• BIST 97.533
  • Altın 145,791
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • İstanbul 18 °C
  • Ankara 12 °C

Cumhurbaşkanı Erdoğan net konuştu: Cumhurbaşkanlığı'nı bırakırım!

Cumhurbaşkanı Erdoğan net konuştu: Cumhurbaşkanlığı'nı bırakırım!
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'dan muhalefete hodri meydan: Eğer bulursa ben Cumhurbaşkanlığı görevini bırakırım!

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'dan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na rest gibi çağrı. 

Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nın tuvaletlerinde altın kaplama detayların kullanıldığı yönündeki tartışmalara Erdoğan, TRT ekranlarından yanıt verdi. 

Erdoğan, "Eğer ana muhalefetin başındaki zat, dürüstse, namusluysa, -Bakın ben yarın Iğdır ve Erzurum'da olacağım, hemen bu akşam Genel Sekreterime talimat vereceğim- buyursun gelsin, Cumhurbaşkanı Külliyesi'nde buraları dolaşsın, herhangi bir lavaboda, tuvalette acaba böyle altın kaplama bir klozet bulacak mı? 

CUMHURBAŞKANLIĞI'NI BIRAKIRIM

Bakın ben diyorum ki eğer böyle bir şey bulamazsa kendisi bu görevi bırakmaya var mı? Eğer bulursa ben Cumhurbaşkanlığı görevini bırakacağım. Bak bu kadar açık konuşuyorum. Bunu devletin televizyonundan haykırıyorum. Siyaset namusla yapılır, dürüst yapılır, adil yapılır" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan TRT ekranlarında gazetecilerin sorularına cevap veriyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 'Cumhurbaşkanı Özel Yayını'nda, TRT Haber ve Spor Yayınları Dairesi Başkanı Nasuhi Güngör'ün moderatörlüğünde Hilal Kaplan ve Nuh Albayrak'ın sorularını cevaplıyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın sorulara verdiği cevaplar şöyle:

FETİH ŞÖLENİ

İstanbul'a aşık olmak, insanda müstesna bir ruh hâli meydana getiriyor. İstanbul'da doğdum büyüdüm, belediye başkanlığı yapmak benim yaşamımda farklı bir yere sahip. Fetih kutlamalarını gençlik yıllarımızdan beri yapardık. Belediye başkanlığıma kadar bu süreç devam etti. Belediye başkanı olduktan sonra da bu kutlamaları farklı bir şekilde sürdürdük. Artık fetih kutlamalarını farklı bir zemine oturtmak istedik. Merhum Sultan Fatih sadece İstanbul'a değil, bir çağa hitap etti. Karanlık bir çağı kapattı, aydınlık bir çağı açtı. Özellikle gençliğin oradan alabileceği çok şey var. Bizim de en önemli meselemiz gençlik olunca Fatih Sultan Mehmet gibi padişahları tanımalarında faydalı olacağını düşündük. Bu yıl ilk adımdı. Bundan sonrada haftayı çeşitli sempozyumlarla geçirelim, yaygınlaştıralım.

Mehteran 82 kişi, bu defa bunu 562 kişi olarak mehter takımı ordaydı. 562. yıl dönümüne atfen böyle bir sayıyla oradaydı. Türk Hava Kuvvetleri'nin Türk yıldızları, pilotlarımızın gösterisi yine aynı şekilde İstanbulluların beğenisini kazandı. Türk Silahlı Kuvvetlerimize teşekkür ediyorum. Daha sonrada belgesel çok çok farklıydı.

Ben o coşkuyu hücrelerimde hissettim. Tüm İstanbullulara teşekkür ediyorum.

BAŞKANLIK SİSTEMİ

Ben başkanlık sistemi ile ilgili tartışmaları beklediğimiz gibi meydanlarda pek bulmadık. Ağırlıklı olarak ben daha çok gündeme getirdim. Bu seçim arefesinde başkanlık sistemi gündeme farklı bir şekilde oturmalıydı. Muhalefet bu konuya hiç girmiyor. Parlamentodaki böyle bir sayının oluşması onları ciddi manada rahatsız ediyor. Belkide onların geleceği noktasında rahatsız ediyor. Türkiye başkanlık sistemine giderse acaba bu iki yapılı veya iki partiden oluşan böyle bir yapı zaman içerisinde diğerlerini böyle bir yokluğa götürecek. Bu istikrarı getirecektir. Benim bir de belediye başkanlığı sürecim var. Türkiye şu an da adeta ayaklarına pranga vurulmuş bir idari sistemle yürütülüyor. Böyle bir şeyle ülkeyi sıçratmak mümkün değil.

