• BIST 108.489
  • Altın 152,547
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 5 °C

Bir şarkı için 6 ay kelebekleri araştırdı

Bir şarkı için 6 ay kelebekleri araştırdı
Nev, dört yıl aradan sonra beşinci albümü 'Kıyısız Deniz' ile karşımızda. Şarkı sözlerini yazmadan önce araştırma yaptığını söyleyen sanatçı, "Kelebek şarkısını yazmadan önce kelebeği altı ay araştırdım" diyor.

Beşinci stüdyo albümünüz. Ne hissediyorsunuz bu albüme dair?
Bu albüm iyi hissettiriyor. Çünkü kendime baktığım zaman söz ve müziklerini kendi üreten ve onu en doğal tarzıyla sunmayı tercih eden bir adamım. Her albümde olabildiğince dik duran ve iyi niyetli albümler yapmaya çalıştım. Son iki albümün müzikal prodüktörlüğünü de kendim yapıyorum. ‘Kıyısız Deniz’ benim o bütün biriktirdiklerimi biraz da başarmış olmanın duygusuyla birlikte, biraz da artık ne farklılıklar yaratabilirim ne keyifler katabilirimin olduğu bir albüm. Zamanın kıyısızlığına bir gönderme var. Zamanın kıyısızlığı içinde kendini büyüten, toyluğunun hep farkında olan bir adamın dostlarıyla paylaştığı içeriklerle ilgili bir albüm… Albüm kapağı Candaş Arı imzalı… İlk klibimizi de Mahir Akyol ile ‘Toya’ çektik.

Prodüktörlüğünü neden siz üstlenmek istediniz?
İşin bu kadar içinde olduğunuz zaman kendi iç organiğinde daha tutarlı bir tavrı koyabilmek gibi bir heyecana kapılabiliyorsunuz. Her şeyin içerisinde sizin olmanız gibi tehditler var ama hakkını yeterince verebilirseniz, üzerinde çalışırsanız daha iyi bir sonuca gidebileceğini düşünüyorum. Çoğu enstrümanı da kendim çalıyorum. Mesela ‘Bir Nev-i Aaturka’ da şarkıları çalacak insanlara o şarkıların notalarını yazıp verdiğiniz zaman “O şarkı böyle çalınmaz ki” diyor. Ona göre öyle ama farklı bir şeyler yapmak istiyorsun. Bu şekilde uğraşacağına oturup kendin çalıyorsun. Bu bir projeye bakış meselesi. Stüdyo anlamında oyun arkadaşlığı yapacak çok da müzisyen olmadığını düşünüyorum. Kendim yapmayı tercih ediyorum.
Bu albümde de alaturka şarkı var. Önceki albümün bir etkisi mi?Ben şarkıları bestelerken onun hem daha makamsal tınılarını hem daha batı formunu duyuyorum. Hüzünlü ve efkarlı olmak birbirine yakın duygular ama ikisi de aslında farklı ve nüanslı. ‘Yokum’ şarkısını single olarak yayımladığımda daha batı formunu koymuştum. Albümde alaturka versiyonu da var.

Aynı sözler ama birbirinden çok farklı şarkılar gibi...
Zaten bu enerjiyi hissettirmeye çalışıyordum. Bir içeriği tarif ederken onu nasıl ambiyansla adlandırdığınız çok önemli. Onunla yaşarken nasıl konbinlediğiniz, içselleştirdiğiniz önemli. Onunla ilgili kurduğunuz tatmin sürecinde nasıl dinlemek istediğin ile ilgili...

Sizin şarkılarınız ne popüler müziğin ne de underground müziğin içinde, ortada gibi... Siz kendinizi piyasanın içerisinde nerede görüyorsunuz?
 
