• BIST 109.666
  • Altın 156,594
  • Dolar 3,8910
  • Euro 4,5831
  • İstanbul 14 °C
  • Ankara 0 °C

Erdoğan: Artık ulusalcı mulusalcı kalmadı

Erdoğan: Artık ulusalcı mulusalcı kalmadı
Başbakan Erdoğan 11 Ekim Dünya Kız Çocukları Günü Çalıştayı'nda konuştu.

Erdoğan'ın konuşmasından satırbaşları:

Dünya Kızları umudumuzdur başlığıyla tertib edilen bu çalıştayı düzenleyenleri kutluyorum. Bütün kız çocuklarının 11 Ekim Dünya Kız çocukları gününü tebrik ediyorum.

Türkiye olarak Kanada ve Peru'yla birlikte 2011 yılında BM Genel Kurulu'na bir karar tasarısı sunmuş ve 11 Ekim'in Dünya Kız Çocukları günü olmasını istemiştik. Karar tasarısı kabul edildi. 2012'den itibaren de 11 Ekim tarihi Dünya Kız çocukları günü olarak kabul edilip kutlanmaya başlandı. Kadın milletvekillerimizi ve emeği geçen tüm kuruluşları tebrik ve teşekkür ediyorum.

Bu bilimsel toplantının da başarılı geçmesini diliyor, katkı veren herkese şimdiden şahsım ve milletim adına teşekkür ediyorum. Sevgili gençler ve çocuklar... Burada özellikle geçmişten bugüne, Sevgili Peygamberimiz'den en çok da çocukların Peygamberi'nden bir başlangıçla konuşmamı zenginleştirmek istiyorum. Çocukların çok sevdiği bir insan, çocukları çok fazla seven bir insan ve kendi çocukları erken yaşta vefat etmiş ve 4 kız babası olan bir insan... Birisi Peygamberimize, Ey Allah'ın rasulu siz çocukları öper misiniz diye sorduğunda, ardından da biz öpmeyiz dediğinde, Peygamberimizin verdiği cevap çok manidardır. "Allah senin kalbinden merhamet duygusunu almışsa ben ne yapayım?"

PEYGAMBERİMİZİN ÇOCUK ŞEFKATİ

Bir yolculukta biraz daha fazla görebilmek için en son kızı Fatıma'yı öper, kızının kokusu üzerinde kalsın ister. Yolculuklardan döndüğünde ilk önce kızı Fatıma'ya sarılır... Hz. Peygamber'in bundan 14 asır önce bir uygulamaya son vermesi de çok manidardır. Gelen bir ayetle Peygamberimiz yasaklamadan önce kız çocukları doğduktan sonra diri diri toprağa gömülüyordu. Aradan 14 asır geçmiş olmasına rağmen, kız çocuklarına yönelik hem bu uygulamanın hem de bunun yasaklanmasının üzerinde özellikle durmak zorundayım. Kız çocuklarını dışlanması, hor görülmesi, istenmeyip toprağa gömülmesi, sadece o günlere ait bir uygulama değil. Hz Peygamber bu uygulamayı yasaklamış olmasına rağmen 1400 yıl boyunca bu uygulama farklı renk ton ve usullerde maalesef yaşadı ve yaşatıldı... Batıda daha 18. yüzyıla kadar kadınların insan olup olmadığı tartışılıyor, kadınlar toplumdan soyutlanıyordu. Bugün bile Müslüman olduğunu söyleyen ama kızı olduğunda hayıflanan üzülen ya da yeterince sevinmeyen anne babalar maalesef var. Bugün bile kızları erkeklerden ayrı tutan öteleyen dışlayan anne babalar var. Bugün bile kız çocuklarını belli imkanlardan yeterince yararlandırmayan anne babalar var. Örneğin mirası paylaşmada... Mesela benim bölgemde karadenizde, doğuda buna benzer uygulamalar var. Kızı mirastan tamamen dışlayıp erkekler arasında paylaşanlar var. Onun için medeni kanunumuz kayıt altında olanlarda yüzde 50 yüzde 50 kız erkek paylaşımı getirdi mirasta. Bu sorun sadece doğuda, İslam coğrafyasında yaşanan bir sorun değildir. Batıda da hatta en gelişmiş en özgür ülkelerde de kızların ve kadınların hala o eski adetlerden etkilendiğini dışlandıklarını bir meta olarka değerlendirildiklerini ve istismar edildiklerini görüyoruz.

