• BIST 101.849
  • Altın 259,118
  • Dolar 5,6360
  • Euro 6,3235
  • İstanbul 27 °C
  • Ankara 21 °C

Ateş ile barut yan yana!

Recep Canpolat

Son beş sezondur Türk teknik direktörlerin görev verildiği Fenerbahçe’de 2015-2016 sezonu öncesi tam anlamıyla bir revizyona gidildi. Sportif direktör Giuliano Terraneo’nun göreve başlamasının ardından Portekizli teknik direktör Vítor Pereira ile anlaşma sağlayan sarı-lacivertlileri nasıl bir sezonun beklediği merak konusu.

TAM BİR WİNNER

Sarı-lacivertlilerin Portekizli teknik direktörü Vítor Pereira; hırslı, tutkulu bir antrenör olmasının yanısıra kazanma alışkanlığıyla da ön plana çıkıyor. Teknik direktörlük kariyerine 2004-2005 sezonunda Sanjoanense takımında başlayan Pereira, iki sezon da Espinho’yu çalıştırdıktan sonra 2008’de Portekiz 2. Lig takımlarından Santa Clara’nın başına geçti. Genç teknik adam, 2010’a kadar Azores temsilcisinin başında çıktığı 69 maçta 31 galibiyet, 21 beraberlik, 17 mağlubiyet aldı. 2010-2011 yılları arasında Porto’ya ilk adımını atan Portekizli çalıştırıcı, bir sene Villas-Boas’ın yardımcılığını yaptıktan sonra ondan boşalan teknik direktörlük koltuğuna oturarak kariyerinin belki de dönüm noktası olan bu fırsatı iyi değerlendirmek istiyordu. Nitekim öyle de oldu. 2011-2013 yılları arasında Porto’nun başında olan Pereira, iki seneye dört kupa sığdırarak Villas-Boas’ı aratmadı. İki Portekiz Ligi şampiyonluğu ve iki Portekiz Süper Kupa şampiyonluğu ile mükemmele yakın bir performans sergileyen 46 yaşındaki teknik adam, Porto’nun başında çıktığı 89 maçtan 62 galibiyet çıkararak dikkatleri üzerine çekmeyi başardı.

PREMIER LİG’İN KAPISINDAN DÖNDÜ

Porto’da yakaladığı başarıyla adı artık daha sık duyulan Vítor Pereira’ya, Porto’dan ayrıldıktan sonra İngiltere Premier Lig ekiplerinden Everton talip oldu. Yemyeşil bir zemin, Goodison Park’ın masmavi tribünleri, birçok oyuncunun ve teknik direktörün hayali olan dünyanın en prestijli ligi onu beklerken Portekizli çalıştırıcı herkesi şoke ederek, Portekiz basınına göre ‘tamamen duygusal’ bir sebepten dolayı Katar’ın Al-Ahli takımının başına geçti. Katar’da kısa bir dönem antrenörlük yapan Pereira, bu süreçte çıktığı 20 maçta 9 galibiyet, 7 beraberlik ve 4 mağlubiyet aldı. Zaten bu galibiyet oranından pek memnun kalmayan Katarlı yöneticiler, Vitor Pereira’nın; yazımızın devamında bahsedeceğimiz meşhur olaylı basın toplantısından sonra kendisiyle yollarını ayırdı. Kısa süren Katar macerasından sonra belki de Everton’a gitmemesinin verdiği pişmanlıkla günlerini geçiren Pereira’ya şans bir kez daha güldü ve Yunan devi Olympiakos’tan teklif aldı. Michel ile yollarını ayıran Yunan temsilcisi, yarım sezonluğuna Vitor Pereira’yı takımın başına getirdi. Portekizli teknik adam, Yunanistan Ligi’nin ikinci yarısında Olympiakos’un başında çıktığı 27 maçta 18 galibiyet, 6 beraberlik ve 3 mağlubiyet alarak ligi şampiyon tamamladı ve kariyerine bir de Yunanistan Ligi şampiyonluğu ekleyerek ‘winner’ olma özelliğini gözler önüne serdi. Peki Vítor Pereira’nın 2,5 sezonda 5 kupa kaldırması sizce başarı mı, yoksa abartılmaması gereken olağan bir durum mu? 2 Portekiz Ligi, 2 Portekiz Süper Kupası, 1 Yunanistan Ligi şampiyonluğu. Kulağa çok hoş geliyor değil mi? Okuyucularımız bu soruyu muhtemelen ‘Evet’ diyerek cevaplarken ben de bu sırada Porto ve Olympiakos’un son yıllardaki şampiyonluk sayılarına değinmek istiyorum. Evet, Olympiakos son 19 yılın 17’sinde; Porto ise son 15 yılın 13’ünde kendi liginde şampiyon olmuş. Bu harikulade durumu Vitor Pereira üzerinden değerlendirecek olursak; bu başarılarının küçümsenmemesi için Fenerbahçe’yi de şampiyon yapması, onun bir zorunluluğu gibi gözüküyor.