Bu sistem hız veriyor, tırmandırıyor. Bu enerji insanlarımızda, iş adamlarımızda var. Beyin noktasında da ciddi bir güce sahibiz. Bütün bunları yapabilmek içinde lider noktasında bu sorunu aşmalıyız. Güçlü liderlik gerekiyor. Güçlü lider olabilmeniz içinde çoklu yaklaşım anlayışının olmaması gerekiyor. Rahat karar vermek, karar sürecini hızlandırmak, istikrarı yakalamak gerekir.

Ben bir şeye üzülüyorum. Biz dünyada ekonomisi güçlü 17. ülkeyiz. Bizim hedefimiz ilk 10'a girebilmek. Türkiye İhracatçılar Meclisi ile konuştuk. Çevredeki ülkelerde de ekonomik kriz var bu bizi de etkiliyor. Rekabet gücümüzü arttırmalıyız.

Bir gerçeğide ifade etmeliyim. Bu başkanlık sistemi olayı Recep Tayyip Erdoğan'ın kendi meselesi değil, ülkemizin meselesi. Diğer ülkelere bakıyoruz, başkanlık sisteminin etkilerini görüyoruz. Türkiye'nin bunu tartışması lazım. Aydınımız bile bunu tartışmaktan çekiniyor. Hangisi doğruysa buna yönelik adımlarımızı atalım.

MUHALEFETİN BAŞKANLIK ELEŞTİRİSİ

Başkanlık sisteminin de bir sınırı var. Biz bir totaliter rejimin özlemi içerisinde değiliz. Geçmişe baktığımızda Özal'ı, Türkeş'i görüyorsunuz. Kendi geçmişini inkâr edenler var. Sayın Bahçeli, Türkeş'le ilgili yapmış olduğu açıklamaları, neyle izah edecek. Onlar şuanda burada farklı bir dönüşümün içerisindeler. Biz olaya farklı bakıyoruz. Kendi geleneklerimizden göreneklerimizden gelen bir geçmişimiz var. Şahsımla alakalı bir beklentim yok. Tek derdim, ülkem çok çabuk sıçramalı. Sistemi gözden geçirdiğimizde karşımıza şuandaki parlamenter sistemle bu yürümez. En güzel örneğini Fransa verdi. Bu işe karşı çıkanlar, "ne olur gel bizi kurtar" dediler. Türkiye'de de bizim bu noktada, inanıyorum ki aklı selim hakim olacak. Bu seçimlerin neticesinde, bunu yapmaya kararlı olan, en azından referandumu sağlayacak bir oy... Diğer üç partide buna karşı.

Anayasa komisyonuna başkanlık sistemini verdik. Diğerleri buna o zamanda yine karşı çıktılar. Zatende yürümedi malum, geldiğimiz nokta ortada.

PARALEL YAPI VE KASETLER

Bazı televizyon kanalları, 17-25 aralık ve sonrası diye bir kıyas getiriyorlar ekranlara. O kıyaslara her şeyi açık ve net ortaya koyuyor. Gördüğünüz zaman, bu ülkede siyasetin çivisi, bu tür siyasetçiler sayesinde çıkmış. siyasetçi bir defa dürüst olacak. bunu böyle yalanla hakaretle sürdürmeyecek. Ana muhalefetin başındaki kişi yalanın üstüne yalanlar koyuyor. Paralel ile ilgili şeyde, sen bir defa bu partinin başına kendi genel başkanını ipe götürecek bir kasetle geldin. Ne yazıkki sayin Baykal, onun da benim tarafımdan bilindiğini o yüzden Başbakan bunu açıklamaları demişti. Defalarca söyledim. Bunu yayından kaldıran benim. Binali beye dedim ki bu işi hemen hallet. Bu yayın edepsizce yapılıyordu. Ondan sonrada ben bunları asla telaffuz etmezken, kendileri aday olmayacağım demesine rağmen aday oldu. Bu dürüstlük mü? Genel başkanın altından koltuğu alıyorsun. Bu kasetle burda duramaz, buraya otururum diyorsun. öyle de oturdu. Bir fırsatçılık yağmasıdır yürüdü. Şimdi onlarla beraber yürüyorlar.

