• BIST 107.700
  • Altın 143,961
  • Dolar 3,5286
  • Euro 4,1426
  • İstanbul 24 °C
  • Ankara 23 °C

''Cumhurbaşkanı temiz olmalı şaibeli olmamalı''

''Cumhurbaşkanı temiz olmalı şaibeli olmamalı''
Başbakanın konuşmasını yaptıktan sonra toplantı salonunu terk etmesi üzerine sözlerine protokol kurallarından bahsederek başlayan Kılıçdaroğlu “Konuştu ve ayrıldı. Neden beni dinlemiyor. Çünkü korkuyor. Dinlemeye cesareti yok” dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu TOBB Genel Kurulu'nda konuşuyor. Kılıçdaroğlu'nun konuşmasından satırbaşları;

Geçen sene davet edilmediğim için katılmadım. Bu sene davet edildim katıldım.

Her devletin protokol kuralları vardır. Büyükelçi, cumhurbaşkanı nasıl karşılanır, protokol kuralı vardır.

Genel kurullarda devlet erkanı geldiği zaman konuşmalar hangi sırayla yapılır. Ben TOBB'a sesleniyorum neden siz bu kurallara uymuyorsunuz.

TOBB yöneticileri korkuyorlarsa bu ülkede cumhuriyet ve demokrasi var. Neden korkuyorlar. Konuştu ve gitti neden beni dinlemedi.Cesaret edemiyor.

Sevgili dostlarım. Bu ülkenin büyümesi için gelişmesi için istihdam için alın terini döken risk üstlenen değerli üyeler... Hepinize tekrar en içten selamlarımı sunarak sözlerime başlıyorum. 

Soma faciasında burada dinleyince bir kişiyi sanki bu işin sorumlusu işçiler. Öyle bir örnek verdi ki, araba şoförleri, araba sahipleri... Arabaya şunu aldım bunu aldım... Size şu örneği vermek isterim... Uygar bir ülkeyle uygar bir ülke yöneticileri ile devlet adamlarıyla uygar olmayanlar arasında fark vardır. O fark şudur. Birisinde önce risk analizi yapılır, riskler saptanır, giderilir ondan sonra işçiler oraya konur. madendeyse maden, fabrikaysa fabrika. Bizde ise kervan yolda düzülür. Hele bir aşağıya gönderelim öldükten sonra önlem alıyoruz.. Öldükten sonra ne önlemi... İnsan gitti zaten. Sorumluluardan bahsediliyor. Devlet yönetiminde bir şey unutulmamalı, devlet ile hükümet farklıdır. Yasama yargı yürütme tamamı tüzel kişilik olarak devleti temsil eder. Yasama bir şeye karar veriyorsa o yasayı uygulayacak olan hükümettir. 301 kişi hayatını kaybediyorsa onun mutlaka bir siyasi sorumlusu vardır. Siz onun kim olduğunu biliyor musunuz? O siyasal sorumlu bunu üstüne aldı mı? Almadı? Uygar bir ülkeden örnek vereyim. Japonya'da 4 saat sular akmadı diye belediye başkanı istifa etti. 301 kişi hayatını kaybetti istifa eden biri var mı?

