• BIST 97.291
  • Altın 144,193
  • Dolar 3,5593
  • Euro 3,9955
  • İstanbul 19 °C
  • Ankara 17 °C

Erdoğan: İhale görüşmemi dinlemişler

Erdoğan: İhale görüşmemi dinlemişler
Başbakan Erdoğan yerel medya buluşmasında konuştu. Erdoğan konuşmasında Adalet eski bakanı Sadullah Ergin ile telefon görüşme kayıtlarını ve Milgem ihalesiyle ilgili kayıtları doğrularken yine cemaate sert bir şekilde yüklendi.


Başbakan Erdoğan yerel medya temsilcileriyle Ankara'da buluştu. Burada bir konuşma yapan Erdoğan, internete sızan Adalet eski Bakanı Sadullah Ergin ile konuşma kayıtlarını doğrularken, " Benim adalet bakanıma yakından takip ettirmemden daha tabi ne olabilir. Bana ilgili kuruluşumun verdiği bilgiler SPK'nın verdiği bilgiler çok çok tehlikeli bilgiler. Paralel yapı veya dışındaki ilişkiler. İkili ilişkiler yakından takip et dememi gerektiriyor. Bunu ben ülkem için yapıyorum." ifadelerini kullandı.

Erdoğan MilGem projesiyle ilgili olarak yaptığı telefon görüşmesini de doğrulayarak, "Bir çok ihaleler yapılıyor. Bir tanesi safdışı bırakılıyor. Şahsıma müracaat ediyorlar. Ben de kendisine dava aç diyorum. Dava neticesinde o ihalenin iptaline karar veriliyor. Bu ülkenin bu devletin 100-200 milyon dolar kazancı oluyor. Bu telefon görüşmesini dahi dinleyecek kadar bunlar seviyesiz. Bir hukuk devletinde böyle şeyler yaşanmaz." dedi.

Erdoğan konuşmasında cemaate de sert sözlerle yüklenerek, "Cebrail'e hiç görmediğim tanımadığın bir melektir diyor. Sanki tanıdıkları var. İşte bu sözleri söyleyen kişi şu anda CHP'ye MHP'ye destek veriyor. Hatta elemanlarını kapı kapı dolaştırıp oy vermeyin dedirtiyor. Sohbet ortamlarında gece seansları yapıyorlar. Tayyip Erdoğan'a beddua seansları. Ne olacak başlarındaki zat televizyonda gördük nasıl beddualar sallıyor. Kılıf uyduruyorlar. Peygamber de beddua edermiş. Allah da beddua edermiş. Buna benzer şeylerle kendi peşine takıldıkları zatı temize çıkarmak gayretindeler." dedi.

Erdoğan'ın konuşmasından satırbaşları:

Türkiye'de yerel medyanın önemini gayet iyi bilen bir siyasi hareketiz. Mahalli basın Kurtuluş savaşında bütün baskılara rağmen milli mücadeleye yardım etti boyun eğmedi. 1980'lerden itibaren ise ulusal medya kadar yerel medyamızda hem çeşitlendi hem de güçlendi. 2000'li yılların başında Türkiye'de yerel ve bölgesel gazete sayısı 2 bin civarındaydı. 2011'de sayının 2002'ye göre iki kat artarak 4345'e kadar yükseldiğini görüyoruz.

Basın özgürlüğünde önemli adımlar attık. Siyasetin üstünden vesayeti kaldırdığımız gibi medya üzerinden de vesayeti kaldırdık. Bugün medyadaki özgürlük ortamının bundan 12 yıl önce hayali bile kurulamazdı. İngiltere'de bazı gazeteciler telefon dinlemesinden dolayı 50 gazeteci gözaltına alındı. Gazete mahcup duruma düştü. Yayıncı kuruluş tarafından bu gazete kapatıldı. Hiç kimse İngiltere'de gazeteciler tutuklandı gözaltına alındı demedi. Bizim şu anda yaşadıklarımıza bakın İngiltere'de yaşananlara bakın. Şu anda bir çok gazete ve internet sitesi hukuku hiçe sayarak her gün ses kayıtları ya da tapeler yayınlıyor. Ama montaj ama değil aklınıza ne gelirse. Bazıları bunların yayınlanmasına yasal dinlemedir diyerek kılıf uyduruyor. Yayınlanan dinlemeler yasal değildir. Dinlemenin belli kuralları vardır. Bunlar ihlal edilmiştir.Bir başbakanı cumhurbaşkanını dünyanın hiçbir yerinde dinleyemezsiniz. Genelkurmay başkanını dinleyemezsiniz. Savcı devletin mahrem telefon görüşmelerini dinlemiştir. 

