• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • İstanbul 20 °C
  • Ankara 17 °C

Bülent Arınç'tan terör yorumu

Bülent Arınç'tan terör yorumu
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, akşam yerel bir televizyon kanalında gündeme dair açıklamalarda bulundu.

Fransa'da yaşanan terör olayları ile ilgili değerlendirmede de bulunan Arınç, terör konusunda bazı tarifler olduğunu ancak bu konuda netlik olmadığını kaydetti. Arınç, "3'te 2'si bunların hepsi terördür buna karşı beraberlik yapalım diyor. 3'te biri hayır bunlar terör değildir diyerek, bunu mazur göstermeye çalışıyorlar. Biz Türkiye olarak o 3'te 2'nin içindeyiz. Bu olayları isterse Müslüman yapsın, isterse Hristiyan yapsın, isterse Budist yapsın dini önemli değil, kimliği, rengi önemli değil. Elinde silahla şiddet uygulayan teröristtir. Kime karşı yaparsan yapsın buna karşı hiçbir zaman da tarifi veya cevaz verilmesi, mazur görülmesi mümkün değildir" dedi.

TEDBİR ALINMALIYDI

Her ülkede olduğu için bunun Fransa'da da olabileceğini söyleyen Arınç şunları kaydetti: "Tedbirler alınmalıydı. İstihbaratı ile güvenlik meselesi ile belki buna karşı bir dayanışma içinde başka ülkelerle de işbirliği yapılabilirdi. Ama ne yaparsanız yapın, nasıl Türkiye'de bazı eylemleri maalesef önleme imkanı yoksa Dolmabahçe'de olduğu gibi Sultanahmet'te olduğu gibi daha önce başka yerde olduğu gibi Paris'te dünya metropollerinin en büyüklerinden birisi."

Burada zaafiyet söz konusu olabileceğini ifade eden Arınç, "Bu iki kişi nasıl olacak? Bir tane de şoför bulacaklar, bir araba ile gidecekler, dışarda ki iki polisi öldürüp 12 kişiyi de katledecekler. Tabi ülkemde yaşananlara da bakarak en azından terör konusunda birşeyler söyleme hakkını kendinde gören bir insan olarak, içinden teröristlerin indiğini bir aracın kapılarının açık tutulduğu bir aracı görüyorum. Şoförü de direksiyon başında. Onlar işlerini bitirip koşuyorlar, arabayla uzaklaşıyorlar. Hayret ediyorum o nasıl bir yoldur ki nasıl bir caddedir ki araç yol ortasında duruyor, ne önden gelen var, ne karşıdan giden var. Onlar işlerini rahatlıkla bitirip kaçana kadar herhangi bir kişiden vasıtadan herhangi bir yerden müdahale yapılmıyor. Çekilen bütün görüntüler olayın işlendiği binanın teras katından amatörce insanların çektiği görüntüler. Tabi o yeri caddeyi sokağı tam bilmiyorum ama Bursa'nın bile bir sokağından caddesinden Allah korusun kötü bir örnek veriyorum belki bir araç yolun ortasında durup, 3, 5 dakikadan fazla bekleyemez. Ya yer bu müdahalenin yapılamayacağı kadar sapa yerlerden birisi veya gerçekten yolun orasından burasından kesilmiş olması lazım. Ya da bir başka zaafiyet söz konusu olabilir. Bunların hiçbirisini nedendir diye söylemiyorum. Yapılan iş vahşettir, terördür" dedi.

GİRMİŞ OLANLARI DA HEMEN YAKALIYORUZ, SINIRDIŞI EDİYORUZ

İsimlerinin Kouachi olması Cezayir asıllı olmasının hiç önemli olmadığını vurgulayan Arınç, dikkat edilmesi gerekenin son zamanlarda farklı terör örgütlerinin, farklı amaçlarda ortalığı kana bulamaları olarak değerlendirdi. Bülent Arınç, "Ortadoğu'da ismini çok duyduğumuz El Kaide'den, El Nusra'dan başlayarak, sonunda IŞİD ya da DAİŞ örgüte kadar bunların yurtdışları Avrupa ülkeleri ile bağlantıları var. Geçtiğimiz gün Kuveyt'e gitmiştim, El Cezire televizyonunda bir mülakat vermiştim. Orada da sordular Türkiye üzerinden DAİŞ'e katılmak üzere gelip geçenlerden ne kadar yakaladınız? Ne kadarını sınır dışı ettiniz? diye. Ben onlara bin rakamını verdim. 6 bin kişiye yakın olanı pekçok ülkeden farklı olarak geleceğini bize haber verdikleri takdirde biz Türkiye'ye sokmuyoruz. Girmiş olanları da hemen yakalıyoruz, sınır dışı ediyoruz, veya yargıya veriyoruz. Çok şükür ki Türkiye bu konuda çok hassas ama milyonlarca turistin geldiği Türkiye'ye bir insan turistik pasaport ile geliyorsa, kendisinin ülkesinden de herhangi bir bildirim olmamışsa İnterpol, istihbarat vesaire aracılığıyla bu insan bizim üzerimizden Lübnan'a geçebilir. Irak'a başka bir ülkeye belki de İsrail'e gidebilir. Türkiye'den geçişlerin çok az olduğunu görüyoruz. Bu Türkiye için bir başarıdır. Ne kadar saçlı, sakallı da olsa tiplerinden onları anlamak mümkün" ifadelerini kullandı.