Akıl alacak şey değil. Vergilerden söz edildi. Hepiniz vergi ödüyorsunuz... Size bilboardlarda yayınlanmak üzere bir ilan hazrılamıştık. Size göstereyim. Vatandaş vergisini veriyorsa hükümet de hesabını verecek. İşin özü bu... Şimdi değerli arkadaşlar son 2 yıldır meclise bütçe kanunları geliyor. Bütçe kanunlarının ne kadar önemli olduğunu biliyorsunuz. Sizin ödediğiniz vergilerin nerelere harcandığını TBMM adına sayıştay denetler. Sayıştay raporları TBMM'ye gelecek ki milletvekilleri okusun görsün ona göre gidip oy versinler. Bu raporlar gelmedi.. Hatta biri dedi ki... İyi ki sayıştay raporları gelmedi yoksa duman olurduk diye. Bir sürü yolsuzlukların olduğu o raporlar TBMM'ye gelmedi. Bu ilanları aslında bizim gösterdiğimiz tepkiyi sizin göstermeniz gerekirdi. Başta TOBB, İTO, Deniz Ticaret Odası göstermeliydi. Vergilerimizin hesabını verin demeniz lazımdı. İş gene bize düştü. Bu ilanların yayınlanmasını başbakanlık koltuğunda oturan zat yasakladı. Bana diyor ki, ana muhalefet partisinin genel başkanı bana diktatör diyor, diyor. Herhangi bir bilboarda hükümet hesabını verecek ilanını yayınlayan Başbakan'a dünyanın hangi ülkesinde sıradan bir devlet adamı kimliğiyle seslenilir. 

Kimse kusura bakmasın. Bana diktatör diyorlar diyor... Yasama ve yargı benim için ayak bağıdır diyen anayasayı çiğneyen bir kişiye ne denir? Bana sormayın. Gidin herhangi bir anayasa hukukçusuna sorun. Benim için yasama yani TBMM yargı yani mahkemler benim için ayakbağıdır diyor. Ne denir buna? Gidin hukuk fakültesine yeni girmiş öğrenciye sorun.. Bunu söyleyen adama ne denir? Sayıştay raporlarını getirmeyeceksiniz, anayasal kurumu çalıştırmayacaksınız, CHP'nin ilanını yayınlatmayacaksınız, yasama yargı ayakbağı diyeceksiniz, sonra bu ülkede demokrasiden söz edeceksiniz. Bunlar doğru değil.

2 yıl önce size sormuştum. Recep Tayyip Erdoğan'ı eleştirsem ne olur? bir de Ben konuşurken telefonlarım dinleniyor mu?

Bu iki soruyu kendisine sorun.

Almanya'da bir iş adamı çıkıp rahat konuşabilir. Bir iş adamı yabancı sermaye için hukuk çok önemlidir eğer hukukun üstünlüğü olmazsa yabancı sermaye gelmez dedi. O iş adamı vatan haini ilan edildi. Ne zamandan beri hukukun üstünlüğünü savunmak vatan hainliği oldu. 

Aslında konuşmam böyle değildi. Ben size yeni bir şeyler anlatmak istiyordum. Vergi veriyorsunuz. Son 10 yılda hükümet ne kadar para harcadı bilen var mı? Ben söyleyim. 133 milyar dolar iiç borç... Haziran 2013 rakamı bunlar. 238 milyar dış borç, 46 milyar dolar özelleştirme, 1 trilyon dolar vergi. Toplam 1 trilyon 617 milyar dolar para harcanmış... 

Geçmiş 56 yıldaki hükümetler kaç lira harcadılar? 95 milyar dolar iç borç, 130 milyar dolar dış, 8 milyar dolar özelleştirme, 542 milyar dolar vergi. Toplam 775 milyar dolar... Darbeler, kıbrıs çıkarması, beş sente muhtaç olduğumuz dönemler oldu vesair...

Gelelim büyümeye 1 trilyon 617 milyar dolar harcandı, ne kadar büyüdük? 2002'de ne kadar büyüdük. 775 milyar dolar harcanın 2002'de yüzde 5,2... 2003-2013'te yüzde 4,9... 1 trilyon 617 milyar para harcıyorsunuz ortalama büyüme bu...

Bir büyüme masalıyla karşı karşıyayız. Bunlar benim ürettiğim rakamlar değil. Devletin rakamları. Girip hepsini çek edebilirsiniz... Son 10 yılda ne oldu? Sanayi tabanı ne oldu? 1998 milli gelirimizin yüzde 32,6'sı sanayiydi... 2010'da yüzde 23,3'e düştü. 

