• BIST 96.808
  • Altın 144,462
  • Dolar 3,5651
  • Euro 4,0065
  • İstanbul 20 °C
  • Ankara 15 °C

Babacan: Bu görmek istediğimiz tablo değil

Babacan: Bu görmek istediğimiz tablo değil
Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, bu yılın ikinci çeyreğinde iç tüketim ile devlet harcamalarının büyümeyi yukarı çeken unsurlar olduğunu belirterek, "Bu bizim pek görmek istediğimiz bir tablo değil" dedi.

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, küresel ekonomik krizin şekil değiştirerek gelişmekte olan ülkelere geçtiğine ilişkin bir tespit ya da kanaat bulunmadığını belirterek, "Krizin özü hala gelişmiş ülkelerde" dedi.

Çin'de Dünya Ekonomik Forumu toplantılarına katılan Babacan  yaptığı açıklamada, Dalien'deki toplantının katıldığı ilk "Yaz Davos"u olduğunu söyledi.

Çin dahil olmak üzere gelişmekte olan ülkelerdeki büyüme hızının eskiye göre biraz daha aşağı seviyelerde olacağına sıkça vurgu yapıldığını belirten Babacan, "Tabii ki Çin, yüzde 9-10'luk bir büyüme döneminden geliyor. Bundan sonra belki yüzde 7-8'leri görecek. Ona da alışmaları belki biraz zaman alacak. Ama bunun da çok kötü bir şey olmadığı, tam tersine büyümenin sürdürülebilirliği açısından da iyi sonuçlarının olabileceğini de görmeleri gerekir. Biz biraz onlara vurgu yaptık" diye konuştu.

Oturumlarda, Çin başta olmak üzere gelişmekte olan ülkelerin önümüzdeki dönemde gündemlerinde ne olması, hangi reformlara ağırlık vermeleri gerektiğinin tartışıldığını ifade eden Babacan, "Herkesin dikkat etmesi gerekiyor. Her ülkenin kendi ihtiyacı olduğu reformları yapması gerekir" yorumunda bulundu.

Asya ekonomilerinin, Avrupa ve Amerika'dan önemli farkının, "bütçe açıkları ve borç stoklarının azlığı" olduğunu kaydeden Babacan, bölge ülkelerinin 1990'lı yıllardaki krizlerden önemli dersler çıkardıklarını dile getirdi.

Asya'daki pek çok ülkede kur sisteminin eskiye oranla daha esnek olduğunu anlatan Babacan, "Bunların hepsi önümüzdeki dönemde Asya'yı dışarıdan gelebilecek olumsuz etkilere karşı koruyacak unsurlar. Ama daha düşük büyüme patikası şu anda herkes için bir gerçek" değerlendirmesinde bulundu.

 "Yeniden fiyatlandırma sürecini yaşıyoruz"

Küresel ekonomik krizin şekil değiştirerek gelişmekte olan ülkelere geçtiğine ilişkin bir tespit ya da kanaat bulunmadığını dile getiren Babacan, "krizin özünün hala gelişmiş ülkelerde olduğuna" işaret etti.

Şu anda gelişmekte olan ülkelerde yaşananın sadece yeniden fiyatlama olduğunu ifade eden Babacan, şöyle devam etti:

"Sadece Türkiye'den değil, gelişmekte olan ülkelerin tümünden sermaye çıkışı çok sınırlıydı. Ama ne oldu? Varlıklar tekrar fiyatlandı. Yani hisse senetleri, bonolar tekrar fiyatlandırıldı. Kur ve faiz yeni seviyelerde şimdi denge arıyor. Dolayısıyla bunu ülkelerle ilgili risklerin, fiyatların, varlık fiyatlarının yeniden değerlendirildiği bir dönem olarak saptamakta fayda var. Onun ötesinde ciddi bir sorun yok. Bugün 'Brezilya'da, Endonezya'da kriz var' diyemeyiz. Böyle bir şey yok. Sadece ne oldu? Kurları, dolara göre daha aşağı bir değerde şu anda. Hisse senet fiyatları daha aşağı bir değerde.
Faizler daha yukarıda. Dolayısıyla yeniden fiyatlandırma dediğimiz bir süreç yaşıyoruz. Çünkü önümüzdeki dönemde gelişmekte olan ülkeler, ne olursa olsun, gelişmiş ülkelerden daha hızlı büyüyecek. Böyle bir tabloda da yatırımcılar hala gelişmekte olan ülkelere yatırım yapmaya devam edecekler. '(Yatırımcı) Daha az büyüyen bir ekonomiye mi yatırım yapayım, yoksa daha hızlı büyüyen bir ekonomiye mi yatırım yapayım?' diye baktığında, 'Daha hızlı büyüyen bir ekonomiye yatırım yapayım' diyecek."

