• BIST 97.726
  • Altın 145,637
  • Dolar 3,5781
  • Euro 4,0001
  • İstanbul 19 °C
  • Ankara 14 °C

Erdoğan: Adana'da vatansever bir savcı çıktı

Erdoğan: Adana'da vatansever bir savcı çıktı
Başbakan Erdoğan partisinin grup toplantısında konuştu. Adana'da polislerin serbest kalmasını eleştiren Erdoğan, polisleri gözaltına aldıran savcıya "vatansever" dedi. Erdoğan muhalefetten de balkon konuşması yapmalarını istedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan partisinin grup toplantısında konuştu. Erdoğan konuşmasında Adana'da 6 polisin önce tutuklanıp sonra tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmasını sert bir dille eleştirdi.

Başbakan'ın polislere tutuklama kararı çıkaran hakimi ise "vatansever" olarak nitelendirmesi dikkat çekti. Daha önce Erdoğan'ın kastettiği İbrahim Sığır'ın Erdoğan hayranı olduğu ortaya çıkmıştı. 

Erdoğan'ın konuşmasından satırbaşları:

Bu yıl Diyanet İşleri Başkanlığı'nın yanısıra Kültür ve Turizm bakanlığı ve diğer bazı kurumlar da Hazreti Peygamberimizi çeşitli etkinliklerle hatırlıyorlar. Merhum Mehmet Akif'in ifade ettiği gibi "her bir fert hatta bütün beşeriyet Hazreti Peygambere medyundur". Kutlu doğum haftası vesilesiyle Hazreti Nebi ve ashabına salatu selam ediyorum. 

İBB tarafından yapımı tamamlanan Ambarlı İleri biyolojik Atık Su arıtma tesisi cumartesi günü hizmete girdi. 350 milyonluk bir yatırım olan tesis 1 milyon 600 bin nüfusun atık sularını arıtacak. Marmara'ya 55 bin ton çamurun karışması önlenmiş olacak. 1994'te İstanbul'dan görevi aldığımızda sadece iki tane atık su arıtma tesisi vardı. 20 yıl içinde biz İstanbul'a 53 yeni tesis kazandırdık. İstanbul'un atık sularının yüzde 97'si arıtma tesislerinden geçiyor. Atık sular biyolojik olarak yüzde 74 oranında arıtılıyor. İnşallah bu tesisler bitince yüzde 99 oranında biyolojik arıtma olacak. Biz göreve geldiğimzde Haliç'te balık bulmak mümkün değildi. Şimdi ise 47 çeşit balık bulunabiliyor. 

İstanbul'un nüfusu artmasına rağmen geriye gitmiyor güzelleşiyor. Büyüyen İstanbul'un ihtiyaçlarını karşılıyoruz. Daha yaşanabilir hale getiriyoruz. Seçimlerden 13 gün sonra büyük bir açılış töreniyle bunu gerçekleştirmiş olmak "durmak yok yola devam dediğimizi" ortaya koyuyor. 

Sağolsun Büyükşehir Belediye Başkanımız ve ekibi 30 Mart akşamından itibaren normal mesaiye geçerek hizmete devam ettiler. Yeni göreve gelen bütün arkadaşlarımız da bu şekilde hazırlıklarını yapıp hizmetlerine başladılar. Belediyelerimizi çok daha yakından mercek altında tutacağız. Verilen sözlerin vaat edilen projelerin gerçekleşmesi oralarda yaşayan halkımızın yanısıra bizim de yakın ilgi ve takibinde olacağını duyurmak isterim. Belediye başkanlarımızı takip edecek hata yaptıklarında uyaracağız. Projelerinde hizmetlerinde yatırımlarından yakından yönlendirip teşvik edeceğiz. Katılımcı dinamik şeffaf bir yönetimle AK Partili belediyelerin diğerlerinden farkını belirgin şekilde ortaya koyacağız. 