Kız çocuklarına ve kadınlara yönelik her türlü ayrımcılık, kesin bir dille cahiliye adetidir. Her türlü ayrımcı yaklaşım özellikle de şiddet cahiliye dönemi alışkanlığı olduğu kadar insanlık ve vicdan dışıdır. Bizim tarihimizde bizim köklü aile yapımızda çocuklar arasında kadın ile erkek arasında ayrımcılık yoktur. Kim ki kadına yönelik ayrımcılığı bir gelenek olarak lanse ediyorsa o cahildir, çok açık söylüyorum insanlıktan nasibini almamıştır.

BİZ POZİTİF AYRIMCILIK YAPARIZ

4 tane kızı olan, kızlarını hayattaki en büyük varlığı olarak gören bir Peygamberin takipçileri kızlarını öteleyemez horlayamaz. Bizim Peygamberimiz nasıl ki, kız çocuklarına daha fazla şefkat gösterilmesini emrediyorsa, bizim de yapmamız gereken kız çocuklarımıza daha fazla şefkat göstermektir. Kız çocuklarıyla erkek çocukları arasında tek bir ayrımcılığa müsade edilebilir. O da pozitif ayrımcılıktır.

Her alanda kız çocuklarımızı, kadınlarımızı kayırmaya başladık, sorunlarına daha fazla eğilip öncelik tanıyoruz. En son 2010 yılında anayasamızı halkoyuna sunduk. 26 madde değiştirdik. Bu maddeler arasında belli dezavantajlı kesimlere pozitif ayrımcılık yapılmasını önünü açtık. Sorunları çözmekle kalmıyor, geçmişin kayıplarını da telafinin mücadelesini veriyoruz.

SORUNLARIMIZI KENDİMİZ ÇÖZECEĞİZ

Bugün ülke olarak millet olarak zaman zaman karşı karşıya kaldığımız sorunların çözümü aslında yine bizde, kendi özümüzdedir. Sorunlarımıza yurt dışından ithal kavramlarla çözüm üretmek zorunda değiliz. İthal formüllerle çözüm üretmek zorunda değiliz. Bizler binlerce yıllık tarih ve devlet geleneği olan medeniyetler inşa etmiş bir milletin fertleriyiz. Biz ülke olarak takipçi değil, vagon değil, öncü ve lokomotif olmak zorundayız. Takip edenler hep arkada kalır. Kendi çözümlerini üretmek varken, ithal çözümlere mahkum kalanlar hep geriden gider ve tembelleşir. Kendi öz tarihlerine bakıp oralardan çözüm ve formül üretmek yerine taklidi tercih edenler, o taklitlerle toplumda doku uyuşmazlığı üretirler.

KENDİ KENDİMİZE YABANCILAŞMAYACAĞIZ

Küreselleşirken kendi özümüze, kendi tarih ve medeniyetimize yabancılaşmayacak, kendi kendimizi inkar etmeyeceğiz. Kız çocuklarımızın sorunlarını çözerken, ecdadımızın izinden gideceğiz. Kendi sorunlarımızı kendimiz çözmek zorundayız. Eğitim sorunların çözümünde ilk adımdır ve en gerekli adımdır. Kızlarımız eğitimle ne kadar buluşursa, çözüm de o kadar sağlıklı olacaktır. Okutulmamış her bir kız çocuğu, ülkesi için çok büyük bir kayıptır. Okumamış kız çocuğu sadece ekonomik bir kayıp değil, eğitim imkanı bulamayan bir kız kardeşimiz aynı zamanda istikbalin bir annesi olarak doğacak çocuklarımız için bir kayıptır dezavantajdır. Bilen bir annenin çocuğu ile bilmeyen bir annenin çocuğu aynı olamaz. Hanım kardeşlerimizin sorunlarını da özellikle eğitimini sadece ekonomik şartlara bağlamayı son derece yanlış buluyorum. Bir toplum sadece zengin olmakla değil, iyi eğitim almış olmakla müreffeh olur. Bizim kadın veya erkek iyi yetişmiş elemanlara ihtiyacımız var. Türkiye'ye katma değer sağlayacak insanlara ihtiyacımız var. Donanımlı birikimli anne babalara vatandaşlara ihtiyacımız var. Zorunlu eğitimi 12 yıla çıkarırken ekonomiden çok sosyal gerekçeleri önemsedik. Çocukların asgari lise mezunu olarak toplumda yerini almasını hedefledik. Bunu da 4+4+4 olarak kademeli yapıya kavuştururken, birileri kızların eve hapsedileceğini iddia etti. Oysa bu uygulama tam tersine kızların okulla buluşmasını sağlayan bir yoldu. Kız çocukların okullaşmasına da çok büyük önem verdik. İlk öğretimde 2013 yılında kız çocuk okullaşma oranı, yüzde 100'ü aştı. Kız çocukların brüt okullaşma oranı yüzde 72 idi, şu anda yüzde 94. Haydi Kızlar Okula kampanyası ile 350 bin kız çocuğumuzu okulla buluşturduk. 2008'de başlattığımız Ana Kız okuldayız kampanyasıyla 2 milyon 590 bin kızımıza ve hanım kardeşimize kurs verdik. Eğitimin önündeki ekonomik imkansızlık engelini kaldırdık.