BİR DEVİR BİTTİ KABUL EDELİM

Muhabir, ”Hayatınızda hiç profesyonel futbolculuk yapmamış olmanıza rağmen nasıl başarılı bir teknik direktör oldunuz?” Diye sorar; efsanevi İtalyan teknik direktör Arrigo Sacchi de şu cevabı verir: ”İyi bir jokey olmak için önce at olmak gerekmez…” Bu örneğin son 10 yıldaki en büyük kanıtı, Portekizli teknik direktör Jose Mourinho oldu. O geldikten sonra bir devir sona erdi. Gri paltolu adamdan sonra artık bu tartışmalar rafa kaldırıldı ve önceden eksi olarak görülen, teknik adamların düşük profilli futbolculuk kariyerleri artık dezavantaj olmaktan çıktı. Dolayısıyla Fenerbahçe’nin yeni teknik direktörü Vítor Pereira’nın futbol hayatını sorgulayacak olanlar, boşuna yol kat etmiş olacaklar. Eğer Pereira’nın gerçekten eksi yönlerini, daha doğrusu Fenerbahçe ile uyuşmayacağı, ters düşebileceği yönlerini görmek istersek, onun kişiliğinden bahsetmek kaçınılmaz olacaktır.

İŞİNE KARIŞILMASINI SEVMEZ

”Ben, sahada gördüğüm şey hakkında konuşurum, senin duymanı istediklerini değil…” Bu sözler, Vítor Pereira’ya ait. Al-Ahli’yi çalıştırdığı dönemde maçtan sonra basın toplantısı sırasında rakip futbolcunun art niyetli olarak oyuncularını sakatlamak istediğini dile getiren Vítor Pereira, bir Ah-Ahli yöneticisinin uyarısıyla karşı karşıya kalır. Al-Ahli yöneticisi, Pereira’ya sadece teknik konular hakkında konuşmasını, bireysel performanslara değinmemesi gerektiğini söyler. Bu uyarı karşısında deliye dönen Portekizli, ”Meslek hayatımda ilk defa biri bana ne konuşacağımı söylüyor; ancak ben ne istersem onu konuşurum” diyerek basın toplantısını terk eder. Bu olay, Portekizlinin ne kadar bağımsızlığına düşkün olduğunu gösteriyor. İşine karışılmasını asla istemiyor ve umarım bu durum; bir gün aynı odada tam Aziz Yıldırım onu görevden aldığını söyleyecekken, onun da aynı anda istifa dilekçesini başkana iletiyor olmasına sebep olmaz. Konu eksilerinden açılmışken, biraz da saha içine dönelim. Portekizli teknik adamın, saha içinde Fenerbahçe ile yaşayacağı en büyük sorunu kadro seçimi olabilir; zira Portekizli teknik adam tam bir mükemmeliyetçi. Oynayacak oyuncunun sahaya her şeyini vermesini, bunun için de fizik olarak güçlü olmasını istiyor. Evet, onun felsefesinde eğer bir futbolcu %100 hazır değilse, bu isim James Rodriguez bile olsa formayı alamaz. 46 yaşındaki çalıştırıcı, Porto’nun başındayken 2012-2013 sezonunda Şampiyonlar Ligi 2. turunda Malaga ile oynadıkları iki maçta da James Rodriguez’i fizik gücü yetersiz olduğu için kulübede bıraktı. Malaga’ya elenen Porto’da fatura bu sebepten ötürü Vitor Pereira’ya kesildi. Düşünsenize, dönemin Alex De Souza’sı, bir Şampiyonlar Ligi 2. tur maçında antrenman eksiği var diye yedek oturtuluyor ve Fenerbahçe eleniyor! İnanın, hocanın uçak bileti bile hazırlanmış olurdu. Yine de Pereira, bildiği doğrudan asla şaşmadı. Bu tespiti destekleyecek bir başka örnek arayacak olursak; Vitor Pereira’nın Olympiakos’unun, geçtiğimiz sezon 18 lig maçında sadece bir kez; önceki haftanın ilk 11’iyle sahaya çıktığını gösterebiliriz. Bu