Başbakan’ın İstanbul’da iki yeni şehir kurulacağını açıklamasıyla tartışmalar da başladı. Henüz ayrıntıları açıklanmayan projenin İstanbul Çevre Düzeni Planı’nda öngörülen Avrupa yakasında Silivri, Anadolu yakasında Kartal’ı merkez alan yapılanma modeli ya da Karadeniz kıyısının yapılaşmaya açılması olabileceği tahmin ediliyor. Mimarlar Odası Genel Başkanı Eyüp Muhcu, bu proje ile İstanbul nüfusunun 25-30 milyona çıkacağını belirterek “Kent-le ilgili alınmış hatalı kararların toplamından bile daha hatalı bir karar” değerlendirmesini yaptı. İnşaat Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Cemal Gökçe, Anadolu ve Avrupa yakasındaki ormanların ranta teslim edileceğini vurguladı. Prof. Ahmet Vefik Alp de, İstanbul’un “Kâbus ve korku şehri”ne dönüşeceği uyarısında bulundu.
Başbakan’ın yeni projesini gazetemize değerlendiren Mimarlar Odası Başkanı Muhcu, iki yeni kentin Kartal ya da Silivri’ye kurulacağını düşünmediğini söyleyerek “Çevre Düzeni Planı’nda Silivri ve Kartal konuları ele alınmıştı. İki yeni kent, var olan plandan bağımsız gibi anlaşılıyor” diye konuştu. Yapımı planlanan 3. köprünün işlevsiz kalması riskine karşı kuzeyde Şile ve Çatalca’da iki yeni kent kurulmasının planlandığını söyleyen Muhcu, bu bölgelerin kıyı, orman ve tarım alanlarını kapsadığını vurguladı. İstanbul için İBB tarafından uzmanlara hazırlatılan 1/100 binlik Çevre Düzeni Planı’nda kent için maksimum 17 milyon nüfus öngörüldüğünü anlatan Muhcu, “Bu nüfusun üzerine iki yeni kent nüfusu daha eklenecek. Yani 10 milyonu aşan yeni bir nüfus öneriliyor. Kentin nüfusu 25-30 milyona çıkacak. Planı eleştirdik, ama bunu konunun uzmanlarına hazırlattılar. Planda uzmanların vermediği kararı Başbakan veriyor. İki kent projesi, Çevre Düzeni Planı’nı da çöpe atıyor” dedi. Muhcu, kentte kimi hatalı tekil yatırım kararlarının yarattığı tahribatın kontrol edilebilir ölçekte olduğunu, ancak bu yeni projenin neden olacağı tahribatın kontrol edilemeyeceğini belirtti. İki yeni kent projesinin sadece İstanbul’u değil Trakya’yı ve Düzce Ovası’nı da olumsuz yönde etkileyeceğine dikkat çeken Muhcu, tüm partilerin kent üzerinde siyaset yapma alışkanlığı içinde olmasını da eleştirdi.
Ormanlar ranta teslim
İnşaat Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Cemal Gökçe ise Başbakan’ın açıkladığı proje ile Anadolu yakasında Ömerli, Beykoz, Şile ormanları ile Avrupa yakasında Belgrad, Kemerburgaz, Çatalca ormanlarının ranta teslim edileceğine dikkat çekti. Bu bölgelerin yapılaşmaya açılmasıyla İstanbul’un 25 milyonu aşkın bir nüfusa sahip olacağını ifade eden Gökçe, şunları söyledi:
“Kent bilimine rasyonel bir akla dayanmayan, günübirlik çıkara, İstanbul’un pazarlanmasına ve satışına yönelik bu projeler yerli ve yabancı sömürücülere hoş gelebilir, onların ilgisini çekebilir ama İstanbul’u daha da yaşanmaz bir hale getirir. Tarihimize ve kültürümüze bıçak gibi saplanacak Başbakan’ın ‘iki yeni kent projesine’ insanım diyen, torunlarımı ve gelecek kuşakları seviyorum diyen herkesin karşı çıkması gerekir.”
Vize uygulamasına ne oldu?
İstanbul’un eski belediye başkanlarından Nurettin Sözen, Başbakan’ın kentteki nüfusu kontrol altına almak için vize uygulamasını hayata geçirmeye çalışırken ortaya attığı göçü tetikleyecek bu yeni projenin çelişki yarattığına dikkat çekti. Sözen, “Mesela Roma da eski ve yeni Roma diye iki bölümden oluşur. Ama Başbakan’ın önerisi öyle bir şey de değil. Sadece arsa spekülatörlerine olanak sağlayan rantçı bir anlayışı ortaya koyuyor. Ciddi bir araştırma ve inceleme ürünü olduğunu sanmıyorum” dedi. Sözen, İstanbul’da depreme karşı önlem almak, gelir-hizmet dağılımı eşit olan bir kent yaratmak gibi iyileştirme çalışmaları yerine Erdoğan’ın seçime yönelik fantezi sözler söylemesini eleştirdi.
Kâbus ve korku şehri
Uluslararası Mimarlık Akademisi Bölge Başkanı Prof. Dr. Ahmet Vefik Alp, iki yeni uydu şehir projesinin İstanbul’u “Ekümenopolis” yapabileceği uyarısında bulundu. Alp, bu kavramı şöyle açıkladı: “Ekümenopolis ünlü Yunan kentbilimci Doxiadis’in oluşturduğu bir kelimedir. ‘Polis’ şehir demektir. Büyüğü ‘Metropolis’, daha büyüğü ‘Megapolis’tir. Skalanın en tepesinde ise kâbus ve korku şehri ‘Ekümenopolis’ vardır. Nüfusu 30 milyonlara dayanmış, her tarafı betonlanmış, havası, yeşili, suyu tükenmiş, yaşanması bir ıstırap, bir çile olan, hormonlanmış, hastalanmış, bitkisel yaşama girmiş ölümü bekleyen kanserli kentleri tanımlamak için kullanılmaktadır.”