Ben piyasanın içinde görmüyorum kendimi... Ben bir yere ait olmak için müzik yapmadım hayatım boyunca. İçime çok samimi baktığım zaman, şöyle bir felsefem var: İnsan kendi yakasından düştüğü zaman, ‘hiç’ olduğu zaman aslında herkesin hikâyesini anlatıyor. Kedimiz olmanın bize yüklediği ağırlık var ki ondan sıyrıldığımız zaman hem mutlu olmayı başarabiliyoruz hem de kendi samimi hikâyeni anlatıyorsun. Ama müzik o kadar mucizevi bir şey ki senden çıkıyor başka hayatlara dokunuyor. İyiysen varsın. Bunun için bir yere, markete, sektöre ihtiyacın yok. ‘Zor’ şarkısını yaptığım zaman birçok insan yüzümü bile bilmiyordu. Şarkıyı tanıyorlardı. Ben yıllarca onu görmediğim şarkısına vurulduğum müzisyenlere hayranlık duydum. Ten Sharp diye bir grup vardır. Onun ‘You’ diye bir şarkısı vardır mesela (şarkıyı söylüyor).
‘Sen Gibi’ şarkısının sözlerini yazmadan önce altı psikolojik danışmanla görüştüğünüz doğru mu? Bir şarkıyı yazmadan önce böyle bir araştırmaya girişir misiniz?
Doğru. Birçok şarkıda bu var. ‘Kelebek’ şarkısını yazamadan önce kelebeği altı ay araştırmıştım. 

Gerçekten mi?
Tabii, romantizm ve gerçeklik çelişkileri hayata dair sorgulamaları metaforla tarif edeceksen bir bilgin olmalı o konuda. Kelebeğin doğasını biliyor musun mesela? O asi rüzgârın kelebeğin kanadına dokunmadan onu özgür bırakarak sevebilmesi gibi bir şeyden söz ediyorum. Kelebeğin kanatlarına dokunduğun zaman, kanatları zarar gördüğünde kelebek ölür. Şarkıda diyor ki, “Dokunmasınlar kanatlarına, dökülür ya kanatların. Unutma sen kelebeksin ben seni öyle sevdim”. O kanatlara dokunmadan onu sevebiliyor olmak gibi bir gönderme, üslup düşünüyorsan eğer kelebeğin kanatlarıyla ilgili fikir sahibi olmak zorundasın. Pervaneyle kelebek arasındaki farkı bilmek zorundasın. Kelebeğin ömrü bir gün değildir mesela altı ay yaşayan kelebekler var. Dinleyen bunu bu gözle dinlemiyor ama hissediyor. O yüzden metaforları araştırırım. 

Başka araştırdığınız, ilgilendiğiniz konular var mı?
Evet. Mesela fotoğraf çekmeye meraklıyımdır. Gölgeyle tanışmıştım. Gölge metafor olarak da içerik olarak da bana özel gelmiştir. Leonardo ustanın gün ışığıyla ilgili tariflerini okudum. Tasavvufta gölgeyi araştırdım. Sinemada, fotoğrafta, resimde gölgeyi araştırdım. Işıkla olan ilişkisini düşündüm, sonuca vardım ve bir metin yazdım: ‘Işığın ve cismin olduğu her yerde gölge vardır. Gölge karanlık değil, ışığın eksikliğidir. O yüzden eksik yanlarımızla yüzleşmeli ve bizi ışığa götürmesine izin vermeliyiz. Unutulmamalıdır ki ikisinin de varacağı yer aslından öte değildir.’

Dalgıçsınız aynı zamanda. Nereden geliyor bu ilgi?
Babam rahmetli kaptandı. Benim denize olan ilgim biraz aileden de geliyor. Ama ruhuma, yaptığım albümlere de baktığım zaman hep temiz bir deniz gibi olsun istedim. Sığ tarafları olsun, derin tarafları olsun. Temiz yerde sığ yerlerde güzeldir, derin yerlerde... Dalıyorum, yelken yapıyorum. Bir teknem var balığa gidiyorum. Bir tekneyi müzik stüdyosu haline getirip tamamen denizde yaşamak gibi bir hayalim var. Bir de bisiklet sporuyla ilgileniyorum.

Bisiklet tutkunuzdan da bahsedelim…
Atilla bisiklet takımı diye bir takımımız var. Projeler yapıyoruz. Van’daki kardeşlerimizin deprem sonrası travmalarını ortadan kaldırmaya yardımcı olmak için 200 bisiklet yolladık. Van’a gittik ders verdik. Atilla hocanın projesiydi biz de destek olduk. Her yıl Ata’mızı ziyarete gidiyoruz. Çanakkale şehitlerini ziyaret ediyoruz. Sarıkamış’a gidiyoruz. 1461 km bisikletlerle… Yatak odasında yatağımın yanında asılı bisikletlerim.

Bu haber toplam 309 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Aksiyon Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 02122937548 | Haber Yazılımı: CM Bilişim