Bölücü terör örgütünün arkasında olduğu siyasi parti içinde aynı şey geçerli. Tek paydaları var, hükümete cumhurbaşkanına karşı olmak. Manevi değerler falan artık önemli değil, her şey meşru. Böyle bir yapı var ortada. Böyle bir durumda siyaseti maalesef yaşıyoruz. Her türlü yalan iftira hala devam ediyor. Bir yere kadar böyle gidecek.

ADANA'DA DURDURULAN MİT TIRLARI

Bu olay Bayırbucak Türkmenleriyle alakalı bir konu. Hep şunu ifade etmişimdir: Özellikle insani yardım noktasında şu anda Milli İstihbarat Teşkilatı'mız Bayırbucak Türkmenlerine bu desteği vermektedir. Millî İstihbarat Teşkilatı'na yönelik atılan o iftiralar ve gayri meşru operasyonlar, bu casusluk faaliyetinin içine o gazete de girmiştir. Kimden aldın bu rakamları? Paralel yapı. Avukatlarına talimatı verdim hemen davayı açtım.

Üst akıl böyle bir talimat veriyor. DAİŞ'ten bahsettiler, terör örgütlerinden bahsettiler. Bayırbucak Türkmenleriyle ilgili bizim desteğimizin olmadığını iddia ediyorlar. Ahmet Davutoğlu Bey'in, benim defaatle yaptığımız toplantılar var. Lojistik yardımlarımızı, verdiğimiz eğitimleri açıklarlar.

Biz onları yalnız bırakmamanın ötesinde, sıkıntıda olanların bir kısmını ülkemize çektik, tekrar daha sonra gönderdik. Bu konuda bize muhalif olan siyasilerden, bunu bilenlerde vardır. Biz zalim Esed'in eline bunları bırakamayız. Elimizden gelen desteği vermeye devam edeceğiz. Ben davamı da açtım. Bunların bütün derdi Türkiyenin imajına gölge düşürmek. Bunu özel haber olarak yapan kişi de bunun bedelini ağır ödeyecek öyle bırakmam onu.

PARALEL ÖRGÜTLE MÜCADELE HUKUK ÇERÇEVESİNDE

Bizim attığımız adımların hepsi hukuk çerçevesi içinde yürüyor. Tutuklananlar içerdeler, savcılık iddianamelerini hazırlıyor. Sonrasında yargı devam edecek. 8 Haziran itibariyle çıkacak tablo, hükümet aynı hükümet olursa bu işte bir kararlılığı var. Hükümet bu geldiği noktadan sonra yine devam edecek. Süreci devam ettireceğiz, taviz vermemiz söz konusu değil.

KPSS ile ilgili 30 a yakın insan tutuklandı, yurt dışına kaçanlar oldu. Hepsinin de farklı sığındıkları yerler var. Bundan sonraki sürecin içerisinde bu kaçış, arkada bir dağınıklığı meydana getirecek. Hükümet olarak da şuan da seçim öncesi yapılanlar ve seçim sonrasında yapılacak olanlar var. Şuan da tabi seçim atmosferi içerisinde bu tür adımları atamadılar.

Ulusal güvenliğimizi tehdit eden, legal görünüm altındaki illegal örgütler derken hedefi ortaya koyuyor.

BDDK'NIN "BANK ASYA'NIN TMSF'YE DEVREDİLMESİ" KARARI

Bu bankanın Türk finans sektöründe bir ağırlığı yok. Yüzde 1 falandır. Biz ısrarla Ziraat Bankası, Halkbank ve Vakıf Bank'ın bu işe girmesi. Artık İslam dünyasında özellikle sermaye böyle bir güvenilir merkez yer arıyor. Londra bu işin merkezi olsun da, İstanbul neden olmasın. Biz o algıyı meydana getiremedik. Ben Ziraat Katılım'ın açılmasıyla birlikte umutlarım artıyor. Halk Katılım'ın açılışıyla ilgili de çalışmalar sürüyor.

