• BIST 82.185
  • Altın 147,989
  • Dolar 3,8274
  • Euro 4,0748
  • İstanbul 4 °C
  • Ankara 2 °C

Bankacılık Kanunu’ndaki Bank Asya ayrıntısı!

Bankacılık Kanunu’ndaki Bank Asya ayrıntısı!
Bankacılık Kanunu değiştiren yeni yasa ile Hükümet aslında ne hedefliyor. Yeni Bankacılık Kanunu’ndaki Bank Asya ayrıntısı ne? Zaman Yazarı Turhan Bozkurt bu sorulara bugünkü yazısında cevap verdi.

AKP hükümetinin getirmek istediği tasarının getirdiği düzenlemede, Bank Asya’ya ilişkin yaptırımlar öngörecek ifadeler yer aldı. Buna göre; TMSF, faaliyet izni kaldırılan bankların haklarını başka bir bankaya devretmesi durumunda doğrudan bankanın iflasını isteyebilecek. Hisselerin devrini kaldırmayı hedefleyen tasarıdaki bu ifadeler Bank Asya’ya son dönemde Hükümet'in yönelimini hatırlatırken Bank Asya’nın Katar Islamic Bank (QIB) ile hisse satışı müzakereleri akıllara geldi.

Yeni yasa ile birlikte Katılım Bankacılığının nasıl devletleşeceğini yazan Bozkurt, “Aylardır yürütülen karalama kampanyaları ile Bank Asya’yı ucuza kapatmayı mı hedeflediniz? Kamu bankalarına sağlanan imtiyazlar Bank Asya, Türkiye Finans, Kuveyt Türk ve Albaraka Türk’ü haksız rekabete maruz bırakmayacak mı?” gibi çarpıcı soruları da gündeme getirdi.

İşte Zaman Yazarı Turhan Bozkurt’un bugünkü yazısı:

Katılım bankacılığını da devletleştirecekler

Yargının dişlerini kerpetenle sökmeye ve en temel insan haklarını ‘makul şüphe’ torbasına tıkıştırmaya teşebbüs eden Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) hükümetinin ‘muhafazakâr demokrat’ kimliğine tezat düzenlemeleri bankacılığa uzandı.

Bankacılık Kanunu’nda değişiklik yapılmasına dair hazırlanan iki ayrı metin var. Bunlardan ilki 23 Temmuz 2014’te Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne AKP mebuslarının verdiği kanun teklifi. Öteki de 13 Ekim 2014’te Bakanlar Kurulu’nda imzalanan ve 20 Ekim’de Meclis’e sevk edilen kanun tasarısı. Milletvekillerinin 3 ay evvel sunduğu teklifle hükümetin gönderdiği 59 maddelik tasarının kesişme noktasında katılım bankacılığının kimyasını bozacak maddeler var. Teknik teferruata boğmadan izah edeyim.

İzahattan evvel bir tespit: Kanun hazırlama tekniği çoğulculuk ve çok seslilikten uzak, çoğunlukçuluk tahakkümüne maruz bırakılıyor. Bankacılık Kanunu’nda taraflarla meşverette bulunmadan ve torba kanun mantığı ile değişiklik yapılması tasvip edilemez. Sadece faaliyet gösteren banka ya da katılım bankalarını değil 77 milyonu bire bir alakadar eden değişiklikler enine boyuna müzakere edilmeliydi. Yeni Türkiye’nin mümessilleri hayli vakitten beri, ‘Usul esasa mukaddemdir’ düsturunun üzerinde adeta tepiniyor. ‘Makul şüpheye istinaden gözüne kestirdikleri her holdingin mal varlığına el koyma’ teşebbüsü moralleri zaten bozmuştu.    

Bankacılık düzenlemeleri ile yargı paketini hazırlayanlar, ekonomiyi meçhule sürüklüyor. Nasıl mı? 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’na ‘Kamu sermayeli katılım bankası kurulması’ başlığı altında eklenmesi istenen şu madde rekabet hukukunun açık ihlali değil midir?: “EK MADDE 2- (1) Bu kanunun 109/A maddesi kapsamında belirtilen satışın, katılım bankası kurmak amacıyla, 4603 sayılı kanuna tabi kamu sermayeli bankalara, 6219 sayılı kanuna göre kurulmuş olan Türkiye Vakıflar Bankası Türk Anonim Ortaklığı’na ve/veya bu bankaların kuracakları bağlı ortaklığa yapılması halinde ihale düzenlenmesi zorunlu olmayıp alıcıların kurucularda aranan şartları haiz ve faaliyet konusu katılım bankacılığı olan bir banka kuruluş izninin mevcut olduğu kabul edilir. Bağlı ortaklığın kuruluşu ile ilgili olarak, bu kanunun 6’ncı, 7’nci ve 8’inci maddeleri ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun anonim şirketlerin kuruluş sermayesi ve ödenmesine dair maddeleri ile 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun hükümleri uygulanmaz. (2) 4603 sayılı kanuna tabi kamu sermayeli bankalar veya 6219 sayılı kanuna göre kurulmuş olan Türkiye Vakıflar Bankası Türk Anonim Ortaklığı, doğrudan katılım bankası kurabilir. Bu suretle katılım bankası kurulması halinde kurucu banka ve kurulacak katılım bankası bu maddenin birinci fıkrasında ifade edilen muafiyetler ve istisnalardan aynen yararlanır.”

Mebusların teklifinde zikredilen yukarıdaki madde ile hükümetin torba kanun tasarısındaki teferruatlı değişiklikler birleştirildiğinde fotoğraf netleşiyor: Devlet, ‘zücaciye dükkânına giren fil’ misali faizsiz bankacılığa  paraşütle iniş yapacak. Zira herhangi bir katılım bankası 71. madde muvacehesinde Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na (TMSF) devredildiğinde Ziraat Bankası, Vakıfbank ve Halkbank’tan birine ihalesiz satılabilecek. 3 kamu bankası satın alma safahatında her türlü vergi, harç ve izinden muaf tutulacak. Satış işlemlerinde TMSF’ye BDDK’dan bağımsız hareket etme imtiyazı veriliyor. Can alıcı nokta da burası. Süper yetkili TMSF dönemi başlıyor. ‘İftira at, değerini düşür ve kamu bankalarına devret’ iddialarına Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın tavsiyesine uyarak itibar etmeyenler şimdi Babacan’dan şu suallere cevap vermesini bekliyor: ‘Aylardır yürütülen karalama kampanyaları ile Bank Asya’yı ucuza kapatmayı mı hedeflediniz? Kamu bankalarına sağlanan imtiyazlar Bank Asya, Türkiye Finans, Kuveyt Türk ve Albaraka Türk’ü haksız rekabete maruz bırakmayacak mı? Devlet faizsiz bankacılığa girerken mevcutlara zarar vermeyecek bir usul takip edilecekti. Size mi inanalım imzaladığınız kanun tasarısına mı?

Katılım bankacılığı adım adım devletleştirilirken süt dökmüş kediye rahmet okutan Katılım Bankaları Birliği, Bankalar Birliği ile TOBB ne zaman konuşacak? Diyanet İşleri, faiz parası ile faizsiz bankacılık yapılamayacağı şerhini düşmek için kendini ehil görmez mi? Kimden icazet almayı bekliyorlar?

 

Bu haber toplam 407 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Aksiyon Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 02122937548 | Haber Yazılımı: CM Bilişim