BABAYA VERİRSEK DUMAN OLUP GİDECEK

Şartlı nakit transferi dediğimiz aile eğitim yardımıında ilk öğretimde erkek çocuklara 30 lira ödeme yaparken, kızlara ise 35 lira ödeme yapıyoruz. Ortaöğretimde erkeklere 45 lira öderken, kız çocuklara 55 lira ödüyor, bu ödemeyi de babaya değil ha, anneye yapıyoruz. Çünkü Babaya verirsek duman olup gidecek... Sigaraya harcayacak.

Kısacası kızların okutulması erkekler kadar hatta onlardan fazla eğitim imkanına kavuşması için 11 yıldır çok yoğun kapsamlı bir mücadele veriyoruz ve başarı oranı artıyor. 2023 yılına kadar başta eğitim olmak üzere her alanda ayrımcılığı ortadan kaldıracak şekilde eğitim ve istihdam oranlarını rekor seviyelere ulaştıracağız.

BAŞÖRTÜSÜ ENGELİ

Kızların okula gönderilmesinin önünde bir başka engel daha vardı. Devletle vatandaş arasındaki güven bunalımı en fazla kızların eğitiminde kendisini gösterdi. On yıllar boyunca devlet ile vatandaş arasında güven sorunu olduğu için vatandaş devletin kurumlarına soğuk baktığı için, kızlarımız okullardan uzak tutuldu. Vatandaşını kucaklayamayan şefkat gösteremeyen asık suratlı sert devlet imajı vatandaşı devletten soğuttuğu kadar kız çocuklarımızı da okullardan uzaklaştırdı. Okullarımız müfredatımız bazı öğretmenlerimiz milletin değerleriyle barışamadığı toplumu anlamaya çalışmadığı için okul ayrı yerde durdu vatandaş ayrı yerde durdu. Devletle vatandaş arasında nasıl soğukluk oluştuysa anne baba ile okul arasında da maalesef bir soğukluk oluştu. Bu uçurumu körükleyen devlet ve devletin okulları çocuklarımıza özellikle de kız çocuklarımıza baskısıdır. Kız çocuklarını okula göndermeyenler yıllarca eleştirildi. Kız çocuklarını ikna odalarında işkenceye tabi tutanlar görülmedi. Üniversite kapılarında kız çocuklarının onurlarını zedeleyen uygulamalar görülmedi. Kız çocuklarını okutmuyor diye anne babalarını eleştirenler onları evlerine kapatmak istediler ve kendi özeleştirilerini de yapmadılar. Bugün bu çarpık zihniyet tedavülden kalkmıştır. 14 asır önce kız çocuklarının diri diri toprağa gömülmesi nasıl bir cahiliye alışkanlığıysa, kılık kıyafetten dolayı kapıdan çevirmek de cahiliye alışkanlığıydı ve bu artık son bulmuştur.

ARTIK ULUSALCI MULUSALCI DİYE BİR ŞEY YOK

Baktım yine dün birileri çıkmış bir şeyler söyleyip duruyor. Ya siz kimsiniz? Millet bu işin kararını vermiş bu iş bitmiş. Artık bu ülkede ulusalcı, mulusalcı diye bir şey yok. Millet gerçeği var. Bu ülke hepimizin ülkesi, bunu göreceksiniz. Ne kadar erkeklerin ülkesi ise, o kadar da kadınların ülkesidir göreceksiniz. Bu ülkede başı açık kardeşlerimle, başı kapalı kardeşlerimin haklarını birbirinden ayıramayacaksınız el ele beraber yürüyecekler...