Vakıf Bank'ın yüzde 56'sı Vakıflar Genel Müdürlüğünün. Bu Vakıf Katılım'ın çok güçlü bir hâle gelmesini sağlayacaktır. Tabii bu bir anda olmaz, peyderpey oradaki hissesini alıp Vakıf Katılım'ı çok güçlü hâle getirebilir. Vakıflar Genel Müdürlüğü, Vakıf Katılım'ın dağıttığı paradan rahatlıkla parayı kullanabilecek. Vakıflar Genel Müdürlüğünün ilgi alanı çok geniş. Bu bir akar. Ve bu akarı rahatlıkla kullanma şansına sahip olacak. Vakıflar Genel Müdürlüğü inanıyorum ki en etkin hayır kurumu hâline gelecek.

GENEL SEÇİMLER VE KARARSIZLAR

Gittiğim illerde oradaki siyasetin içerisinde olan insanların bana aktardıkları bilgi. Muhalefet pek hareketli değil, hareketli gibi görünen de tehdit yapıyor. Siirt'teki olayı gördünüz, orada 3 tane hanımefendiye saldırıyorlar. Aynı şekilde Hakkari'de havaalanı açılışı yaptık, kepenkler indirildi, iki işçiyi de öldürdüler. Korku salıyorlar. Diyarbakır, ciddi bir tedirginliğin altında. Van'da musluklardan kanın akıtılması olayı. Bunların hareket alanı bu. Dürüst samimi olarak sandıklara gidelim gibi dertleri yok. Son haftaya girildiği için hareketlenme olacaktır.

Meydanların dili farklıdır. Onlar 14 parti birleştiler, aldıkları netice ortada. Biz milletimizle geldik. Tercihim şudur. Son haftaya girildi. Bütün mesele, olay sadece meydanlarda bitmiyor. Ama zihinde kararsızlık tabi biraz düşündürücü. Bana en son geldiğinde 14'tü kararsızlar. O kararsızlar bu hafta düşmüştür. Kararsızların düşmesiyle birlikte yönlendiği istikamet neyse, makası açacak hâle getirecektir. Ülkem istikrardan kopmasın temennisindeyim. İstikrar ve güven zedelenirse; milletim, ülkem kaybeder diye düşünüyorum.

SAHADAN BAKINCA NE GÖRÜYORSUNUZ?

Bu noktada tarafsızım. Meydanlarda milletin tarafındayım. Bir belediye başkanına baktığım zaman hizmet gereklidir ama yeterli değildir. Hizmet yaparsın ama halkın gönlünü kazanamazsın orada seçimi kaybetmeye mahkûmsun. Hizmet yapmazsın ama halkın gönlünü kazanırsın, orada seçimi kazanırsın. Ben belediye başkanlığımda da rastgele çat kapı yaparım. Bir çayını ayranını içerim. Geçenlerde Sultangazi'de bunu yapmıştım.

ÇÖZÜM SÜRECİ VE HDP'NİN TEHDİTLERİ

Öncelikle şunu tespit etmekte fayda var, milletin tercihi her şeyin üstündedir. Millet neyi tercih ediyorsa herkes buna saygı duymak zorundadır. Barajın üstünde olmasını mı istiyor, barajın altında mı bırakmak istiyor. Buna saygı duyulmalıdır. 2002 Kasım seçimlerinde MHP barajı aşamamıştı. Barajı aşamadık diye MHP, terör örgütünün arkasında olduğu partinin yöntemlerine başvurmadı. Bir sonraki seçimi bekledi ve parlamentoya girdiler. Öyle tehditler var ki. Partinin kıdemli mensupları değil sadece, dışarda sözde bazı aydınlar destekler verdiklerini söylüyorlar. Siz oylarının rengini açıklarken bir gerçeği de göreceksiniz. Siz kalkıpta Van'da bilbordlardaki kan akan muslukları görmezseniz, kusura bakmayın saygı diye bişey kalmaz. Bu isimlerin içerisinde bir kaç tanede akil insanlar kadrosunda yer alan kişilerden var. Bütün bunların bizi düşündürmesi lazım. Biz gerçekten demokratik parlamenter sistem içinde siyaset yapacaksak, parlamentoda gelir konuşursun, her şeyi söylersin. Hukuk içine atman gereken adımları atarsın. Silahla siyaset demokratik parlamenter sistemin yolu değildir. Silahla millî iradeyi ipoter altına almak için her yola başvuruyorlar. Millî iradenin 7 Haziran'da bu işi çok iyi değerlendireceğine inanıyorum. Yüzde 99'u Müslüman olduğuna inandığımız bir ülkede, "Taksim Kabe'dir" diye ifade ederseniz, Müslüman kardeşlerimi rahatsız eder.

