• BIST 96.400
  • Altın 144,423
  • Dolar 3,5616
  • Euro 4,0009
  • İstanbul 19 °C
  • Ankara 13 °C

Devlet Bahçeli: Yöntem arızalı ve kusurlu

Devlet Bahçeli: Yöntem arızalı ve kusurlu
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada "Fatihçiklere sesleniyorum. Alo fatih haberiniz olsun. tehlike büyük çünkü MHP sel gibi kurşun gibi fırtına gibi geliyor" dedi.

MHP lideri Devlet Bahçeli grup toplantısında partililere seslendi.

İşte Bahçeli'nin konuşmasından satırbaşları:

VAN'DAKİ ÜÇ ŞEHİT

Van'ın Saray ilçesine bağlı İran sınırında bulunan Karahisar köyünde bir kaza gerçekleşti. 3 Mehmetçiğimiz şehit düşmüş 18'i de yaralanmıştır. Şehit askerlerimiz arkalarında gözü yaşlı eş, ana, baba bırakakak son yolculuklarına uğurlandı. Allah'tan rahmet diliyorum. Tedavi altında bulunanlara acil şifalar diliyorum. Kaza olduğu ileri sürülen bu tip talihsiz vakaların engellenmesini yetkililerden beklediğimi özellikle ifade etmek istiyorum. 

KIBRIS'TA YENİ MÜZAKERE SÜRECİ BAŞLIYOR

Bugün itibariyle Kıbrıs'ta yeni müzakare süreci başlıyor. BM'nin öncülüğünde ABD'nin denetim ve yönlendirmesi altında olduğu anlaşılan müzakere süreci iki ayaklı olarak yürütülecek. AP seçimlerine kadar çözülmesi planlanıyor. Başarılmazsa ikinci etap devreye girecek. Ülkemizdeki cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ardına bırakılacaktır. Mutabakatın temin ettiği ortak metin tüm yönüyle açıklanmadı. Hükümet adeta adil ve kalıcı çözüm parolasıyla tarafların masaya oturmasını dikkatle izlemeli ve ödün vermemelidir. Kıbrıs'ın tekrar gündeme gelmesi oldukça ilginç bir zamana denk düşmüştür. Enerji hesapları, İsrail, ABD ve rum yönetimi arasındaki paslaşmalar Kıbrıs tezlerimizi tehlikeye düşmüştür. Rumların adaya hakimiyet özlemleri TÜrk toplumunu sindirme çabaları uluslararası toplumun açık desteğini almıştır. Annan planı kapsamında referandumdan çıkan yes be annem iradesi, adadaki Türk varlığına karşı mücadeleye yeni bir halka eklemiştir. Erdoğan Kıbrıs'ın tanınması için gerekli mücadeleyi göstermemiş, Kıbrıs konusunu AB parantezinden çıkaramamıştır. 

KIBRIS TÜRKLÜĞÜNÜ SAVUNACAĞIZ

Kıbrıs Türk futbol federasyonunun Rum şemsiyesi altına girmesi kaybedilmiş bir mevzidir. Kıbrıs meselesi Türk milletinin kaderini ilgilendiren milli ve stratejik bir davadır. Bizim için adada adil kalıcı ve iki kesimliliği teminat altına almayan hiçbir plan meşru ve geçerli değildir. Kıbrıs Türklüğünü sığınması ve ikinci sınıf yapma hamlelerini asla kabul etmeyeceğiz. Biz henüz ayrıntıları ortaya çıkmayan müzakere sürecini özenle izleyeceğiz. Kıbrıs'ın Türklüğünü savunacağız. 