SON YILLARDA İSLAMFOBİ, İSLAM DÜŞMANLIĞI IRKÇILIK, YABANCI DÜŞMANLIĞI HEMEN HEMEN AVRUPA'NIN PEKÇOĞUNDA YÜKSELDİ

Olayı yapanların Cezayir asıllı Müslümanlar olduğunu ifade eden Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Cezayir yıllarca Fransızlar'ın sömürgesi olarak kaldı. 300 sene Osmanlı bayrağı altındaydı, bunlarla da 30 sene sömürgecilik yaptılar. Sonunda da çekip gittiler. Öldüler, yaktılar, yıktılar, Fransızlar burada büyük bir sömürgecilik örneği verdiler. Afrika'nın hemen hemen 3'te biri eski Fransız sömürgesidir. Hem Batı ülkeleri ile Senegal ve çevresi ile Orta Avrupa'daki pekçok ülke ile bütün kaynaklarını sömürmüşlerdir. İnsanlarını da geçmişte bir kısmını köle olarak Fransa'ya getirmişlerdir. En fakir kesim onlardır. Dışlanmışlardır, günübirlik işlerde çalıştırılıp, toklukla açlığını giderinceye kadar kendilerine imkan getirmiştir. Bu bir nefreti meydana getirebilir. Bunun karşılığında da insanlar kendilerini temsil etme imkanı bulamazlarsa, zora gidebilirler, dolayısıyla o ülkede yaşayanların Cezayir'den gelenlere başta olmak üzere diğer sömürgeci ülkelerden gelenler, sömürülmüş ülkelerden gelenler başta olmak üzere potansiyel olarak mevcut otoriteye karşı tepki içinde olabilirler. Özellikle son yıllarda İslamfobi, İslam düşmanlığı ırkçılık ya da yabancı düşmanlığı hemen hemen Avrupa'nın pek çoğunda yükseldi. Yani John Locke'nin de kurduğu partinin yapısı böyledir. Almanya'da Pegida Örgütü ya da bazı siyasi partiler. Aşırı sağ ya da ırkçılık son Avrupa Parlamento seçimlerinde de federal parlamento seçimlerinde de çok yükseldi. Yabancı düşmanlığını körükleyen herşey kültürel, siyasi anlamda da tepkileri farklı olarak ortaya koyabilecek grupların da tehlike arz ettiğini söyleyebilirim. Büyük geçmiş olsun demeliyiz. Kıstırıldıkları yerde öldürüldükleri anlaşılıyor. İçeriye özel komandoların girdiğini biliyoruz. Beri tarafta da rehinelerin kurtarıldığını biliyoruz. Bunun sonu gelmeyebilir. O yüzden çok ciddi tedbirler alıp, teröre karşı ülkelerin birbiri ile yardımlaşması lazım. Bu fobilerin, korkuların, nefret söylemlerinin süratle giderilmesi lazım. Bu olayların karşılığında Müslümanlar hedef gösterilirse, Camiler, dindar, sakallı ya da örtülü insanlara hedef gösterilirse yüksek bir kavgaya sebebiyet verir. Bugünkü olaylar durduğu yerde kalmaz, Allah saklasın daha büyük yangınlar da çıkabilir. Siyasetçiler de söylemlerine dikkat etmeli. Medyada bunu körükleyen yayınlar yapmamalı. Çünkü Türkiye 'de Diyanet İşleri Başkanlığı olmak üzere Avrupa Müslüman gruplar da bütün bu terör olaylarını kınadılar. Fransız halkı ile dayanışma içinde olduklarını ifade ettiler."