Diyanet İşleri Başkanı'nın arabasına taktılar. Bunu kaynak olarak gösterdiler. 320 bin liralık bir Mercedes'i çok gören bir zihniyet, kendi bindikleri arabayı hiç söylüyorlar mı? Dedim ki, havuzumuzdaki zırhlı mersedeslerden bir tanesini takdim edeceğim. Havuzdaki uçaklarımız da uluslararası ziyaretlerde kullanılsın istedik. Diyanet İşleri Başkanımızın protokoldeki yeri 52. sıradaydı. 12. sıraya getirdik, bunu bile az buluyorum. Bu noktadaki hassasiyetimizi korumalıyız.

Din dersleriyle, imam hatip okullarıyla ilgili yapılan saldırılar inanıyorum ki dini bütün Kürt kardeşlerimizi yaralamaktadır. Bu kafayla Kürtlerin temsilcisi olamazsınız. Çözüm süreci bu mantıkla tabiki yaralanıyor.

HDP BARAJI AŞAMAZSA ÇÖZÜM SÜRECİ ETKİLENİR Mİ?

Böyle bir şeyi düşünmek bile hayal. Çözüm sürecini başlatan bunlar değil ki, biziz. Üç kademeli başlattık. Bir, demokratik açılım ilk adımıydı. İkinci adım, Millî Kardeşlik Projesi olarak devam etti. Üçüncü adım ise çözüm süreci olarak devam etti. Bunun karşısına dikilme durumu olursa, bunu tabiiki aşacağız. İllegal yöntemlere başvuranlar da bunun bedelini muhakkak göreceklerdir. Son parlamentoda İçişleri Bakanlığımızın çıkarmış olduğu yasalarda bunlara yönelik yasalardır.

SİYASİ PARTİLERİN SEÇİM VAATLERİ

Çok açık net söylüyorum. İlk defa TRT kanallarından söylüyorum. Eğer ana muhalefetin başındaki zat dürüstse. Ben yarın Iğdır ve Erzurum'da olacağım. Buyursun gelsin, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde buraları dolaşsın. Herhangi bir lavaboda altın kaplama bir klozet bulacak mı? Eğer böyle bir şey bulamazsa, kendisi bu görevi bırakmaya var mı? Bulursa ben Cumhurbaşkanlığı görevini bırakacağım. Bunu devletin televizyonundan haykırıyorum. Siyaset namusla yapılır. Ben çıkıyorum programdan, genel sekreterime talimatı veriyorum, o da sıkıyorsa Beştepede Cumhurbaşkanlığı Külliyesini dolaşsın.

İkincisi bardaklar. Benim dönemimde bardak alımı falan olmamıştır. İfade edilen rakamlarla alınmış bir bardakta yoktur. Her tür oradaki alımlarla ilgili arkadaşlarım bilgiyi verirler. Dönemimde böyle bir alım yapılmamıştır, geçmiş dönemde yapılan alımlardır. Bir iftira edebe adaba yakışmaz. Hodri meydan diyorum. Çık gel Beştepe Külliyesini dolaş. Bulduğu takdirde cumhurbaşkanlığı bırakacağım diyorum. Kendisi de bulmadığı takdirde CHP'nin başından ayrılacak mı? Tüm yazılı görsel medyanın bunu takip etmesi lazım. Bunların yalan hücrelerine işlemiş. İftira at tutmazsa iz bırakır.

KAYNAK DA ÜRETTİK, BORÇLARI DA ÖDEDİK

Kaynak üretmede Türkiye tarihinde bir ilkiz. Cepte hazır olan parayı tüketmek kolaydır. Biz kaynak ürettik, Marmaray'ı, üçüncü köprüyü, üçüncü havalimanını yaptık. Koalisyon hükümetlerinden sadece zorunlu tasarruftan borç, 15 katrilyon sadece memur ve işçiye borç vardı. Sendikalarla arkadaşlarımız bir araya geldiler, bu borçları biz ödedik. Bunlar memuru da işçiyi de soydular. Biz gelmeseydik; memurum, işçim bu borçları tahsil edemeyecekti. Memura da işçiye de yapılan zamlara baktığımızda aldığımız mesafe çok çok önemli.

Benim memur kardeşim işçi kardeşim şunu niye düşünmez: Ben daha önce bu hastanelere bu şekilde gidebiliyor muydum, ilaçlarımı rahatlıkla alabiliyor muydum? Hastanelerde bulamadıkları için eczaneden satın alıyorlardı. Bu devir kapandı. İstediğin hastaneye gidip, istediğin eczaneden ilacını alıyorsun.