Diğer ülkelere baklım. G.Kore 34'ten 35'e çıktı. Malezya 42'ten 44'te, Çin, Tayland yükseldi. Türkiye ise 32'den 23'e indi... Bütün cumhuriyet hükümetlerinin 46 yılda harcadığından daha fazla para harcanan bir dönemde... 

4,9 büyüme az mı? Hayır. Önemsiz değil. Ama ben şuna bakarım. Türkiye 4,9 büyüyorsa bizimle beraber yola çıkanlar ne kadar büyüyor... Gelişmekte olan ülkelerde büyüme ortalaması 6,4.... Bizden daha öndeler. Gerek sayın Hisarcıklıoğlu burada konuşurken Türkiye'nin ilk 10'a gireceğini söylemişti. Biz G.Kore'den önce otomobil ürettik. Şimdi bize otomobil satıyorlar. Neden biz otomobil üretemedik? Neden Güney Kore 3 ayrı marka üretti. Neden bizde Samsung yok... Güney Kore'de var... 1980'de ilk 20 ekonomide Türkiye 18. sıradaydı. G. Kore 24. sıradaydı. 1987'de Türkiye 14. sırada... Dört sıra ilerlemiş. Güney Kore 15'e çıkmış. Bizden bir puan geride. 2002'de 17'ye gerilemişiz. Güney Kore 14. sıraya çıkmış. 2013'te biz hala 17. sıradayız G. kore 12. Sıraya çıkmış. Sormamız gereken soru şu. Kendi kendimize propaganda yapmayalım. Ben benimle rekabet eden ülkelerle kıyaslanmalıyım. Eğer ben daha başarılıysam o zaman benim sözüm geçer. Ama ben sürekli geriliyorsan kusura bakmayın saygınlığımız her zaman tartışılır. 

CHP'nin vizyonu yoktur diye eleştiriyorlar. Eğer çağdaş bir ülke olmak katma değeri yüksek ürünler üretmek istiyorsanız eğitime önem vermek zorundasınız. İnsan beyni dünyanın en stratejik ürünüdür. Onu bilimle eğiteceksiniz. Bilgi üretmenin yolu eğitimden geçiyor. 

İnsan oğlu tekerleği 3 milyon yılda buldu. Ama şimdi her saniyede birden fazla buluş var. Bunun yolu eğitimden geçiyor. Eğer üniversitelerde eğtiim olmazsa bilgi üretmezse toplum gelişemez. Üniversitede okuduğum yıllarda devrim tarihi dersinde anlatılırdı. 2. dünya savaşı sonrası Almanya yerle bir edilmiş. ABD'li general şunu söylüyor. ALmanya yerle bir edildi sırtınızı doğrultamazsınız diyor. Alman generali diyor ki. Evet Almanya'da taş üstünde taş kalmadı. Ama unutmayın Almanya'nın üniversiteleri ayakta diyor. Bugün Almanya AB'nin dinamosu... 2. Dünya savaşına bakın bugünkü Almanya'ya bakın. 2 Dünya savaşında elde edemediği gücü AB ile elde etti? Peki biz AB'nin neresindeyiz? 

Bir eğitim sitemi getirdiler. 4+4+4.. Güzel.. Kalkınma planında yoktu. MEB'in strateji planında da yoktu. Hükümet programında da yoktu. Bakanlar kurulunda da görüşülmedi. Bir kanun teklifi verildi. Kanun teklifini AKP'den beş değerli arkadaş imzaladı ve verdi. Hiçbiri eğitimci değildi. Adı milli olan bir eğitimi şekillendiriyoruz. Çocuklarımız altı yaşında zorla okula götürüldü. Bu ülkenin başbakanı çıktı dedi ki sizin çocuklarınız geri zekalı mı rapor alıyorsunuz. Bu bir anneye söylenecek laf mı?