durum her ne kadar Pereira’nın rotasyon delisi olduğu anlamına gelse de, Portekizlinin mesajı net: %100’ünü veremezsen, oynayamazsın. Peki bu durum Fenerbahçe’ye nasıl yansır diye soracak olursanız, geçtiğimiz sezona bakarsak, pek olumlu yansımayacağı kesin; zira Fenerbahçe geçen sezon istikrar anlamında bazı sıkıntılar yaşadı. Gökhan Gönül, Caner Erkin, Mehmet Topal ve Dirk Kuyt dışında kimse %100’ünü veremedi. Bu durumda yaş ortalaması da yüksek olan sarı-lacivertlilerin, birçok transfer yapmak zorunda kalması kaçınılmaz gibi gözüküyor. Dolayısıyla Vítor Pereira’nın bu kırmızı çizgisi, sezon içinde bazı problemleri ortaya çıkarabilir.
Hocanın bu eksi yönlerini bir kenara bırakıp biraz da artılarından bahsetmek gerekirse Portekizli çalıştırıcının en büyük avantajı Yunanistan Ligi’nde başarılı olması olarak göze çarpıyor. İspanya ya da Hollanda’da başarılı olan bir teknik direktör, Türkiye’ye uyum sağlayamayabilir. Nitekim bunun geçmişte, hem de Fenerbahçe üzerinden örnekleri elimizde mevcut. İspanya’yı 2008 Avrupa şampiyonu yapan Luis Aragones’in Fenerbahçe’de nasıl tel tel döküldüğü; PSV’yi dört kez Hollanda şampiyonu yapan; bununla da yetinmeyip Hollanda’yı 1988’de Avrupa şampiyonluğuna taşıyan Gus Hiddink’in, Fenerbahçe’de nasıl hayal kırıklığı yarattığı tüm gerçekliğiyle karşımızda duruyor. Patron bu kez yakından geliyor ve bu gergin, stresli ortamları çok seviyor. Dünyanın en hırçın taraftar gruplarından biri olan Gate 13’ün (Panathinaikos) önüne gidip hareket çeken, ardından da tüm taraftarların sahaya inip olay çıkarmasına sebep olan bir adamdan da sakinlik beklemek saçmalık olurdu zaten. Türkiye’de takım otobüsü kurşunlanırken, Yunanistan’da da stadyumdan çıktığınız anda benzer şeylerle karşılaşabiliyorsunuz. İki ülkenin futbolunu kıyasladığımızda ise gerek oyun temposu, gerekse sertlik anlamında Yunanistan ve Türkiye Ligi arasında birçok benzerlik baş gösteriyor. Buna ilave olarak Portekizlinin bir diğer avantajı olarak da müslüman bir ülke olan Katar’da görev alıp bu kültürü, tecrübeyi yaşadıktan sonra Türkiye’ye gelmesini gösterebiliriz. Hâl böyleyken, genlerimize bu kadar yakın bir yerden gelen Vítor Pereira’nın, Türkiye’de uyum sorunu yaşayacağını düşünmek biraz mantık dışı olabilir.
Peki Pereira’nın takımları nasıl oynar? Geçen sezon bazen tam 7 tane savunmaya dönük oyuncuyu sahada görüp isyan eden Fenerbahçeliler, artık o istediği futbolu sahada görebilecek mi? Pereira’nın daha önce çalıştığı takımlarda oynattığı futbola ve Fenerbahçe’ye imza attıktan sonra oyun stili hakkında yaptığı açıklamalara bakarsak, sarı-lacivertli taraftarlar bu sezon oynanacak oyundan zevk alacak gibi görünüyor. Vitor Pereira’nın, Fenerbahçe ekolüne uygun bir oyun stilini tercih ediyor olması bu durumu açıklayan en büyük kanıt. Evet, Zico’nun oynattığı futbolu özleyen, tadı damağında kalan Fenerbahçeliler şimdiden kombinelerini almaya başlayabilir; çünkü Vitor Pereira, ısıran, yüksek tempolu futbolu benimsiyor; ancak bunu yaparken de savunmadaki güvenliği elden bırakmıyor.

