• BIST 106.843
  • Altın 142,630
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • İstanbul 23 °C
  • Ankara 21 °C

Davutoğlu'ndan çözüm süreci uyarısı

Davutoğlu'ndan çözüm süreci uyarısı
Başbakan Davutoğlu, TRT1 ve TRT Haber ortak canlı yayınında kritik açıklamalarda bulundu.

Başbakan Ahmet Davutoğlu, TRT Haber özel yayınında gündeme ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.
 
Başbakan Ahmet Davutoğlu, 6-7 Ekim olaylarında olduğu gibi bir daha kimsenin "çözüm sürecini" sınamamasını istedi. Erken seçim iddialarını da değerlendiren Davutoğlu, seçimlerin zamanında yapılacağını söylerken bedelli askerlik konusunun tartışıldığını; ancak konuyu değerlendirdiklerini açıkladı.
 
Başbakan Davutoğlu, Merkez Bankası'nın bağımsızlığıyla ilgili olarak tartışmanın yanlış yapıldığını, ülkede siyaset-ekonomi-finans ve sosyal alanların birbirinden ayrılamayacağını söyledi.
 
G20 zirvesinin ardından Filipinler'i ziyaret eden Başbakan Ahmet Davutoğlu, TRT'de gazetecilerin sorularını yanıtladı. 'Siyaset, Merkez Bankası'na daha fazla müdahale etmeli mi?' sorusuna "Politikaların mahiyeti değişebilir. Ama değişmemesi gereken şey rasyonel olması. 2008 krizi finansal bir kriz olarak başladı. Sonra reel sektörü de etkileyen daha kapsamlı bir ekonomik krize dönüştü. Orada da tutulamadı, sosyal bir patlama oldu. Ardından da siyasal patlama oldu. Ben dört yılda 7 Yunan, 8 Romen Dışişleri Bakanı gördüm. Ekonominin herhangi bir sektörünü başka bir sektörden ayıramayız" yanıtını verdi. 
 
G-20 zirvesinde ele alınan gündem maddeleri ve atılan adımlar hakkında değerlendirmelerde bulunan Başbakan Davutoğlu, “Çok verimli tartışmalar oldu” dedi. Zirvede Türkiye olarak 3 maddeden bahsedildiğini ifade eden Davutoğlu, “Türkiye olarak 3 maddeden bahsettim; siyasi istikrar, makro ekonomi ve yapısal reformlar. Zirvede gümrük ticaretini gündeme getirdim. İkili, çoklu, bölgesel ve çok yönlü anlaşmaların birbiriyle tutarlı olması görüşünü dile getirdim” dedi.
 
"EKONOMİDE ÇÖZÜMLER EKONOMİ POLİTİK TEDBİRLERLE ÇÖZÜLMELİDİR"
 
Ekonomide çözümler ekonomi politik tedbirlerle çözülmelidir diyen Davutoğlu ekonomideki gelişmeler hakkında ise şunları kaydetti;
 
“Türkiye, 2013’teki iki seçime rağmen siyasi istikrarını korudu. 2008 krizi finansal kriz olarak başladı ardından ekonomik, sosyal ve siyasal bir krize dönüştü. Ekonomide çözümler ekonomi politik tedbirlerle çözülmelidir. Siyasi istikrarı göz ardı eden bir ekonomi politikası başarılı olabilir mi? Yapmamız gereken niteliksel bir sıçrama yapmak”.
 
"KİMSE ÇÖZÜM SÜRECİNİ SINAMASIN"
 
Başbakan, programın ikinci bölümünde ise çözüm süreciyle ilgili değerlendirmelerde bulundu. Türkiye'de 6-7 Ekim olaylarının büyük bir kırılma yaşanmasına neden olduğunu söyleyen Davutoğlu, kimsenin bir dana 6-7 Ekim olaylarında olduğu gibi çözüm sürecini sınamamasını istedi. Davutoğlu, sorunların silahla ve şiddetle çözülemeyeceğini söyledi.
 