Hukuksuzluk sadece dinlemeden ibaret değildir. Gizli dosyadaki dinlemeler servis edilmiştir ayrıca anayasa çiğnenmiştir. Bu dinlemeleri yayınlayanlar da buna CHP genel başkanı da dahil. Anayasa ve yasaları ihlal ediyorlar. 

Kriptolu telefonlar dinlenmiştir. Sesler üzerinde montajlar kurgu ve dublajlar yapılmış ve ortaya hayali senaryo ve piyesler çıkarılmıştır. Çok vahim bir skandal ile karşı karşıyayız. Tarihimizde ve başka ülkelerde örneğine rastlanmayan bir hukuk ihlali ve ihanet ile karşı karşıyayız. Sayısı yüz binleri bulan her kesimden kişi dinlenmiştir. Usullere uyulmadan izin alınmadan dinlenmiştir. Sadece bir kaç dosyadaki dinlemeler ortaya çıkarıldı. İşte bu dosyada Selam örgütü adında hayali bir örgüt oluşturulmuş 3 bine yakın kişi 3 yıl süreyle dinlenmiş. 

Bir başka dosyada 450 MHP'linin telefonları dinlenmiş. Ayrım yapılmaksızın herkes dinlenmiş. Dün akşam Putin'le bir görüşme yaptım. Bunu sadece uluslararası istihbarat örgütleri dinlemek isterler. Ama burada Türkiye'de bir savcı keyfi bir dosya hazırlayıp bu son derece mahrem görüşmeyi dinleyebiliyor. Belki bizim devlet başkanlarıyla yaptığımız görüşmeler de dinlenmiştir. İşte Enerji bakanımız. Bir ülkenin enerji bakanı son derece gizli görüşmeler yapar. Enerji bakanımız Kıbrıs ve tahkim konularına nükleer enerji ve petrol ithalatına kadar önemli konularda görüşme yapıyor. Elektrikte bir centlik artış 400 milyon dolar maliyet demektir. Bu konuşmaların dinlenmesi ekonomimize maliyet yükleyecektir. 

Bir çok ihaleler yapılıyor. Bir tanesi safdışı bırakılıyor. Şahsıma müracaat ediyorlar. Ben de kendisine dava aç diyorum. Dava neticesinde o ihalenin iptaline karar veriliyor. Bu ülkenin bu devletin 100-200 milyon dolar kazancı oluyor. Bu telefon görüşmesini dahi dinleyecek kadar bunlar seviyesiz. Bir hukuk devletinde böyle şeyler yaşanmaz. 

Yeryüzünde hiçbir din mezhep ve kültür iki kişi arasındaki konuşmanın üçüncü kişilere aktarılmasına cevaz vermez. Sadece dinleme yok görüntüleme de var. Hele hele ahlaki değerleri tamamen yok farzederek bir ailenin mahremine girecek kadar aile dışındaki ilişkileri dahi görüntülemek suretiyle sosyal medyadan yayınlama hakkını size bir internet anlayışı veriyorsa kusura bakmayın buna izin veremeyiz. Aile gibi kutsal bir müessesenin yok edilmesi demektir. Meşru veya gayri meşru... Gayri meşru yapıyorsa o da ayrıca... Ama bunu yayınlama hakkını kimse elde edemez. Ama bu o malum örgütün mensupları tarafından yapıldı. 

Tübitak gibi bir kurumun merkezinde bu dinlemeler yapılıyor. Kriptolu telefonlar bunu üreten yer tarafından merkezde dinleniyor ve orada depolanıyor. Bu veri depolamaları son olaylarda görüyoruz ki çalınıp götürülüyor. Aynı şeyi bilişim iletişim teknolojisi başkanlığında da yapmışlar. 