Geçtiğimiz hafta Merkez Yürütme Kurulumuzu ve Merkez Karar ve Yönetim Kurulumuzu topladık. Belediye başkanlıkları sebebiyle arkadaşlarımızın boşalttığı görevlere yeni atamalar yaptık. Fatma Şahin kardeşimiz Gaziantep Belediye başkanı seçildi malumunuz. Kendisine bu denli önemli bir göreve seçilmesi sebebiyle Allah'tan başarılar diliyorum. Aynı şekilde Menderes Türel kardeşimiz genel başkan yardımcımızdı. Yerel yönetimlerden sorumluydu. Bir dönem aradan sonra tekrar kendisini aday yaptık ve Antalyalıların büyük ilgisiyle yeniden Belediye başkanı seçildi. Mali ve idari işlerden sorumlu genel başkan yardımcımız Ahmet Edip Uğur kardeşimizi de Balıkesir'e aday gösterdik. Balıkesirli vatandaşlarımızın ilgi ve alakasıyla Ahmet Edip Uğur kardeşimiz de Balıkesir'e büyükşehir belediye başkanı seçildi. Kendilerini kutluyorum. Merkez Karar ve Yönetim Kurulundan ayrıldılar. Onların yerine Mehmet Muş, Hamza Dağ, Mustafa Akış ve Tülay Kaynarca Merkez Karar yönetim kurulu üyesi iken şimdi de bundan böyle Nurettin Nebati Kardeşimiz Mali ve İdari işlerden sorumlu genel başkan yardımcısı oldu. Abdulhamit Gül kardeşimiz yine genel başkan yardımcısı oldu. Teşkilat işlerinden sorumlu genel başkan yardımcılığına Süleyman Soylu kardeşimiz geldi. Ekrem Erdem bey de Ar-ge'den sorumlu genel başkan yardımcılığına geldi. Kendilerine yeni görevlerinden ayrıca başarılar diliyorum. 

AK Parti Merkez karar ve yönetim kurulundaki bu görevler kolay değil, zor kutlu ve o denli de heyecan verici görevlerdir. Bu değişikliklerin de ülkemiz milletimiz ve partimiz için hayırlı olmasını temenni ediyorum. 

Bölgemizde önemli gelişmeler yaşanıyor. Suriye'de rejim mezalimi arkasında 200 bine yakın cansız beden ve milyonlarca sürgün bırakarak devam ediyor. Mısır'da askeri darbeyle başlayan süreç cansız bedenler yetmezmiş gibi 529 idam kararıyla tekrar dünya gündeminde sıcak yerini koruyor. Aynı şekilde Ukrayna'da kaygı verici gelişmeler yaşanıyor. Dışişleri Bakanımız temaslarını aralıksız sürdürdü. Şu anda da devam ediyor. Biz de Azerbaycan resmi ziyaretimizle birlikte dışpolitika temaslarımızı yoğunlaştırdık. Bugün ABD temsilciler meclisi başkanı bir heyetle geliyor. Onu kabul edeceğiz. Yarın Letonya Cumhurbaşkanı ile görüşeceğiz. Perşembe günü de Malezyadan misafirimiz var. 

Hükümeti yıpratmak gayretiyle içerden ve dışardan saldırı girişimleri oldu bazıları şu anda da devam ediyor. İçerde huzur demokrasi çözüm sürecine saldırılırken dışarda da Türkiye'nin imajına yönelik planlı bir kampanya başlatıldı. Bunların hangi niyetle yapıldığını çok iyi biliyoruz. İçerde algı operasyonları yapılırken aynı paralelde dışarda da operasyonlar gerçekleşti. İçerde çeteler marifetiyle Mİt'in tırlarına saldırıldı. Amaç Türkiye'ye teröre yardım eden ülke iftirası atmaktı. Bu ülkenin kurumlarına yerleşmiş çete mensupları kendi ülkelerine bu yaftayı yapıştırmak için bu operasyonu yaptılar. TIRları durdurup MİT mensuplarını tartaklayanlar bunu sadece ve sadece Türkiye'yi uluslararası arenada zora sokmak adına yaptılar. DÜşman gelse böyle namertçe davranmazdı. Azılı düşmanları kıskandıracak ihanetler yaptılar. Bazı haber ve köşe yazıları marifetiyle farklı bir operasyon başlatıldı. Hala devam ediyor. Kimyasal saldırı ile Türkiye'nin bağlantısı varmış gibi asılsız bir iddia ortaya atıldı. Elkaide ile Türkiye arasında bağlantı varmış gibi algı oluşturulmak istendi. O malum medya bu iddiaları anında alıyor Türkiye ve dünya gündemine taşıyor. Bunun dışında da ihanet girişimlerine şahit oldu. 