Davutoğlu şöyle konuştu;
 
"90'lı yıllarda dile getirilen talepler, ardarda konulduğunda sorunların çoğunun çözüldüğü görülüyor. Mesala OHAL'in kaldırılması isteniyor, kaldırıldı. Kürtçe yayın istenmiş bu yapılmış. Cezaevlerinde Kürtçe konuşma istenmiş, bu da olmuş.
 
Bizler bunları bir müzakere olsun diye yapmadık, doğru olduğu için yaptık. Ülkede, "Kürtlere hakları verilirse ülke bölünür" diyen bir de "Bunlar verilmezse ayrılmak istiyoruz" diyen iki kesim vardı. 
 
"HAKLAR SİLAHLA ALINMADI"
 
Çözüm süreciyle birlikte kardeşlik oluşmuştur. Bizim dönemimizde yaylalara mezralara geri dönüldü. Bazı tazminatların ödenmesi konusu var. Bunların çoğu gerçekleşti. Bunlar demokrasi içinde yapıldı. Birileri silah göstererek bunları kabul ettirmedi. Şiddetin karşısında bir başka şiddeti gösterirseniz, bu anlamda devlet şiddeti kullanma yetkisi olan tek meşru kurumdur.
 
Şu anda çözüm sürecinin gelmesi gereken yer, her türlü talebin ifade edilmesidir ki bu sağlandı. Kimse şiddeti ve silah dilini, bu noktada kullanmaması gerekir.
 
"BUNLAR YAPILMASAYDI..."
 
Biz bunları yapmamış olsaydık, bölge böyle bir türbulansa girdiğini düşünürsek, Türkiye'nin iç barışını koruyabilir miydi? Şu anda çözüm kendi doğasında işliyor. Zaten bundan dolayı bölge halkı 6-7 Ekim olaylarında örgüte tepki göstermiştir.
 
"6-7 EKİM OLAYLARIYLA İLGİLİ ANKET YAPTIRDIK"
 
Bu konuda anket yaptık ve bölge halkı 6-7 olaylarını, yüzde 75 oranında doğru bulmadığını söylüyor. Geriye kalan büyük bir bölüm ise cevap vermiyor. Bu anketin içerisinde çok küçük bir marjinal grup bu olaylara destek veriyor. 
 
Çözüm sürecinde, nihayetinde en önemli sonuç silahların bırakılmasıdır. Demokratik alanın gelişmesiyle zaten bu kendisine bir alan bulamayacaktır. 

"EN ÖNEMLİ ŞART KAMU DÜZENİ"
 
Bize her ne kadar yol haritası verilmedi denilse de kendileri de biliyorlar ki biz bazı konularda mutabık olunduğu hususu aktarılmıştır. Tekrar söylüyorum. Kamu düzeni konusunda herhangi bir ipotek konulmasına izin vermeyiz. Bunda anlaşmışsak daha sonra ne talep ediliyorsa bunu konuşabiliriz.
 
Büyükşehir Belediye Yasası, Türkiye'nin Tazminat'tan sonra yapılmış, yerinden yönetim düzenlemesidir. Bunları yetersiz görürseniz o zaman size sorarlar: Ne istiyorsunuz diye?
 
Eğer siz Suriye'de ve Irak'ta olduğu gibi etnik bir bölücülük istiyorsanız o zaman bu başka bir şeydir.
 
"KİMSE KUSURA BAKMASIN"
 
Kürtler'in kendisini yönetmesi istenirse, Kürtler'in yoğun olduğu İstanbul'da ya da Konya'da böyle bir hak mı tanıyacağız? Lübnan mı olacağız? Kusura bakmasınlar ama Kürtler'in temsil hakkını kimse PKK'ye vermiş değildir. Çözüm sürecinde en önemli husus üniter devlettir.
 
Kürtler'i temsil ederek biz yerinden yönetelim derseniz, bölgedeki AK Parti'yi hiçe saymış olursunuz. İl ortalamasına bakılırsa AK Parti'nin bölgede temsil gücü daha fazladır.
 