Milli eğitim sisteminin bir çok sorunu olduğunu biliyor ve yakından izliyoruz. Çocuklarımızın geleceği siyasi emellere kurban veriliyor. AKP milli eğitimin ahengini bozmakla kalmamıştır. Eğitim ve öğretimdeki millilik vasfı karartılmıştır. Bu durum milli beka ve varlığımız açısından riskler doğurmuştur. Keyfi oynamalar, sorumsuz tercihler, öğrenci öğretmen arasındaki uyumu çarpıtmış dejenere etmiştir. Erdoğan'ın iptidai mizacı, otoriter eğilimi eğitimi kasıp kavurmuş ve sisteme ağır hasar vermiştir. Sürekli değişen çocuk oyuncağına dönen sistem arayışlarından bunaldık. Reform denilen her yeni düzenleme, yoğunlaşan kafa karışıklığına önayak olmuştur. Sonuç olarak da ufuksuz ruhsuz vizyonsuz mefkuresiz bir eğitim sisteminin direkleri dikilmiştir. Halen atama bekleyen öğretmen çilesi bitmemiş ve yaklaşık 350 bin öğretmenin sesi işitilmemiştir. 10 bin öğretmen ataması sadece pansuman işlevi görmüştür. Milli eğitime katılmak için gün sayan 100 binlerce kardeşim zor durumdadır. Öğretmenlerin öğrencilerine kavuşmaları geciktikçe travma ve intiharlar sıklaşmaktadır. Geçtiğimiz günlerde atanamadığı için intihar eden Canan Doğan bizi çok üzen en son kaybımız olmuştur. Öğretmenlerimizin feryatları duyulmalı ve bu sosyal kangren tedavi edilmelidir. Erdoğan her yere harcayacak para bulmuştur da sıra öğretmenlere gelince mi bütçeyi hatırlmaıştır. 2 buçuk milyar doları Suriyelilere yağmur gibi saçarken veren el olmuştur da, öğretmenlere gelince mi unutmuştur. Ayakkabı kutularına deste deste paraları dizen Erdoğan öğretmenlere duyarsız kalmamalıdır. Taktıkları kol saatinin fiyatı 700 bin lirayı bulan bakanlar herşeye layıktır da öğretmenlerin karın tokluğuna çalışmaya talip olmaları mı çok görülmektedir. Bakan ve başbakan çocukları masumdur da, hakkını isteyen öğretmenler suçlu mudur? Başbakan'ın birinci derecede sit alanına villa yapması normaldir de, öğretmenlerin çalışmak istemeleri anormal midir? Sayın başbakan böylesi vicdansızlık ve adaletsizlik ne Angola'da ne Zambiya'da ne Uganda'da ne de Honduras'ta vardır. Türkiye'de muazzam öğretmen açığı varken, atanamayanlara ek olarak öğretmenleri ücretli çalıştırmak da ahlaken ve hukuken sorunludur. MHP iktidarında öğretmen açığı kapatılacak atanamayan bir öğretmen dahi kalmayacaktır. Izdırap içindeki kardeşlerim korkmasınlar kasaları dolduranların kasaları boşaltılacak ve bu sefalete son verilecektir. 

DERSHANE MESELESİ

AKP milli eğitimi de yozlaştırmıştır. Bu milletimize karşı işlenmiş en adi suçlardan biridir. Dershaneler konusunda estirilen fırtına gittikçe kuvvetlenmektedir. Başbakan'ın kin ve garazlı tutumu dershaneleri gündeme taşımıştır. Kanun tasarısının kendi içinde bir çok tutarsızlığı olduğu izahtan varestedir. Bizim dershanelere bakışımız net ve bellidir. Bu kapsamdaki yorumlarımızı en son olarak 19 Kasım 2013'te açıklamıştık. Hükümet dershaneler bazındaki gerginlik politikasını camiayi cezalandırma fırsatı olarak görmektedir. Bu sakıncalı bir tavırdır. Dershanelerin kapatılması ihtiyacın eseri değil de, sürtüşmenin cephanesi olarak telakki edilmektedir. Meclisteki sayısal çoğunluğuna güvenerek bir grubu sindirmek için her yolu denemektedir. Bir kere dershanelere dürüstçe bakılmadığına bu delildir. Dershanelerin kapatılması ilkesel düzeyde benimsemediğimiz bir husustur. Dershanelerin ihtiyaç olmaktan çıkması lazımdır. Evlatlarımızı dershanelere mahkum eden bozuk sistem değişmeden yapılacak her hamle boşlukta kalacak ve bir ayağı sakat olacaktır. Öğrencilerimizi dershanelere mecbur eden sistem ele alınmadan, tedrici olarak kapanmasına yönelik plan oluşturulmadan öfke saçmak doğru mudur?

