• BIST 90.383
  • Altın 144,263
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • İstanbul 8 °C
  • Ankara 6 °C

Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş: Kimseye 'Bize üç kuruş para verin' demiyoruz

Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş: Kimseye 'Bize üç kuruş para verin' demiyoruz
Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, "Kimseye 'Bize üç kuruş para verin' demiyoruz. Kimse para vermeden Türkiye zaten 8 milyar doların üzerindeki bir yardımı mültecilere yapıyor" dedi.

Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, Antalya'nın Manavgat ilçesinde, Memur-Sen'in 24. kuruluş yıl dönümü kutlamalarına katıldı. 

Merhum Akif İnan'ın öncülüğünde zor şartlarda kurulan Eğitim-Bir-Sen'in de bugün Türkiye'nin önemli birliklerinden biri olduğunu, üye sayısı ve etkinliği bakımından Türkiye'nin en kayda değer sendikası haline geldiğini belirten Kurtulmuş, emeğe geçenleri takdirle yad ettiğini ve şükranlarını sunduğunu dile getirdi.

Suriye'deki iç savaş

Bugün dünyanın karşı karşıya kaldığı temel sorunlara da değinen Kurtulmuş, "Dünya sistemi problem çözme yeteneğini kaybetmiş vaziyette. Ukrayna'daki krizi çözemiyor, Suriye'deki problemi çözemiyor. Nasıl, ne şekilde çözeceklerini bilemedikleri için dünya sistemi küresel hiçbir krize herhangi bir şekilde çözüm üretemiyor" diye konuştu.

Suriye'deki iç savaşın beşinci yılını doldurduğunu vurgulayan Kurtulmuş, beş yılda önce iç savaş, ardından vekalet savaşları döneminin geldiğini ve şimdi de üçüncü bir dönemin başladığını söyledi. Büyük güçlerin Suriye'nin üzerinden bir küresel ve bölgesel savaşa tutuştuğuna değinen Kurtulmuş, şöyle devam etti:

"Dünyanın bütün orduları bu bölgede. Rusya'dan Amerika'sına kadar Çin'inden Avrupa ülkelerine kadar bütün ülkelerin gemileri, uçakları, askerleri burada. Ortadoğu tahtasında satrançtaki elini güçlendirmeye çalışıyor ama kimse şu soruyu sormaya cesaret edemiyor. Ey uluslararası camia, nasıl oluyor da bu meseleyi çözebilecek bir görüşü ortaya koyamıyorsunuz. Hani Birleşmiş Milletler vardı. BM sadece temenni ediyor, BM herhangi bir sorunu çözme perspektifine sahip değil. Çünkü Birleşmiş Milletler'in kuruluşu yanlıştır, çünkü BM'nin bugüne kadar geldiği noktada üretebildikleri araçlar artık çalışmıyor. Çünkü Birleşmiş Milletler acil bir çözüm bulmak için sorunlara yaklaşmıyor, güçlünün gücünü pekiştirmek için güçlüler adına bir dünya sistemin kurulması için var olageliyor. Birilerinin buna karşı çıkması gerekmez mi? İşte Türkiye buna bütün gücüyle karşı çıkıyor. 'Dünya beşten büyüktür' derken bu gerçeği ifade etmeye çalışıyoruz. Dünyada beş ülke ne kadar haklıysa o ülkelerin insanlarının ne kadar hakkı varsa 194 ülkenin de o kadar hakkı vardır."

Sadece güçlünün sesinin çıktığı bir dünyanın asla devam edemeyeceğini vurgulayan Kurtulmuş, yeryüzünde herkesin sözünün olduğu, haklının da hakkını aldığı bir dünyanın kurulmasının şart olduğunu bildirdi.

"Ekmeğimizi, suyumuzu paylaşıyoruz"

Kurtulmuş, bu topraklarda mücadelenin öncelikli olarak bunun üzerinde durduğunu ifade ederek, ikinci meselenin de Suriyeli göçmenler olduğunu söyledi.

Avrupa Birliği'nin Suriyeli sığınmacılar için Türkiye'ye 3 milyar avro destek vermeyi önerdiğini hatırlatan Kurtulmuş, bunun karşılığında kendilerine "Şu kapılarınızı siz Avrupa'ya doğru kapatın, Doğudaki kapılarınız açın. Siz bu mültecileri alın, besleyin, onlarla ne yaparsanız yapın" dendiğini aktardı.

Kurtulmuş, "Göçmenler konusunda hassasiyet gösteren politikacıları bir tarafa bırakarak söylüyorum. Onları istisna tutarak söylüyorum. Dünyanın Suriyeli göçmenler meselesini ve küresel ölçekte göçmenler meselesini çözememesinin temel nedeni, bakış açısındaki, güçlülerin bakış açısındaki eksikliktir. Biz kimseden yardım istemiyoruz, kimseye 'Bize üç kuruş para verin' demiyoruz. Kimse para vermeden Türkiye zaten 8 milyar doların üzerindeki bir yardımı mültecilere yapıyor. Ekmeğimizi, suyumuzu paylaşıyoruz. Elimizdeki imkanları paylaşıyoruz."

