• BIST 109.330
  • Altın 155,771
  • Dolar 3,8638
  • Euro 4,5501
  • İstanbul 8 °C
  • Ankara 10 °C

20 yıl öncesine göre daha az özgürüz!

20 yıl öncesine göre daha az özgürüz!
20'nci kez sahibini bulan ve bu yıl Twitter yasağının kaltması için AYM'ye başvuran avukatlara verilen Düşünce ve İfade Özgürlüğü Ödülleri hakkında Yayıncılar Birliği Başkanı Metin Celal'le konuştuk. Celal, 20 yıl sonra daha özgür olmadığımızı söylüyor. "

Türkiye Yayıncılar Birliği’nin verdiği ödül, yirmi yıldır bu uğurda yargılanan yazar ve yayıncılara yönelik en önemli desteklerden biri. Ödülü düzenleyen Türkiye Yayıncılar Birliği’nin başkanı Metin Celal’e ne kadar yol gittiğimizi sordum : “20 yılda sanki bir çember çizmişiz. 1994’te açıkladığımız raporu bugün yayımlasak kimse güncel olmadığını fark etmez” diye anlattı.

1994 - 1995’te yayıncıların yaptığı eylemler 20 yıllık bu ödülün kıvılcımı oldu. O günkü politik ortam nasıldı, Düşünce ve İfade Özgürlüğü ödüllerini vermeye nasıl başladınız?Hapisteki gazeteci, yazar, yayıncı sayısı 104’e ulaşmış. Bir ay içinde 54 yayın yasaklanmış. Basın davalarında 112 yıl hapis, 22 milyar para cezası talep edilmiş. Hayır, geçtiğimiz yıldan değil 1994’den söz ediyorum. Belge Yayınları sahibi Ayşe Nur Zarakolu, Sorun Yayınları sahibi Sırrı Öztürk, Doz Yayınları sahibi Selim Okçuoğlu kesinleşen mahkûmiyetleri nedeniyle cezaevindeydi. Hapis edilmeyi bekleyen yayıncılar, yazarlar vardı. Bu ortamda 106 yayınevinin imzası ile ve Çağrı başlığı ile Eylül 1994’de ilk yayımlama özgürlüğü raporumuz yayınlandı. 1995’de simgesel ve korsan sayılabilecek bir eylemle, İstanbul Kitap Fuarı’nın koridorlarında üzerlerimize yayınlama özgürlüğü için çağrı yapan tişörtlerimizi giydik ve ilk Yayımlama Özgürlüğü ödülü yayıncı Ayşe Nur Zarakolu ve yazar Haluk Gerger’e verildi.

Ödülü bugüne kadar kimler aldı? Ödül alanlar nasıl bir ortak paydada buluşuyor ya da nasıl bir çeşitlilik gösteriyor?
Yaşar Kemal, Erdal Öz, Muzaffer İlhan Erdost, Nadire Mater, Mehmet Uzun, Enis Batur, Fikret Başkaya, Herkül Millas, Baskın Oran, Elif Şafak, Perihan Mağden, Nedim Gürsel, Nedim Şener, Ahmet Şık, Ahmet Altan gibi birbirinden değerli yazar ve yayıncılar, kitapçılar bu ödülü aldı. Hepsi kendi alanında önemli, farklı anlayış ve görüşlerde. Ödül alanların buluştuğu ortak payda yazarlık ya da yayıncılık faliyetlerinden dolayı yargılanmalarıdır.

Düşünce özgürlüğüne yönelik müdahaleler, farklı dönemlerde farklı yöntemlerle farklı alanlara odaklanıyor. 20 yılda nasıl bir süreç geçti, kısaca özetler misiniz?
1994’den bugüne 20 yılda neler olmuş bir bellek tazelemesi yapmak amacıyla her yıl açıklanan yayınlama özgürlüğü raporlarını, ödül alanların biyografilerini 240 sayfalık bir kitapta topladık. Bu kitaba baktığımda bir şeyler değişiyor gibi görünse de işin aslının aynı kaldığını görüyorum; iktidarlar farklı görüşlere tahammül edemiyorlar. İktidarda hangi partinin olduğunun önemi yok, hiçbir aykırı ses duymak istemiyor ve çeşitli şiddet ve yoğunlukla düşünce ve ifade özgürlüğünü engellemeye, aykırı sesleri susturmaya çalışıyorlar. 1994’de açıklanan raporu bugün yayımlasak kimse güncel olmadığını fark etmez. 20 yılda sanki bir çember çizmişiz. Yasa değişiklikleri için mücadele verilmiş. Türk Ceza Kanunu’ndan yayımlama özgürlüğünü kısıtlayan maddeler çıkmış yerine Terörle Mücadele Yasası (TMY) gelmiş. Devlet Güvenlik Mahkemeleri kalksın diye mücadele etmişiz yerine Özel Yetkili Mahkemeler gelmiş. 2000’li yılların başında AB’ye katılım umuduyla yasalarda bir dizi düzenleme yapılmış, tam artık yayınlama özgürlüğü alanı genişliyor derken TMY’den arka arkaya davalar gelmeye başlamış. Muzır yasaları yeniden hortlatılmış, ceza kanununda daha önce kullanılmayan “hakaret” gibi maddeler bulunmuş. Kısacası, durum yirmi yıl öncesine göre çok karanlık, daha da karanlık olacak.