Olan biteni olgunlukla karşılamak ve önümüzdeki dönemde gelişmekte olan ülkelere ilginin de yatırımın da devam edeceğini beklemek gerektiğinin altını çizen Babacan, kısa vadede iniş çıkışlar olmasına karşın gelişmekte olan ülkelere yatırım yapanların uzun vadede karlı çıkacaklarını belirtti.

Çin Başbakanı ile görüşme

Çin Başbakanı Li Keqiang ile görüşmesi hakkında da bilgi veren Babacan, mart ayında Başbakan seçilen Li'yi tebrik ettiğini ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın selamlarını ileterek, davetini hatırlattığını aktardı.

Türkiye'nin, Çin ile ikili ilişkilere büyük önem verdiğini Li'ye söylediğini kaydeden Babacan, "Ticaret hacmimiz 24 milyara dolara ulaştı. Bu yılın ilk 6 ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 18'lik bir artış oldu. Ama bizim ticaret açığımız var. Büyük açık veriyoruz Çin'e. Dolayısıyla bu açığın bir yandan kapatılması, bir yandan da Çinli firmaların Türkiye'ye daha çok yatırım yapması gerekiyor. Çin'in Türkiye'nin enerji ve ulaştırma gibi alt yapı yatırımlarında daha faal olması gibi konuları karşılıklı değerlendirdik" dedi.
 

Dünya Ekonomik Forumunun Çin'deki toplantılarına katılan Babacan, yaptığı açıklamada, ikinci çeyrekteki yüzde 4,4'lük büyümenin yıl sonu büyüme hedefleri üzerindeki etkisini değerlendirdi.
Yılın ikinci yarısında ne olacağını henüz bilmediklerini ifade eden Babacan, "Onu hep beraber göreceğiz. Avrupa, ikinci yarıda eğer beklendiği gibi toparlanırsa ve bizim Avrupa'ya olan ihracatımız iyi bir performans ortaya koyabilirse o zaman bizim ikinci yarıdaki büyümemiz, bu birinci yarının üzerine daha destekleyici bir tablo arz edebilir" diye konuştu.
Bu yılki büyümenin yüzde 3-4 arasındaki bir aralıkta gerçekleşmesini tahmin ettiklerini dile getiren Babacan, büyümeyi etkileyebilecek bilinmeyen birçok unsur olduğunu söyledi.
Yılın ikinci yarısında Amerikan Merkez Bankasının (Fed) ne zaman, ne yapacağını banka yetkililerinin kendilerinin dahi bilmediğini belirten Babacan, Avrupa'daki toparlanmanın kalıcı olup olmadığını görmek adına ise gelişmeleri birkaç ay daha izlemek gerektiğini kaydetti.
Gelişmelere bağlı olarak Türkiye'nin ekonomik büyümesinin hangi seviyelerde olacağıyla ilgili daha kesin şeyler söylenebileceğini dile getiren Babacan, "Kurban Bayramı'ndan önce yeni Orta Vadeli Programı (OVP) açıklayacağız ve yeni OVP programımızda da o gün itibariyle ileriye yönelik beklediklerimizi ortaya koymuş olacağız. Belki o tarihi beklemekte fayda var" ifadesini kullandı.

"Büyümenin kompozisyonu bizi mutlu etmiyor"

Türkiye'nin ihracatla büyümesini istediklerini, sadece iç tüketimden gelen bir büyümenin ise cari açığı artırdığını dile getiren Babacan, şunları söyledi:
"Yani biz ikinci çeyrekte yüzde 4,4 büyüdük ama bu büyümenin önemli bir kaynağı iç tüketimdi. Biraz da kamu harcamasıydı. Özel sektörün yatırımlarında ve net ihracatta düşüş var. Yani özel yatırımlarla, ihracat aslında büyümeyi aşağı doğru çeken unsurlar oldu. İç tüketimle devlet harcamaları da büyümeyi yukarı çeken unsurlar oldu. Bu bizim pek görmek istediğimiz bir tablo değil. Tam tersini görmek istiyoruz aslında. Büyümenin özel sektör yatırımlarıyla olmasını istiyoruz ve ihracatla olmasını istiyoruz. Yüzde 4,4 büyüdük ama büyümenin kompozisyonu bizi çok mutlu eden bir kompozisyon değil. Özel sektör yatırımı olduğu zaman ya da ihracatla büyüdüğümüz zaman, o büyümenin cari açık üzerindeki etkisi olumsuz olmuyor. Ama içeride tüketerek büyüdüğümüz zaman o büyüme bizim cari açığımızı büyütüyor."