AB içinde Türkiye'yi hiç tanımayan belli kaynaklardan haber alan kesimler nezdinde kara propaganda yapıldı. ABD'de aynı şekilde propaganda yapıldı. Ülkelere mektuplar yazılarak hatta Ermeni lobisi temsilciliğiyle işbilrliği ve parasal destek verilerek kampanya yürütülüyor. Tüm bu ihanet ve taarruz girişimlerini bu insanlara bu çevreleri acıyarak izliyoruz. Bunlar bir acziyetin ifadesinden başka bir şey değildir. Tüm bu girişimler 30 Mart'ta çok ağır cevap alan kaybetmiş çevrelerin hezeyanından öte değildir. 

Birileri yanılmasın Türkiye küresel ölçekteki etkinliğini imaj çalışmalarıyla sanal olarak inşa etmiş değildir. Türkiye gazete haberleriyle yalan raporlarla köşe yazılarıyla imajı zedelenecek bir ülke değildir. Türkiye büyüyen ekonomisi ve demokrasisiyle varlık gösteren bir ülkedir. Biz imajla değil aktif önalıcı samimi barışçı dış politikamızla dünyada varız ve var olmaya devam edeceğiz. 

Türkiye'yi terörle yanyana göstermeye çalışan her rapor her haber ve yorum sahiplerinin itibarını sarsacak ama Türkiye'nin itibarına en küçük bir zarar veremeyecektir. AB nezdinde bu tür saldırıları etkisiz kılmak için de yoğun çalışmaya devam edeceğiz. Bu arada MİT'e ait tırların hukuksuzca durdurulması bakanlık toplantısının dinlenmesini de yakından takip ediyoruz. Casusluk faaliyetleirnin açığa çıkarılmasının önünde ciddi bir direnç var. Adana'da bir vatansever bir savcı çıktı. Bazıları gözaltına alındı ve tutuklandı. Aradan bir kaç gün geçmeden o paralel yapının mensupları devreye girip soruşturmaya müdahale ettiler. Paralel yapının medyası manşet atıyor. Talimatı almışcasına zanlılar serbest kaldı. Tutuksuz yargılama kararı çıktı. Ortada apaçık bir ihanet varken haklarında delil bulunan zanlıların serbest bırakılması gerçekten düşündürücüdür. Aynı şey sınavlardaki yolsuzluk soruşturmasında da yapıldı. Aradan yıllar geçti ve belki de deliller karartıldı. Yargıdaki bu çeteleşmeyi kokuşmuşluğu dile getirdiğimizde siyaset yargıya müdahale ediyor diye yaygara yapıyorlar. Arada çok açık bir hukuksuzluk var. Casuslar lehine hainler lehine karar alınıyor. Başta HSYK olmak üzere yüksek yargı da bu hukuk cinayetlerini uzaktan film izler gibi izliyor. Bu mesele sadece benim meselem midir? Bu mesele bir Türkiye meselesi değil de nedir? Bu ülkenin c.başkanının başbakanının dinlenmesinden daha vahim ne olabilir. Bu ülkenin en gizli toplantısının dinlenilip servis edilmesinden daha vahim ne olabilir. MİT'in tırlarının durdurulmasından darpedilmesinden daha vahim ne olabilir. 

CHP MHP BDP bu hukuksuzluk karşısında hiç konuştular mı? Daha ne kadar susacaklar. Ne kadar üç maymunu oynayacaklar? HSYK daha ne kadar sessiz ve takipsiz kalacak. Yargı içindeki paralel çeteye cesaret veren bu tavırlar ne kadar devam edecek. Tek başımıza kalsak da bu ülkenin çıkarlarını milletin çıkarlarını hukuku sonuna kadar hukuka inanmış olan yargı mensuplarıyla savunmaya devam edeceğiz. 