Bu dinlemeler Türkiye'nin istikrarı adına yapılmadı. Bir örgüt ve çıkarları adına ve o örgütü kontrol eden uluslararası çevre veya devletler adına yapıldı. Bu örgüt de güya dini bir hizmet yapılanması. Ben imam hatipte okudum. Dinimi az da olsa elhamdulillah bilirim.Benim dinim böyle gayri meşru bir işe asla hoş bakmaz. Devlet içine sızacaksınız emniyet yargı gibi kurumlarda sinsice sızacaksınız mahrem kayıtları alıp şantaj yapacaksınız. Haraç toplayacaksınız haraç. İşadamlarına gidip bakınız eğer bize şu kadar destek verirsen şu yurdu yaparsan okulu yaparsan sana teşekkür ederiz ama yapmazsan o zaman da elimizde böyle böyle kasedin var. Bir çokları böyle tehdit edildi. Hala bu tehdit var. Benim dinimde böyle bir şey asla yok. Sadece İslam'da değil hiçbir dinde böyle ihanete meşruiyet bulamazsınız. Ellerinde ne varsa döksünler ortaya. Neleri varsa sürsünler. Daha önce yaptıkları gibi bugün de istedikleri montajı yapsınlar kurguyu dublajı yapsınlar piyasaya sürsünler. Millet de buna zerre kadar prim vermiyor. Meydanlar herşeyi sölüyor. 

14 vilayetin meydanları herşeyi çok açık net söylüyor. Tarihi katılımlar var. Ankara'ya kapanıp kalan bir genel başkan değilim. 81 vilayeti defalarca gezmiş bir genel başkanım. İlçelere varıncaya kadar dolaştım. Hamdolsun bu güne kadar örneğini göremediğimiz bir coşku ve heyecana şahit olduk. Birileri meydandaki kalabalığın montaj olduğunu ahlaksızca iddia ediyorlar. Buyursunlar mitingimize katılsınlar. Yerinde görsünler. Çay da ikram ederiz. Parti genel başkanları da gelsin. Kendi memleketlerinde nasıl miting yaptığımızı görsünler. İnsanları meydanlara taşıdığımızı da iddia edenler var. Bindirilmiş kıtalardan hoşlanmam. Teşkilatımıza bu yasağı getirdim. Bir ile bir diğer ile taşınmayacak dedim. Her ili kendi meydanında göreceğim. Bugüne kadar böyle yaptık ve böyle de devam edeceğiz. 

Anketler yoluyla yalan söyleyenlerin bu yalanlarının da kaydedilmesini ve 30 mart sonuçlarıyla karşılaştırılmasını istiyorum. Niye bu partiler hep 2. liği 3. lüğü kabul ediyor. Bir parti birinciliğe oynamaz mı? Ben açık net söylüyorum. Eğer partim bu seçimlerden de birinci olarak çıkmazsa ben siyaseti bırakırım. Diğer genel başkanlar bunu demeye hazır mı? Birinci oldum olmadığım takdirde ben de bırakıyorum desinler. Diyemezler. Onlar bulundukları koltuğu korumanın gayretindeler. CHP'nin genel başkanı 3-4 yıldır, MHP'nin genel başkanı merhum Türkeş'ten sonra oturdu ve orayı bırakmıyor. Oy oranı da belli. Var mı bu ülkede iktidar olma şansı? Ama nedense MHP'ye gönül vermiş kardeşlerim bu zatı pohpohluyorlar zannediyorlar iktidara gelecek. Gelemez. Dİğeri de gelemez. Çünkü bu millet CHP'yi de iyi bilir. 

Boğaza karşı viski yudumlayıp Anadolu hakkında ahkam kesenler 200 yıldır uyanmadı. Milletin onlara inanmadığını göremiyorlar. İftira atarsak montaj piyasaya sürersek millet bunlardan soğur diyor. Manşetlerle karalamalarla tahrik tuzaklarla millet AK Parti'den uzaklaşır zannediyorlar. Adalet bakanımla görüşmemi yayınladılar. Malum gazete yayınladı. Dönen dolapları biz biliyoruz. Benim adalet bakanıma yakından takip ettirmemden daha tabi ne olabilir. Bana ilgili kuruluşumun verdiği bilgiler SPK'nın verdiği bilgiler çok çok tehlikeli bilgiler. Paralel yapı veya dışındaki ilişkiler. İkili ilişkiler yakından takip et dememi gerektiriyor. Bunu ben ülkem için yapıyorum. Bugüne kadar herşey bunların dudağı arasındaydı. Bunlar spor kıyafetlerle blujeanlerle evlerinde başbakan ağırlamış insanlardır. Hükümet kurmuş indirmişlerdir. Böyle bir hükümet başlarında yok bundan rahatsız oluyorlar. İstedikleri gibi yönetemiyorlar veya yönetemiyorlar bu onları rahatsız ediyor. 