En azından artık 80’lerde, 90’larda olduğu gibi kitaplar toplatılmıyor, dahası yazarlar cezaevine girmiyor. 301-302 kalktı, Ceza Yasası’nda pek çok değişiklik oldu… Buna rağmen neden daha iyi bir yerde değiliz?Bir açıdan baktığınızda sanki yayınlama özgürlüğü açısından olumlu adımlar atılıyormuş gibi görünüyor. “Artık kitaplar toplatılmıyor, dahası yazarlar cezaevine girmiyor” çünkü yargı paketleri ile getirilen bir düzenleme ile beraatle sonuçlanması gereken davalar bile 3- 5 yıllığına ertelendi. Yayıncı ya da yazar yeni bir kitabından yargılanmaya başladığı anda bu dosyalar tekrar açılacak. 301 – 302 sanıldığı gibi kalkmadı sadece adalet bakanının onayına bağlandı, dava sayısı azaldı ama istendiği anda tekrar işletilebilir. Aynı şekilde Türk Ceza Yasası’nda da yayınlama özgürlüğünü engelleyecek birçok madde var. Her an onlar da kullanıma sokulup yazarlar, yayıncılar yargılanmaya başlayabilir. Terörle Mücadele Yasası’nda yazarı, yayıncıyı “terörist” diye hapise sokacak maddeler aynen duruyor. Yani yazarın, yayıncının otosansür uygulaması için yeterince yasa var.
Genel Kurmay Başkanı sosyal medyayı güvenliğe doğrudan tehdit olarak tanımlıyor. Devlet, hükümet interneti, özellikle twitter, youtube gibi sosyal medya sitelerini geleneksel medyadan daha büyük bir tehlike olarak görüyor. Çünkü geleneksel medyayı, gazeteleri paronlarını tehdit edip gazetecileri işten attırarak, televizyonları RTÜK’ün ağır para cezaları ile kontrol altına aldıklarını düşünüyorlar. Kitap yayıncılığını da ceza tehdidi ile otosansüre yönelttiler geriye internet kaldı. 2014 Ocak ayı itibariyle çoğu idari kararla yani herhangi bir yargılanmaya gerek görmeden 40733 internet sitesine erişim engellenmiş durumda. Bu sayı altı ayda daha da artmıştır. Ve internet alanını düzenlemek yani kontrol altına almak için yeni yasalar çıkartılmasından söz ediliyor. Yayıncılığın geleceğinin dijital alanda olduğu ortadayken böyle bir rakamla karşılaşmamız sanırım geleceğin çok daha karanlık olacağını söylemek için yeterli.



Bu yılki ödül, internet özgürlüğüne Türkiye Yayıncılar Birliği’nin ‘Düşünce ve İfade Özgürlüğü Ödülü” bu akşam düzenlenecek törenle bu yılki sahiplerine verilecek. İstanbul Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Yaman Akdeniz ve Ankara Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Kerem Altıparmak Twitter yasağının kalkması için Anayasa Mahkemesine yaptıkları başvuru dolayısıyla ödül aldı. 39 yıllık kitapçı Ahmet Atilla Gözendor da bağımsız kitapçılık mesleğine verdiği emekten dolayı ödüllendirildi.
Törende iki isme özel ödül verildi. Ödülleri 17 yıldır hücre hapsinde yaşayan, hapse girdikten sonra çeşitli yabancı dilleri öğrenerek çok sayıda önemli çeviri yapan Tonguç Ok ve Mezopotamya Kültür Merkezi’nde kitap satış sorumlusu olarak çalışırken “örgüt üyesine kitap sattığı” gerekçesiyle hapis cezası alan ve bebeklerinin gelişimi için cezasını erteletme mücadelesi veren Mülkiye Demir Kılınç aldı.
Ödülün 20. Yılı dolayısıyla Türkiye’de Yayınlama Özgürlüğü Mücadelesinin 20 Yılı başlıklı bir de panel düzenlenecek. Friedrich-Ebert-Stiftung Türkiye Temsilciliğinin katkılarıyla düzenlenen panele Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Turgay Olcayto yönetecek, Sedat Ergin, Nadire Mater, Fikret İlkiz, Şanar Yurdatapan konuşmacı olarak katılacak.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Aksiyon Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 02122937548 | Haber Yazılımı: CM Bilişim