• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 11 °C

Erdoğan: 2014 Avrupa Birliği yılı olacak

Erdoğan: 2014 Avrupa Birliği yılı olacak
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Almanya'da bir konuşma yaptı. Erdoğan buradaki konuşmasında, 2014 yılının AB süreci açısından tarihi bir yıl olacağını vurguladı.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 2014 yılının AB süreci bağlamında tarihi bir yıl olacağını söyledi. 

Erdoğan'ın konuşmasından satırbaşları:

Almanya'ya resmi ziyaretimiz özellikle Alman dışpolitika cemiyetinde sizlerle bu vesileyle bir arada bulunmaktan memnuniyet duyuyorum. Bu konuşmanın ardından Şansölye Merkel ile bir araya geleceğiz. Akşam saatlerinde de Berlin Avrupalı Türk demokratların düzenlediği bir buluşmada vatandaşlarımızla buluşacağız. Ziyaretimizin Türk-Alman işbirliği açısından önemli neticeleri olacağını umuyorum. 2014 Türkiye-AB ilişkileri açısından yoğun bir trafiğe sahne oluyor. AB Yetkilileriyle Brüksel'de önemli temaslarımız oldu. Fransa Cumhurbaşkanı Hollande ülkemizi ziyaret etti. Cumhurbaşkanımız İtalya'ya gittiler. İspanya'dan ülkemize resmi bir ziyaret olacak bu yoğun trafik de yıl boyunca devam edecek. 

2014 Türkiye- AB ilişkileri bakımından tarihi bir yıl olacak. Son olaylar Türkiye-AB ilişkilerinin önemini ve AB üyeliğinin hayatiyetini ortaya koydu. Küresel finans krizi, Suriye ve Mısır olayları gibi çok sayıda gelişme Türkiye'nin AB'ye değil, AB'nin Türkiye'ye olan ihtiyacını hepimizin görmesini sağladı. 

Türkiye ekonomisi son 10 yılda ortalama yüzde 5 büyüdü. Artan nüfusa rağmen işsizlik azaldı. Yüksek ve belirsiz enflasyon geride kaldı. Borçlanma faizleri düştü. Borçluluk oranları azaldı. Bütçemiz sarsılmaz bir disipline kavuştu. Finans ve bankacılıkta çok önemli yapısal reformlar yapıldı. Ekonomik büyüme ve demokratikleşmenin önündeki en büyük engel olan terör meselesi ortadan kalktı. Terör sağlıklı bir ortamda reform yapılmasını, siyasetin süreçlere egemenliğini engelliyordu. Yoğun gayretlerimizle terör meselesi çözüm yoluna girdi diyebilirim. Son bir yıldır Türkiye terör sebebiyle can kaybı yaşamıyor. 

Demokratikleşmenin önündeki bir başka engel de vesayet sistemi çete ve örgütlerdi. 11 yıllık mücadelemiz sayesinde de bu sorunların çözümü yolunda da önemli mesafe kaydettik. Türkiye'de ekonomiye, siyasi istikrara yönelik yeni bir örgütlü saldırı yapılmak istendi. Bir örgütlü yapı kullanılarak siyaset yeniden dizayn edilmek istendi. Türkiye'nin rotası değiştirilmek istendi. Kararlı ve dik duruşumuz sayesinde özellikle de halkımızın desteğiyle bu saldırıyı da etkisiz hale getirdik. 30 Mart seçimleri Türkiye için tarihi nitelikte bir dönüm noktası olacaktır. 30 Mart'ta demokrasinin istikraraın özellikle de siyasetin büyük bir zafer elde edeceğine. Eski Türkiye'yi kapatıp yeni Türkiye çağını başlatacağına inanıyorum. Türkiye artık yeni bir döneme giriyor. Yeni Türkiye'de geçmişten bugüne devam eden engel ve sorunlar artık olmayacak. Ekonomi direncini ispat etmiş şekilde, güven ve istikrar zemininde büyüyecek. Terör çözümüne yönelik sabotajlara yeltenenler umutlarını tamamen yitirecek demokratikleşmenin önündeki engeller kalkacak reform kapasitemiz artacak. 30 Martla birlikte çözüm sürecinin bütün sorunların ortadan kalkmasına yönelik çözüm aracının siyaset olduğu herkes tarafından kabul edilecek ve siyaset güç kazanacak. 