Eskişehir'de konuşuyor, "üniversiteli gençlerin harcını kaldıracağım" diyor. Biz harçları kaldıralı nerdeyse iki sene oldu. Verilen burs 45 liraydı. Biz 330 liraya çıkarttık, artı beslenme yardımı. Master öğrencilerine 660 lira. Doktora öğrencilerine 990 lira. Bunlar şu anda veriliyor. Biz yapılanı konuşuyoruz, cek cakla konuşmuyoruz.

Özellikle emeklilerle alakalı konuda, ciddi bir aldatmaca söz konusu. "Bu oyunu hep birlikte 7 Haziran'da bozmak gerekir" diye düşünüyorum. Mesela 2002'de net asgari ücret 184 lira. 2015'te şu anda 949 lira. Nominal artış, yüzde 415. Emekli sandığına baktığımızda artış yüzde 259 lira. SSK işçileri 257 lira alıyordu. 2015'te 1072 liraya çıktı. Artış yüzde 317. Bağkur-Tarımda artış yüzde 885.

Bunları böyle sürdürmek mümkün. Eskiden hatırlarsanız enflasyona bizi ezdiriyorlardı, ama şu anda böyle bir şey ilke olarak yok.

MUHALEFETİN VAATLERİ

Ben filancadan daha mütevazıyım demek tevazu değildir ama bunun en önemli şahidi halktır. 4 buçuk yıl belediye başkanlığı yaptım. Florya'daki muhteşem resmi konutunda değil, Burhaniye'deki o evde yaşadım. Başbakan oldum, yine aynı şekilde 12 yıl resmî konutta yaşamadım, Subay Evleri'nde oturdum. Şimdi resmî konuttayım.

Bu tür iftiralarla, onların da kendilerine has yandaş bir medyaları var malum. Benim bir dönem özel sektörde çalışmışlığım var. Askere gittim geldim, sonra kendi işimizi kurduk. Kurduğumuz işimizle de belli imkânları elde ettik. Bunu hazmedemeyen tipler var. Artık bunların hiçbiri umrumda değil, çünkü halkımızın da umrunda değil. Mütevazı olmak noktasında, köşelerinde bazılarının yazdıkları şeyler. Bu konular benim asla arzu ettiğim ifadeler değildir. Bizim tek derdimiz var, Allahın rızası tahsil edebiliyorsak ne mutlu bize. Bunun dışındaki, bu tür aşırılıklara kaçan ifadelerden tenzih ederim.

ASGARİ ÜCRET VAATLERİ HAVADA UÇUŞUYOR

Bunlar havada uçuşuyor. Asgari ücretin tanımını bunlar bilmiyor. Asgarî ücret bir korumadır. En az ücret alanı korumadık. Bunu özel sektöre, devlete söylüyor. 990 liranın altına düşemezsin. Diyorlar ki 1400. Ama bu ne getirir, ne götürür bunun hesabını yapmıyor. Asgarî ücreti yüksek tutarsanız, istihdamda ciddi bir tıkamda meydana gelecektir. 3 kişinin bu noktadaki ücreti bir kişiyi yemek demektir.

İşveren bundan kaçacaktır. Bunu görmüyorlar. Özel sektörde iş veren işçi çıkarmaya başlayacaktır.

Göreve ilk geldiğimde de "İlk 100 gün bizden bişey beklemeyin" demişimdir. Ben niye milletimi aldatıyım. Ne altadan ne aldanan olacağız dedik. Üç dönem milletimiz bizi hep iktidarda gördü. Kim kendisini aldatıyorsa milletim vakti geldiğinde verir.

YENİ ANAYASA

Ya referandumu ya 367'yi yakalayacaksınız. Bunlar olmuyorsa, Meclisteki partilerden ortak hareket edebileceğiniz bir parti çıkacak mı? Bundan önce olmadı.

Dürüst, samimi değiller. Bu ana muhalefetin dürüst olmadığını milletim görmeli. 47 maddede hadi dedik kaçtı, 60 maddede hadi dedik kaçtı. Yarın ne olur bilemiyorum.