Birileri haşhaşı fazla kaçırmış olabilir. Ama biz sonuna kadar bu hukuksuzluğun takipçisi olacak yılmadan ve geri adım atmadan bu çetenin üzerine gideceğiz. Suç işleyenler er ya da geç yargının karşısına çıkacaklar. Suça göz yumanlar, açık delillere rağmen suçun üzerini örtenler bunun hesabını yargı önünde verecekler. Devletin koridorundan çeteleri nasıl kovduysak kimsenin şüphesi olmasın adliye koridorlarından da o çeteleri şebekeleri kesinlikle temizleyeceğiz. 

Bunu akşamdan sabah kadar yapmak kolay değil. 35 yıllık bir sürecin temizliğini yapacaksınız. Kimsenin yaptığı yanına kar kalmayacak. Kuvvetler ayrılığını hassasiyetle savunduk. Bunu savunmayı sürdüreceğiz. Ama yasama ve yürütme olarak yargıda tuzun kokmasına da müsade etmeyeceğiz. Biz gerekeni yapıyoruz. Vazifelerini ihmal edenlere de vazifelerini hatırlatacağız. 

30 Mart'ta ağır yenilgiye uğrayan siyasi partilerin hezimeti örtmek için gündemi değiştirmeye çalıştıklarına şahit oluyoruz. Seçimin üzerinden 16 gün geçmesine rağmen halen çıkıp özeleştiri yapmadılar. Hala değerlendirmediler. CHP 30 Mart akşamından itibaren seçimlere hile karıştığı iddiasını gündemde tutarak tabanını oyaladı. MHP 30 Mart akşamından itibaren seçim sonuçlarını konuşmak yerine Cumhurbaşkanlığı seçimlerini gündeme getirdi şimdi salı günleri şu grup toplantısı da olmasa konuşacak bir şeyi yok. Bunu da dostlar alışverişte görsün havasıyla ister istemez yapıyorlar. 

BDP'nin de seçim yenilgisini örtmeye çalıştığını görüyoruz. Yapay gündemler bu üç muhalefet partisinin de seçimin verdiği mesajlardan kaçmalarına yaramayacak. Bu partiler tabanlarına gereken hesabı vermezlerse oy veren kardeşlerim yönetimleri sorgulamaya başlayacaktır. Nitekim CHP'de bu sorgulamalar başladı. Paralel yapıyla işbirliği yapmanın bir bedeli olmalıdır. CHP ve MHP kendi tabanlarına karşı bunun hesabını vermelidir verecektir. Biz ne bu ihaneti ne de bu hainlerle işbirliği yapanları asla unutmayacağız unutturmayacağız. Bu ihanetin üzerinin örtülmesine de asla göz yummayacağız. Biz hiçbir zaman gerilimin tarafı olmadık. Siz o sesi çok çıkanlara o malum medya eliyle kara propaganda yapanlara aldırmayın. Biz eser siyasetinin temsilcisi onlar gerilim siyasetinin temsilcisi. Şunu soracaksınız... Ne yaptınız? Bu ülkede neleriniz var hangi eseriniz var? Bunu sorun yeter. 12 yıl boyunca biz eser ürettik hizmet ürettik onlar sadece gerilim ürettiler. 12 yıl içinde 8 seçime girdik. Her seçimden birinci parti olarak zaferle çıktık.

Her seçim sonrasında başta medya olmak üzere bizden balkon konuşması istediler. Hep bunu söylediler. Biz de bunu yaptık. Büyüklük bizde kalsın dedik. Her seçim sonrasında gerilimi düşürdük. En son 12 Haziran 2011 akşamı yine genel merkezde balkona çıktık. Herkesten helalleşme istedik. Açtığımız davalardan feragat ettik. Biz bu büyüklüğü olgunluğu gösterirken ne CHP'den ne MHP'den aynı olgunluğu göremedik. Biz elimizi uzattık onlar yumrukla karşılık verdiler ve kaçtılar. Biz musafaha yapalım istedik onlar yumruklarını sıktılar. Gidelim ziyaret edelim dedik o nezaketi bile göstermediler. İşte MHp'ye üç kez talebimiz oldu. Kardeşim şimdi gerilimin tarafı kimdir? İşte bunlar. Biz CHP ile de gittik ziyaret ettik daha önce makamlarında ziyaret ettik. Görüştük. Anlaşırız anlaşmayız ayrı... Ama görüştük. Fakat MHp ile bunu hiç yapamazsınız. 3 kez talep etmemize rağmen bu ülkenin iktidar partisiyiz biz sizden ziyaret istiyoruz konuşalım istiyoruz beyefendiler evet diyemiyorlar. Hayır... Peki kim gerilimin tarafı? Bunlarda insani ilişkiler noktasında da maalesef böyle bir şey yok. Ben burada bir ifade kullandım. Bahçeliyle ilgili. Beyefendi rahatsız olmuş. Aynı gün Bahçeli'nin şahsıma yönelik hakaretlerini duyan kulaklar sağır mıydı? Sen bu ülkenin başbakanına hakaret ediyorsun, başbakan isminizi anmadı size hala cevap vermeyecek. Biz bir yanağına tokat atıldığı zaman öbür yanağını uzatanlardan değiliz. Bizim kültürümüzde bu yok. 

