• BIST 97.733
  • Altın 143,798
  • Dolar 3,5632
  • Euro 3,9918
  • İstanbul 22 °C
  • Ankara 24 °C

Emrullah İşler: Yeniden sokağa sarıldılar

Emrullah İşler: Yeniden sokağa sarıldılar
Başbakan Yardımcısı İşler, sokakların terörize edilmesini, şantaj ile kasetlerin tutmaması nedeniyle yeniden sokağa sarılmak olarak okuduğunu belirtti.

Başbakan Yardımcısı Emrullah İşler, SKY360 televizyonunun canlı yayınında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu, soruları yanıtladı. 

"15 yaşındaki Berkin Elvan'ın ölümü hakkında ne diyorsunuz?" sorusuna İşler, "Öncelikle çok acı bir olay, Allah kimseye böyle bir acı göstermesin, Allah, annesine, babasına sabır versin. Ben ailesine başsağlığı diliyorum. Berkin'e de Allah'tan rahmet diliyorum. Tabii ki böyle bir olayın olmasını kimse arzu etmez" cevabını verdi.

Son zamanlarda, zaman zaman sokakların terörize edildiğini belirten İşler, bu tür olayların arasında kalıp, talihsiz olaylara kurban giden vatan evlatlarının olduğunu, 15 yaşında Berkin'in de bu şekilde hayatını kaybettiğini kaydetti.

Berkin'in ölümünün ardından yaşanan olaylara bakıldığında, sokakların yeniden terörize edildiğini ifade eden İşler, şöyle devam etti:

"Daha önce biz bu filmi gördük, yeniden bu filmin gösterime sunulduğunu görüyorum. 30 Mart seçimleri var,  bu yerel seçim olmakla birlikte, yaşanan olaylardan dolayı yerel seçim olmaktan çıktı. Bugüne kadar, pek çok şantaj, tehdit, kasetler, tapeler yayımlandı. Demek ki bunlar tutmuyor artık. Meydanlar da bunun tutmadığının bir göstergesi. Sayın Başbakanımızın Türkiye'nin çeşitli illerinde yapmış olduğu mitinglerde meydanların dolu olduğunu görüyoruz. Ben dün yaşanan olayı, Berkin olayı bahanesiyle sokakların terörize edilmesi olayını şöyle okuyorum: Demek ki bu yapılan tehditler, şantajlar, kasetler tutmadı, o zaman yeniden sokağa sarılalım, yeniden sokakları terörize edelim, acaba seçimin sonucunu değiştirebilir miyiz? Bunun son derece yanlış olduğunu düşünüyorum. Ve bu olaya özellikle Şişli Belediyesinin çöp kamyonlarıyla destek vermesi, bazı CHP seçim araçlarının oralara insanları taşımasını çok manidar olarak görüyorum. Bir siyasi partinin bu şekilde davranmasını kabul edilebilir bulmuyorum. Bu olayda belki sevindirici olan, Devlet Bahçeli'nin twitter üzerinden yapmış olduğu açıklamayı çok doğru buluyorum. Devlet Bahçeli, bir kez daha sağduyulu hareket etti. Genelde Devlet Bahçeli bu özelliğiyle bilinir. Sokakları da terörize ettirmedi şimdiye kadar bu şekilde yapmış olduğu açıklama da son derece olumlu.

Bu vatan hepimizin vatanı, bu ülke hepimizin. Sokaklarda kavga ederek, sokakları terörize ederek bir hak elde edildiğini bugüne kadar ben görmedim. Geçmişte bir de şu var bu ülkede yıllarca başörtüsü yasağı uygulandı. Başörtüsü mağdurları yıllarca hak aradılar, gösteri, protesto yaptılar. Ben hiçbirinde böyle çatışma, kavga, vurma, kırma, dökme, yakma, yıkma görmedim. Genelde sol örgütlerin yapmış olduğu gösteriler, sürekli bir hak arama olmaktan çıkıyor, devlete bir başkaldırı, polise saldırı, molotoflarla saldırmalar, taş atmalar... Bu olaylar olduğu zaman da polisin elini kolunu bağlayıp durması beklenemez. Bunun örnekleri de mesela Batı ile kıyaslıyoruz. Batı'da herhangi bir gösterici polise taş, molotof atabilir mi? Böyle bir şeyi aklından dahi geçiremez. Bizim polisimize yapılan muamele dünyanın hiçbir yerinde yapılmıyor."