"TAKVİM DEĞİL SIRALAMA VAR"
 
Çözüm süreci konusunda 1 Ekim'de kafamızda net bir takvim vardı. Tüm bu olaylardan sonra bir takvim değil ama kafamızda bir sıralama var. Yani bu konuda kim ne yapıyorsa biz onu yapacağız. 
 
"ERKEN SEÇİM YOK"
 
Türkiye'de herşeyin normal seyirde olduğunu göstermemiz lazım. Seçimler bu anlamda bir fırsat var diye değerlendirmeyiz. Ekonominin kuralları neyse bunu siyasetle bir bağlantı kurmayız. Seçimler vaktinde yapılacaktır.
 
"BEDELLİ ASKERLİK ŞİMDİLİK YOK"
 
Genel doğası gereği, bedelli askerlik konusunda görüştük. Olayın iki yönü var. Genelkurmay'da aldığım brifingte savunma yapılanmasında niteliksel bir sıçramaya ihtiyacımız var. Şu anda belli ölçülerde bu sağlandı.
 
Belirli bir yaş birikmesi varsa bunun da önüne geçmek lazım. Tezkereyi konuşurken 6-7 Ekim olayları yaşandı. Şu anda önümüzü rahat görebileceğimiz bir tabloda bunu değerlendirebiliriz. Bir ihtiyaç olduğu açık ama. Bu ihtiyaçta her alınan kararda kar topu gibi büyüyor. Verdiğiniz her af psikoloji içinde başkasını tetikliyor. Böyle bir beklentiyi yarın olabilecek gibi gündemde tutmanın da bir anlamı yok.
 
"TARIM KOMİTESİ OLUŞTURULDU"
 
Davutoğlu, "Bana kimse 'Avrupa Merkez Bankası Avrupa'nın siyasi çevrelerinden bağımsız' diyemez. Siyasal, ekonomik, reel sektör ve sosyal alanları birbirlerinden koparmak mümkün değil. Merkez Bankası Başkanımızla görüştüğümde, Türkiye MB'nin faiz beklentisi yüzde 6'nın altına düşmesini bekliyordu. Düştü mü? Olmadı. 'Niye olmadı' diye sorduğumuzda tarım fiyatlarının kuraklık nedeniyle yüksek çıkması yanıtını aldık. Tarım politikalarıyla ilgili bir husus, Merkez Bankası'nın beklentisini etkiliyor. Biz de tarım politikalarıyla ilgili Merkez Bankası yetkililerinin de içinde olduğu bir komite oluşturduk" diye devam etti.  
 
Dünyanın her ülkesinde merkez bankalarıyla hükümetler arasında daha yakın işbirliğinin yapıldığını belirten Davutoğlu, "Bir ülkede kalkınma ve büyüme rakamlarının düştüğü yerlerde siyasi istikrar olmaz. Enflasyonla büyüme arasında kaçınılmaz bir çelişki varmış gibi baktığınızda kısrı döngüye girmiş bulunuyorsunuz. Arz talep konusunda ulaşulacak yeni denge daha yüksekte olmalıdır" dedi. 
 
Davutoğlu, çözüm süreciyle ilgili olarak gelinen noktayı da değerlendirdi. Başbakan çözüm sürecinin sadece siyasal ve sosyal bir barışı değil ekonomik kalkınmayı da öngördüğünü belirtti. Davutoğlu 6-7 Ekim'deki Kobani olaylarının sürecin kırılganlığını gösterdiğini belirtti. 
 