ÇÖZÜM SÜRECİ VE HDP

Başta "Üst Akıl" olmak üzere böyle bir adım atıldı. Bütün güçleriyle seferberlik halindeler. Dağın bu işteki hamlesi, kendilerinin yaptıkları açıklamalar var. Yaptıkları hesaplarla da işi bu noktada kovalıyorlar. Tehdit mekanizmasını kullanıyorlar.

Güneydoğudaki halkımıza da seslenmek istiyorum. Oy namustur. Cesur olacak, bu oyum benim namusumdur, kimseye yedirmem diyecek. Biz emniyet, güvenlik her türlü tedbirimizi aldık alacağız.

SİSİ, MURSİ'NİN ARKASINDA NAMAZ KILARMIŞ

Medya grubu hiçbir zaman İslam dünyasındaki bu tür gelişmelerde doğrunun yanında yer almadı. Mursi iş başındayken, bizim bir Mısır seyahatimiz vardı. Bu seyahatte yüksek düzeyli stratejik konsey toplantısını yapmıştık. Sisi denen zatta ordaymış. Aynı zamanda Milli Savunma Bakanıymış. Sormuştum Mursi'ye nasıl diye? "İyidir, iyidir." dedi. Sonra bana enterasan şeylerini anlattılar. Pazartesi ve perşembe oruçlarında falan, Sisi gelirmiş Mursi'nin arkasında beraber namaz kılarlarmış. Bunu bana Mursi anlatınca, bu olaylardan sonra şok oldum. Bu çok yüzlülük nasıl oluyor diye. Zaman zaman bunu satıyorlar, "hafızdır" diye. İdama hükmedilen kararlar çıktı. 40 bine yakın hapishanelerde mahkumlar var. Bütün bu sürece baktığımızda bir Müslüman olarak buna tahammül edemem, kanıma dokunuyor. Sen bir Müslümansan adil davranmak zorundasın. Bir yılda ne oldu da böyle bir darbeyi yapıyorsun. Biz Mısır'a 2 milyar dolar para aktardık. Ama bunları Mursi kullanamadı mesela. Bunlar kullanıyor şu an galiba. Ve sen bu darbeyi yapıyorsun, ne var ne yok hepsini topluyorsun. Buna "iyi yaptın" denilebilir mi. Mursi'nin yönetiminde bir kuruş bile vermeyenler, bu olaydan sonra para aktardılar, yoğun bir şekilde silah aktardılar.

Mısır gibi bir ülkenin (ki Mısır halkı bizim için candandır) yükselişine fırsat vermemek için bu darbeyi yaptılar. Antidemokratik böyle bir darbe girişiminde bulunurken, Batı dünyası tamamıyla burada iflas etmiştir, sınıfta kalmıştır. Hiçbiri tavır ortaya koymadı. Şimdi idamlarla ilgili konuşuyorlar, hep soyut. Somut bir şey yok. Avrupa Birliği olarak idamı yasaklayacaksın, buradakine "eyvallah" edeceksin. Aynı şekilde Amerika'nın, Rusya'nın yaklaşım tarzı. Biz üzerimize düşen görev neyse yapıyoruz. En azından dünya halklarının bu konudaki uyanışına vesile olabilirsek ne mutlu bize. Benzer şey Bangladeş'te de olmuştu. Yine yapabileceğimiz, ya elimizle müdahale, mümkün değilse dilimizle müdahale.

MUHALEFETİN CUMHURBAŞKANI'NA YÖNELİK ELEŞTİRİLERİ

Ben cumhurun seçtiği cumhurbaşkanıyım. Halkın içinden geldim, halkın içinde olmamdan daha doğal ne olabilir? Açılışlar yapmaksa, hükümet bu tür açılışlarda benden istirham ettiği zaman benim bunları yapmamdan daha doğal bir şey olamaz. Halkımda bende bundan memnunuz. Bunu meydanlar söylüyor. Ben alışılmış bir cumhurbaşkanı olmayacağımı söylemiştim. "Milletimin tarafında olacağım" demiştim, yaptığım iş bu. YSK'ya müraacat ediyorlar. Büyük bir çoğunluğu reddedildi. Bir kaç tane ters kararlar YSK'dan çıktı. Cumhurbaşkanının, toplu açılışı yapmak noktasında hangi meydanda, nasıl yapacağına dair bir engel yok.