"Yargının işini yapması lazım"

"Cumhurbaşkanı Gül'ün tutukluluk süreleriyle ilgili Zirve Davası sanıklarını kastederek, 'insanları kesenlerin tahliye edilmesinden vicdanen rahatsızlık duyuyorum' diye açıklaması oldu. Danıştay saldırısıla ilgili de Alparslan Aslan için tahliye kararı verildi. Yargıda neler oluyor sayın bakanım, bu tahliyeler, bu adalet sizin vicdanınızı da rahatsız ediyor mu? Meclis Başkanı Cemil Çiçek de 'maalesef adalet bitti' dedi. Bugünkü adalet sizin içinize siniyor mu?" sorusuna İşler, "Sinmesi mümkün değil tabi ki. Kuvvetler ayrılığı ilkesi var, yargı ayrı, yürütme ayrı, yasama ayrı. Biz hükümet olarak yürütmeyi yapıyoruz, Meclis yasamayı yapıyor, yargının da işini yapması lazım" karşılığını verdi.

 "Danıştay Davası 8 yıla yaklaştı, neden bir karar veremiyor bu mahkemeler?" diyen İşler, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi başkanının, "Biz özel yetkili mahkemelerin kaldırılmasını kabul etmiyoruz" şeklinde açıklama yaptığını hatırlattı. Anayasa'nın 142. maddesinde mahkemelerin kuruluşunun ve işleyişinin belirlendiğini anımsatan İşler, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin açıklamasını "akla ziyan" olarak nitelendirdi.

Gerekçeli kararın normalde 15 gün içinde yazılması gerekirken 7 ay geçmesine rağmen hala yazılmadığına dikkati çeken İşler,  "Milletimizde de şöyle bir anlayış var: Yargıda olumsuz bir şey olsa hemen hükümet suçlanıyor. Buradan sesleniyorum, yargı bağımsız, kuvvetler ayrılığı ilkesi var. Yargı kendi işini kendisi yapıyor. Hükümetin yargıya müdahalesi söz konusu değildir. Hakimlerin ne tür karar alacağı, ne zaman gerekçe yazacağı bizimle bağlantılı bir şeyler değildir. Onların kanunlarla yetkiler kendilerine verilmiştir, bu yetkileri çerçevesinde vazifelerini yapmaları lazım" dedi.

"Yargı darbesiyle karşı karşıyayız"

Gelinen noktada hakimlerin 7 ayda gerekçeli karar yazmadığını, bu nedenle insanların bir üst mahkemeye gidemediğini belirten İşler, şunları kaydetti:

"İlker Başbug'a niye tahliye kararı çıktı? Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yaptı. Ve ondan sonra da orada gerekçeli karar yazılmadığı için 7 ay içerisinde, tahliye kararı verilmesini uygun gördü Anayasa Mahkemesi, buna binaen de ağır ceza mahkemesi tahliye yaptı. Bu tahliyelerin sebeplerinden birisi nedir? Birincisi gerekçeli karar yazılmadığı için bu serbest bırakılmalar söz konusu özellikle Ergenekon davasında. Bir diğer husus da tutukluluk süresini eskiden 10 yıldı. Anayasa Mahkemesi, 10 yılı çok fazla buldu, 'bunun indirilmesi gerektir' şeklinde bir kararı vardı. Biz de ona binaen son yaptığımız düzenlemeyle tutukluluk süresini   yıla indirdik. Tutukluluk süresinin uzun olması konusunda Türkiye Cumhuriyeti'nde şikayetçi olmayan var mıydı? Herkes şikayetçiydi. Siyasi partiler, aydınlarımız, hepsi, tutuklular şikayetçiydi. Biz burada gereğini yaptık, 5 yıla indirdik. 5 yıldır hüküm verilmemiş davalarda tutukluluğu kaldırdık ve onlar serbest kaldı. Asıl olan tutuksuz yargılanmadır bundan dolayı da şimdi tutuksuz yargılanıyorlar. Ancak bu serbest bırakılmaların da şöyle anlaşılmaması gerekir. Serbest bırakıldı, bunlar beraat etti anlamına gelmiyor. Ergenekon sanıkları için de bu böyledir, diğer sanıklar için de...

Alparslan Arslan'ın dava sonuçlanmadığı, 5 yıldan fazla yattığı için durumu söz konusu. Ama başka suçlardan dolayı o serbest kalamadı. Burada esas mesele yargıdadır. Yargıda herkes haklı olarak soruyor yargıda ne oluyor? İşte bize de 17 Aralık'ta yargı darbesi yapıldı, biz de onu sorduk. Ülkede biz vesayetleri kaldırdık. AK Parti olarak son 10 yılda askeri vesayeti, başka vesayeti kaldırdık. Bir de baktık ki 17 Aralık, 25 Aralık'ta bir yargı darbesiyle karşı karşıyayız. Bunu yüksek sesle dile getirdik ama maalesef bizim ülkemizde şöyle bir sıkıntı da var; basit çıkarlar uğruna ülke ve ülkenin geleceği feda edilebiliyor. Böyle bir yapı söz konusu."

"İş şirazeden çıktı"

 "Dinlemelerden herkes korkuyor, özel hayat kalmadı. Ülkenin Başbakanı bile 'artık normal telefon kullanacağım' diyor. Kriptolu telefonlara bile güvenemiyorsunuz bu ülkede. Dinleme kader mi, bunu kabul edecek miyiz?" sorusu üzerine işler, 2011-2013 yılları arasında 509 bin dinlemenin yapıldığını, bunun öncesinin bilinmediğini söyledi.

509 bin dinlemenin 217 bininin mahkeme kararıyla gerçekleştiğine dikkati çeken İşler, "Bu kararları ne zaman aldınız ve bunu ne zaman organize ettiniz? Nasıl bir organize yapı var ki... Demek ki bazı savcıların ve hakimlerin işi  gücü sadece dinleme kararı vermek. Otomatiğe bağlamışlar, kararları veriyorlar, imzalıyorlar" diye konuştu.

Son yaptıkları düzenlemeyle, dinleme kararlarının tek hakimle alınmasını kaldırdıklarını belirten İşler, artık mahkeme heyetinin oy birliğiyle dinleme kararı alabileceğini kaydetti.

Türkiye'de, Cumhurbaşkanının, Başbakanın, devlet yetkililerinin, Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanlarının, en önemlisi de kriptolu telefonların dinlendiğini ifade eden İşler, "Belki bir yerlere de servis yapılıyor. Su iş artık tamamen şirazeden çıktı ve hakikaten çok ciddi bir sorunla karşı karşıyayız" dedi.