Demorkasiden söz ediyor. Siz bir annenin çocuğuna okula göndermemek için rapor alıyor siz gerizekalı diyorsunuz. Sonra da anamuhalefeti suçluyorsunuz. Daha garip bir şey söyleyim. Bu hükümetin bir bakanı çıktı. Dedi ki, biz Müslümanız bizden mucit çıkmaz, biz ara eleman yetiştiririz. Bunu söyleyen adamın Müslümanlıkla da ilgisi yoktur. İslam tarihine bakın,c ebiri bulan kim, anatomide büyük hamleler yapan kim? Ortaçağ'da Avrupa engizisyon mahkemelerinde kıvrılırken Müslüman bilim adamlarının kitaplarıyla Avrupa'nın aydınlandığını nasıl bilmez. 

OECD üyesiyiz... Dünya zenginler kulübü. Onlar iki yılda bir eğitim sonuçlarını değerlendirir. Okuma becerisi Türkiye'de sondan 3'ncüyüz.. Matematik'te sondan üçüncüyüz, Fen'de sondan dördüncüyüz. Bu eğitim sistemiyle biz katma değeri yüksek ürünler üretmekte sınıfta kalırız. 

Bir sitemimi söyleyim. Referanduma gittik. Anayasa kabul edildi. İçinde ekonomik ve sosyal konsey maddesi vardı. Türkiye'nin en temel sorunları orada görüşülecekti. Türkiye'nin ortak aklı olacaktı. Anayasa maddeleri kabul edildi kurum kuruldu. Kanuna göre 3 ayda bir toplanacaktı. En son ne zaman toplandı? Bilen var mı? 5 Şubat 2009... 2010... 2014... Üç ayda toplanması gereken kurul 5 yıldır toplanmıyor. 

Şimdi eğer bunu bir bürokrat yapsa hapse atılırdı. Ama hükümet yapınca hiçbir şey olmuyor. İş veren olarak sizin de sorgulamanız lazım. Bu kadar büyük olaylar oluyor siz yerinizde duruyorsunuz. Kusura bakmayın. 

''YOLSUZLUKLAR KONUSUNA GİRMEYECEKTİM...''

Yolsuzluklar konusuna girmeyecektim. Ama madem ki girildi. Ben de gireceğim. İhale yasası 33 kez değiştirildi. 17 Aralık'a darbe diyorlar. Kim yapıyorsa gelsin mücadele edelim. Kim yapıyorsa... Bu ülkede darbeler bitmek zorundadır. Elli kez söyledim. Diyor ki efendim sivil birisi cumhurbaşkanı olmalı. Evet söyledim. Ama gazete okumadığı için danışmanları da söylemiyor. Lafı farklı anlamış. Eski bir genelkurmay başkanı aday olursa destekler misiniz diye sordular. Sivil biri olması gerektiğini söyledim. Yanlış mı?

Sen de ben de siviliz diyor. Ben sana demedim ki ama üstüne alınıyorsun. Çünkü bizi dinlemiyor. Takılmış eskilere... Dünya değişti insanlar değişti. Hepimiz değişiyoruz. Biz elbette halkın cumhurbaşkanı seçmesini isteriz. Biz cumhurbaşkanı temiz adam olmalı kirli adam olmamalı şaibeli olmamalı diyoruz. İki.. Cumhurbaşkanı öfkeyi sanat olarak kullanmamalı. Cumhurbaşkanı halkı kucaklamalı. Sade olmalı güzel bir dil kullanmalı. Herkese eşit mesafede olmalı. Bağımsız ve tarafsız olmalı. Devleti uyum içinde çalıştırmalı. Halkın adamı olmalı. Biz böyle istiyoruz. 

Ali mi Veli mi olsun... Bunu tartışmamalıyız. Önce niteliklerini tartışmalıyız. Çünkü Cumuhrbaşkanı bayrğaı vatanı temsil eder. İyi eğitimli olmasını isteriz. Onun için anayasa üniversite mezunu olması lazım diyor. Güçlü öngörüleri olması gerekir. Bütün siyasal partilere eşit mesafede olması gerekir. 

