Hakkaride karakol inşaatına saldırı
Türk diplomata tecavüz suçlaması
19 Mayıs Kutlu Olsun...
İnternetle Hayat Kolay Projesi başladı
Dev yolcu gemisi Aida Diva Marmariste
ANKET
Spor kulüpleri içerisinde hangi takım taraftarısınız ?
YAZARLAR
Recep Canpolat
PİYASALAR
DOLAR
1,8295
EURO
2,3265
IMKB
56.936
HAVA DURUMU
Ankara 7 / 26 °C
Antalya 12 / 19 °C
İstanbul 15 / 20 °C
İzmir 12 / 22 °C
MAİL LİST
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Büyük tehlike: Evlilik yorgunluğu

Çeşitli zorlukları aşarak evlenen çiftleri bekleyen en kötü sürpriz, evlilik yorgunluğu. İlişkinin belirli dönemlerinde ortaya çıkan bu problemin nedenlerini ve önleme yollarını Uzman Nörolog Mehmet Yavuz anlatıyor.
12.09.2011 10:23

Yüzyıllardır kutsal kurum olarak adlandırılan evlilik, çoğu insanın hayallerini süslerken, kimileri için de ciddi bir korku kaynağı. Çeşitli zorlukları aşarak evlenen çiftleri bekleyen en kötü sürpriz ise evlilik yorgunluğu. İlişkinin belirli dönemlerinde ortaya çıkan bu problemin nedenlerini ve önleme yollarını Reem Nöropsikiyatri Merkezi’nden Uzman Nörolog Mehmet Yavuz anlatıyor…

4 bin yıllık toplumsal bir kurum olan evlilik; kimilerinin rüyası kiminin de kabusu. Çoğunluk için gereklilik olan bu kurum, bazı çiftleri zamanla yoruyor ve evlilik hüsranla sonuçlanıyor. Eskiden "şiddetli geçimsizlik" olarak adlandırılan boşanma nedeni günümüzde "evlilik yorgunluğu" denilen evlilik yozlaşması halini aldı ve deyim yerindeyse boşanmalarda moda haline geldi. 

Evlilik yorgunluğu ne zaman başlar?
"Aşkım, sevgim bitti, artık heyecanım kalmadı" gibi ifadelerle sonlandırılan evliliklerde biten aslında aşk ve sevgi değil, dostluk ve paylaşımdır. Yapılan araştırmalarda evlilik yorgunluğunun evlendikten 2,5 yıl sonra başladığı ortaya çıktı.

Günümüzde birçok çift aşkı, dostluk ve sevgiye dönüştürebiliyor; bunu beceremeyenlerse soluğu mahkemede alıyor.
 
En önemli faktör eğitim uyumu
Ekonomik ve fiziksel uyum, yaş uyumu, inanç uyumu ve cinsel uyum gibi benzerliklerin hiçbiri evlilik yorgunluğunu önlemede belirleyici değildir. Çiftlerden biri çok zengin diğeri çok yoksul olabilir ya da biri genç diğeri yaşlı olabilir.

Evlilik yorgunluğunu önleyen en önemli faktör, eğitim uyumudur. Böyle çiftler birbirini anlayabilir, birçok konuyu birlikte tartışıp paylaşabilir ve en önemlisi konuşabilir. Konuşan bir çiftin de çok önemli sorunlar olmadıkça evlilik yorgunluğuna yakalanma riski çok azdır.
 
Boşanma riskinin en yüksek olduğu dönemler
Evliliklerde boşanma riskinin yüksek olduğu dönemler; ilk bir yıl, daha sonraki altı yıl ve evliliğin 20'nci yılıdır. Ani evliliklerde, nişanlılık dönemi geçirenlere göre ilk yıl boşanma riski daha fazladır. Aniden evlenenler birbirlerini aynı evde yaşamaya başlayınca tanırlar ve uyumlu olmamaları halinde ilk bir yıl içinde boşanırlar genelde.
 
