• BIST 107.196
  • Altın 151,513
  • Dolar 3,6807
  • Euro 4,3300
  • İstanbul 27 °C
  • Ankara 21 °C

Demirtaş: Kürtler bunu kabul etmez

Demirtaş: Kürtler bunu kabul etmez
BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Erbil'de düzenlenmesi planlanan Kürt Ulusal Konferansı'nın ikinci kez ertelenmesiyle ilgili, "Kongrenin ertelenmesi Kürdistan bölgesel seçimleriyle ilgilidir" dedi

Demirtaş, Suriye'deki Demokratik Birlik Partisi'nin (PYD) Eşbaşkanı Asya Abdullah ile Büyükşehir Belediyesi Konukevi'nde yaptığı görüşmenin ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Erbil'de düzenlenmesi planlanan Kürt Ulusal Konferansı'nın ikinci kez ertelenmesiyle ilgili soru üzerine, parti olarak konferansın kısa süre içerisinde gerçekleşmesi taraftarı olduklarını, ancak yeterli hazırlık yapılmadığı için ertelenme olduğunu söyledi.
Kürdistan federal bölgesel seçimleri nedeniyle bir kez daha ertelenme yaşandığını kaydeden

Demirtaş, şöyle konuştu:

"Artık belirlenen tarihte en güçlü şekilde yapılması için herkesin çaba sarf etmesi lazım. Bütün partilerin şunu bilmesi lazım. Her parti ulusal kongrenin yapılması konusunda halka verdiği sözle karşı karşıyadır. Bu kongrenin daha fazla ertelenmesi ve yapılmaması yönünde uluslararası bazı kesimlerden ve bölgesel güçlerden müdahaleler olduğunu da biliyoruz. Asıl olan halkın beklentisidir. Bu doğrultuda hareket ederse güçlü bir ulusal kongrenin gerçekleşeceğine inanıyoruz. Delege sayılarıyla ilgili tartışma var ama bu çözülmeyecek mesele değil. Kongrenin ertelenmesi Kürdistan bölgesel seçimleriyle ilgilidir."
Bir gazetecinin "Bingöl'de otomobilde yakalanan patlayıcılar çözüm sürecinin provoke edilmesine yönelik midir?" sorusuna Demirtaş, olayın detaylarını bilmediklerini, konuyu basından takip ettiklerini belirterek, olay aydınlandıktan sonra görüş belirtmelerinin daha doğru olacağını söyledi.

DEMİRTAŞ'TAN BAŞBAKAN'A CEVAP

"Hükümetin adım atması gereken bir dönemin en kritik aşamasındayız, hükümet adım atmadığı her dakika süreci zora sokmuş oluyor" diyen Demirtaş, şöyle devam etti:
"Bu ülkenin Başbakanı çıkmış 'Süreç falan yok. Parti olarak biz demokratik açılım yürütüyoruz, ortada bir süreç yok' diyor. Süreç yoksa hükümetin bugüne kadar yaptığı görüşmeler, İmralı'da, Kandil'de yürütülen temaslar, çalışmalar, hükümet açısından anlam ifade etmiyorsa, hükümet süreci zaten bitirmiş demektir. 200 kilogram bombaya falan da gerek yok. Hükümet bu süreci bitirmişse herkes bildiğini yapar. Bu da aylardır büyük çabayla oluşturulan bu atmosferin tuzla buz olması demektir. Şu anda hükümetten bu çözüm anlayışına yakışır çalışma görmedik. Uslüba ve söyleme bile yansımadı. Düşünün 100 yıllık bir sorunu çözüyoruz, hükümetin halen bir söylemi bile değişmedi. Halen baskıcı dil kullanılıyor. Kürt siyasi iradesini küçük gören, hor gören bir anlayış var. Kürtler bunu kabul etmez."

- Mezarların tahrip edildiği iddiası-

Demirtaş, Nusaybin'de PKK'lıların halk tarafından oluşturulmuş mezarlarının askerler tarafından tahrip edildiği ve bir cenazenin çıkarılıp götürüldüğüne ilişkin söylentiler olduğunu savunarak, "Çözüm sürecini tahrip eden, provoke eden şeyler. Bu tür şeyler olur. Dünyanın hiçbir yerinde mezarlara yönelik saldırı bugüne kadar kabul görmedi, hangi din ve inançta olursa mezarlık kutsaldır. Bir halkın evlatlarının mezarlarını tahrip etmek, o halkın isyan etmesi için yeterli bir gerekçesidir" dedi.