Ben şu soruları sordum yanıt alamadım. Burada böyle bir konuşma yapmak istemezdim mecbur kaldım özür dilerim. Kalıp dinlemedi beni. Belki dinleseydi gene kalkıp gidecekti. Belki de erken gitmesinde fayda oldu. 

Senin bakanlarının koluna 700 bin liralık saati darbeciler mi taktı?

18 Nisan 2013'te Reza Zarrab'ın ilişkilerini ortaya çıkaran MİT raporunu darbeciler mi oraya koydu?

18 Nisan'dan 17 Aralık'a kadar dur herhangi bir işlem yapma bu bakanlar görevlerini sürdürsünler diye darbeciler mi sana öğüt verdi? Neden müdahale etmedin?

Bakan çocuklarının yatak odalarına boy boy yedi para kasasını içindeki milyon dolarları avroları darbeciler mi koydu?

Kim darbe yapıyorsa gelsinler, hep beraber karşı çıkarız. Ama kimse rüşvet olaylarını darbeci diye gizlemesin. Buna tevessül etmesin. Size duyduğum saygıdan dolayı girmeyecektim, ama o böyle konuştuğu için zorunlu olarak girdim. Tekrar hepinizden özür dilerim. 

Acaba ben başbakanı eleştirirsem başıma birşey gelir mi? Endişe taşıyor musunuz? Telefonla rahat konuşuyor muyuz? Herkes kaygı duyuyor. Ben de yüzde yüz dinlendiğimi biliyorum. Ailem de dinleniyor. Çünkü bunu bizzat kendisi AKP grubunda söyledi. Ey Kılıçdaroğlu senin nefes alışını bile takip ediyoruz demişti. Ne olacak takip et. Alnımız temiz bizim. 

Sağlıklı işleyen bir demokraside vergi denetimi silah olarak kullanılamaz. Denetçinin namus görevi vardır. Siyasal iktidarın emrine girmez. Eski bir hesap uzmanı olarak, yıllarını vergi denetiminde devlete vermiş olan biri olarak söylüyorum, hiçbir zaman vicdanımın el vermediği bir satırı dahi yazmadım. 

İskenderun'da Fil Filtre vardır. 1981 yılında bu fabrikada inceleme yaptık. Cumhuriyet tarihinin en büyük raporunu yazdım. Yıllar sonra İskenderun'a gittim beni karşılayanlar arasında bunun sahibi vardı. Yazdığım rapor az geldi galiba dedim. Size teşekkür etmeye geldim dedi. Çünkü siz haksızlık yapmadınız dedi. Raporu eksik yazdınız ama fazla yazmadınız. Size teşekkür ediyorum dedi. O nedenle davul zurnayla vergi denetimine gidilmez. Türkiye'nin en büyük iş adamına elli polis tankla copla vergi denetimine gidilmez. Hakkıyla kazanılmış bir ihale yandaşa gitmedi diye iptal edilmez. Devlette bunlar olmaz. Size namus sözü. CHP iktidarında gelir idaresi başkanlığı yeniden yapılandırılacak yönetiminde işveren de olacak. Sizin de söz hakkınız olacak orada. Aksi halde olmaz. Saydam devlet istiyoruz. Saydam politikacılar lazım. 

Halk mı zenginleşecek politikacı mı? Halk zenginleşecekse şapkayı önümüze koyup düşüneceğiz. 

Ben burada Sayın Erdoğan'ın daha güzel bir konuşma yapmasını bekliyordum. Allah aşkına bu hükümetin vizyonu var mı? Bu hükümetin bilgi toplumundan haberi var mı? İnsan oğlunun bilgi aşamasında geçirdiği evrelerden haberi var mı? Emin olun yok. Neden mi? Defalarca çıktı kürsülere buzdolabından bahsetti. Çamaşır makinesinden bahsetti. Bulaşık makinesinden bahsetti. Buzdolabi 1877'de üretilmiştir. Bulaşık makinesi 1885'te. Çamaşır 1906'da... İlk televizyon ABD'de icat edildi. ABD şimdi gen haritasından bahsediyor. Biz hala televizyon diyoruz. Çünkü vizyonumuz yok. 