Burnu kaf dağında olan başbakan haksızlığın tarafı ve sahipleneni olmaktan vazgeçmelidir. Dershane kamuflajı altında ataması yapılan öğretmenlere bir yıl çalışmalarının hitamında disiplin cezası almamışsa yazılı ve sözlü imtihanlara tabi tutulacaklardır. Memuriyete yeni başlayan öğretmenler hükümete yakınlıklarına göre değerlendirmeye alınacaktır. Kim ne derse desin bu fahiş hata yasalaşırsa öğretmenlerin iş güvencesi tehlikeye girecek, AKP öğretmenliği adı altında yeni bir kariyer oluşacaktır. Müsteşar dışında tüm üst düzey kadroları boşaltma sinsiliği de dikkat çekmektedir. Müdür yardımcılarını hedef alan hükümet yangına körükle gitmektedir. Başbakan'ın egolarına akıl karı olmayan yanlışlarına ve milli eğitim üzerindeki tahribatlara izin vermemek gerekir. Umutlarımızın kaynağı muhterem öğretmenlerimiz başbakanın ipini çekecek, hukuksuzlukların bedelini ödetecektir. Öğretmenlerimiz bu günleri unutmamalıdır. Kalem tutan elleriyle Başbakan'ın üstünü çizmelidir. 

Siyaset her neviden toplumsal ve ekonomik sorunlarının ele alındığı bir süreçtir. Bu zemindeki kayma en başta demokrasiye zarar verir. Devleti ilgilendiren her konu insanımızın ihtiyacı siyasetin tutunduğu ana çerçevedir. Siyasetin ahlak zemininden kopması, çatışma üretmesi sahip olduklarımızı tüketecektir. Türkiye'nin darlık yokluk ve bunalımlı dönemlerinde siyasetin tıkandığı, bunun sosyal ve ekonomik açmazları derinleştirdiğini biliyoruz. Bu kısır bir döngüdür. Türkiye on yıllardır kısır döngünün pençesindedir. İstikrar, denge ve güvenlik arzu ettiğimiz kıvamda değildir. Malum çevreler bunlar üzerinden siyasal fayda devşirmiştir. İdeolojik bölünmelerle yıllarımız heba olmuş bölücülük hükümet eliyle resmileşmiştir. Türkiye'nin toparlanması, dengenin kurulabilmesi sağlanamamıştır. Ülke yönetimindeki siyasi zihniyetler uzlaşmaya kapalıdır, intikam hırsları ve işgüzarlıkları, ötekileştirme hastalıkları sorunları içinden çıkılmaz yapmıştır. Siyaseti kavgaya çevirenler, bozguncular milletin zamanında çalmıştır. Zamanını ileriye akmasına karşılık çağın gerisine düşmek 100 yıl önceki olayların benzerlerine muhatap kalmak başka türlü izah edilemez. Mirastan yiyen, sanal çatışma ile vakit geçiren, kendi dışındakileri tehdit algılayan, teröristlerle masaya oturan iktidarın yaşama şansı olmayacaktır. Türkiye'nin hal ve özeti fetret devrine bile rahmet okutacak seviyededir. AKP iktidarının elle tutulacak bir yanı kalmamıştır. Milli birliğimize, ifade hürriyetine sataşmaktadır. Başbakan siyasetini tamamen kavgaya bağladığından tarihteki tüm bozgunculara, fitnecilere taş çıkartmaktadır. 12 yıllık iktidar dönemi kurulan tuzakların, yaraların, oyunların, provokasyonların, icazet ve gölgesinde geçmiştir. Böyle bir iktidar düşman başına bile gelmemiştir.