"Mezarlara yönelik bir tutum tek başına halkı isyana yöneltmekten başka birşey değil" ifadesini kullanan Demrtaş, şunları söyledi:

"Bu mezarları tahrip edenleri hükümet soruşturacak mı? İçişleri Bakanı, valilik mezarları tahrip eden askerler hakkında soruşturma açacak mı? Yoksa normal mi davranacak. Bunların hepsini izleyeceğiz. Burdan halkımıza açık çağrı yapıyorum, hatta partilierimize talimat olarak belirtiyorum. Mezarlar kutsaldır, mezarları kıranın gerekirse kafasını kırarız. Çok açık söylüyorum. Mezarlara yönelik kimin olursa olsun bir PKK'lının, bir Müslümanın, bir Ermeni'nin, bir gayri Müslümin olur kim saldırırsa partimiz, halkımız bu konuda en net tavrı göstersin. Müsaade edilmesin, en sert, en net tepki de bu konuda ortaya konulsun."

Bir gazetecinin "Anadolu Ajansı kısa süre önce Kürtçe yayına başladı, ancak diğer taraftan Anayasa Komisyonu Kürtçe dilini kabul etmiyor. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?" sorusu üzerine Demirtaş, "Türkiye Cumhuriyeti Devleti 'Kürtçe, Türkiye devletinin malıdır, Kürtlerin malı değildir. Biz devlet olarak istediğimiz şekilde konuşuruz, istediğimiz şekilde kullanırız ama Kürtler kullanamaz' diyor. Dolayısıyla Kürtçe Türkiye'de devletin dilidir, Kürtlerin dili değildir. Kürt sorunun çözümü için Kürtçe'nin Kürtlerin dili olduğunun kabul edilmesi lazım" dedi.
"Anadolu Ajansı'na serbest, Kürt çocuğuna yasak, yarın öbür gün okullar açılacak. Biz de parti olarak bu konuda yapılan hazırlıkları destekleyeceğiz" diyen Demirtaş, şunları söyledi:
"Kimse bizim çocuklarımıza zorla andımızı okutamaz, istediği dilde zorla eğitim yaptıramaz. Bu bir çelişkidir. Anadolu Ajansı'nın Kürtçe yayın yapmasını küçümsemiyorum, yapsın mutlaka önemlidir. Bütün haber kanalları özgürce bütün dillerde yayın yapsın. Bu değerlidir. Ama devlete serbest olan Kürtlere yasaksa bunun altında başka şeyler aramak lazım. Bu çok samimi bir yaklaşım olmaz. Devletin şunu kafasına koyması lazım. Kürtler anadilde eğitim yapacaktır, bir gün bunu göreceğiz. Bunu engelleyecek hiçbir siyasi güç yoktur. Su akacak yatağını bulacaktır. Başbakan bile kendi söylediğine inanmıyor. 'Anadilde eğitim olmayacak, bu ülkeyi böler' diyor ama kendisi de söylediği şeyin gerçek olmadığını biliyor. Parlamentoda başka, anayasa tartışmasında başka, Anadolu Ajansı'nda başka siyaset, devletin çelişkisinden kaynaklıdır."

- İmralı ziyareti

Demirtaş, İmralı ziyaretiyle ilgili girişimde bulunduklarını vurgulayarak, sözlerini şöyle tamamladı:
"Adalet Bakanlığı'na arkadaşlarımız bugün başvuru yaptı,10 gün içerisinde ziyaretin gerçekleşmesini bekliyoruz. Hükümete göre süreçte tıkanıklık yok. Hükümetin beklentileri gerçekleşti. Neydi beklentisi ateşkes olsun, geri çekilme olsun. Onlar da gerçekleşti. Şimdi halkın beklentisi var, Hükümetin bunu yapması gerekiyor ki halkın içi rahat etsin. Hükümet bunu yapmadığı sürece süreç risk ile karşı karşıyadır. Bunu ben söyledim diye demiyorum. Bu realitedir siyasetin doğası gereğidir. Müzakerenin, diyaloğun kopmaması için herkes elinden geleni yapmalıdır. Biz de bu doğrultu da çaba sarf edeceğiz. Ama öyle büyük umutların, güçlü heyecanların yaşandığı müzakere aşamasında değiliz. Hükümet artık hazırlık içinde olduğu paketi, güçlü hale getirir ve tatmin edici bir adıma dönüştürürse yeniden umutlar canlanır ve süreç çok daha hızlı şekilde ilerler. Öcalan ile görüşme gerçekleşirse bu konular bir daha orada masaya yatırılmış olacak. Bu konudaki son yaklaşımlarını görmüş olacağız."

www.aksiyonhaber.com

Bu haber toplam 266 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Aksiyon Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 02122937548 | Haber Yazılımı: CM Bilişim