuttunuz mu? Allah’tan korkun, Elçi’sinden utanın!

Yazımı, noktalamadan Çavuşoğlu Mevlüt’ün iftirasına  bir de Avustralya’dan cevabım olacak. Önümüzdeki yazımın cevabını ise şöyle bir soruyla haftaya bırakalım:‘Üç yıldan beri mutat şekilde yapılan; tüm vakıf, dernek, cemaat ve hatta Türkiye’deki siyasi parti temsilcilerinin iştirak ettiği Sydney’deki 'lobi toplantılarına'(Hizmet Haraketi" en az üç temsilciyle temsil etti/ediyor) AKP’li sahte kahramanlar neden hiç katılmadılar ve katılmıyorlar?

Rantlı ve ballı işler varken, buralara uzanmak zor değil mi?

Kaynak: ROTAHABER

Bu haber toplam 1054 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Aksiyon Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 02122937548 | Haber Yazılımı: CM Bilişim