Benim, tarafsızlığım halka karşıdır. Halka karşı olan tarafsızlığımdan asla taviz vermem. Halkın tarafını tutmam noktasında kimse bana engel koyamaz. Halkıma karşı aldatmaca olması hâlinde de, halkımı uyarmamdan, belli bir tecrübeyi halkımla paylaşmamdan daha tabi ne olabilir.

17 MİLYON YOKSUL DİYOR, NEREDE?

Kılıçdaroğlu'nun Esed'le masaya oturarak bu işleri çözeceği düşüncesi varsa bu hayal. Göreve gelmeden önce, Türkiye 45 milyon dolar harcama yaparken, sadece dönerler noktasında 4 buçuk milyon harcamalar yapan bir ülkeyiz. Veren el alan elden üstündür. Kılıçdaroğlu'nun kitabında böyle bir şey yok. Gönderecekmiş. Bu mazlum insanlara verilen destek kaynaksa, sen zaten bitmişsin.

17 milyon yoksul diyor, nerede? Biz göreve geldiğimizde en yoksulun oranı 2,1 dolardı, şimdi 4 küsüre çıktık. Yoksullukla mücadeleyi sürdürdük. Kendisine verilen rakamlar hep yanlış. Böyle bir Türkiye artık yok. Sosyal devlet ilkesini de tanımıyorlar. Fakir fukaraya kömür desteği yaparken bize saldırıyorlardı. Yoksullar noktasında valiliklerimizin maaş bağlama hakkı var. Sobası yoksa sobasını da alacaksın, kömürünü vereceksin. Bunlar istismar edildi, "kömür dağıtarak oy alıyorlar" denildi. Samimi değiller. Türkiye'de 17 milyon yoksul falan söz konusu değil.

Yoksulluğu sıfırlayacağım diyor, Amerika sıfırladı mı. Dünyanın en zengin ülkesi sıfırlayamadı. Az yada çok her ülkede var.

27 MAYIS'IN HEVESLİLERİ VAR

27 Mayısları yaşamak gibi şeyleri aklımızdan geçiremeyiz, aşıldı. Ama bunun heveslileri var. "Yeni Türkiye" diyoruz ya, onlar hep eski Türkiye'nin telaffuz edilen kelimeleridir. Yeni Türkiye çok daha farklı. Sadece İstanbul'da, Yassıada meselesi vardı. "Burayı Demokrasi ve Özgürlükler Adası yapacağız" demiştim. Buna bir proje yaptırttık. Yassıada ile Sivriada'yı birbirine bağlayan bir proje. Bir asma köprüyle her iki ada birbirine bağlanacak. 14 Mayıs'ta Sayın Başbakanımız geniş bir heyetle gittiler ve temelini attılar. Şu anda inşaat devam ediyor. Aralarda Geziciler gelip orada gösteriler yapıyorlarmış. Biz bu işte kararlıyız. Bir sene içerisinde biterse rekor olacak. Amerika'nın nasıl bir Camp David'i varsa bizim de Demokrasi ve Özgürlükler Adamız olur.

Milletime bir şeyi hatırlatmak durumundayım. Bu idamların konuşulmamasını dahi istiyorsak, irademizi sandığa tam yansıtmalıyız. Millet olarak 7 Haziran'da azami ölçüde sandığa gitmeliyiz. Şu an tabii cumhurbaşkanlığı seçimindeki gibi değil.

Kimsenin bahanesi de yok, "okullar tatildi" de diyemez. Herkes gibi kutsal görevini yapıp, istikrar ve güvenine katkı sağlayacak adımına katkı sağlaması lazım.

GALATASARAY'IN ŞAMPİYONLUĞU

Yeni başkanı aradım, tebrik ettim. Teknik Direktör Hamza Bey'i aradım tebrik ettim, kendisini severim de. "Tüm Galatasaray camiasına şampiyonluk hayırlı olsun" diyorum. Bir Fenerbahçeli olarak da, dört büyükler arasındaki sıkıntıların artık ortadan kalkmasını temenni ediyorum. Türkiye'ye bunlar artık yakışmıyor. Tribünlerin artık bir dinlence yeri olmasında fayda var. Hele hele bayanlarla buraya geliniyor, ağızlardan çıkan ifadeler hiç şık değil. Bizler tabii Hükümetle Cumhurbaşkanlığı olarak da ne talep ediliyorsa yapmaya da hazırız.

İSTANBUL HABER AJANSI

Bu haber toplam 312 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Aksiyon Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 02122937548 | Haber Yazılımı: CM Bilişim