ZOMBİ HALİNE GELMİŞLER

Dünyada birçok terör örgütü bulunduğunu ifade eden Arınç, bunların Batılı herşeyi haram gördüklerini belirterek, "Onlar da kendilerine göre cihat ilan ediyorlar. Sudan'da buna benzer örgütler var. Ortadoğu'da buna benzer örgütler var. Bunlar İslamın gerçek anlamından uzak, beyinleri yıkanmış, ellerine silah tutuşturulmuş insanlar. Besleniyorlar, büyütülüyorlar. Bir üst aklın emrinde bunlar yoksa oturduğunuz zaman bu insanlara İslam böyle deseniz bile adeta zombi hale gelmişler. Bu nasıl inançtır ki İslam değil, batı mantalitesiniden bile insanları içine çekebiliyor. Bunların bir kısmı maceraperest, akıllara başka sorular da geliyor. Bunlarla mücadelede sonuç alınacaktır. Terörle mücadele sadece silahla yapılmaz. Şiddete karşı şiddetle başarıya ulaşılmaz. Terörü ortaya çıkaran tüm sebepleri tespit edip, psikolojik, toplumsal, siyasi diğer konularda da teröre karşı mücadele vermemiz lazım. Biz veriyoruz. Diğer ülkelerle de heralde iyi bir işbiriliği yapacağız" dedi.

TERÖRDE DEFTERİME BAKIYORUM ALFABEDE HARF KALMAMIŞ

Dolmabahçe ve Sultanahmet'te yaşanan saldırılar ile ilgili de değerlendirmelerde bulunan Bülent Arınç, "Terör dediğimizde son 30 yılda PKK terörünü anlıyoruz. Şimdi bu işlerden sorumlu olunca defterime bakıyorum, alfabede harf kalmamış. TİKKO'sundan, TKPML'sinden DHKP-C'sinden bilmem nesinden herkes bir terör örgütünü yaşatmaya çalışıyor. Ateş sönmesin diye herkes bir odun atıyor. Maalesef bu yıllardan beri devam ediyor. Bir kısmı etkisiz, bir kısmı daha etkili, bir kısmı ise ülkemizi rahatsız eden örgütler. Ama biz hep karakol basmaları, mayınların patlamasını, sokaklardaki araçların patlatılarak, masum insanlarnın öldürülmesini terör olarak gördük. Polise askere ya da çok sesli eylem yapmaya çalışan örgütler gördük" dedi.

HİÇ BİR ZAMAN TERÖR ÖRGÜTÜNÜ SIFIRLAMAK MÜMKÜN DEĞİL

Türkiye'de 6-7-8 Ekim'de yaşanan Kobani olaylarına bakılması gerektiğini dile getiren Arınç, Kobani bahanesiyle terör eylemleri yapıldığını kaydetti. 50'ye yakın kişinin bu olaylarda hayatını kaybettiğini belirten Arınç şunları söyledi: "Hiçbir zaman bir terör örgütünü sıfırlamak mümkün değil. Sona erdirdik, kökünü kazıdık, bu laflar psikolojik rahatlık sağlayabilir. Bu laflar hiçbir zaman ama bu örgütler dünyada hayatiyetlerini kaybetmezler. Velev ki kendi iradeleri ile bu işi bitirmedikten sonra terör örgütlerinin bu işi bitirmeleri bazı ülkelerde müzakereler yoluyla olmuş. İrlanda'da, İspanya'da böyle olmuş. Ama Srilanka'da başka türlü olmuş. Tamil gerillalarını bir adaya sürmüşler, hepsini canlı, cansız öldürmüşler. Orda bile dışarda kalan 3 kişi varsa daha sonra Tamil Kaplanları'nı ortaya çıkaracaklardır. Çünkü bu işi ortaya koyan sebepleri yok etmedikçe terör örgütleri her zaman varlığını sürdüreçektir. Biz de çözüm süreci içindeyiz. Çözüm süreci başarıya ulaşırsa, örgüt silah bırakacak, eylem yapmayacak, artık terör eylemleri ile karşı karşıya kalmayacağız. Ne kadar güzel, hepimizin çok özlediği tavır. Bunun için sabırla yolumuza devam ediyoruz. Önemli olan terör örgütünü asgariye indirmek, ateşi küçültmektir."

KARADULLAR'DAN BİRİSİ Mİ ACABA?