ALO FATİH HATTI 24 SAAT AÇIKMIŞ

Yalancı yüssüz riyakar, dedikoducu, karanlık suratlı bir yığın adam AKP'nin etrafında toplanmış maneviyat sömürüsüyle şeytanın özel kuryeliğine soyunmuştur. Heralde Başbakan bu sözlerimize dayanamayacak, uzandığı ilk telefonuyla Fatihlerine emirler yağdıracaktır. Anlaşılan, Başbakan Erdoğan'ın paralı askerleri yandaş lejyonerlere, medayadaki soytarıları 24 saat hizmet vermektedir. ALo fatih hattı biz konuşurken sürekli açık ve çalışır vaziyettedir. Erdoğan dünyanın neresinde olursa olsun aslan parçası fatihleri tetikte beklemişler amuda kalkarak emre amade olduklarını göstermişlerdir. Fatihçiklere sesleniyorum. Alo fatih haberiniz olsun. tehlike büyük çünkü MHP sel gibi kurşun gibi fırtına gibi geliyor. 

SAYIN BAŞBAKAN BİR ALO DEMEN KAFİDİR

Yayınımızı derhal kesin durum raporunu da sahibinize takla atarak bildirin: Ezile büzüle en kısa yoldan ulaştırın. Başbakan'a teklifte bulunuyorum. Madem sözlerimizden öçok alınıyorsun Fatihlerini azarlıyorsun. Gel bu işi çözelim, şahsımın ne zaman ve ne kadar konuşması gerektiğini bildirirsen senin gönlünü kırmaz sana bir güzellik yapmaktan çekinmeyiz. Sayın Başbakan yeterki sıkma canını bu kadar çırpınma dert etme herşeyin orta yolu vardır ve bize bir ALO demen kafidir. 

Değerli vekiller özel hayatın mahkeme kararı olmadan dinlenmesi ve kayda alınması ve siyasi spekülasyona malzeme yapılması mazur görmeyeceğimiz bir ahlaki düşüklüktür. Kanunsuz şekilde kişilerin dinlenmesi bir handikaptır. Bu şekildeki bir sapma hali insan hakları açısından bir tehdittir. Şayet kamuoyuna servis edilen tapeler bizzat Başbakan'ın mahremini ilgilendirmiş olsa bunu lanetlerdir. Fakat kazın ayağı hiç öyle değildir. Bu vesileyle Başbakan'a kendisinin çoks evidği sözlerle sesleniyorum. Bu ses kayıtlarının içeriği özel değil genel genel genel ahlaksızlığın daniskasıdır. Başbakan işi gücü bırakmış MHP'yi takibe girişmitşir. Bu bizim için memnuniyet vericidir. Bizi ne kadar dinlerse örnek alırsa o kadar çok şey öğrenecek ve doğruyu görecektir. Ancak kendisi bizden istifade için değil sesimizi kısmak için çırpınmıştır. Muhtemeldir ki şu anda ekran karşısında başını iki eli arasına alarak merhum Kemal Sunal'ın filmlerindeki Mazlum karakterlerini yana döne aramaktadır. Biz nereye gitsek Başbakan'ın kulağı bize çevrilidir. Muhtemeldir ki geceleri bile adımızı sayıklamaktadır. Fas'a ziyareti esnasında şahsımızı hedef alan faşizan sözleri gündeme bomba gibi düşmüştür. Görüşlerimiziin Haberteyyo ekranlarında yayınlanması Erdoğan'ı çileden çıkarmıştır. Fas'tan ALO Fatih hattını tuşlamıştır. Medyanın köçeğine dönen malum şahıs ise yayınımızı kesmiştir. MHP'nin görüşlerinin altyazıyla geçmesine bile tahammül edemeyen Erdoğan dikta yönetimlerine benzer bir hazımsızlık göstermiştir. MHP'ye uygulanan sansür, otokrat başbakanın gözetim ve denetiminde tezahür etmiştir. Bu demokrasi cinayetidir, bağımsız basının havaya uçmasıdır. Medyanın başbakanın tahakkümü altına alındığının göstergesidir. Başbakan'ın moralini bozan medya çalışanları işten atılmış ekmeğinden edilmiştir. Demokrasinin en önemli unsuru haber alma özgürlüğü kısıtlanmış medya Başbakan'ın kirli emellerine teslim olmuştur. Başbakan kişi hak ve hürriyetlerine ket vurmuştur. Erdoğan manşetlerde neyin verilip veirlmediğini belirleyen çakma basın komseri olmuştur. 