"Türkiye Cumhuriyeti'nin geleceği tehlikeye atıldı"

Devlet içerisindeki paralel yapılanmanın üzerine ciddi bir şekilde gittiklerini dile getiren İşler, şunları kaydetti:

"Bu dinlemeler yapılıyor ve bir yerlerde süs olsun diye bekletilmiyor. Zaman zaman servis yapılıyor. En önemlisi tehdit ve şantaj aracı olarak kullanılması. Bakınız 2010 yılından beri Türk siyaseti yeniden bir mühendislikle karşı karşıya. CHP'nin o zamanki genel başkanına bir operasyon yapıldı, kasetle kendisi tehdit edildi, şantaj yapıldı ve genel başkanlık koltuğunu bırakmak durumunda kaldı. Bu çok önemli bir operasyon. CHP gibi şu an Türkiye'nin en köklü partisinin, en eski partisinin genel başkanına bir operasyon yapıldı. Şimdi yapılan operasyon neticesinde bir bakıyoruz birkaç gün içerisinde bir genel başkan değişimi oldu ve kaset mamulu, çakma bir genel başkan CHP genel başkanlığını yapmakta. Bu çok manidar. 2011 seçimleri öncesinde MHP'ye aynı tehditler, şantajlar yapıldı. Yanlış hatırlamıyorsam 10 kişi adaylıktan çekilme, istifa etme durumunda kaldı. Bazıları aday olamadı. MHP'ye karşı da bir operasyon yapıldı. O günlerde bunların arkasında kim vardı bilinmiyordu, herkesin kafasında bir soru işareti vardı. Son yaşanan olaylardan sonra baktık ki bunların arkasında da bu dinleme olayını yapan çetenin olduğunu görüyoruz. Ve işin garibi iki tane partimiz, bunlar, ana muhalefet ve ikinci muhalefet partimiz bu yapının tehdidine, şantajına geçmişte maruz kalmalarına rağmen... Ve şu an bu yapı devletin içine sirayet etmiş, hükümeti düşürmeye kadar kalkışabilen bir yapı söz konusu iken, Türkiye Cumhuriyeti devletinin geleceği, bekası söz konusuyken birisi cumhuriyeti kurduğunu söyleyen bir parti, diğeri ise milliyetçi çizgide olan bir partinin... Bu mücadelede onlardan güçlü bir destek beklerdik fakat seçime gittiğimiz için veya bu son olaylarda hedef biz olduğumuz için, AK Parti olduğu için siyasi çıkarlar uğruna Türkiye Cumhuriyeti'nin geleceği bu partiler tarafından tehlikeye atıldı. Kendileri geçmişte bu yapının mağdurları olmasına rağmen şu an bize destek vermediler." 

İşler, Devlet Bahçeli gibi milli çizgide kalabilen bir liderin bu konuda AK Parti ile birlikte olmamasını, destek vermesini, sus pus olmasını kabul edemediğini söyledi.

"Yalnız bırakıldık"

İlker Başbuğ'un Silivri Cezaevinden çıkarken "Türkiye'de ayakta kalan tek yargı kurumunun Anayasa Mahkemesi" olduğu yönünde bir açıklama yaptığının hatırlatılması üzerine İşler, o sözlerin kendi görüşünü yansıttığını söyledi.

Başbuğ'un kendisiyle ilgili tahliye kararı verdiği için böyle bir cümleyi söylemiş olabileceğini ancak diğer bütün kurumların itham edilmesinin yanlış olduğunu aktaran İşler, "Yargıda bir sıkıntı olduğunu zaten hepimiz yüksek sesle söylüyoruz ve yargının belli bir grubun, yapının, belli bir çetenin eline geçmesi kabul edilebilir bir durum değildir. Buna acilen müdahele edilmesi gerekir, biz HSYK düzenlemesinde olduğu gibi bir takım tedbirler almaya çalışıyoruz. Harekete geçtik ama dediğim gibi biz bu konuda yalnız bırakıldık. Türkiye Cumhuriyetinin bekası söz konusu, varlığı böyle bir tehditle karşı karşıya iken hem CHP tarafından hem de MHP tarafından yalnız bırakıldık" dedi. 