Uzun süre flört etmek önemli
Görücü usulü ile bir süre nişanlı kalıp evlenenlerin ilişkileri aile büyüklerinin seçimleri ve tecrübeleri ile şekillendiği için flört evliliğine göre biraz daha sağlam olabilir. Bu noktada çiftler arası sorunlarda aile büyüklerinin hemen devreye girip arabuluculuk yapması önemli bir faktördür. 20'nci yıldan sonra boşanmalarda görücü usulü evlilik ve flört evliliği arasında sayısal açıdan bir fark yoktur.
 
Teknoloji evliliği yoruyor
Günlük hayatımızı kolaylaştıran teknoloji, özel hayatımızı tehlikeye atıyor. Çok odalı evler, yazlıklar, kışlıklar, farklı televizyon ve bilgisayarlar, çiftleri birbirinden koparıyor ve yalnızlaştırıyor. Bunlar duygusal yönden kopma ve ayrışmalara neden oluyor. Teknolojik imkanların daha az kullanıldığı kırsal kesimlerde boşanma olaylarının nadir görülmesini de buna bağlayabiliriz.
 
Akraba ve komşu ziyaretleri ilişkiyi canlı tutuyor
Akraba ziyaretleri ve komşuluk ilişkileri evliliği sürekli dinamik tutarak yorgunluğa engel olabiliyor. Haftada en az iki defa akraba ya da komşu ziyaretinde bulunanlarda, evlilik yorgunluğu riski azalıyor.

Bu ziyaretler hem eşler arasında paylaşımı artırır hem de monotonluğu yok eder. Evlerinde hizmetçi ya da bakıcı olanlarda da olmayanlara göre boşanmalar daha fazla görülür. Yemek sonrası çay-kahve sohbetleri evliliği pekiştirir.
 
Evlilik yorgunluğuna yakalanmamak için neler yapılmalı?

Elinizdekilerin değerini bilin: Sahip olduğumuz birçok şeyin kıymetini kaybettiğimizde anlarız. Sağlığınızın, ailenizin, çocuklarınızın, dostlarınızın değerini bilin. Eşinizle ortak arkadaşlıklar ve dostluklar kurun. Ne yazık ki bazı eşler, yaptıkları her işte mükemmel olmaları gerektiğine inanır ve dolayısıyla bir türlü kendilerini yeterli bulmazlar. Bu tür insanlar kendileriyle barışık olmadıkları ve kendilerinden kapasitelerinin çok üstünde beklentileri olduğu için evliliklerinde de mutlu olamazlar. Hayat düz bir çizgi değildir, inişli çıkışlıdır. Başarı kadar başarısızlıkların da doğal olduğunu kabul etmek gerekir.

Mutluluğunuz için araya hedefler koymayın: Kendinize ev, araba alınca, çocuğumuz olunca ya da başka bir olay gerçekleşince mutlu olacağız gibi hedefler koymayın. Mutluluk hedef değil uzun bir yolculuktur ve her an yaşanacak bir duygudur.
 
Evliliğinize zaman ayırın: Eşlerin tüm zamanlarını birlikte geçirmeleri özellikle çalışan ailelerde neredeyse imkansızdır. Çiftler, evde olsun dışarıda olsun akşam yemeklerini birlikte yemeye gayret göstermeli, pazar sabahları hep beraber uzun kahvaltı keyifleri yapmalıdır. Akşam yemekleri haftada ikiden aza indiğinde tehlike başlamış demektir. Ayda birkaç kez konsere, sinemaya, tiyatroya bu da olmazsa pikniğe gidilmeli, seyahatlerden eşlere hediyelerle dönülmelidir.
 
Başkalarına yardım edin: Yardıma muhtaç insanlara birlikte destek olmaya çalışmak, birliktelik duygusunu pekiştirir. Bu da beraberliğe takım ruhu kazandırarak ilişkinin doğru çizgide ilerlemesini sağlar.

Birlikte hobiler edinin: Çeşitli spor ya da sanat dallarında ortak zevklere yönelmek evliliği güçlendirir.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
DİĞER HABERLER
ÇOK OKUNANLAR