Anketlerdeki oy oranlarımızla bile oynanmıştır. Anket simsarları bizden almış BDP'ye ilave etmiştir. İki Fatih'ten bir insan sureti çıkmayacağını bu kadar olaydan sonra anlamış olduk. Medya bezirganları Teketek kalmıştır. Baltayı taşa vurmuştur. Daha önce bu zihniyeti oldukça rahatsız etmişiz. Emrediniz efendim, tamam efendim, diyen arkadan kurmalı fatihler gereğini yapmıştır. Bizimle ilgili haberlere daha bir çok müdahaleler olduğuna dair duyumlarımız da vardır. Gazetelerdeki haberlere dahi karışan Fatihlerini paylayan bu Başbakan bardağı taşırmıştşır. MHP neden ekranlarda yok basında yer almıyor diye eleştirenler herşeyi anlamıştır. Kalem ve vicdan namusuna sahip bağımsız gazeteciler mutlaka aralarındaki ayrık otlarını söküp atmalıdır. İktidara teslim olmamış medya sahipleri bu kepazeliklere karşı taraflarını berraklaştırmalıdır. Erdoğan'ın MHP'de ödü kopmaktadır. MHP Başbakan'ı korkudan tir tir titretmektedir. Çünkü biz Türk milletinin hissiyat ve düşüncelerinin yegane tercümanı ve sözcüsüyüz. Hainlerin bizi sevmemesi doğaldır. Diktatörlerin bizden hoşlanmaması normaldir. Milli kimlik ve kültür düşmanlarının bizim sözlerimizden ürkmesi boşuna değildir. Ancak ister anketlerdeki oylarımızla oynasınlar, ister iktidar kahyası Fatihler bizi gazete sayfalarından mahrum bıraksınlar, medya zebanileri, istibdatçılar, ister hiç haberini vermesinler, bizi yok farzetsinler ne gam ne tasa, gerekirse derdimizi tek tek 76 buçuk milyon vatandaşımıza açıklarız. Dağ bayır demez yurdumuzu baştan başa dolaşarak dimdik duruşumuzu dosdoğru politikalarımızı sular seller gibi anlatırız. Satılmışlığın esaret tasmasını boğazına geçirmiş damatlara köşe verilmiş medya organları bizi haber yapmasınlar, biz iradenin asıl sahibine koşacağız. Tüm haramzadeleri doğduğuna pişman edeceğiz. O zaman göreceğiz ALO Fatihlerin nereye kaçacağını, yahu fatih diyenlern nereye kaçacağını. Türkiye akla hayale sığmayacak yolsuzluk ile can çekişmektedir. AKP hem suçludur hem de suçluların güvencesidir. Başbakan yürütmenin başı olduğunu götürmede ustalaştığını iyice ispatlamıştır. Erdoğan hafta sonunda Alibeyköy'de konuşmuş ve kendince evlere şenlik bir rüşvet tanımı yapmıştır. Bir memurla sivilin iş tutması olarak tasvir etmiş ve tanımlamıştır. Kabineye yeni giren Başbakan yardımcısı da yaşanan rezaletleri kamu malına yönelik olarak değil de şahıs menfaati olarak yorumlamıştır. Bu ifadeler sabırları zorlayan yorumlardır. Kavramlarla oynamak, hırsızlığı kapatmak için ipe sapa gelmez sözler sarfetmek milletin aklıyla alay etmektir. Rüşvet memur ve sivil arasındaki gayri meşru itibat ise 29 yaşındaki İranlının avcuna düşen yemlenen bakanlar temize mi çıkacaktır? Başbakan doğruyla yanlığı ters çevirerek ulaşmak istediği şey de budur. Sözde İranlı işadamının mal varlığı üzerindeki tedbir kaldırılmıştır. Malum banka genel müdürü de aynı şeyi yapılmıştır. 