"DAEŞ ya da IŞİD, maymuncuk gibi" 

Bölgedeki terörist gruplara değinen Kurtulmuş, şöyle devam etti:

"El-Kaide ile nasıl başa çıkacağız, DAEŞ ile nasıl başa çıkacağız? DAEŞ ya da IŞİD dediğiniz şey, artık bir maymuncuk gibi her kapıyı açan, hangi kimse hangi kapıyı açmak istiyorsa onun amacına hizmet eden bir örgüt haline gelmiş. Bir maymuncuk, bir İngiliz anahtarı. Çok açık söylüyorum, eğer Rusların Afganistan'ı işgali olmasaydı, arkasından Amerikalıların Afganistan'ı işgali olmasaydı, dünyada El-Kaide dediğimiz terör örgütü olmayacaktı. Bugün de eğer Saddam'dan sonra Amerika'nın Irak'ı işgaliyle başlayan süreç olmasaydı DAEŞ dediğimiz uluslararası terör örgüt olmayacak, Afrika'dan Avrupa'nın içine kadar bütün dünyayı tehdit eden bir unsur olmayacaktı. İşte bütün bunların farkına varan, terörden göçmen sorununa dünyadaki bütün sorunları bilen ve bu sorunların çözümünün ancak yeni bir dünyanın kurulmasıyla mümkün olduğunu anlayan bir düşünceye ihtiyaç var. İşte bu düşüncenin merkezi, esas sahibi olan bu ülkedir, bu ülkenin çocuklarıdır. Onun için Türkiye'nin üzerinde 50 bin oyun oynanır, onun için Türkiye'nin üzerinde uzun yıllardan bu yana birçok oyun oynanır."

"Kullanacaklar, çöp tenekesine atacaklar"

Birkaç sene sonra bazı terör örgütlerinin hiçbirinin isimlerinin duyulmayacağını belirten Kurtulmuş, egemenlerin terörü ve teröristleri araç olarak kullanmaya devam edeceğini söyledi.

Kurtulmuş, "ASALA diye bir terör örgütü vardı, değil mi? Nerede şimdi? Kullandılar ve çöp tenekesine attılar. PKK diye bir terör örgütü var, kullanacaklar çöp tenekesine atacaklar. DAEŞ diye bir terör örgütü var, kullanacaklar çöp tenekesine atacaklar. Bütün bu örgütlerin bu coğrafyada cirit atmasının ve özellikle Türkiye'de hayatı çekilmez hale getirmesinin temel nedeni bu coğrafyanın amiral gemisi olan Türkiye'yi batırmaktır" diye konuştu.

"Şimdi güçlü bir Türkiye'yi kurma vaktidir"

Numan Kurtulmuş, Türkiye'nin hareketsiz kalmasını isteyenler olduğunu dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Türkiye güçsüz kalsın. Bir zamanlar bu memlekette devam eden vesayet düzenekleri tam da bunun için kurulmuştur. Bu millet kendi medeniyet coğrafyasıyla buluşmasın, kendi değerleri üzerinde ayağa kalkmasın, bu millet fikren siyaseten ve yöntem olarak hatta kurum ve kuruluşlarıyla ithal ve bu anlamda da vesayet odaklarının aracı olan kurum ve kuruluşlar eliyle yürüsün. Onun için istediler ki herhangi bir şekilde kendi teknolojisine sahip olmasın, kendi ağır sanayisini yapmasın, milli bir siyaset anlayışına kavuşmasın, milletle devlet ayrı tellerden çalsınlar, devlet milletin üzerinde tahakküm kuran bir mekanizma olsun, devlet bir bir birikim ve tahakküm aygıtı olarak kurulsun. Bu anlamda da kültür olarak da medeniyet olarak da neyi taklit edebiliyorsak bu millete onu mukallit bir şekilde öğretelim, hep bunlar söylendi, bunlar yapıldı. Şimdi köprünün altından çok sular geçti. Millet kendi benliğine kavuştu, kendi değerleri üzerinde yeniden ayağa kalktı. Şimdi güçlü bir Türkiye'yi kurma vaktidir."

"Türkiye'nin toplumsal olarak güçlenmesi lazım"

Türkiye'nin ekonomik, siyaseten, askeri anlamda güçlenmesi gerektiğini vurgulayan Kurtulmuş, "Türkiye'nin toplumsal olarak güçlenmesi lazım. Toplumsal olarak güçlenmenin önündeki en büyük engel de devlet-millet bütünleşmesini sağlayacak, milletin istediği sivil demokratik bir anayasanın olmayışıdır. Eğer bu millet bu anayasayı da yaparsa millet ve devlet tamamıyla bütünleşmiş olacak" dedi.

Bu haber toplam 198 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Aksiyon Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 02122937548 | Haber Yazılımı: CM Bilişim