11 yıldır Türkiye'yi AB standartlarına kavuşturmak için mcüadele veriyoruz. Bir çok sabotajla karşılaştık. Reformu engellemek için hükümetimize çok sayıda tuzaklar kuruldu. En son 17 Aralık tuzağının da bozulmasıyla artık siyaset dışı güç odakları vesayet özlemlerinden de vazgeçecektir. Bunun da Türkiye'nin normalleşmesinde önemli bir adım olacağına inanıyorum. 2023 yılı çok önemli bir yıldönümüdür. Türkiye CUmhuriyetinin kuruluşunun 100. yıl dönümü olacak. Önümüzdeki 9 yıl içinde büyüyen ekonomi ve reformlar ve barışçı dış politikamız ve AB süreciyle 2023 hedeflerine ulaşacağımızdan hiç şüphem yok. 

Türkiye-AB ya da Türkiye-Almanya ilişkileri dar bir çerçevede ele alınamaz. Bugünkü meseleler üzerinden değerlendirilemez. Bu ilişkilerin öncelikle tarihi boyutu vardır. Bunun ötesinde çocuklarımızı ilgilendiren gelecek boyutu vardır. Meseleyi sadece göç ve ekonomi bakımından ele almak tarihe ve geleceğe haksızlık olur. 20. yy'ın tarihini, Osmanlıyı dışarda tutarak yazmak ne kadar mümkün değilse, 21. yy'ın tarihini de Türkiyesiz şekillendirmek imkansızdır. 77 milyona yakın nüfusu ve coğrafi konumuyla Türkiye 21. yy'ın şekillenmesinde varlığını hissettirecek bir ülkedir. 20. yy bir savaşlar ve çatışmalar yüzyılı oldu. 21. yy'ın ilk 14 yılında lokal kalmakla birlikte çatışma, savaş ve terörün dünyayı rahatsız ettiğini gördük. 21. yy'ın küreselleşme etkisiyle refah arayışlarının öne çıktığı yeni bir döneme işaret ettiğini söylemek zorundayız. Savaş, çatışma ve terörün belli ülkelere kayıp verdirdiği bazılarına ise kazanç sağladığı çağ kapanmıştır. Yerel sorunlar dahi tüm dünyaya tehdit teşkil ediyor. Ağır bedeller ödetme potansiyeli taşıyor. Herhangi bir ülkenin sorunları artık sadece o ülkenin sınırları içinde kalmayıp tüm dünyanın başını ağırtabiliyor. 
Filistin meselesi Filistin içinde kalmıyor. Ortadoğu'dan başlayarak bütün dünyayı etkilemek potansiyelini içinde barındırıyor. En küçük sorunların küresel etki yaptığı bu çağda işbirlikleri, ortak karar alma süreçleri hayatiyet arzediyor. Türkiye birikiminden istifade edilecek bir ülke olarak öne çıkıyor. Türkiye'nin ortadoğu ile tarihi ve kültürel ortaklıkları barış süreçleri imkandır. Balkanlarla olan bağları da bu bölgede istikrar için imkandır. Türk ve İslam dünyası afrika ve asya gibi bölgelerle Türkiye'nin birikimi üzerinden irtibat kurmak da önemli bir imkandır. Halkı Müslüman bir ülke olan Türkiye'nin AB içinde olmasının bölgesel ve küresel barışa katkı yapacağını vurgulamak isterim. 

Filistin meselesine gözlerimizi kapatabilirdik. Mısır'daki darbeyi görmezden gelebilir susarak bu askeri darbeyi onaylayabilirdik. Aramızdaki 911 km 'lik sınıra rağmen Suriye'ye sırtımızı dönebilir, sınıra yığılan mazlumlara tepkisiz kalabilir onları zalim Esed'in bombalarına terkedebilirdik. Suriye'de rejim tarafından işlenen cinayetleri gösteren 55 bin karelik fotoğrafı görmezden gelebilirdik. Yermuk'ta bir şehrin topyekün cezalandırılmasını hiç duymayabilirdik. Biz bunu yapmadık yapamayız. Tarih bize bunu yapma hakkı vermiyor. Coğrafya bize bunu yapma imkanı tanımıyor Bütün bunların ötesinde dış politikamızın merkezinde olan insani değerler böyle bir tepkisizlik hakkı vermiyor. Haksızlığa sessiz kalmanın bir bedeli vardır. Bu bedel bugün ödenmese de yarın mutlaka ödenir. Biz Türkiye olarka ne şimdiki ne de gelecek neslin böyle bir bedel ödemesini arzu ediyoruz. 