Erdoğan'ın rüşvet tanımından sonra operasyonun ibresi dönebilir. Yeni savcı tutuksuz yargılananlara yönelik adli kontrol ve yurt dışı yasağı tedbirlerini kaldırmıştır. Anlaşılan iktidar hırsız ve rüşvetçileri serbest bırakacak. Hayırsever İranlı şahıs iktidarın kara kutusudur. Bu karanlık kişinin dili çözülür ve itiraf ederse Bakan ve Başbakanların foyası ortaya çıkacaktır. Millete en ağır küfürleri eden, havuza pay veren Medya şirketi alımında kullanılmak üzere 630 milyon toplanmasına çanak tutan yamuk işadamları da Başbakan'ın koruması altındadır. Erdoğan, "bu tür davalar açıldığı zaman bu insanların piyasadaki itibarları ne olur, bu ülkeye ihanet değil de nedir" diyor. Erdoğan kendisini ele verme ihtimalinden dolayı rüşvetçilerin itibarına kafa yormaktadır. Devletin parasını kasalarına çekenleri eleştirmek Başbakan'a göre ihanettir. Haram yemek, haramzadelerle dirsek taması kurmak, ihanet değil midir? Devleti sözümona casuslara, kriz lobilerine, paralel yapılara teslim etmek ihanet değil midir?
Tüm vatandaşlara alenen küfür etmek ihanet değil midir? Yolsuzluğun örtülmesi, rüşvetçi bakanların fezlekelerinin meclisten saklanması ihanet değil midir? Hazineyi boşaltanlara mihmandarlık yapmak ihanetin en büyüğü değil midir? Yazıktır bu millete. Önüne geleni kapan, ardına geleni tepen, hırsızı bağrına basan Başbakan'ın hukuken, siyaseten ve ahlaken ömrü çoktan dolmuştur. Son demokratik darbeyi bu zihniyete indirmek AKP'ye oy veren kardeşlerim başta olmak üzere herkes için namus borcudur. 
 
İnternet yoluyla işlenen suçların önüne geçmek elbete önemlidir. Fakat izlenen yöntem arızalı ve kusurludur. Yasalar özgürlüğü kısmak için çıkarılmaz. Demokrasi bu şekilde yaşayamaz. İsminden dahi bahsetmek imkansız hale gelir. Demokrasiden vazgeçmek ile eşdeğerdir. Kamuoyu internete getirilen sansüre karşı ortak tepkide bulunmuş ve bu yasakçı uygulamayı reddetmiştir. Başbakan'ın tahammül edemediği ve haberlerinin verilmesine kızdığı sayın Cumhurbaşkanı bunlara duyarsız kalmaz diye umuyorum. Türk milletinin Başbakan'dan ve hükümetinden kurtulması lazımdır. Bu hükümetin çöküşü kaçınılmazdır. Hazin tablo korkunç bir çürüme ve soysuzlaşmanın ihsas ve ilandır. Yalanla savaşmak için gerçeği bilecek kadar akılllı ve yürekli olmak zorundayız. Umutlarımızı yakıp yıkan başbakan eğerki nefsini ıslah etmezse sonu acıklı olacaktır. Kırk tarakta bezi olan Başbakan'ın aklından zoru yoksa milletin sabrını zorlamamalıdır. 

www.aksiyonhaber.com

Bu haber toplam 583 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Aksiyon Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 02122937548 | Haber Yazılımı: CM Bilişim