Dolmabahçe'de yaşanın kimliği belli olan cezaevinde kaldığını sonra tahliye edildiğini söyleyen Arınç, turizm polisine yapılanın Rus olduğuunun kayıtlardan bulunduğuunu açıkladı. Çeçen kökenli Rus vatandaşı olduğunu ifade eden Arınç, Rusların uyguladığı baskılardan bahsederek, "Rusya'daki belli örgüt onları dünyanın neresinde olursa olsun yok etmek üzere takip ediyor. İstanbul'da şu ana kadar 5 Çeçen liderinin bu örgüt tarafından katledildiğini biliyoruz. Yakalamak mümkün olmadı çok profesyonel şekilde. Dolayısıyla Türkiye'deki Çeçenler'in Türkiye'de eylem yapmasından bahsetmek mümkün değil. Çeçenlerin Ortadoğu'da radikal grupların içinde çok önemli sayıda olduklarını biliyoruz. DAİŞ'ten bahsediyorsak, resmi kayıtlarda İslam kelimesini böyle bir örgütte bulunması bizi rahatsız ediyor. Onların içinde de mücadele etmek cihatçı kendini kaptırmış kişiler olduğunu biliyoruz, duyuyoruz. Acaba onlardan mesaj vermek için gönderilmiş birisi olabilir mi? O kadar zulüm görmüştür ki Çeçenler, eşleri, nişanlıları, babaları öldürülen pek çok kadın kendi başlarına intikam almak için söz vermişlerdir. Bunlara Karadullar ismi taktılar, acaba onlardan birisi midir? karnında iki aylık çocuktan bahsediliyor. Bunun için aklını kaçırması lazım. Gerçekten bu insanlar zombi haline getirilmiş. Zihinleri akılları idrakları o kadar etkilenmiş ki robot gibi şuraya gideceksin şunu yapacaksın başka seçenekleri yok. Ya onu gönderenlere infaz ederler, ya da kahraman şöhret olacaksın. Cennete gideceksini diyebilirler. Biz araştıracağız. Hükümetimiz döneminde en karmaşık olayları bile en geç 36 saat içinde failleri ile tespit edebiliyoruz. Bu Türk güvenlik güçlerinini başarısıdır. Yoksa böyle isimli bir kadının ne zaman geldi bu cesedin ona ait olup olmadığını tespit edebildiğini kaç nükümet polis teşkilatı vardır. Bu konuda iddialıyız. Fail belirlendi. Saik, gerçek amaç önemli, onu da buluruz" açıklamasını yaptı.

HER PAZARTESİ ÇAĞIRIRSA GARİP KAÇABİLİR

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın 19 Ocak'ta Bakanlar Kurulu'na başkanlık etmesi ile ilgili de açıklamada bulunan Arınç, daha önce Özal ve Demirel döneminde bu durumun yaşandığını hatırlatarak, Anayasa'nın 101'inci maddesinde ve 104'üncü maddesinde Cumhurbaşkanı'nın yargı, yasama ve yürütme ile ilgili görev ve yetkilerinin bulunduğunu kaydetti. Cumhurbaşkanı seçiminden 5 ay geçtiğini anımsatan Arınç, "Madem ki böyle yetkisi var. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın da Bakanlar Kurulu'nu davet etmesinde Anayasa'ya aykırılık yoktur. Şüphesiz her ay yapılacak değildir. Biz her pazartesi Bakanlar Kurulu toplantısı yapıyoruz. Her pazartesi Sayın Cumhurbaşkanı gelin köşkte toplanalım derse bu garip kaçabilir. Nerden çıktı? Bu yetki var ama her Bakanlar Kurulu toplantısı için değildir diyenler mutlaka olacaktır. 5 ay sonra bazı konuları 'Birlikte müzakere edelim' diyerek Anayasal yetkisini kullanıyor. Bunda garip bir mesele yok. Bunun, Başkanlık, yarı başkanlık ile doğrudan ilgili değil. 82 Anayasası'nda bu yetki varsa, bu yeni bir sistemi ortaya koymaz. Var olan yetkinin kullanılmasıdır. Sayın Cumhurbaşkanımızın Türkiye için Başkanlık Sistemi'nin daha uygun gördüğünü hepimiz biliyoruz. Eğer Anayasa'yı mecliste yapmak mümkün olsaydı, bizim yarı başkanlık veya başkanlık sistemini tartışmaya açtığımızda diğer partiler karşı çıkmışlardı. Nihayet Anayasa çalışması da rafa kalktı. Şu anda halk tarafından seçilen Cumhurbaşkanı var ama parlamento tarafından seçilen Cumhurbaşkanı'nın yetkilerini kullanıyor. Bunun sorumlusu da biz değiliz. 2007'nin Mayıs ayında Sayın Abdullah Gül'ün seçimine karşı CHP engelleme yapıp Anayasa Mahkemesi'nden 367 oy ile seçemezsiniz kararı çıkartmasaydı, o zaman parlamentoda seçilseydi. Biz Anayasa değişikliği yapıp da halkın önüne gitmeyecektik. Kabahat kendilerinde" dedi.