BENİM ÇOCUKARIM ÜLKEMDE OKUYAMADI

76 milyon kadın erkek, çocuk genç, yaşlı Türk Kürt Arap Alevi Sünni hepimiz bu ülkenin sahibiyiz. Hepimiz bu ülkede birinci sınıfız, hepimiz biriz, beraberiz birlikte Türkiye'yiz...  Hiçbir alanda hiçbir meselede ayrımcılığı kabul etmiyoruz. Her ferdin devlet karşısında eşit olmasını savunuyor bunu sağlamak için de samimi çaba gösteriyoruz. Kız çocuklarının kıyafetine bakıp artık sen okuyamazsın diyemez kimse... Artık meslek liselerinde okuyan tüm kardeşlerimiz, istediği okula aynı yarış içinde girecek ve kazandığı yerde de okuyacak. Ben bunun acısını çekmiş bir babayım. Benim erkek oğlum, Boğaziçini kazandığı halde gidemedi. Gitti Master'ını Harward'da yaptı. Kızım aynı şekilde. Başörtülü olduğu için kendi ülkemde okuyamadı. Onlar da gittiler yurt dışında okudular. Bu ülkede okuyamadılar. Niye? Başörtüsü var diye... Bunlar başındaki bir örtüyle uğraşacak kadar cahil ve zavallı... Hani şair diyor ya, özyurdunda garipsin, öz vatanında parya... Bİz ne garip olacağız, ne parya olacağız. Hep beraber kardeşçe bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız ve Türkiye olacağız.

GAZİ MUSTAFA KEMAL VE MECLİSTEKİ DUA

Gazi Mustafa Kemal'in ilk meclisteki tablosu çok manidardır. Karşısında bütün etnik kökenleriyle bir mecmu, topluluk vardı. Ama bu topluluk Anasırı İslam'dı.. Yani İslami unsurlardı. Mesele işte bu. Bu ülkeyi birbirinden ayırmayın. Yaradanı yaratılandan ötürü sevin. Kimsenin doğarken, Türk Kürt Laz Çerkez gibi bir takdir yetkisi var mı? Yok. Onu öyle kabul etmek zorundayız. Batı siyah beyaz ayrımını yaptığı zaman biz siyah beyaz ayrımı yapmadık. Sevgililer Sevgilisi aynen şunu söylüyor: Başınızda bir Zenci ve başı kuru üzüm gibi incik büncük gibi bir zenci dahi olsa ona itaat edin diyor. Biz böyle bir inancın mensuplarıyız. Herkesi severiz, sevmeye de devam edeceğiz. Biz Şeyh Edebali gibi İnsanı yaşat ki devlet yaşasın diyoruz.

OBAMA'YA DESTEK OLMAK LAZIM

Ben şu anda üzülüyorum Amerika hala sağlık reformunu gerçekleştiremiyor. Sayın Obama bir adım attı ama engelliyorlar. Aslında burada sayın Obama'ya destek vermek lazım ama destek verilmiyor. Bu yasayla sosyal devlet imkanları geliyor. Neymiş benim kazandığımı başkalarına harcayamazsın diyorlar. Devlet kasasındaki parayı halkı için harcar. Kanuni'nin güzel bir ifadesi var, "Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi, olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi"... Yani bizde devlet anlayışı bir sağlıklı nefese devlete feda eder. İnsan o kadar önemli.

MÜCADELE ETMEYE DEVAM

Biz buna inandık, bunu egemen kılmak için de mücadele ediyoruz. Sağlık harcamaları biz geldiğimizde 1 ise, şimdi 5... Eğitim ve sağlık ülkemizde en ağırlıklı kalem olmuştur. Özellikle dört kız babası olan, kızlarını koklamaya doyamayan bir peygamberin takipçileri olarak sizden tarihte iz bırakmış, eser bırakmış, Nilüfer hatunun Halime Çavuş'un Nene Hatun'un torunlarıyız. Sevgili kızlarım, gençler..: Başınızı öne eğmeyecek asla vazgeçmeyeceksiniz. Siz umudunuzu kaybederseniz toplum kaybeder, gelecek kaybeder, hiçbir olumsuzluk umudunuzu, aşkınızı şevkinizi kırmasın. Siz mücadele ettikçe bu ülkede eğitimsizlik azalacak. Siz mücadele ettikçe şiddet azalacak, kadına kalkan eller karşısında bizi bulacak. Siz samimiyetle mücadele ettikçe kararlı davrandıkça her türlü ayrımcılık tarihe karışacak. Üreteceğiniz bilimle sanatla emeğinizle alın terinizle ama en çok da yetiştireceğiniz çocuklarla geleceğin Türkiye'sini siz inşa edeceksiniz. Sizin okumanız, en iyi eğitimi almanız için 11 yıl boyunca olduğu gibi bundan sonra da çalışmaya devam edeceğiz.

www.aksiyonhaber.com

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Aksiyon Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 02122937548 | Haber Yazılımı: CM Bilişim