2023'te ilk 10 ekonomiye girilecek diyoruz. Ama sürekli geriliyoruz. Sanayi liginden düştük. İlk 15'te yokuz. Kendi kendimizi kandırıyoruz. Biz bir kamyon mal satıyoruz 1000 dolar alıyoruz, onlar küçük bir çip satıyor 1000 dolar alıyor. Niye biz onu üretemiyoruz?

Hükümetin vizyonu yok çünkü 301 vatandaşımız hayatını kaybetti. Kazalar azalmış diyor. Geçiniz bunları. Avrupa'da birinciyiz dünyada da üçüncüyüz... İnsanlarımız hayatını kaybetti. Bize İngiltere örneği verildi. 1862.... Türkiye 1862'nin İngilteresi mi? O zaman orada da bir kaza olmuş da... 21. yüzyıldayız 2014 yılındayız. O zaman maden işçilerinin oy kullanma hakkı bile yoktu. 

Herkes suçlu işçi suçlu işveren suçlu şoför suçlu.. Hükümet? Orada bir şey yok. Denetimler yapıld mı? Denetimi kim yapacak? Hükümetin bürokratları değil mi? Niye yapmadılar? Bir Allah'ın kulu çıkıp da sorumluluk aldı mı? Bir bakan çıktı teşekkür ediyorum kusur vardır dedi. Ben şimdi o bakandan rica ediyorum çıkıp istifa dilekçeni ver ve en büyük dersi ver. 

Yeşil Pasaport'ta çok alkışladınız. Sinan Aygün yeşil pasaportla ilgili bir teklif verdi. 45 gün geçti görüşülmedi. Sayın Aygün çıktı Yeşil Pasaport işverenlere verilirse mutlu oluruz dedi. Kanun teklifi AKP oylarıyla reddedildi. Bunu da bilginize sunmak isterim. İşçiler haklarını arasınlar diyor. Tekel işçilerinin dramını biliyorsunuz değil mi? Oturdular sadece... O kışın soğuğunda bu insanlar havuzlara atıldı. Atan kimdi? Polisler talimatla yaptı. 

Bir şey var.. Biz üretmek zorundayız. Tüketmek değil. Türkiye üretmeli. Yeni sloganımız üreten Türkiye... Zenginleşen Türkiye..

Nasıl bir üretim? Katma değeri yüksek ürünler... Bilgiye önem vereceğiz. Üniversiteler bilgi üretir. Üniversiteler medreseye dönüşmüşse orada bilgi üretilmez. Orada her tür düşünce özgürce tartışılmalı. Bazı üniversitelerin fizik bölümü kapatıldı. Fen bilimlerine niye önem vermiyoruz. Fizik bölümü kapatıyorsanız katma değeri yüksek ürün üretemezsiniz. Peki nasıl üreteceğiz?

Yeni teşvik politikasıyla. Para politikası üretim üzerine olacak. Maliye politikanızı bunun üzerine inşa edeceksiniz. Hatta şunu söyleyebilirsiniz eğer Türkiye'ye gelip çip üretecekse bir firma ondan 10 yıl vergi almayın. Yeterki gelsin üretsin. 

Nükleer santrali kuruyoruz. Ama nükleer teknoloji öğrenemiyoruz. Cam sanayini biz ruslardan aldık. Batı vermedik. Petrokimyayı da ruslardan aldık. Petrokimya tesisi kuracak ülke haline geldik. Biz bunları yapabiliriz. Ama teknolojiyi kendi insanımıza öğretmek zorundayız. Nükleer santral kuruyorsunuz ama bu teknolojiyi biz öğrenemiyoruz. 