Tarih bize şunu gösterdi. Etrafınıza sur ve sınır döşeyerek, mayın döşeyerek harici tehlikelerden emin olamazsınız. Bir ülke ne kadar korunaklı olursa olsun dışarıya ilgisiz kalarak ayakta duramaz. Küresel bir asırda korunaklı refah adacıkları kurulamaz. Küresel sorunlara küresel cevaplar üretmek 21. yy'ın gereğidir. Filistin meselesinin Avrupa'ya hiçbir bedelinin olmadığını iddia edebilirsiniz. Oysa Avrupa'ya maddi ve sosyal bedeli olmuştur. Vicdanlarda adalet duygusunun sarsılması gibi bir maliyet de ortaya çıkmıştır. Mısır darbesinin orta ve uzun vadede en azından vicdanlara ödenecek bir bedeli olacağı açıktır. Aynı bedel Suriye için de geçerlidir. 3 yıldır Suriye'de Avrupa'nın yanıbaşında 21.yy'ın en büyük insanlık trajedisi yaşanıyor. 150 bine aşkın insan öldürüldü. Bunların önemli bir kısmı da bildiğiniz gibi kayıtsız. 150 bine aşkın kayıtlı bir o kadar da kayıtsız var. 300 bine ulaşan ölüm var. Bir buçuk milyonu aşkın insan evlerini terketti. Ülke içindekilerle beraber 7 milyona varan bir göç sözkonusu. 700 bine yakın Suriyeli bizim ülkemizde sığınmacı. 220 bini çadırlarda kalıyor diğerleri de değişik şehirlerde evlerde... Mülteciler için dahi çok kısıtlı yardımlar yapılıyor. Bizim 2 milyar doları aşkın bir yatırımımız oldu. Bize dünyadan gelen yardım ise 130 milyon dolar. Böyle bir durumla karşı karşıyayız. Ortadoğu'da vicdanlar yaralandıkça bunun tüm dünyaya bedeli de ağır oluyor. Türkiye olarak 21. yy'ın insani değerlerin damgasını vurduğu yüzyıl olmasını yürekten arzuluyoruz, gayret gösteriyoruz. 

Son olarak şunu da vurgulamak isterim. Türkiye ile Almanya uzun bir tarih diliminde işbirliği sergiledi. Almanya Türkiye'nin en fazla ihracat yaptığı ülke. İthalatımızda da ikinci ülke konumunda. Turizmde Almanya'dan ülkemize gelen turist sayısında birinci sırada. 5 milyonu aşkın Alman ülkemizi ziyaret ediyor. Son zamanlarda Norveç öne çıktı. Yerleşik olarak da Norveç halkı birinci, Almanya ikinci sırada. Artık halklarımızın kaynaşma süreci çok farklı bir konumda. Böyle bir yaklaşımın çok önemli olduğunu belirtmek istiyorum. Türkiye'ye yerleşenler kendilerini ikinci evinde hissediyor. Almanya'daki 3 milyon Türk de kendini ikinci evinde hissetmenin mutluluğu içindeler. Onlar artık Alman toplumunun önemli bir unsuru oldular. Bu tablo iki ülke için önemli bir fırsattır. İlişkilerimizi işbirliğimizi daha da ileriye taşımak için gayretlerimiz kesintisiz sürecektir. Almanya'dan biz AB sürecimizde en büyük katkıyı görmek istiyoruz. Şu ana kadar olanı yetmez. daha iyisini görmek istiyoruz. Şu anda ALmanya'daki Türklerin nüfusu bir çok AB ülkesinden fazladır. Tabii bir üye olan Türkiye gerçek üye olmak için de reformlar yapmaktadır. Alman vatandaşlardan da bu sürece destek vermelerini umuyoruz. Bizleri bu seçkin cemiyette misafir ettiğiniz için teşekkür ediyorum. 

www.aksiyonhaber.com

Bu haber toplam 502 defa okunmuştur
Etiketler: , , , ,
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Aksiyon Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 02122937548 | Haber Yazılımı: CM Bilişim