Biz Akif'in ifadesiyle uysal koyun değiliz. Bugüne kadar olan süreçte gösterdiğimiz bundan sonra aynı şekilde devam etmeyecektir. Bu nasıl bir hesap Allah aşkına. Kazanan biziz zafere ulaşan biziz ama adeta özür dilememizi bekler gibi balkon konuşması beklenen biziz. Bu adamlara da söyleyin çıkıp onlar da bir konuşma yapsınlar ya. Gerilim siyasetini üreten gerilimi düşürür. Gergin üslup konusunda bizi itham edenler aynada kendilerine baksınlar. Şu anda da yapmak istedikleri bu. Başarısızlıklarını beceriksizliklerini gizlemeye çalışıyorlar. Üretilen yapay gündemler AK Parti için kurulmuş tuzaktır. Biz bu tuzağa düşmeyeceğiz. 

Cumhurbaşkanlığı seçimlerine de 2015 genel seçimlerine de sükunet içinde ve demokratik kültürle gidilmesini istiyoruz. Önümüzde 4 ay var. 4 ay içinde ilkeli duruşumuzu onurlu ve omurgalı duruşumuzu muhafaza edeceğiz. Siyaset omurgalı duruş gerektirir. İlkeli duruş gerektirir. 

17 Aralıkta bir senaryo yazdılar. O senaryonun yazarlarının piyonlarının maşalarının bugün ne halde olduğunu herkes gördü. Cumhurbaşkanlığ seçimlerine dört ay kala da bayat senaryolara başvuranlar milletten gereken cevabı alırlar. Cumhurbaşkanlığı seçimleri hep sancılı oldu. Türkiye'ye çok ağır bedeller ödetti. Biz bunu sona erdirmek için Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesini sağladık. Tarihimizde ilk kez Cumhurbaşkanı halkın oyuyla seçilecek. 10 Ağustos'ta 24 Ağustos'ta ikinci tur olarak YSK karara bağladı. Geçmişte olduğu gibi bugün de seçimlerin bir krize dönüştürülmesine bedeller ödetilmesine izin vermeyiz. Bu süreci suhuletle götüreceğiz. Ekonomi ve demokraside risk oluşmasına mahal vermeden belirsizliğe mahal vermeden bu süreci tamama erdireceğiz. 

Bizden önceki dönemleri düşünün. Seçim yılında ekonomi altüst olurdu. Sağa sola herşeyi saçarlardı. Bizde hamdolsun böyle bir şey olmadığı gibi bu yıl iki seçim olacak ekonomi sürekli tırmanışta. Çünkü yere sağlam basıyoruz. Bazı eksiklerimiz var. Onları da bu arada kesinlikle çözeceğiz. Bizler faiz lobisine milletimizi sömürtmeyeceğiz. 