Engin Alan ile ilgili bir düzenleme yapılıp yapılamayacağının sorulması üzerine ise İşler, o konuda Meclis'te partiler arası çalışma yapıldığını ancak MHP'nin çalışmalara kendisinin katılmadığını anımsattı. Alan hakkında Yargıtay'ın onama kararı verdiğini hatırlatan İşler, "Onun davası sonuçlanmış oldu. Dolayısıyla böyle bir durumda belki farklı bir düzenleme yapılabilirdi. O konuda Meclis'te gündeme geldi. Üç parti uzlaştı ama MHP orada diğer partileri yalnız bıraktı" dedi. 

Başbakan'ın Fethullah Gülen'in Türkiye'ye dönmesi konusundaki açıklamaları hatırlatılarak, "Döner mi, dönmeli mi?" yönündeki bir soru üzerine İşler, Başbakanın o çağrıyı bir kaç yıl önce yaptığını anımasttı. İşler, "Ben bu saatten sonra doğrusu Fethullah Gülen'in Türkiye'ye döneceği kanaatinde değilim, özellikle ortaya çıkan gerçekler ışığında olaya baktığımız zaman bundan sonra döneceği kanaatinde değilim. Zaten kendisi de önceki gün yaptığı açıklamada bir inziva hayatı yaşadığını ve o yönde devam edeceği yönünde bir açıklaması oldu" değerlendirmesini yaptı. 

4 Bakanla ilgili fezleke

Muhalefet partilerinin 4 Bakanla ilgili fezlekelerin görüşülmesi için TBMM'yi toplantıya çağırdığının sorulması üzerine ise İşler, Meclis'i olağanüstü toplantıya çağırma takdirinin Meclis Başkanında olduğunu söyledi.  

İşler, 184 sayısının aranacağını bildirerek, "O zaman bekleyip göreceğiz, 184 sayısını toplayabilecekler mi? Toplayabilirlerse fezlekeler okunur, ondan sonra da Meclis kapanır. Ancak bu konuda ısrar edilmesini çok manidar buluyorum. Aceleniz ne? Bu seçimden sonrada gündeme gelir okunur. Muhalefet burada herhalde siyasi çıkar peşinde koşuyor ancak  Meclis'i toplayamaya da bilirler" diye konuştu. 

HDP ilçe binalarına yönelik saldırıların hatırlatılması üzerine ise İşler, hükümet olarak 2011 yılında çözüm sürecini başlattıklarını ve önemli gelişmeler kaydettiklerini hatırlattı. 

Bir yılı aşkın süredir kan ve gözyaşının akmadığını da ifade eden İşler, yaklaşan seçimlerin ise artık bir yerel seçim olmaktan çıkıp, bir genel seçim edasıyla icra edildiğini anlattı.

AK Parti'nin yarışı açık ara önde götürdüğünü ifade eden İşler, hükümetin güveni sağlayamadığı yönünde bir algı oluşturulmaya çalışıldığını söyledi. 

Kendisinin geçtiğimiz günlerde Muradiye'yi gezerken de bu tür saldırılara maruz kaldığını anımsatan İşler, yaşananları tasvip etmemesine rağmen, geçmişte yaşananlarla kıyaslandığında ise bugünkülerin devede kulak kaldığını bildirdi. İşler, bunların seçim sonuçlarını etkilemeye yönelik saldırılar olduğunu da kaydetti. 

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun "Başbakanlık makamını işgal eden zat, çevresindeki dar bir kadro ile tehlikeli bir provokasyon peşindedir" yönünde bir açıklama yaptığının dile getirilmesi üzerine ise İşler, şunları söyledi:

"Provokasyon diyor, kaos diyor. Provokasyon yapan kim? Biz mi yapıyoruz. Dün Berkin Elvan olaylarını protesto ederken Şişli Belediyesi CHP'nin değil mi? Belediyenin aracı polise saldıranlara neden destek verir? Polise saldırmak için insanlar neden CHP bayrakları ile donatılmış araçlarla neden oralara getirilir? Provokasyonu kim yapıyor? ODTÜ yolu yapılırken CHP milletvekilleri ön safta değil miydi. Her sokak hareketinde CHP'nin militan milletvekilleri o provakatörlerin önünde değil mi? AK Parti olarak biz hangi provokasyonu yapmışız, bunu Kılıçdaroğlu'nun açıklaması gerek. Biz hükümet olarak kaostan ne fayda sağlayacağız. CHP her fırsatta bu provokasyonu yaptı. Kaostan hükümet nasıl nemalanacak, muhalefet burdan siyasi bir çıkar elde etme gayreti içinde."