Türkiye otobüs üretiminde Avrupa'nın bir numarasıdır. Yunanistan'da kullanılan otobüslerin yüzde 42'si Türkiye'de üretildi. İstanbul nerden aldı? Hollanda'dan.. Tanesine 1 milyon 200 bin avro ödedi. Ne özelliği vardı? Yokuş çıkamıyor. Çünkü Hollanda'da dağ yok. İstanbul da yedi tepeli. ÇIkmıyor. Dünyanın en pahalı hurdalığı şu anda İstanbul'da. Biz itiraz ettik buna. Siz korku imparatorluğu egemen itiraz edemiyorsunuz. Korkmayın güçlü olun. En büyük güç sizde. Üreticisiniz. İşçi çalıştırıyorsunuz. 

Bankalarla ilgili eleştiriye de büyük alkış geldi. Bankalar zararı hep müşteriye yansıtır. Ama bu politikayı kim belirler? Siyasal iktidar... O zaman gözünüzü bankaya dikmek yerine gözünüzü başka yere dikmeliyiz. 

Anayasa değişikliği denildi. Yeni ve çağdaş bir anayasaya ihtiyacımız var. Anayasanın 65 maddesi Ecevit döneminde değiştşi. Yeni Anayasaya hiç itirazımız yok. Hukuka inanıyoruz. Her parti eşit sayıda üye verdi. Bunu ilk kez bu hükümet vermedi. Rahmetli Ecevit başlattı. Bütün partiler bir çalışma prosedürü belirlediler. Dediler ki uzlaşılan maddeler genel kurula inecekse bütün partiler imza koymalı. AKPlilerin de buna imzası var. Biz ona uyuyoruz. 

Temel sorun darbe yasalarıdır. Siz vekil seçmiyorsunuz. Önünüze liste koyuyoruz bunları seçeceksiniz diyoruz. Sandığa gitmem deyince de ceza kesiyoruz. Niye milletin vekillerini millet seçmiyor? Bu yasayı Kenan Evren çıkardı. Peki o yasanın arkasına kim sığınıyor? Getirin değiştirelim diyoruz. Yüzde 10 seçim barajı var. Yüzde 49 oy ile yüzde 65'ini alıyorsunuz Parlamento'nun... 

17 Aralık'la ilgili bir iran vatandaşı çıktı. Sonra serbest bırakıldı. Bazı gazeteler bunu aklamaya çalıştı. Efendim cari açığın yüzde 15'ini tek başına kapatmış. Yani 10 milyar dolar.. Biz de merak ettik. Ne kadar vergi verdi diye... Siz de merak ettiniz. İlk kez açıklıyorum. 2011 yılında sadece kira geliri var. 21 bin 800 lira vermiş. 2012'de kira geliri var 30 bin 400 lira vergi vermiş... 2013'te ticari kazancı için 133 bin lira vergi vermiş. Elinizi vicdanınıza koyun. Rıza Sarraf da darbeci mi? Serbest kaldı yurt dışına çıkış yasağı da kaldırıldı. 

Havuz medyası oluşturuldu. Medya özgür denildi. Bana diktatör diyorsun nasıl caddede geziyorsun, ben diktatör olsam gezemezsin diyor. Zaten bizi rahat bırakmıyorsun ki.. Ama biz korkmayız yılmayız. Bu ülkenin yetiştirdiği çok değerli bir insan var. 19 Mayıs'ta onu andık. Onun bir sözü bugün için çok anlamlıdır. Onu söyleyerek sözlerimi bitireceğim. Diyor ki Mustafa Kemal Atatürk:

"Çalışmadan yorulmadan üretmeden rahat yaşamak isteyen toplumlar önce haysiyetlerini sonra hürriyetlerini ve daha sonra istiklal ve istikballerini kaybederler.."

Onun için önce üreteceğiz sonra hakça bölüşeceğiz. 



 



 



 


 

Bu haber toplam 724 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Aksiyon Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 02122937548 | Haber Yazılımı: CM Bilişim