PORTEKİZLİLERİN SIRRI

Fenerbahçe, 2015-2016 sezonuna bir Portekizli teknik adam ile başlayacak. Başta herkese, ”Eee, ne olmuş yani?” Dedirten bu özelliği, geçtiğimiz sezonun istatistikleriyle birleştirdiğimizde bu durumun gerçekten önemli bir avantaj olduğunu kanıtlayabiliriz. 2014-2015 sezonunda Avrupa’nın en iyi 15 liginde 10 şampiyon takımın hocası yerli olurken; geriye kalan yabancı 5 hocadan İspanyol Pep Guardiola’yı çıkarırsak, diğer dört teknik adamın Portekizli olması oldukça üzerinde durulması gereken bir istatistik olarak göze çarpıyor. İngiltere’de Jose Mourinho’nun Chelsea’si, Rusya’da Andre Villas-Boas’ın Zenit’i şampiyon olurken; İsviçre’de Paulo Sosa’nın Basel’i, Yunanistan’da ise Vitor Pereira’nın Olympiakos’u ipi göğüsleyen takımlar arasında yer aldılar. Bu başarıların birinci sebebi olarak Jose Mourinho ile başlayan Portekizli hoca akımını gösterebiliriz. Mou’nun Porto ve Chelsea’deki başarılarından sonra her kulübün kendi Mourinho’sunu aramaya başlaması, Portekizlilerin önünü açan ilk ve en büyük sebep oldu. Portekizli hocaların bu kadar başarılı olmasının ikinci sebebini de, konuştukları dil olarak gösterebiliriz. Avrupa’da oynayan 1000 üzerinde futbolcunun Brezilyalı olup Portekizce konuşmaları elbette ki başarı için önemli bir faktör olarak göze çarpıyor.

BAŞARILI OLUR MU?

Her başkan, getirdiği teknik adamın kulübüne başarı kazandırmasını ister. Yukarıdaki bilgileri, değerlendirmeleri bir araya topladığımızda Vitor Pereira’nın Fenerbahçe için doğru bir tercih olduğu ortaya çıkıyor; ancak burada asıl sorgulanması gereken konu, Vitor Pereira’nın hangi Fenerbahçe’yi çalıştıracağı olacaktır. Portekizli çalıştırıcı; Aziz Yıldırım’ın geçtiğimiz sezon başında, ”Teknik direktör çok önemli değil, kim olsa yapar” dediği Fenerbahçe’yi mi çalıştıracak; yoksa oluşturulacak kadronun, sahayla ilgili her konunun tamamen sportif direktör Giuliano Terraneo’ya bırakıldığı, kadroya ve sahaya dışarıdan bir müdahalenin olmadığı bir Fenerbahçe’yi mi çalıştıracak? Eğer Fenerbahçe hâlâ birinci öncüldeki Fenerbahçe’yse, Vitor Pereira son derece yanlış bir tercih; ancak ikinci öncüldeki Fenerbahçe’yi çalıştıracaksa, bundan daha iyi bir teknik direktör tercihi olamaz. Nitekim şu zamana kadar yapılan transferlere, gönderilen oyunculara bakıldığında Fenerbahçe’nin ikinci öncüle daha yakın olduğu gözle görülür bir biçimde ortada. O hâlde bu modernleşme, profesyonelleşme devam ederse bu sene sahne Portekizlinin olacaktır.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Aksiyon Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 02122937548 | Haber Yazılımı: CM Bilişim