Davutoğlu şu değerlendirmeyi yaptı: 
 
"Haziran ayında çıkardığımız yasayla yasal zemin oluşturmuştu. 6-7 Ekim olayları bir ihtiyacı ortaya koydu. Kamu düzeni. Bu olaylarla Türkiye'de kamu düzeni ve ekonomiye darbe vurmak istediler. Birçok işyeri yağmalandı... Âkil insanları da toplayarak biz kararlığımızı ortaya koydu. Bu konuda ispat durumunda değiliz. Karşımızda da tek bir taraf yoktur. Özellikle Doğu ve Güneydoğu'daki Kürt kardeşlerimizdir. 6-7 Ekim olayları nihai kertede Doğu ve Güneydoğu'da yaşayan halkımızın tepkisini görmüştür. Eğer HDP kanadından hâlâ 6-7 Ekim'de doğru yaptıklarına dair açıklama olsaydı kanallar zor açılırdı. Eşit vatandaşlık ilkesi etrafında herkesin eşit hakka sahip olduğu, başkalarının da haklarının gasp edilmediği yeni bir Türkiye'nin inşaasını hedefliyoruz. 6-7 Ekim olaylarında biz 'bazı taraflarda bu irade var mıdır? sorusunu gündeme getirdi. Umarım bir daha böyle olaylar olmaz. Nehrin yarısını çoktan geçtik, özgürlükler ve temel insan hakları bazında meseleleri ele almalıyız. Silahların en kısada terkedilmesi icap eder. 
 
Davutoğlu Merkez Bankası'yla sağlıklı koordinasyonun 'doğru politikalar' doğuracağını belirtti. 
 
"ALMANYA - İNGİLTERE DENGEYİ BULMALI"
 
Türkiye'nin 2015'te G20 Dönem Başkanlığı'nı değerlendiren Davutoğlu, G20'nin temsil kabiliyetinin geniş olduğunu, gelişmiş ve dinamik ekonomileri bünyesinde barındırdığını söyledi. Davutoğlu, G20'nin 2008 küresel ekonomik krizinin ardından 'kafa kafaya verip' yapısal reformlara imza atılmasına önayak olduğunu belirtti. 
 
Liberal ekonomiler arasında bir görüş ayrılığı olduğunu vurgulayan Başbakan, petrol üreticileri ve tüketicileri gibi ayrımları dışında Almanya gibi enflasyon karşıtı ülkelerle ABD gibi talep yanlısı ülkeler arasında görüş farklarının ortaya çıktığını söyledi. Avrupa ekonomisini daraltacak adımların Türkiye'yi etkileyeceğine dikkat çeken Davutoğlu, Anti-enflasyonist adımların talep artışını frenlememesi gerektiğini söyledi. 
 
AB içinde Almanya ve İngiltere arasındaki çekişme bağlamında Türkiye'nin durumu sorulduğunda ise Davutoğlu, Meksika ve Türkiye'nin sunumlarının dikkat çektiğini belirtip şöyle konuştu: 
 
"O oturumda Türkiye başarı öyküsü olarak gündeme geldi. Ben Almanya ve İngiltere'nin uzlaşması gerektiğini vurguladım. Durağan ekonomilerin bedelini Almanya ödemesin diye anti-enflasyonist politikalara yöneliyor. Avrupa'daki daralmayı Amerika finanse ediyor gibi bir durum var. Böyle bir kutuplaşmaya gidilmemesi gerekiyor. Avrupa üç kez resesyona girdi. Bir kez daha girerse bunu kaldıramaz. Türkiye'nin tezi şuydu: İkisinin buluşturulması gereken yer yerel sektör reformlarıyla talep ile arzın daha üst bir dengede buluşması. Arz ve talep bir dengede buluştu. Onu daha üst bir dengeye çıkarmak gerekiyor. Türkiye, üç sacayağında duruyor. 1. Siyasi istikrar. O salonda en uzun siyasi istikrarı olan Türkiye. Süratle tepki verebilen alternatif politika ürettiğinde bunun önünü görebilen bir hükümet. 2. önemli madde makro ekonomik istikrar, 3.sü de yapısal reformların kararlılıkla sürdürülmesi... 90'lı yıllarda dünya ekonomisi büyürken Türkiye çok az büyüdü. "
 
Davutoğlu 2014'ün bir sınama yılı olduğunu, iki seçim yapıldığını ama buna rağmen siyasi istikrarın korunduğunu belirtti.
 
Kaynak: TRT 

Bu haber toplam 244 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Aksiyon Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 02122937548 | Haber Yazılımı: CM Bilişim