Milleti aptal cahil yerine koydular ama kaybettiler. Bundan sonra da kaybedecekler. Bir insan köylü olabilir okuma yazma bilmiyor olabilir dünyayı tanımıyor olabilir ama onun kalp gözü öyle açıktır feraseti öyle açıktır ki kimsenin anlamadığını o anlar. 

Meyve veren ağaç taşlanır. Türkiye büyüdükçe rahatsız olanlar var. Darbe senaryoları hazırlandı partimiz kapatılmak istendi. Seçim dönemlerinde seçmenin tercihini etkilemek için senaryolar devreye sokuldu. Demokrasi ve hukuk içinde bertaraf ettik. Eski Türkiye'yi özleyenler en son 17 aralık darbesini yaparak yeni Türkiye'ye hücum ettiler. Eski Türkiye'yi özleyen kim varsa bu saldırnın içinde yer aldı ve buna devam ediyor. Yeni Türkiye'ye karşı son bir saldırıda bulunuyorlar. Bütün güçlerini topladılar. Bütün imkanlarını kullanıyorlar. Bu sürecin sonunda yok olmayı dahi göze alarak son bir saldırı düzenlediler. 

17 Aralık darbe girişimi çuvallamıştır sert kayaya çarpmıştır. Darbe girişimi hükümetimiz tarafından püskürtülmüştür. Ellerindeki safraları boşaltmak dışında hiçbir şey yapamayacaklar. Sandıkta da millet cevabını verecek. Biz de hukuk çerçevesinde bu darbeden hesap sormak için elimizden geleni yapacağız. Anayasayı yasaları çiğneyenler kısa sürede hesabını verecekler. Ortalığa çok pislik dökülecek. Kurban kesimlerden sınavlara tehdit şantaj haraç kesmeye kadar geniş yelpazede pislikler ortaya çıkacak. Makbuzsuz toplanan paraların nereye vardığı görülecek. Failler yargı önüne çıkacak. 

Biz isterdik ki siyaseti böyle bir saldırı karşısında dik dursun Türkiye'nin çıkarlarını öne çıkarsın. Allah aşkına şu CHP'ye bir bakın. Seçim meydanlarında ben şunu yapcağım diyor mu? Ağzına dolamış aslı astarı olmayan yolsuzluk rüşvet iddiasını bu seçimi geçirmeye kalkıyor. Biz yaptıklarımızı yapacaklarımızı söylüyoruz. Hiçbir parti dik durmadı. Tamamı küçük hesapların peşinde koşuyor. 

Cebrail'e hiç görmediğim tanımadığın bir melektir diyor. Sanki tanıdıkları var. İşte bu sözleri söyleyen kişi şu anda CHP'ye MHP'ye destek veriyor. Hatta elemanlarını kapı kapı dolaştırıp oy vermeyin dedirtiyor. Sohbet ortamlarında gece seansları yapıyorlar. Tayyip Erdoğan'a beddua seansları. Ne olacak başlarındaki zat televizyonda gördük nasıl beddualar sallıyor. Kılıf uyduruyorlar. Peygamber de beddua edermiş. Allah da beddua edermiş. Buna benzer şeylerle kendi peşine takıldıkları zatı temize çıkarmak gayretindeler. CHP ve mHP'nin desteklenmesi şimdi konuşuluyor. CHP ve MHP şantaj kasetleriyle dizayn edildi. Şu anda da karşılıklı bedel ödeniyor. Bu tuzak bozulmuştur. Türkiye bu badireyi de atlatmıştır. Bu şer girişimden bir hayır doğacağını ümit ediyorum. Son çetenin deşifresi başlamış ve tasfiye edilecektir. Bir büyük engel daha kalkmıştır.

30 Mart'tan itibaren artık mesaimizi daha yoğun olarak Türkiye'nin kalkınmasına demokrasinin ilerlemesine sarfedeceğiz. Onun için bu seçimlerde bizim sloganımıız büyük medeniyet yolunda insan demokrasi ve şehir... Olaya böyle bakıyoruz. Önce devlet değil önce insan. İnsanla birlikte demokrasi. Çünkü ona öyle bir özgürlükler alanı lazım. Hedef ise modern şehirler. İşte bu yerel seçimde bu üç başlığı ana başlıklar olarak aldık. Büyük medeniyet inşasında buna ihtiyacımız var. 

Kaynak: ROTAHABER

www.aksiyonhaber.com

Bu haber toplam 389 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Aksiyon Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 02122937548 | Haber Yazılımı: CM Bilişim