Bu seçimleri başarıyla gerçekleştirecek tam bir demokratik kültürle bu seçimleri yapması için ilk adımı atmış olacağız. Önümüzdeki hafta 23 Nisan'da TBMM'nin açılışının 94. yıldönümünü hep birlikte idrak edeceğiz. Bugüne kadar değişik vesilelerle kuruluş felsefesine dikkat çektik. Alevi de vardı sünni de vardı. Türk de Kürt de diğer etnik kökene mensup herkes vardı. Sarıklı da vardı fesli de vardı. Sakallı şalvarlı da vardı. Kimse yekdiğerinin inancına mezhebine geldiği şehre kılık kıyafetine hoşgörüsüzlükle bakmıyordu. Misakı milli içinde ne varsa orada ilk mecliste temsil edilmesi amaçlanmıştı. Çünkü orası Türkiye Büyük Millet Meclisi'ydi. Kaymak takımının meclisi değildi. Türkiye neyse ilk mecliste bir Türkiye fotoğrafı olarak teşekkül etmişti. Hepsi de istiklalden yanaydı. Hepsi vatansever ve kahramandı. Hep birlikte toprakları uğruna çalıştılar. İstiklal savaşını idare edip zafere imza attılar. Ne zamanki tek tip insan modeli oluşturulmak istendi o zaman sorunlar başladı. Devlet tarafından tek parti idaresi tarafından vatandaşlar arasında makbul ve olmayan ayrımı yapıldığında işte o hoşgörü atmosferi büyük bir yara aldı. Devletin vatandaşlar arasında yaptığı ayrım maalesef arkasında kronik sorunlar bıraktı ve trajik hadiselere sebep oldu. 

TBMM'nin 100. yılına yaklaşırken iktidarı muhalefeti medya ve STk'ları ile bizim artık ilk meclis ruhunu bu topraklara egemen kılmamız kaçınılmaz bir zarurettir. Makbul ve olmayan vatandaş ayrımı bu ülkeye sağlıklı bir istikamet çizemez. Birbirlerinin etnik kökeni ve yaşam tarzına hor gözle bakan zümreler Türkiye'ye barış ve huzur istikameti çizemez. Şiddeti ve ayrımcılığı teşvik edenler Türkiye'nin hayrına hareket edemezler. Kendi örgütünü zümresini düşünenler başkalarına kibirle aşağılayarak bakanlar kardeşliğin değil husumetin yanında saf tutarlar. 

Gerilim siyaseti bazen üç beş oy getirse de oyları muhafaza etse de orta vadede kimseye fayda sağlamaz. Muhalefetten balkon konuşması bekliyoruz. Muhalefetin Türkiye'yi kucaklamasını bekliyoruz. AK Parti nasıl ki 81 vilayette varsa, 7 coğrafı bölgede varsa muhalefetin de böyle bir hedefe koşmasını samimiyetle arzuluyoruz. Bizim hamdolsun bir il hariç yüzde 20'nin altında oy aldığımız il yok. Hepsi üzerinde... Bir ilin dışında yüzde 20'nin altında oy almadık. Diğer siyasi partiler ise yüzde 5'in altında... Geizinip duruyorlar. 12 yılda biz çok köklü reformlar yaptık kucakladık Allah için sevdik bağrımıza bastık. 

Daha yapılması gereken çok reform var. Önümüzdeki 9 yılda birbirimize kenetlenerek hep birlikte 2023 için çalışarak bu güzel ülkeyi yüksek hedeflerle buluşturabiliriz. 2023 çok önemli. Batıın gelişmiş ülkelerine bakın. Muhalefet iktidarıyla bir çok konuda işbirliği yapabilir. Ama bizde maalesef böyle bir muhalefet yok. Hep takoz koyma gayreti içindeler. Yenilgiler yetimdir zaferlerin ise sahibi çoktur. 

Biz her zaman şu duayı yaptık. Allahım bizi değil Türkiye'yi zaferle buluştur. Türkiye kazanacaksa biz kaybetmeye razıyız. Zafer Türkiye'nin olacaksa biz mağlubiyete razıyız. 77 milyonun her bir ferdinin de bu hissiyat içinde olduğuna da eminim. Siyasette yargıda yasamada yürümede bu iradenin tam yansıması en büyük arzumuzdur. Kişisel hırsları bırakıp Türkiye'yi öne çıkaranlar hem kendileri kazanacak hem Türkiye kazanacak. Biz bu hissiyatla yolumuzda ilerleyeceğiz. Türkiye'yi her alanda büyük zaferlerle buluşturmaya devam edeceğiz. Herkese kapımız da saflarımız da yüreğimiz de sonsuz derecede açıktır. 

 

www.aksiyonhaber.com

Bu haber toplam 620 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Aksiyon Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 02122937548 | Haber Yazılımı: CM Bilişim