330'DAN AZ MİLLETVEKİLİ VERİRSENİZ HAVADA BULUT SEN YENİ ANAYASA'YI UNUT

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, 367 milletvekili çıkarmaları halinde mükemmel bir Anayasa yapacaklarını söyleyerek, "Bu Anayasa'da yönetim sistemi, yeni yargısal reformlar ve diğerleri senin istediğin gibi getireceğim. 367'den az verirsen 330'un üzerinde milletvekili olduğu için yine hazırlayacağım, ama referanduma gideceğim. Milletimiz ne derse kabulümüzdür. 330'un altında vermeye kalkarsa da havada bulut, sen yeni Anayasa'yı unut. O yüzden 330, 367 arasındaki bandın en güzeli 367 milletvekilidir. Hiç kimse alamazsınız demesin, 2002'de 365 milletvekili çıkardık. 367'yi de almayı biliriz. Yeter ki millet bize güvensin, desteklesin" ifadelerini kullandı.

KAÇAK SARAY ELEŞTİRİSİNDE BULUNANLAR OLDU

Aksaray eleştirileri ile ilgili de açıklamada bulunan Arınç, buranın kaçak saray olarak eleştirildiğini hatırlatarak, halkın eleştiride bulunabileceğini saçma olanların gülüp geçileceğini, haklı eleştirilere de cevap verilebileceğini kaydetti. Cumhurbaşkanlığı makamının hizmet makamı kamuya ait bina olduğunu ifade eden Arınç, buranın 1,5 milyara mal olduğunun söylendiğini, ancak birçok yatırımın bu oranı aştığını vurguladı.

Seçimlerin 7 Haziran 2015 tarihinde yapılacağını söyleyen Arınç, bu tarihin öne çekilebileceğini, ancak geriye atılamayacağını kaydetti. Arınç, siyasi partilerin de buna uymak durumunda olacağını kaydetti. Ak Partinin 48 - 50 bandında oy oranının olduğunu bunun seçim zamanı 55'i bulacağını ileri süren Arınç, Türkiye'de kötü olaylar yaşanmaması ve etkilenmesin niyetinde olduklarını ifade etti.

AKTİF POLİTİKAYA HAYIR DİYORUM AMA SİYASET DEVAM EDECEK

Seçimlerin ardında aktif siyasetin içinde olmayacağını söyleyen Bülent Arınç, "Allah izin verirse, ömür, sağlık, afiyet verirse, aktif politikadan ayrılacağımı herkes benim için söylüyor. Benden başka herkes söylüyor. Sayın Baykal Allah hayırlı uzun ömürler versin, benden 10 yaş büyük, ama maşallah parlamento deneyimi de çok fazla, benim söylediğim sözleri söylemiyor. Kimseye karışmak niyetinde değiliz. Siyasetin yaşı olmaz. Herkes milletvekili, bakan olmak isteyebilir. Birkaç yıldan beri konuşuyorum artık son dönem benim için budur. Bazıları bu kadar erken söyleme fitne, fesat olur. Bu adam zaten gidecek arkadan şunlar şunlar olur dediler. Ben şimdiden söyleyeyim de ne olur olmaz dedim. 75 kişi içinde artık son dönemimdir aktif politikaya hayır diyorum ama siyaset devam edecek, dışardan diye söylemiştim. Şimdi herkes benim kaldığım noktaya geldi. Haziran'dan sonra Temmuz'dur. Bursa'nın en güzel zamanıdır. İnşallah buraya gelip, köy, kasabalara giderim. 40 yıllık siyasi hayatım, köy köy, mahalle mahalle devam etti. Türkiye'yi gezerim. Türkiye'de gitmediğim birkaç yer kaldı. Mesela Iğdır'a hiç gitmedim. Hakkari bir de Artvin'i görmedim. Helikopter ile gittim ama Şavşat, Hopa'yı görmedim. Bunun dışındaki illeri çok iyi bilirim. Biraz daha fazla kitap okuyacağım. Yazma kabiliyetim biraz az. Dilim döndüğü kadarıyla vakıf çalışmaları, Ak Parti siyasetini takip edeceğim. Ayrı görev verilirsen, genel merkez kadrolaşma dışında o işi de takip ederiz" diye konuştu. 

Bu haber toplam 521 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Aksiyon Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 02122937548 | Haber Yazılımı: CM Bilişim