Kılıçdaroğlu'nun tutarsız açıklamalar konusunda tescilli olduğunu ve çoğu zaman tazminat ödemeye mahkum olduğunu hatırlatan İşler, "Kılıçdaroğlu hiç düşünmeden ağzına, diline geleni söylüyor. Zaman zaman da baltayı taşa vuran açıklamalarda bulunuyor. Karalama, iftira başka bir şey bilmiyor malesef" dedi. 

"Gündemimizde üç dönem yok"

"Üç dönem konusu partinizde devam eder mi? Başbakan vazgeçer mi?" sorusu üzerine ise İşler, Başbakanın bu konudaki kanaatinin kesin olduğunu ve vazgeçmeyeceğini belirtti. Gündemlerinde "üç dönem" diye bir mesele olmadığını vurgulayan İşler, "Biz AK Parti olarak 30 Mart seçimlerine kilitlendik, bizim gündemimizde üç dönem yok. Recep Tayyip Erdoğan'ı, Erdoğan yapan şey vermiş olduğu sözü tutmasıdır. Ben bu şartttan vazgeçeceğimiz kanaatinde değilim" dedi. 

CHP'den Türkiye genelinde "10 puan öndeyiz" şeklinde açıklamalar yapıldığının hatırlatılarak, "Ankara'da Mansur Yavaş sizi zorlar mı?" sorusu üzerine ise Başbakan Erdoğan'ın "birinci parti çıkmazsam bırakacağım" dediğini anımsattı.

Aynı sorunun Kılıçdaroğlu'na sorulduğunu ancak cevap vermediğini belirten İşler, "Böyle iddialı bir şey söyleyelemiyor, Ankara'da Mansur Yavaş aynı şeyi söylüyor, ben sahada görmüyorum. Biz rahatız ama çalışmamak anlamında değil bu teşkilatımız gece gündüz çalışıyor. Ankara'da geçirdiğimiz en rahat seçimlerden biri bu, hem büyükşehir hem diğer ilçelerde. Manhsur Yavaş'ın bu seçimi alması diye bir şey kesinlikle söz konusu değil. Sarıgül'ün de Kılıçdaroğlu'nun bir önceki seçimlerde İstanbul'da aldığı oyun altında kalacağını düşnüyorum" dedi.

İzmir'de de çok iddialı olduklarını ve eski Bakan Binali Yıldırım'ın projeleriyle geldiğini ifade eden İşler, "İzmir'de çok iddialıyız, büyük beklentim var. İnşallah izmirli aklı selim hareket edecek. İzmirliler hizmete susamış durumdalar" değerlendirmesini yaptı.  

İşler, "30 Marttan sonra siyaset yeniden şekillenir mi?" sorusunu yanıtlarken de "CHP'de 30 Mart'tan sonra değişiklikler olacağı kanaatinde" olduğunu dile getirdi. İşler, Cumhurbaşkanlığı seçimleri ile ilgili bir soru üzerine ise adaylık konusunda henüz açıklanmış bir isim olmadığını ancak bu ismin milletin içinden çıkan, o'nun düşüncelerini ve hissiyatını paylaşan birinin cumhurbaşkanı seçilmesi gerektiğini kaydetti.

www.aksiyonhaber.com

Bu haber toplam 281 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Aksiyon Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 02122937548 | Haber Yazılımı: CM Bilişim