"Altından arındırılmış cari açığımız 3 yıldır düşüyor"

Temmuza ilişkin cari açık rakamlarının beklentilerin üzerinde çıktığının hatırlatılması üzerine Babacan, cari açık konusunda tek bir aya bakıp kanaat bildirmenin zor olduğunu söyledi.
Cari açık verilerine altın ticaretinden arındırarak bakmanın önemine değinen Babacan, "Zaten İran ile olan altın ticareti son birkaç yıldır hem dış ticaret hem de cari açık istatistiklerimizi okumayı zorlaştırdı. Dolayısıyla altın ticaretini yani külçe altın ticaretini dışarı alıp baktığımızda biraz daha net ve sıhhatli bir tablo görmek mümkün. Öyle baktığımızda da zaten 3 yıldır arka arkaya cari açığımız düşüyor aslında. Yani 2011'deki o tepe noktadan sonra 2012 ve 2013'te daha az cari açık. Bu da aldığımız tedbirlerin olumlu neticesi" değerlendirmesinde bulundu.

"Normal zamanda kur hedefi telaffuz edilmez"

Merkez Bankasının dolar kuruna müdahale edip etmemesi gerektiği ile ilgili kamuoyunda çeşitli görüşler ortaya atıldığının hatırlatılması üzerine Babacan, Türkiye'de serbest kur rejimi uygulandığını ve bu rejimde ne hükümetin ne de Merkez Bankasının bir kur hedefi koymadığını kaydetti.

Buna karşın Merkez Bankasının aşırı oynaklığı önlemek için elindeki araçları kullandığını belirten

Babacan, şöyle devam etti:

"Fakat bazen öyle dönemler olur ki son birkaç aydır yaşadığımız gibi piyasalar yönsüz kalabiliyor. Piyasalar bir otoriteden yani bu durumda Merkez Bankasından bir sinyal beklemek durumunda kalabilir. 'Yani iyi tamam. Serbest piyasa, serbest kur ama MB'nin aklından geçen doğru kur ne ya da ne olması gerektiğini düşünüyor.' Böyle bir şey bekliyorlar. Dolayısıyla normal bir zamanda yapılmaması gerekeni Merkez Bankamız yaptı ve kurla ilgili yıl sonu için bir seviye söyledi. Belki o gün için piyasalara yön vermek, bir ışık göstermek o gün için gerekiyordu. Yoksa normal zamanda yapılmaz. Yani serbest kur rejiminde böyle hedef rakam telaffuz edilmez. Ama şunu söyleyeyim, bugün 100 ayrı iktisatçıya sorun 'Türkiye'de dolar, avro kuru ne olmalıdır?' diye. 100 ayrı cevap alırsınız. Hatta 10 tane nobel ödüllü iktisatçıya 'Doğru kur nedir' diye sorun, Size 10 ayrı hesap getirirler."

Merkez Bankasının da kendi hesap yöntemi olduğunu ve bu yöntem çerçevesinde reel efektif kur endeksi, enflasyon, dolar enflasyonu gibi geçmiş dönem verilerine baktığını kaydeden Babacan, bu verilerin sonucunda bankanın bazen kurun olması gereken seviyesiyle ilgili söylemlerde bulunabildiğini, çoğu zaman ise söylemediğini dile getirdi.
Serbest kur rejiminde kurun seviyesinden bahsetmemek gerektiğine işaret eden Babacan, "Nihayetinde piyasada oluşuyor. Alanla satan arasında oluşuyor. Piyasada yönsüzlüğün olduğu dönemlerde de bazen MB'ler çıkıp kurla ilgili istikamet verebiliyorlar" dedi.

"Güven noktasında problem görmüyoruz"

Vatandaşın yatırımlarını nasıl değerlendirmesi gerektiği konusunda da Babacan, hükümet olarak "vatandaş şuraya, buraya yatırım yapsın" demelerinin zor olduğunu söyledi.
Vatandaşların Türk ekonomisine güvenmelerini isteyen Babacan, güven olduktan sonra sürecin daha kolay işlediğini ifade etti.

Hem tüketici hem de reel sektör güven endekslerinin çok yüksek noktalarda olduğunu anlatan Babacan, "Son 3-4 aydır piyasalarda hareketlilik olmasına rağmen güven endeksleri gayet iyi noktalarda. PMI endeksi 50'nin üzerinde, büyüme iyi. Dolayısıyla güven noktasında herhangi bir problem görmüyoruz. Geleceğe doğru hep beraber güvenle baktıktan sonra ekonomimizin önü açık demektir" diye konuştu.

www.aksiyonhaber.com

Bu haber toplam 335 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Aksiyon Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 02122937548 | Haber Yazılımı: CM Bilişim